Oğullar Kız Olduğunda - Giriş

Sekiz bölümden oluşan bu seri, oğulları kız olmak istediğini açıkladığında ebeveynlerin nasıl tepki verdiğini ve bu süreçte doktorlar, terapistler ve sosyal çevrelerinden gördükleri yaklaşımları araştırıyor.
Oğullar Kız Olduğunda - Giriş


Kaynak: Quillette 
Erişim Tarihi: 28.03.2023

Aşağıda, oğulları kız olmak istediğini açıkladığında ebeveynlerin nasıl tepki verdiğini araştıran ve bu anne ve babaların çoğunun neden korkularını ve endişelerini kendi çocuklarıyla, terapistleriyle, doktorlarıyla, arkadaşlarıyla ve akrabalarıyla tartışamayacaklarına inandıklarını açıklayan Oğullar Kız Olduğunda serisinin giriş bölümü yer almaktadır.

Birkaç ay önce, aslında genç birer kadın olduklarına karar vermiş(!) genç erkeklerin Amerikalı ebeveynlerinden oluşan çevrim içi bir gruba girmeme izin verildi. Ben ne bir ebeveynim ne transseksüelim ne de Amerikalıyım, dolayısıyla bir turistim: beni içeri alma konusunda anlaşılabilir bir tereddüt vardı. Birkaç defa, bu ebeveynler transgenderizmle (bedene türlü müdahalelerde bulunarak diğer cinsiyete bürünmeyi teşvik eden ideoloji) ilgili kabul edilenlere muhalif yorumlar yaptıkları için taciz edilmişler; haliyle LGBT aktivistlerine karşı son derece temkinliler. Ebeveynlerin tamamı olmasa da çoğunluğu anne. Hem kendileri hem de eşleri işlerini kaybetme endişesi taşıyor ve her şeyin ötesinde oğullarının grubu keşfetme tehdidi var. Çoğu ailelerine oğullarının durumlarıyla ilgili kuşkularını dile getirmiş de olsa, hepsi de çocuklarıyla ilişkilerinin kötüleşmesinden çekiniyor. Ancak bu korkulara rağmen beni aralarına aldılar ve "toplumsal cinsiyet" ideolojisinde fırtınalı bir gezintiye çıkardılar.

Bu ebeveynler her hafta Zoom üzerinden bir araya geliyor. Bir inceleme süreci uygulanıyor: Tanınmayan kullanıcılar yalnızca aralarındaki bir ebeveyn referans olursa kabul ediliyor. Bu Zoom görüşmelerinde ebeveynler birbirlerine tavsiyelerde bulunuyor ve destek oluyor; çoğu zaman hemfikir, zaman zaman farklı görüşlerde, her zaman nezakete ve yapıcı sohbete önem veriyorlar. Bu görüşmelerde, başta yeni “toplumsal cinsiyet ideolojisi” dogmasını eleştiren psikoterapistler olmak üzere, çağın ortodoksluğuna isyan eden çeşitli konuşmacılar yer alıyor. Son kitabı Irreversible Damage- Geri Dönüşü Olmayan Hasar'ın yayınlanmasından bu yana çok popüler olan yazar Abigail Shrier, psikanalist Lisa Marchiano ve terapistler Sasha Ayad ve Stella O'Malley de konuşmacılar arasında yer almış. Ebeveynler toplantılar sırasında notlar alıyor, makale ve araştırmaların bağlantılarını bir araya getiriyorlar. Cinsiyet ve transgenderizmle ilişkili tıbbi tedavileri araştırmak için saatler harcıyorlar. Son derece ciddiyetle hareket ediyorlar.

Grupta değişik görüşler var. Bazı ebeveynler cinsiyet disforisinin (cinsiyet hoşnutsuzluğunun) gerçek olduğunu, ancak her önüne gelene teşhis konulduğunu ve kendi oğullarının durumunun da kesinlikle yersiz teşhis olduğunu düşünüyor. Diğerleri ise "biyolojik gerçekçiler" veya "biyolojik özcüler" olarak adlandırılan görüşü savunuyor: XX, kadın olduğunuz anlamına gelir; XY ise erkeksiniz demektir. Ancak bu konudaki fikir ayrılıkları nadiren gündeme geliyor, ziyadesiyle daha acil konular gündem oluyor. Ebeveynler, oğullarının terapistlerinin eşlik eden hastalıkları ele almasını sağlayamıyorlar: özellikle otizm spektrum bozuklukları, DEHB ve zayıf iletişimsel ve sosyal beceriler, genellikle aşırı yüksek zeka ile birleştiğinde, ebeveynler oğullarının ihtiyaçlarını karşılayabilecek okul bulamıyorlar. Birçok vakada, çocuklar cinsiyet değiştirme ihtimalini kafalarına takmış, ancak diğer seçenekler hakkında konuşmaya isteksiz görünüyorlar. Oğullardan biri, değiştiremeyeceği inatçı genetik bir gerçekle karşı karşıya kaldığında, bunun "sadece biyoloji" olduğu cevabını veriyor. Ve ebeveynler oğullarına neden kadın olmak istediklerini sorduklarında, cevaplar gerçeküstü olabiliyor. Birinin testosteronu toplumu yok eden bir toksin olarak tanımladığı, diğerinin ise lezbiyen pornosunu sevdiğini söylediği bildiriliyor. Arkadaşların, LGBT topluluklarının ve çevrim içi forumların etkisi yaygındır, ancak oğullar genellikle sosyal bulaşma konusundaki herhangi bir argümanı sapkınlık olarak görüyor. Ebeveynler kendilerini aşağılanmış hissediyor. Anne ve babaların çoğu intiharı düşünmüş.

Transseksüel

Oğullarının transseksüellik iddialarını sorguladıkları için transfobi ile suçlanan ebeveynler maruz kaldıkları aşağılanma ve çaresizlik nedeniyle intiharı dahi düşünüyor. 

Henüz tek bir ebeveynin bile, gerçek anlamda bağnazca bir şey söylediğini duymadım. Bu insanların neredeyse tamamı liberaldi. Hiçbirinin hedefi eşcinseller ya da transseksüellerin kendisi değil. Sadece oğullarının hayatlarının karşı cinsiyet hormonlarıyla ya da cinsiyet değiştirme ameliyatlarıyla düzeleceğine inanmıyorlar. 

Ebeveynlerin paylaştığı şüpheler genellikle oğullarının yaşadıklarını anlatma şeklinden kaynaklanıyor. Söz konusu genç erkeklerin birçoğu, samimi oldukları anlarda, cinsiyet değiştirme motivasyonlarının gerçek cinsiyet disforisi ile ilgisi olmadığını ima etmişler. Yalnızlar; sevgi istiyorlar; kızlarla ilişki kurmanın başka bir yolunu göremiyorlar; kötü şöhretli "heteroseksüel beyaz adam" olmak istemiyorlar. Bu çocuklardan birçoğu dikkat çekici ölçüde inişli çıkışlı kararlar alıyor: Bir an 18 yaşına girer girmez ameliyat olacakları konusunda kararlı olduklarını söylüyorlar; bir sonraki an, tereddüt ediyor gibi görünüyorlar, ancak birkaç gün sonra uzlaşmazlığa geri dönüyorlar ve ebeveynlerinin başlarını döndürüyorlar.

Geri Dönüşü Olmayan Hasar'ın yayınlanmasından bu yana, transgenderizm ve transların kendi cinsiyetleriyle yaşamaya geri döndükleri "detransition" konusu medyada daha fazla ilgi görmeye başladı. Douglas Murray'in, cinselliğin dile getirilmeyen birçok gerçeğini dile getiren Madness of Crowds-Kalabalıkların Çılgınlığı adlı kitabı da yazarının ifadesiyle cinsiyet ideolojisi konusunda "mayınların üzerinde gezindi" ve böylece geleneksel olarak güçlü feminist olarak görülen bazı kurumların hassasiyetlerini rencide etti.

Özellikle bu iki çalışma, İngilizce konuşulan dünyada cinsellik ve cinsiyet konusunda artan bir ilgiye yol açtı. Örneğin İngiltere'deki Tavistock Cinsiyet Kliniği'nden çok sayıda personelin ayrılması ve ardından kliniğin kapatılması, kurumun itibarına gölge düşürdü. Marcus Evans gibi eski Tavistock pratisyenleri, gençlere altta yatan sıkıntılarını hafifletebilecek diğer terapiler yerine cinsel değişim prosedürleri önermeye yönlendirildiklerini açıkladı.

Sağlık araştırmacılarının cinsiyet değiştirmenin uzun vadeli etkileri, uyumsuzluğun patolojikleştirilmesi, ruh sağlığı sonuçlarına ilişkin kanıtların güvenilirlikten uzak olması ve daha genel olarak, trans vakalarındaki nefes kesici artışla ilgili endişeleri bir zamanlar ana akım medya kuruluşlarında nadiren gündeme geliyordu. Bazı web siteleri ve ebeveyn destek ağları, özellikle intihar söz konusu olduğunda "olumlayıcı bakım" adı altında kabul ve teşvik modelini gerekçelendirmek için kullanılan transgenderizm hakkındaki hakim anlatıya karşı çıktı. Bunlar genellikle yalnız seslerdi. Ancak son aylarda, özellikle Keira Bell'in kafası karışık bir genç kızken kendisini cinsiyet değiştirmeye zorladığı için Tavistock'a karşı başarıyla sonuçlanan bir yasal işlem başlatmasının ardından, yeni bir rüzgarın esmekte olduğuna dair bir his oluştu. Brown Üniversitesi araştırmacısı Lisa Littman, kızlar arasında Hızlı Başlangıçlı Cinsiyet Disforisi olarak adlandırılan tabuyu çoktan gündeme getirmişti. Şimdi 23 yaşında olan Bell, bu fenomene bir afiş yüzü kazandırdı.

Cinsiyet disforisi
Brown Üniversitesi araştırmacısı Lisa Littman, genç kızlar arasında akran etkisi ve sosyal bulaşma nedeniyle yaşanan cinsiyet hoşnutsuzluğunu Hızlı Başlangıçlı Cinsiyet Disforisi olarak adlandırmıştı.

Ancak şu anda var olan daha dengeli medya ortamı, bazı gözlemciler tarafından yanlış bir şekilde bu eğilimin erkek çocukları neredeyse hiç etkilemediği şeklinde algılanıyor. Rakamlardaki asimetri düşünüldüğü kadar keskin olmadığı için bu doğru olmaktan uzaktır. Tavistock Kliniği'ne başvuran erkek çocuk sayısı 2009'da 24 iken 2016'da 426'ya fırlamıştır. Littman'ın çalışmasına katılan ebeveynlerin sadece yüzde 17,2'si erkek çocuk ebeveyniyken, Tavistock Kliniği'nin rakamları yüzde 32'ye yakın bir orana işaret ediyor ki bu da önemsiz bir azınlık sayılmaz.

MtF (erkekten kadına cinsiyet değiştiren kişi) vakalardaki bu önemli artış, YouTube, Reddit ve Tumblr'da ortaya çıkan videolar ve mesaj panolarıyla daha geniş kültüre de yansıyor. Cinsiyet değiştiren birçok kişi, ergenlik çağında yetersizlik, güvensizlik ve izolasyon duygularıyla mücadele eden genç erkeklere bir topluluk ve onay duygusu veren etkileyiciler olmak için hevesle hareket ediyor. Bu sitelerin yorum bölümlerinde, aksi takdirde göz ardı edilebilecek çocuklar, trans kimliklerini itiraf ettiklerinde kendilerini övgü yağmuruna tutulmuş buluyorlar. MtFtM detranslar, yani erkekten kadına ve tekrar erkeğe cinsiyet değiştiren eski translar tarafından hazırlanan videoların sayısı da giderek artıyor. Trans genç kadınların artışı gerçekten de oldukça dikkat çekici. