Transseksüel ne demektir ve transseksüelliğin sebepleri nelerdir?

Bireyin kendi cinsiyetini reddederek kendini karşı cinsiyetin özellikleriyle tanımlamasını ifade eden transseksüellik, çeşitli psikolojik ve çevresel faktörlere bağlı olarak gelişebilir.
Transseksüel ne demektir ve transseksüelliğin sebepleri nelerdir?

 

Günümüzde, LGBT aktivizminin yürüttüğü propaganda faaliyetleri sonucunda toplumun geniş bir kesimi, cinsiyetin biyolojik farklılıklardan bağımsız şekilde toplumsal ve kültürel olarak inşa edildiğini savunan “toplumsal cinsiyet” ideolojisinin ürettiği cinsiyet kimliği ve cinsel yönelim kavramlarına dair yayınlara maruz kalmaktadır. LGBT ideolojisinin, özellikle manipülasyona en açık kesim olan çocuklar ve gençlere yönelik projeler yürütmesi, LGBT’nin savunduğu temel kavramları tanımak ve bu akıma karşı bilinçlenmek için yeterli bir sebeptir. Bu yazıda, site içeriklerinin büyük bir bölümünü oluşturan transseksüellik kavramını ele alacağız.

Transseksüel/Trans nedir? 

LGBT ideolojisinde yer alan "Transseksüel/Trans" terimi, bireyin esas cinsiyetini reddederek kendini karşı cins özellikleriyle tanımlamasını ifade eden bir terimdir. Çocukluk çağı travmaları, cinsel istismar geçmişi, otizm spektrum bozukluğu, uyum sorunları, cinsiyet disforisi (cinsiyetten duyulan hoşnutsuzluk), anksiyete ve depresif bozukluk gibi faktörler, özellikle ergenlik döneminde değişen bedenlerine yabancılaşan çocuk ve gençlerin akran etkisine ve LGBT anlatısına maruz kalmaları sonucunda transseksüel oldukları sanrısını geliştirmelerine neden olabilmektedir. Bu sanrı terapi yoluyla ele alınmadığında kuvvetlenir ve kişinin hormonal ve hatta cerrahi müdahale talep etmesine yol açabilir. Ne yazık ki, özellikle Batı dünyasının terapist ve cerrahlarının büyük bir bölümü LGBT ideolojisine hizmet etme, menfaatlerini koruma veya işlerini kaybetmeme motivasyonu ile gençlerin bu yanılgılarını ve altta yatan komorbid (eşlik eden) psikolojik sorunlarını ele almak yerine onları çoğu zaman geri dönüşü olmayan cinsiyet değiştirme sürecine itmektedir. Önce sosyal cinsiyet değişimiyle, yani kişinin herhangi bir tıbbi müdahaleye başvurmaksızın sosyal hayatında görünümünü ve ismini değiştirerek karşı cinstenmiş gibi yaşamasıyla başlayan bu süreç, ergenlik engelleyiciler, karşı cinsiyet hormonları ve transseksüel ameliyatlarını içeren tıbbi cinsiyet değişimi ile devam eder.

Transseksüel
Transseksüellerin cinsiyet değiştirme süreci ergenlik engelleyiciler, karşı cinsiyet hormonları ve transseksüel ameliyatlarını içerir.

Cinsiyet Değiştirme Süreci

“Biyolojik cinsiyet”e yani esas cinsiyetlerine ait olmadıklarını iddia eden transseksüeller, LGBT örgütlerine bağlı kuruluşların planlı destek çalışmalarıyla cinsiyet değiştirme sürecine başlatılırlar. Bu noktada belirtmek gerekir ki, kişinin doğuştan gelen biyolojik özellikleri değiştirilemez. Bunun anlamı, karşı cinsiyete benzemek üzere kullanılan hormonlara ve gerçekleştirilen transseksüel ameliyatlarına rağmen cinsiyetin asla değişemeyeceğidir. Değişen tek şey dış görünüştür. Ancak LGBT lobisinin inşa ettiği algı nedeniyle, doğuştan kadın olan kişiler karşı cinsin fiziksel görünümüne sahip olmak için geçirdikleri operasyonlar neticesinde kendilerine trans erkek denilmesini talep etmektedir. Aynı formül esas cinsiyeti erkek olan ve kendini trans kadın olarak görenler için de geçerlidir.

