'Cinsiyet Değiştirme' Ameliyatı Hakkında Bilmeniz Gerekenler

Transseksüalizm hareketinin kurucuları ve cinsiyet değiştirme ameliyatlarının geçmişten günümüze seyri.
'Cinsiyet Değiştirme' Ameliyatı Hakkında Bilmeniz Gerekenler

 

İlk transseksüel ameliyatları (çoğunlukla erkekten kadına), 1950'lerden başlayıp 1960'lar ve 1970'lere kadar devam eden süreçte üniversite tabanlı kliniklerde gerçekleştiriliyordu. Araştırmacılar sonuçları değerlendirip ameliyatın başarılı olduğuna dair nesnel bir kanıt bulamayınca -ve aslında zararlı olduğuna dair kanıtlar olduğu görülünce- üniversiteler cinsiyet değiştirme ameliyatı yapmayı bıraktı.

O zamandan beri, özel cerrahlar onların yerini almak için devreye girdi. Ancak sonuçları hakkında herhangi bir inceleme veya hesap verebilirlik söz konusu olmaksızın, cinsiyet değiştirme uygulamaları büyüdü ve dünya çapında büyük tartışmaları da beraberinde getirdi.

 

Transseksüalizm Hareketinin Kurucu Babaları

Transseksüalizm hareketi, ortak bir bağı paylaşan üç adamın buluşu olarak başladı. Bu adamların üçü de pedofili aktivistiydi.

Hikaye, mirası bugüne dek uzanan bilim çevrelerinde biyolog ve seksolog olarak sunulan fakat aslında zoolog olan Dr. Alfred Kinsey ile başlıyor. Kinsey pedofili, zoofili (hayvanlarla cinsel ilişki), sadomazoşizm (acı çekmek ve çektirmekten haz duyma), ensest, zina, fuhuş ve grup seks de dahil olmak üzere tüm cinsel eylemlerin meşru olduğuna inanıyordu. Her yaştan çocuğun seks yapmaktan zevk aldığı görüşünü haklı çıkarmak için bilgi toplamak amacıyla bebekler ve küçük çocuklar üzerinde aşağılık deneyler yapılmasına izin verdi (Bu durumu ancak ve ancak çocuğun cinsel istismarı olarak görüyor ve buna en sert şekilde karşı çıkıyoruz.) Kinsey, pedofilinin normalleştirilmesini savundu ve masum çocukları koruyacak ve cinsel suçluları cezalandıracak yasalara karşı lobi çalışmaları yürüttü.

Alfred Kinsey

Transseksüalizm Kinsey'in repertuarına, kendisine kız olmak isteyen efemine bir erkek çocuk vakası sunulduğunda eklendi. Kinsey, Dr. Harry Benjamin adında bir endokrinolog tanıdığına danıştı. Travestiler, yani kadın gibi giyinen erkekler o dönemde biliniyordu. Kinsey ve Benjamin bunu bir travestiyi kıyafet ve makyajın ötesinde fiziksel olarak değiştirmek için bir fırsat olarak gördüler. Kinsey ve Benjamin, Benjamin'in daha sonra "transseksüalizm" olarak adlandıracağı ilk vakada profesyonel işbirlikçiler oldular.

Benjamin, birkaç psikiyatri doktorundan olası cerrahi prosedürlere zemin hazırlamak için çocuğu değerlendirmelerini istedi. Kadınlaştırma ameliyatının uygunluğu konusunda fikir birliğine varamadılar. Ancak bu Benjamin'i durdurmadı. Kendi başına çocuğa kadınlık hormonu vermeye başladı. Çocuğun kısmi ameliyat için Almanya'ya gitmesi ve Benjamin’le arasındaki tüm iletişimi koparması, uzun vadeli takibi imkansız hale getirdi.

Reimer İkizlerinin Trajik Hikayesi

Günümüz transseksüel hareketinin üçüncü kurucu ortağı, Alfred Kinsey'in sadık bir öğrencisi ve Benjamin başkanlığındaki transseksüel araştırma ekibinin bir üyesi olan psikolog Dr. John Money'dir. Money'nin ilk transseksüel vakası, 1967 yılında Kanadalı bir çift olan Reimer'lar tarafından 2 yaşındaki oğulları David'in hatalı sünnet işleminden dolayı zarar gören penisini onarması istendiğinde gerçekleşti. Money, herhangi bir tıbbi gerekçe olmaksızın, çocuk üzerindeki sonuçları ne olursa olsun, kendisine ün kazandırmak ve cinsiyet hakkındaki teorilerini ilerletmek için bir deney başlattı. Money, perişan haldeki ebeveynlere David'in mutluluğunu sağlamanın en iyi yolunun cinsel organını ameliyatla erkekten kadına çevirmek ve onu bir kız olarak yetiştirmek olduğunu söyledi. Birçok ebeveynin yaptığı gibi, Reimer'lar da doktorlarının emirlerine uydular ve David'e Brenda adını verdiler. Money aileye Brenda'nın kız olmaya uyum sağlayacağı ve aradaki farkı asla anlayamayacağı konusunda güvence verdi. Onlara bunu bir sır olarak saklamaları gerektiğini söyledi, onlar da öyle yaptılar - en azından bir süreliğine.

Reimer ikizleri ve Dr. John Money

Dr. Money gibi aktivist doktorlar ilk başta, özellikle de medyadaki imajlarını kontrol altında tuttuklarında dışarıya karşı her zaman parlak görünürler. Money ustaca bir "yakalayabilirsen yakala" oyunu oynadı. Çocuğun cinsiyet değişimini tıp ve bilim camiasına bir başarı olarak lanse etti ve yeni gelişmekte olan cinsiyet değiştirme alanında önde gelen bir uzman olarak ününü inşa etti. Gerçeğin ortaya çıkması için onlarca yıl geçmesi gerekecekti. Gerçekte David Reimer'ın kız olmaya "adaptasyonu", Money'nin dergi makaleleri için uydurduğu parlak raporlardan tamamen farklıydı. On iki yaşına geldiğinde David ciddi bir depresyona girmiş ve Money'i görmeye gitmeyi reddetmişti. Akabinde çaresizlik içinde, ailesi gizliliklerini bozmuş ve ona cinsiyet değiştirme gerçeğini anlatmıştı. David on dört yaşındayken cinsiyet değişikliğini geri almayı ve bir erkek olarak yaşamayı istedi.

2000 yılında, otuz beş yaşındayken, David ve ikiz kardeşi nihayet Dr. Money'nin kendilerine yıllarca uyguladığı cinsel istismarı ifşa ettiler. Çocuklar, henüz yedi yaşındalarken Dr. Money tarafından çıplak fotoğraflarının çekildiğini anlattılar. Ancak Money fotoğraflarla yetinmemişti. Pedofili olan bu doktor ayrıca çocukları birbirleriyle ensest cinsel ilişkiye girmeye zorlamıştı.

Money'nin istismarının sonuçları her iki çocuk için de trajik oldu. 2003 yılında, işkence dolu geçmişlerini kamuoyuna açıkladıktan sadece üç yıl sonra, David'in ikiz kardeşi Brian intihar etti. Kısa bir süre sonra David de intihar etti. Money'nin bir sahtekâr olduğu nihayet ortaya çıkmıştı ama bu, ikiz çocukları ölen acılı anne babaya teselli olmadı. Hayatları alt üst olmuştu. 

Money'nin düzmece araştırma sonuçları ve eğilimleri ifşa olana dek maalesef cinsiyet karmaşasından mustarip insanlar için de çok geç kalınmıştı. O zamana kadar ameliyat sayıları artmıştı; ideolojinin kurucularından birinin itibarının sarsılmış olması kimsenin umurunda değildi.

 

Johns Hopkins'in Sonuçları: Ameliyat Vaat Edilen Rahatlamayı Sağlamıyor

Dr. Money, Johns Hopkins Üniversitesi'nde cinsiyet değiştirme ameliyatlarının yapıldığı, Amerika Birleşik Devletleri'ndeki ilk üniversite temelli cinsiyet kliniklerinden birinin kurucu ortağı oldu. Klinik birkaç yıl faaliyet gösterdikten sonra, Hopkins'te psikiyatri ve davranış bilimleri direktörü olan Dr. Paul McHugh, Money'e ameliyattan hemen sonra başarılı olup olmadıklarının anlaşılamayacağını söyleyerek daha fazlasını istedi. McHugh daha fazla kanıt istiyordu. Uzun vadede hastalar ameliyattan sonra daha iyi durumda mıydı?

McHugh, sonuçları değerlendirme görevini Hopkins cinsiyet kliniğinin başkanı Dr. John Meyer'e verdi. Meyer, Hopkins kliniğinde tedavi gören hastalar arasından hem cinsiyet değiştirme ameliyatı geçirmiş hem de ameliyat olmamış elli denek seçti. Bu çalışmanın sonuçları Money'nin cinsiyet değiştirme ameliyatının olumlu sonuçları hakkındaki iddialarını tamamen çürütmüştür. Objektif olan bu rapor, cinsiyet değiştirme ameliyatı için hiçbir tıbbi gereklilik olmadığını göstermiştir.

10 Ağustos 1979'da Dr. Meyer sonuçları açıkladı: "Bu tür bir ameliyatın psikiyatrik rahatsızlıkları tedavi ettiğini söylemek yanlıştır. Benim kişisel görüşüm, ameliyatın psikiyatrik bir bozukluk için uygun bir tedavi olmadığı yönünde ve bu hastaların ameliyattan sonra geçmeyen ciddi psikolojik sorunları olduğu çok açık." O halde asıl çözüm, bu psikolojik sorunları tedavi etmekti. 

Altı aydan kısa bir süre sonra Johns Hopkins cinsiyet kliniği kapandı. Ülke genelinde üniversiteye bağlı diğer cinsiyet klinikleri de aynı yolu izleyerek cinsiyet değiştirme ameliyatı yapmayı tamamen bıraktı. Hiçbir yerde başarı rapor edilmedi.

Kapatılan Johns Hopkins Cinsiyet Kliniği

John Money’in Yol Açtığı Tek Sonuç: Çok Fazla İntihar

Transseksüel ameliyatından sonuç alınamadığını bildiren sadece Hopkins Kliniği değildi. Aynı dönemde, Dr. Harry Benjamin'in ortağı endokrinolog Charles Ihlenfeld'den de cinsiyet değişiminin etkinliği konusunda ciddi sorular geldi.

Ihlenfeld altı yıl boyunca Benjamin ile birlikte çalışmış ve 500 transseksüele cinsiyet hormonları uygulamıştır. Ihlenfeld, cinsiyetlerini değiştirmek isteyen insanların bunu yapmaması gerektiğini kamuoyuna açıklayarak Benjamin'i şok etti. Ihlenfeld şöyle dedi: "Transseksüel ameliyatı olan insanlar arasında çok fazla mutsuzluk var. Birçoğunun hayatı intiharla sonlanıyor." Ihlenfeld cinsiyet disforisi yaşayan hastalara hormon vermeyi bıraktı ve bu tür hastalara gerçekten ihtiyaç duyduklarını düşündüğü yardımı sunabilmek için uzmanlık alanını endokrinolojiden psikiyatriye çevirdi.

Hopkins araştırması, Hopkins kliniğinin kapatılması ve Ihlenfeld'in uyarısının ardından, cinsiyet değiştirme ameliyatını savunanların yeni bir stratejiye ihtiyacı vardı. Benjamin ve Money, cinsiyet değiştirme konusundaki tutkularını paylaştıkları, aynı zamanda transseksüel bir aktivist olan arkadaşları Paul Walker'a (PhD) başvurdu. Transseksüellere yönelik tedavi standartlarını hazırlamak üzere, başında Paul Walker'ın bulunduğu bir komite oluşturuldu. Komitede bir psikiyatrist, bir pedofili aktivisti, iki plastik cerrah ve bir ürolog yer alıyordu ve hepsi de cinsiyet değiştirme ameliyatının isteyen herkes için ulaşılabilir olmasından maddi fayda sağlayacaktı. "Harry Benjamin Uluslararası Tedavi Standartları" 1979 yılında yayınlandı ve cinsiyet değiştirme cerrahisine yeni bir soluk geldi. 

