Oğullar Kız Olduğunda - Altıncı Bölüm

Sekiz bölümden oluşan serinin altıncı bölümü aseksüellik, zeka ve interseks söyleminin transseksüellikle ilişkisini ele alıyor.
Oğullar Kız Olduğunda - Altıncı Bölüm


Kaynak: Quillette
Erişim Tarihi: 28.03.2023

Aşağıda okuyacağınız yazı, oğulları kız olmak istediğini açıkladığında ebeveynlerin nasıl tepki verdiğini araştıran ve bu anne babaların neden korku ve endişelerini kendi çocukları, terapistleri, doktorları, arkadaşları ve akrabaları ile tartışamayacaklarına inandıklarını açıklayan çok bölümlü bir seri olan Oğullar Kız Olduğunda 'nın yedinci ve son bölümüdür. Yazarın bilgileri nasıl topladığı ve raporladığı hakkında daha fazla bilgi edinmek için lütfen bu serinin giriş makalesine bakın.

-

İster otizm spektrum bozukluğu, ister obsesif kompulsif bozukluk ister dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu sergilesinler, trans olduğunu iddia eden erkeklerin çoğu gelecekteki varsayımsal bir benliğe takılmış görünüyor. Kadın olmanın, yaşadıkları varoluşsal krizi çözeceğine inanıyorlar. Çoğu durumda, erkek çocuklar zamanlarının çoğunu mevcut durumu ile hayallerindeki (kadınsı) ideal arasındaki farkları düşünerek geçiriyor. Bu "aşırı ruminatif" davranış (sıklıkla olumsuz çağrışımları olan aynı konuların tekrar tekrar düşünülmesi şeklinde görülen duygudurum bozukluğu semptomu), görüştüğüm birçok ebeveynin benimle tartıştığı bir konuydu.

Milwaukee'den Liz bana yıllar içinde yüksek zeka ve cinsel olgunlaşmamışlık arasında keşfettiği ilişkiyi açıklayan bir dizi makaleyi e-posta ile gönderdi. Tanıştığım pek çok anne gibi onun zihni de transseksüellik hakkında bir ansiklopedi gibi. Kendi oğlu Leo, sadece uyurken lezbiyen bir arkadaşının verdiği kız kıyafetlerini giyiyor. Bu durum Liz'in oğlunun, seksolog Ray Blanchard'ın "bazı erkeklerin kendilerini kadın olarak düşünme ya da imgeleme yoluyla cinsel olarak tahrik olma eğilimi" olarak tanımladığı otojinefili durumunu sergileyen trans erkek alt sınıfının bir parçası olabileceğinden şüphelenmesine neden oldu. Cinsiyet disforisi (cinsiyet hoşnutsuzluğu) olan bazı erkekler otojinefili konusunda açıktır. Diğer durumlarda ise davranışlarından anlaşılmaktadır. Birçok trans aktivist ise, “cinsiyet kimliklerini” bir fetişe indirgeyerek onları insanlıktan çıkardığını savunarak bu kavramı reddetmektedir.

Liz liberal ve açık fikirli bir kadın ve başkalarının cinsel zevkleriyle ilgilenmiyor. Ancak Leo'nun durumunda, otojinefili açıklaması ona doğru gelmiyor, çünkü oğlunun bu kıyafetlerle cinsel tatmin yaşamak bir yana, hayatında bir kez olsun orgazm yaşadığına bile inanmıyor. "Bunu itiraf eder miydi?" diye soruyorum. Ne de olsa, genç erkeklerin yüzde 99'unun mastürbasyon yaptığı ve yüzde 1'inin yalan söylediği gibi eski bir şaka var. Kesin olarak bilmesinin mümkün olmadığını kabul ediyor. Ancak içgüdüleri, konuştuğum diğer ebeveynlerin çoğuyla aynı doğrultuda; onlar da oğullarının her türlü cinsel aktiviteye karşı kayıtsız, hatta korkak görünürken cinsiyete takıntılı olduğunu bildiriyor.

Ortaokulda kısa bir süre için Leo adeta bir Romeo’ymuş. Ancak daha sonra, 13 yaşındayken, aseksüel olduğunu açıklamış; bu durum, kendisi de cinsel olgunluğa geç erişmiş olan Liz'i pek şaşırtmamış. Leo bir süre sonra trans olduğunu açıkladıktan sonra, Liz ve kocası onu cinselliği konusunda nazikçe sorgulamaya başlamışlar. 