LGBT örgütleri tarafından sıklıkla dayatılan ve transları sözde “ait olduğu” bedene kavuşturma amacı taşıyan başlıca yöntemler şunlardır: 

1- Göğüs bağlayıcı kullanımı: Ergenliğin başlangıcıyla birlikte kız çocuklarında meme gelişimi görülmektedir. Ergenlik döneminde veya sonraki dönemde bu yeni görünümlerinden rahatsız olan ve bununla nasıl baş edeceğini bilmeyen çocuklar ve genç kadınlar, kadın gibi hissetmedikleri için transseksüel olduklarına inanarak, cinsiyet değiştirme sürecinin ilk basamağı olan göğüs bağlama yöntemine başvurmaktadır. Göğüs bağlama yöntemi, düz bir göğüs görüntüsü elde ederek vücudu daha erkeksi bir forma dönüştürmek amacıyla esas cinsiyeti kadın olan trans erkekler tarafından uygulanmaktadır. Göğüslerde oluşan anormal baskı uzun süreli kullanımda kaburga iltihabı, kaburgaların sıkışması veya kırılması, akciğerlerin delinmesi veya çökmesi, sırt ağrısı, omurganın sıkışması, hasarlı meme dokusu, hasarlı kan damarları, kan pıhtıları ve hatta kalp krizi gibi ciddi komplikasyonlara neden olabilir. Göğüs bağlayıcılar, mastektomi ameliyatı (memelerin alındığı transseksüel ameliyatı) öncesi tercih edilen bir yöntem olarak da bilinmektedir.

Transseksüeller, cinsiyet değişimi süreçlerinde çeşitli olumsuz etkilere sahip ergenlik engelleyici ilaçlara maruz kalmaktadır.

2- Ergenlik engelleyiciler: Transseksüel ideoloji, ergenlik çağında cinsiyet karmaşası yaşayan çocuklarda ikincil cinsiyet özelliklerini, yani vücut şekli, ses tonu gibi cinsel olgunlaşmanın gözle görülebilir özelliklerinin gelişimini durdurmak ve onlara sözde cinsiyet kimliklerini anlamlandıracak zaman tanımak için ergenlik engelleyici kullanılması gerektiğini savunmakta ve bunların "güvenli ve tamamen geri döndürülebilir" olduğunu iddia etmektedir. Ancak uzun süreli ergenlik engelleyici kullanımının çocukların boylarını kısalttığı, beyindeki omurilik sıvısı basıncında tehlikeli bir artışa neden olduğu, kemik mineral yoğunluğu üzerinde, özellikle de bel bölgesinde olumsuz etkilere sahip olduğu, bilişsel işlevlere etki ettiği ve bazı vakalarda IQ’yu düşürdüğü tespit edilmiştir.

3- Hormon tedavisi: Transseksüelliğe giden yolda bir diğer adım karşı cinsiyet hormonu kullanımıdır. Esas cinsiyeti kadın olan trans erkekler, karşı cinsiyete benzemek için erkeklik hormonu olan testosteron hormonunu kullanmaktadır. Esas cinsiyeti erkek olan trans kadınlar ise kadınlık hormonu olan östrojen hormonunu kullanmaktadır. Yapılan araştırmalarda, “hormon replasman tedavisi” adı verilen bu uygulamanın cinsel gelişim sürecini tamamlamamış gençler üzerinde kullanımının oldukça sakıncalı olduğu tespit edilmiştir. Bu evrede uygulanan hormon tedavisi fiziksel gelişimi baskılayarak, üreme organlarının gelişimine de zarar verebilmektedir.

4- Cinsiyet değiştirme ameliyatları: Esas cinsiyeti konusunda karmaşa yaşayan, cinsel kimlik bozukluğuna sahip olan veya cinsiyet disforisi teşhisi konulan gençlerin kapsamlı bir incelemeden geçirilmeden bedenleri üzerinde ciddi cerrahi müdahaleler gerçekleştirilmektedir. Cinsiyet değiştirme ameliyatları transların ruhsal ve bedensel sağlığında telafi edilemez tahribatlara sebep olmaktadır. Uygulanan tıbbi ve cerrahi prosedürler sonucu üreme organları alınmakta ve yerine karşı cinsin anatomisine benzeyen bir yapı oluşturulmaktadır.

Transseksüel
Transseksüel ameliyatları kapsamında translara üreme organlarını işlevsiz hale getirecek prosedürler uygulanmaktadır.

Cinsiyet değiştirme sürecinin bir sonucu olarak kalıcı kısırlık ortaya çıkmaktadır. Transseksüel ameliyatı kapsamında translara üreme organlarını işlevsiz hale getirecek prosedürler uygulanmaktadır. Kadınlara uygulanan histerektomi (rahmin alınması) ve ovariektomi (yumurtalıkların alınması): erkeklerde ise orşiektomi (testislerin alınması) ameliyatları translarda "kalıcı üreme fonksiyon kaybına" neden olmaktadır. Bu ameliyatları geçiren transların çocuk sahibi olma imkanı ellerinden alınmıştır. Bu ameliyatlara ek olarak, karşı cinsiyetin görünümüne daha yakın bir görünüm elde etmek adına kadınlara mastektomi (memelerin alınması), falloplasti (ön koldan alınan deri parçasıyla yapay penis yapma ameliyatı) gibi ameliyatlar, erkeklere ise meme implantı, trakeal traş (Adem elmasının küçültülmesi), penil inversiyon (penisin alınması ve vajinaya dönüştürülmesi) gibi ameliyatlar gerçekleştirilmektedir. Bu ameliyatları geçiren transseksüeller ömür boyu ilaç kullanmaya mahkumdur ve bu ilaçların bilinen yan etkileri oldukça fazladır. Cinsiyet değiştirme süreci sonucunda bedenleri tahrip edilen ve ruhsal sorunlarında artış yaşanan bu kesim, maliyeti yüksek ilaçlara bağımlı hale getirilerek ilaç endüstrisi için sürekli gelir sağlamaktadır.

Detrans ne demektir? Kimlere detrans denir?

Detrans veya detransitioner, sosyal veya tıbbi cinsiyet değişimi geçirerek bir süre transseksüel olarak yaşadıktan sonra bundan pişman olan ve cinsiyet değiştirme sürecini tersine çevirerek (bu sürece “detransition” denir) esas cinsiyetine geri dönen kişileri tanımlamak amacıyla kullanılır. Detranslar cinsiyet değiştirme sürecinin bir noktasında ya da sürecin bitiminde çeşitli nedenlerle trans olmaktan vazgeçmekte ve doğdukları cinsiyete dönüş yapmaktadır. Detranslar LGBT örgütleri ve medya tarafından görmezden gelinen ve sesleri kısılmaya çalışılan bir topluluktur. Cinsiyet değiştirme ameliyatlarının vadedilen mutluluğu getirmediğini fark eden, ameliyat sonrası bunalımları devam eden, cerrahi işlemde oluşan komplikasyonlar sonucu esas cinsiyetine dönmek isteyen, eski sağlıklı bedenine tekrar kavuşmak isteyen kişiler bu kesime örnek gösterilebilir. Her detransın hikayesi farklı olmakla birlikte esas cinsiyete dönüş sürecine başladıkları nokta aynıdır: Pişmanlık.