Otizm spektrum bozukluğu ve cinsiyet disforisi

Cinsiyet karmaşası ile otizm arasında açık bir bağlantı olduğuna dair farkındalık giderek artarken otizmli gençler için öz benliğinden uzaklaşarak kendini bir etiketle tanımlamayı bu kadar cazip kılan nedenlerin ne olduğunu araştırmamız hayati önem taşımaktadır.
Otizm spektrum bozukluğu ve cinsiyet disforisi


Kaynak: transgendertrend.com
Erişim tarihi: 09.03.2023

Ebeveynler, klinisyenler ve terapistler arasında, cinsiyet karmaşası ile otizm spektrum bozukluğu (OSB) arasında açık bir bağlantı olduğuna dair farkındalık giderek artmaktadır.

Kapatılana kadar Tavistock & Portman Cinsiyet Servisi'ne (GIDS) başvuranların %76'sının ergenlik çağındaki kızlardan oluştuğunu ve bu kızların %48'inin otizm tanısı aldığını ya da otizm özellikleri gösterdiğini Tavistock'un istatistiklerinden biliyoruz.

Bu sayı, tüm nüfusun yalnızca %1'inde görülen otizm özelliklerini paylaşan şaşırtıcı sayıda genç insan anlamına gelmektedir. Cinsiyet disforisi (cinsiyet hoşnutsuzluğu) yaşayan veya transseksüel şemsiyesi altında otizm spektrumundaki çocuk ve gençlerin sayısı arasında bir bağlantı olduğuna dair açık kanıtlar olsa da, nedenini inceleyen bir araştırma yoktur. Araştırma olmamasının sebeplerinden biri, cinsiyet disforisi yaşayan veya trans olduğunu söyleyen çocuk ve gençlerin sayısındaki artışın çok hızlı gerçekleşmiş olmasıdır; bu artış araştırmaların ayak uyduramayacağı kadar hızlı olmuştur.

NHS Cinsiyet Servisi'ne (GIDS) yapılan başvurularda 2009'dan 2019'a kadar geçen on yıl içinde %3263'ün üzerinde (ilk rakamların 32 katından fazla) eşi benzeri görülmemiş bir genel artış yaşanmış olup, bu süre zarfında ergenlik çağındaki kızlardan yapılan başvurularda %5337'lik (ilk rakamların 53 katından fazla) bir artış kaydedilmiştir. Tüm yönlendirmelerin önemli bir kısmının otizm özellikleri gösterdiğinin anlaşılmasıyla birlikte, bunun nedenine ilişkin herhangi bir araştırmanın sonuçlarını görmemiz için daha uzun yıllar geçmesi gerekebilir. Elbette, böyle bir araştırmanın yapıldığını varsayarsak…

Hem cinsiyet değiştirme hem de translıktan vazgeçme (detransisyon) sürecine dair tarihsel olarak çok az bulgu vardır ve bu süreçler hem psikolojik hem de fiziksel olarak son derece travmatik olabilir. Şu anda, hem Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Hizmetleri hem de genel olarak yetişkin ruh sağlığı hizmetleri için finansman eksikliğinin yanı sıra GIDS'te sunulan hizmet kalitesini etkileyen sağlık bütçesi kesintileri nedeniyle, cinsiyet disforisine neyin neden olduğuna dair sağlam bir araştırma yoktur. Bunun yerine, "cinsiyet onaylayıcı bakım" adı altında cinsiyet değişimini kabul ve teşvik eden modeli takip etmek daha kolay ve daha ucuz bulunmaktadır.

Disfori yaşayan çocuk ve ergenlerin içinde bulunduğu sosyal ve politik ortam hızla değişmektedir ve tedavi kılavuzlarını destekleyen kanıtlar ya da bunların eksikliği üzerine daha fazla ışık tutuldukça, giderek daha fazla meslek kuruluşu, klinik uzman ve akademisyenin yanı sıra terapistler, eğitimciler, ebeveynler ve politikacılar seslerini yükseltmektedir.