 

Eski Bir Transın Dr. Walker ile Deneyimi 

"Cinsiyet değiştirme" ameliyatı geçiren ve sekiz yıl boyunca bir kadın gibi yaşayan Walt Heyer, Dr. Walker ile olan deneyimini şu sözlerle ifade ediyor:

Ameliyat hiçbir şeyi düzeltmedi; aksine altta yatan psikolojik sorunlarımı maskeledi ve daha da kötüleştirdi. Transseksüellik (kişinin biyolojik cinsiyetine farklı yollarla müdahalede bulunup bir diğer biyolojik cinsiyete benzemesi) hareketinin başlangıcı, bugün transseksüellerin hakları ve kabulü için yapılan baskılar arasında gözlerden kayboldu. Eğer insanlar cinsiyet değiştirme ameliyatının karanlık ve sorunlu geçmişinden haberdar olsalardı, böyle bir ameliyatı desteklemek için bu kadar acele etmezlerdi.

Ben de cinsiyetimle yüzleşmek için büyük acılar çektim. 1981 yılında, tedavi standartlarını yazan Dr. Walker'dan yardım istemek için onu aradım. Walker cinsiyet disforisinden muzdarip olduğumu söyledi. Hem Hopkins çalışmasının hem de Ihlenfeld'in kamuoyuna yaptığı açıklamaların cinsiyet değişikliği ile ilişkili artan intihar riskine dikkat çekmesinden sadece iki yıl sonra Walker, her iki rapordan da tamamen haberdar olmasına rağmen, hormon ve ameliyat için sevk mektubumu imzaladı.

Onun rehberliğinde cinsiyet değiştirme ameliyatı oldum ve sekiz yıl boyunca Laura Jensen adıyla bir kadın gibi yaşadım. Sonunda, ameliyatın hiçbir şeyi düzeltmediğini, sadece daha derin psikolojik sorunları maskelediğini ve şiddetlendirdiğini anladım. 1980'lerde yaşadığım bu aldatılma ve manipülasyon, bugünlerde hâlâ cinsiyet değiştirme ameliyatlarında söz konusu. Cinsiyet disforisi ile mücadele eden başkalarının iyiliği için sessiz kalamam.

Alfred Kinsey, Benjamin ve John Money'nin torunları olan bugünkü transseksüel aktivistler, yayınlanan her türlü bilgi akışını kontrol ederek ve bu tür bir ameliyat geçirenlerin yaşadığı pişmanlık, mutsuzluk ve intiharı anlatan araştırma ve kişisel hikayelerin üstünü örtmekte ve tıbbi olarak insanları manipüle etmeye devam etmektedirler. Olumsuz sonuçlar görünür hale geldiğinde ise insanları transfobik olarak suçlamaktadırlar. 

Bu yola girdikleri için pişmanlık duyan trans danışanlar genellikle utanç ve vicdan azabıyla doludur. Kararlarından pişman olanların, transseksüel yanlısı aktivizm dünyasında başvurabilecekleri çok az yer var. Benim ayağa kalkıp pişmanlığımı dile getirecek cesareti toplamam yıllarımı aldı.

Keşke Dr. Paul Walker kendisine danıştığımda bana her iki rapordan da bahsetmek zorunda olsaydı: ameliyatın ciddi psikolojik sorunları hafifletmediğini gösteren Hopkins çalışması ve Ihlenfeld'in hormonlar ve ameliyattan sonra mutsuzluğu devam eden transseksüeller ve yüksek intihar oranı gözlemi… Bu bilgiler belki beni o feci kararı vermekten alıkoymaya yeterdi veya en azından beni bekleyen tehlikeleri ve acıyı bilirdim.

 

Erişim Tarihi: 28.03.2023

Kaynak: The Public Discourse