Leo'nun IQ'su 157 olarak ölçülmüş, bu olağanüstü derecede yüksek olmakla birlikte, üyeleriyle görüştüğüm Zoom ebeveyn grubunda bildirilen en yüksek değerlerden biri bile değil. Liz bir bağlantı olduğundan emin. Cinsiyet meselesini bir kenara bıraksak bile, "çoğumuz pek cinsel olmayan zeki insanlar tanıyoruz" diyor. Bana çok yüksek ve çok düşük zekâya sahip erkeklerin genellikle yaşıtlarından çok daha geç yaşlara kadar cinsel ilişki yaşamadıklarını anlatan bir makaleden bahsediyor. Görünüşe göre bu davranış biçimi mastürbasyona da uzanıyor. Bana Kazimierz Dąbrowski'nin aşırı uyarılabilirlik kavramına dayanan Pozitif Ayrışma Teorisi hakkında biraz bilgi veriyor: Parlak insanlar sadece daha fazla beyinsel aktiviteye sahip olmakla kalmıyor, aynı zamanda çevrelerindeki değişikliklere karşı daha duyarlı oluyorlar. Liz'in bana gösterdiği araştırma materyalleri nöroloji, zeka ölçümü ve seksoloji arasında gidip geliyor ve Liz araştırdıkça daha fazla bağlantı görüyor. Öte yandan, otizm spektrum bozuklukları ve transseksüellik arasındaki bağlantılar artık iyice yerleşmiş olsa da, terapistlerin bu bağlantıları fark etmelerini sağlamak başka bir mesele...

Liz'e neden Leo'nun uyurken kadın kıyafetleri giymeyi sevdiğini düşündüğünü soruyorum. Onun teorisine göre bu kıyafetler Leo'nun (cinsellik öncesi) çocukluğuna tutunmasına yardımcı olan peluş oyuncaklar gibi. Trans olan erkek gençler arasında çok popüler olan anime kız karakterlerinin tipik olarak çocuksu bir fantezi dünyasında eğlenip zıplıyor gibi göründüğüne dikkat çekiyor. Bunların hiçbiri Leo'nun heteroseksüel, otojinefilik ya da başka bir şekilde eninde sonunda cinsel bir birey olmayacağı anlamına gelmiyor. Ancak Liz şimdilik oğlunun kendini tanımlamak için bu kadar zihinsel çaba harcamayı bırakmasını ve sadece kendisi olmaya başlamasını istiyor.

Ebeveynlerle konuşurken cinsel olgunlaşmamışlık, pornografi, mastürbasyon ve otojinefili gibi konular en zor konularmış gibi geliyor. Ancak sadece ben rahatsız oluyorum gibi görünüyor. Konuştuğum anne ve babalar genellikle seks konusunda rahat olan eğitimli insanlar. Bu hassas konuları sorduğumda hiçbiri savunmacı bir tepki vermedi; çoğu, oğullarının fetişist olarak etiketlenmesine yol açabilecek olanlar da dahil olmak üzere tüm olasılıkları keşfetmeye açık görünüyor.

* * *

Transseksüel

Konuştuğum bir başka Amerikalı ebeveyn, kuzeydoğu sahil eyaleti Maine'de yaşıyor. Bu babanın de cinsel açıdan olgunlaşmamış trans olan oğluyla ilgili benzer bir hikayesi var. Ancak Brian'ın oğlu Nathan, bir arkadaşına gizlice internetten sipariş ettirdiği karşı cinsiyet hormonları konusunda daha ciddiymiş. Ancak Brian bu alışverişi öğrenmiş ve Nathan hormonları almaya başlayamadan hepsini çöpe atmış. Nathan, erkek olmasından duyduğu korku hakkında konuşmuş. "Belki de hiçbir zaman gerçekten bir kadın olamayacağım," diye itiraf etmiş babasına, "ama sonsuza kadar böyle hissetmeye katlanmamı bekleyemezsin." Nathan için kadın hormonu östrojen alma hayali bir takıntı haline gelmiş. Ergenlik dönemi sıkıntılı ve zor geçmiş. Kendini kesmeye başlamış ve bir çıkış yolu olarak cinsiyet değiştirmeyi bulmuş.