Mart 2022'de Fransa'daki Ulusal Tıp Akademisi, cinsiyet disforisinin tedavisinde dikkatli olunması çağrısında bulunan bir bildiri yayınladı: "Detransisyon (translıktan vazgeçip esas cinsiyetine geri dönmek) isteyen genç yetişkinlerin sayısındaki artışın da gösterdiği gibi, gereksiz teşhis riski gerçek bir tehlikedir. Bu nedenle, psikolojik bakım aşamasını mümkün olduğunca uzatmak uygun olacaktır'"

Otistik spektrum
Cinsiyet disforisi yaşayan ve otizm spektrumundaki çocuk ve gençlerin sayısı arasında bir bağlantı olduğuna dair açık kanıtlar olsa da, nedenini inceleyen bir araştırma yoktur.

Fransa, çocuklarda ve ergenlerde cinsiyet disforisini tedavi etmek için ergenlik engelleyicilerin ve karşı cinsiyet hormonlarının kullanımını kısıtlayan veya aşırı dikkatli olmaya çağıran İngiltere, Finlandiya, Danimarka ve İsveç'e katıldı. Dünya Transseksüel Sağlığı Profesyonel Birliği’nin (WPATH) başkanı Dr. Marci Bowers ve ABD Transseksüel Sağlığı Profesyonel Derneği'nin eski başkanı Dr. Erica Anderson, çocukların ömür boyu sürecek bir tıbbi yola hızla yönlendirilmesinden duydukları endişeyi dile getirdiler.

2020 yılında Finlandiya Sağlık Hizmetlerinde Tercihler Konseyi (COHERE), reşit olmayanlar için cinsiyet değiştirme sürecine ilişkin kılavuzlarını sıkı bir şekilde güncelledikten sonra aşağıdaki açıklamayı yayınlamış ve cinsiyet disforisi ile ilgili herhangi bir sorun ele alınmadan önce diğer komorbid (eşlik eden) psikiyatrik sorunların tamamen ele alınması gerektiğini açıkça belirtmiştir: "Cinsiyetiyle ilgili sorun yaşayan bir çocuk veya gencin, özel tıbbi bakım gerektiren eş zamanlı başka psikiyatrik semptomları varsa, gelişimini engelleyen semptomları olan bir psikiyatrik hastalığın neden olduğu bozukluk döneminde cinsiyet sorunu konusunda herhangi bir sonuca varılamayacağından, bozukluğun niteliği ve ciddiyetine göre tedavi kendi bölgesindeki hizmetler tarafından düzenlenmelidir."

2021 yılında, ülkedeki en büyük pediatrik cinsiyet kliniğine ev sahipliği yapan İsveç'teki Karolinska Enstitüsü, ergenlik engelleyicilerin ve hormonların kullanımını yalnızca klinik araştırmalarla sınırlandırmıştır. Disforik çocukların tedavisine yönelik WPATH kılavuzlarının dayandığı 'Hollanda Protokolü' olarak adlandırılan araştırmanın, hepsi küçük çocukken disfori geliştirmiş ve çocukluk ve ergenlik boyunca bundan derinden etkilenmiş olan küçük bir erkek jenerasyonu üzerinde yürütüldüğü, günümüzdeki ergenlik döneminde aniden ortaya çıkan cinsiyet disforisi vakalarından farklı olduğu kabul edilmektedir.

Çocuklar, Ergenler ve Genç Yetişkinler için Bilgilendirilmiş Rızanın Yeniden Değerlendirilmesi (Levine ve diğerleri 2022) adlı yakın tarihli araştırma makalesi, Hollanda protokolünün sınırlamalarını vurgulamakta ve Keira Bell & Bayan A. tarafından Tavistock GIDS'e karşı açılan Yüksek Mahkeme davasının merkezinde yer alan çocuk ve gençlerin bilgilendirilmiş rızası kavramını sorgulamaktadır. Bayan A dava dilekçesinde 15 yaşındaki otizmli kızının, tıbbi cinsiyet değiştirme müdahalelerine geçerli bir şekilde rıza gösterebileceğini düşünmediğini belirtmiştir.

Dr. Hilary Cass tarafından yürütülen, çocuk ve gençlere yönelik cinsiyet disforisi hizmetlerine ilişkin bağımsız incelemenin kısa süre önce yayınlanan sonucunda, GIDS'e başvuran nöroçeşitliliğe (sinir hücrelerinin işlevi açısından farklılık gösteren, dolayısıyla algı ve düşünme süreçleri nörotipiklerden değişik olan) sahip çocukların sayısına ilişkin endişelere dikkat çekildi; NHS ergenlik engelleyici ilaçların reçete edilmesini durdurdu ve Belçika'da doktorlar cinsiyet değiştirme uygulamalarının değiştirilmesi çağrısında bulundu.

Otizm
Otizmli gençler için temel öz benliğinden uzaklaşarak kendini bir etiketle tanımlamayı bu kadar cazip kılan nedenlerin ne olduğu araştırılmalıdır.

Tarihteki en büyük ve en hızlı büyüyen grubu olan cinsiyet disforik çocuk ve gençlerin günümüz jenerasyonunun büyük çoğunluğu kızlardan oluşmaktadır ve bunların tamamı ergenliğe girdikten sonra disfori geliştirmiş ve/veya transseksüelliği benimsemiş olup, okullardaki kız kümeleri ve arkadaş grupları arasında ezici bir çoğunluğa sahiptir.

Bu jenerasyon aynı zamanda YouTube veya TikTok gibi sosyal medya kanallarını izlemeye ve Tumblr, Reddit ve Discord web sitelerindeki sohbet gruplarında önemli miktarda zaman geçirmeye paralel olarak çok ani bir şekilde disfori geliştiriyor gibi görünmektedir. Buralarda disforileri ve/veya benlik algıları, içinde bulundukları koşullar, tıbbi geçmişleri ya da Otizm veya DEHB gibi nörolojik farklılıklardan kaynaklanabilecek zayıflıkları hakkında hiçbir bilgisi olmayan yabancılar tarafından hızla teşvik edilmektedir.

Otizmli çocukların ve ergenlerin, hem otizmlerinin tanınmadığı hem de cinsiyet disforisi için en uygun bakımı almadıklarından ötürü son derece endişe duyuyoruz. Otizm ve cinsiyet konularına ilişkin bilgi dayanaklarımızı oluşturan tüm araştırma, çalışma ve medyayı bu raporda bir araya getirdik.

Tüm bu bilgileri tek bir yerde toplayarak, ebeveynlerin ve bakım verenlerin yanı sıra profesyonellerin de otizmli çocukları ve gençleri daha iyi anlayabileceğini, onları daha etkili bir şekilde destekleyebileceğini ve klinisyenler ve terapistlerle daha fazla güvenle iletişim kurabileceğini umuyoruz.

Otizm alanında çalışan araştırmacıların ve hak savunucu kuruluşların da bu raporda, daha önce benzeri görülmemiş ve hızla ilerleyen bu fenomenle ilgili ciddi ve tarafsız araştırmalar yapmak için ikna edici bir temel görecekleri umulmaktadır. Otizmli çocuk topluluğu, hatalı bir şekilde mevcut cinsiyet disforik çocuk ve ergen jenerasyonuna katılmıştır. Cinsiyet karmaşasındaki bu son etkili değişimin nedenlerini anlamamız ve günümüz toplumunda otizmli gençler için, temel öz benliğinden uzaklaşarak kendini bir etiketle tanımlamayı bu kadar cazip bir teklif haline getirecek hangi nedenler olduğunu tam olarak araştırmamız hayati önem taşımaktadır.