Nathan kadın görünümüne meraklıydı, uçuşan kombinezonlar giyiyor ve saçlarını uzatıyordu. Leo'nun aksine, düzenli olmasa da kız kardeşinin odasından kıyafet ve makyaj malzemesi çalmış. Ancak Brian, Liz gibi, bu davranışın cinsel bir yönü olmadığına ve oğlunun tamamen aseksüel olduğuna ikna olmuş durumdaydı. Konuştuğum diğer ebeveynler gibi Brian da otojinefilinin farkında; belirtilerinin neler olduğunun; otojinefillerin kadınlara özel alanlara girme konusundaki ısrarları nedeniyle kadınlara nasıl tehditkâr görünebildiğinin de farkında. Yine de oğlunu bu kategorinin bir parçası olarak görmüyor. En agresif erkek trans aktivistlerin birçoğu, en azından kısmen, cinsellikleri tarafından yönlendiriliyor gibi görünüyor. Ancak Brian'ın tarif ettiği nazik, kendine güvenen genç adam kişilik spektrumunun diğer ucunda yer alıyor. Nathan çok okuyan; tarih, politika ve güncel olaylar konusunda bilgili bir çocuk.

Liz gibi, Brian da oğluyla seks hakkında açıkça konuşuyor ve sahip olabileceği fetişleri anlatabileceği yargılayıcı olmayan bir alan sağlıyor. Ancak Leo gibi Nathan da genel olarak seks fikrine uzak görünüyor. Burada agresif bir parafiliye (ya da halk dilindeki tabirle cinsel sapkınlığa) işaret eden hiçbir şey yok; herhangi bir cinselliğe işaret eden neredeyse hiçbir şey yok. Olsa olsa bir tür cinsel çocuksallaşma, kız gibi (kadın gibi değil) bir benlik algısı yoluyla ortaya çıkan cinsellik öncesi bir benlik duygusuna duyulan özlem var.

* * *

Claire 40'lı yaşlarında bir İngiliz kadın. Mayer-Rokitansky-Küster-Hauser sendromu (MRKH- vajenin ve rahmin tam gelişime ulaşmadığı sendrom. Dış cinsel organların normal gelişmesi nedeniyle ergenlik dönemi veya cinsel aktiflik dönemine kadar teşhis edilemez) ile doğmuş. Bu durumun onu, erkek ya da kadın bedenleri için tipik tanımlara tam olarak uymayan cinsiyet özellikleriyle doğan insanları kapsayan "interseks" (Türk toplumunda hünsalık olaral bilinir, doğuştan çift cinsel organa sahip olmak demektir) kategorisine yerleştirdiği düşünülüyor. Claire ergenlik için yaşı ilerlemesine rağmen regl olmayınca hiç olup olmayacağını merak edip peşine düşene dek bu tanıdan haberdar değildi. Gerçekten de hiç regl olmadı: MRKH'nin bir belirtisi de rahmin gelişmemesi ve dolayısıyla kadının regl olmaması ya da çocuk doğurma kapasitesine sahip olmamasıdır. Tıp mesleği artık Claire gibi genç kadınlara yardım etmek için gelişmiş tekniklere sahip; yirmi beş yıl önce o ve ailesi durumu kendi başlarına idare etmek zorunda bırakılmıştı. Ancak bunu geride bırakmanın bir yolunu buldular ve Claire hayatına devam etti.

Birkaç yıl sonra Claire, cinsiyetini erkekten kadına değiştirmiş trans aktivistlerden birinin rahim hakkında konuşmanın “kendini kadın olarak tanımlayan” ancak rahmi olmayanlar için travmatik olduğunu iddia ettiğini duyduğunda buna itiraz etti. Rahim muhabbeti onu umutsuzluğa sevk etmiyordu. Üç kız kardeşinin de (hiçbirinde MRKH yok) rahmi var ve onların kadın cinsel sağlığı hakkındaki samimi muhabbetleri Claire'i rahatsız etmiyordu. Konuştuğu aktivistlerse bu tutumuna sinirlenmişti: Onlara göre, kadınlığın regl, doğum ve bunlara bağlı bedensel gereçlerle bir arada anılmasının ne kadar korkunç bir şey olduğunu herkesten çok Claire anlamalıydı. Eğer rahatsız olmuyorsa belki de bir erkek olmalıydı sonucuna vardılar. Bu noktada da Claire (görünüşü kadın gibi; sesi kadın sesi gibi; giyinmesi kadın gibi; ve aslında tam olarak bir kadın) epey rahatsız olmuştu.

Claire yalnız değil. İnterseks çevrelerinde, biyolojinin (ve cinsiyetin) "ikili" olmadığı, aksine bir süreklilik içinde var olduğu iddialarını desteklemek için interseks durumları örneğini kullanan trans aktivistler tarafından tıbbi durumlarının suistimal edilmesine karşı çıkan bazı aktivistler var.

Claire bana açıkça "Cinsiyet ikilidir" diyor. "İki gamet vardır [üreme hücresi; kadınlar için yumurta, erkekler için sperm]. Bedenleri sınıflandırmak biraz daha karmaşık ama sonuçta hepimiz kadın ya da erkeğiz." Claire belirli bir "cinsiyet kimliği" olduğuna da inanmıyor. Claire bana ilk interseks teşhisini aldıktan hemen sonra kendini gerçekten bir kadın gibi hissedip hissetmediğini sorgularken bulduğunu söylüyor. Bu, trans olan genç erkeklere terapistler ve sosyal medyada tanıştıkları kişiler tarafından sıkça yöneltilen bir soru. Ancak bu iç soruşturma hiçbir zaman bir sonuç vermemiş ve Claire bunun üzerinde durmaya değmediğine karar vermiş. O bir kadın, MRKH olması bir şey değiştirmez, bu yüzden bu gerçek hakkında ne hissettiği önemsiz.

İnterseks

Claire'in bana anlattığına göre, internetteki tartışmalarının gerçeküstü yanlarından biri, aktivistlerin kendisini hayvanlar aleminde cinsiyet değiştirebilen canlılarla kıyaslama ısrarı; bu canlıların varlığı, insanların da aynı modeli izlediği görüşünde ısrar edenler arasında popüler bir argüman haline geldi. (Bu tür hayvanları tanımlayan terim sıralı hermafroditizmdir). Bu canlılar arasında yılan balıkları ve müren balıkları bulunmaktadır. Ancak aktivist literatürdeki en popüler örnek palyaço balığıdır. Bir sürüde, bir dişi hariç tüm palyaço balıkları erkektir. Bu dişi öldüğünde, alfa erkeği cinsiyet değiştirerek dişi olur. Claire'e "gerçek" (muhtemelen "ikili olmayan") cinsiyetini keşfetmek için tek yapması gerekenin içindeki palyaço balığını takip etmek olduğu söylenmiş.

Claire de benim gibi kendini tesadüfen bu tartışmanın içinde bulmuş. Ve bu süreçte, intersekslerin asılsız “toplumsal cinsiyet” ideolojisinin teorisyenleri tarafından nasıl silah haline getirildiği konusunda oldukça öfkeli hissediyor. Ne bir cinsellik ne de bir "cinsiyet kimliği" olgusu içeren interseks durumu, bu teorisyenlerin LGBTQ kısaltmasına dahil ediliyor. Ancak tanıştığım ebeveynler de dahil olmak üzere ortalama bir insan interseks durumu olan birini tanımıyor ve bu nedenle muhtemelen onları kullanarak cinsiyetin ikili olmadığını iddia edenlere nasıl yanıt vereceğini bilmiyor. (İnterseks olan nüfus oranının yaklaşık yüzde 0,018 olduğu tahmin ediliyor).

Claire'in takipçi sayısı arttıkça, sözde LGBTQ koalisyonunda kendisine biçilen rolü oynamayı reddetmesine içerleyen trans aktivistlerin transfobi suçlamaları da arttı. İnsanlar Claire'in nerede yaşadığını öğrenmeye çalıştı ve onu Nazi olduğuna kadar varan her türlü alakasız düşünce suçuyla suçlamaya başladı. Bir sahte hesap, asla açıklığa kavuşturulmayan amaçlar için ona parçalanmış hayvan cinsel organlarının resimlerini gönderdi. Claire'e göre bu agresif saldırganların çoğu genç erkeklerdi. Ve garip bir şekilde, Claire'in açıklayamadığı nedenlerden dolayı, bunların çoğu "furry" topluluğundandı ("kürklü" topluluğu, bir şekilde insana benzeyen hayvanlardan etkilenen ve hatta cinsel olarak uyarılan, onlar gibi giyinen insanlardan oluşan bir alt kültürdür). "Benim tıbbi durumumun sizin hazza ulaşmak için spor maskotu gibi giyinme ihtiyacınızla hiçbir ilgisi yok" diye yazdı. İnsanların buna itiraz edilebileceğini sanmıyorum.

Genel olarak, bu yazı dizisinde ele aldığım translık iddiasındaki genç erkeklerin çoğuna merhamet duyuyorum, sadece ebeveynlerinin bakış açılarını duyduğum için değil, aynı zamanda bu sosyal medyaya doymuş çağda büyüdükleri için. Yine de aynı gençlerden bazılarının, Claire gibi en sudan bahanelerle "transfobik" olmakla suçlanan kişilere karşı acımasızca davranabildiğinin de farkındayım. Ve en kötü tacizlerin çoğu J. K. Rowling, Abigail Shrier, Tulsi Gabbard, Kathleen Stock, Helen Staniland ve Sarah Phillimore gibi kadınlara yönelik yapılıyor. Bu kadınların hiçbiri aklı başında kimsenin insanları tehlikeye atmak olarak anlatabileceği bir şey yapmamıştır, ancak maruz kaldıkları taciz, normalde hüküm giymiş pedofillerle veya gerçek Nazilerle ilişkilendirilebilecek türdendir. Şaşırtıcı bir şekilde, bu tür tacizlerde bulunan insanlar genellikle kendilerini büyük sosyal adalet şampiyonları olarak görüyor ve düzenli olarak kendi bedenlerini (hatta isimlerini) aşağılayan herkesin ciddi bir nefret eylemi gerçekleştirdiğini savunuyorlar.

Claire'in hikayesini neden ergenlik çağındaki erkek çocukları kız olmak isteyen ebeveynlere odaklanan bir yazı dizisine dahil ettim? Çünkü bu erkek çocukların asılsız toplumsal cinsiyet politikalarını öğrendikleri ve uyguladıkları sosyal medya ortamının profilini çıkarmazsam sunduğum resim eksik kalacaktı. Görüştüğüm ebeveynlerin, Claire gibi kadınlarla bu şekilde konuşanlar arasında oğullarının da olabileceğini düşününce dahi dehşete düşeceğinden eminim. Profilini çıkardığım erkek çocuklardan bir ya da ikisinin internette bu şekilde davranmış olması mümkün olsa da, hepsinin böyle davrandığını düşünmüyorum. (Claire'in de belirttiği gibi, en kötü söylemler genellikle trans gençlerin kendilerinden ziyade "trans müttefiki amigolardan" geliyor). Bu davranış, her biri ayrı bölümlere ayrılmış dünyalarda var olan farklı benlikler geliştirmemize olanak tanıyan bir İnternet kültürü tarafından mümkün kılınıyor. Buna bir de transfobi avına çıkmış bir eğitim sistemi eklendiğinde, kibar ve düşünceli birçok genç erkeğin, doğru hedefe yöneltildiğinde bu tür taciz edici davranışların kabul edilebilir olduğunu düşünmesi ne yazık ki beklenebilir.

Trans aktivizminin bu karanlık yönü Claire için kişisel. Pek çok insan gibi o da kendini ahlaki mutlakiyetçiliğin yanlış ucunda bulmuş: Konu cinsiyet dogması olduğunda, ya inanıyorsunuzdur ya da inkarcısınızdır. Bu serinin bir sonraki ve son bölümünde, bu kırılgan dinamiğin, herkesin cinsiyet disforik gençleri tedavi etmenin en iyi yolu hakkında verimli tartışmalara girme yeteneğini nasıl engellediğini tartışacağım.

Liz, Brian ve Claire'e bana zaman ayırdıkları için teşekkür ederim.

Yedinci bölümü okumak için tıklayın.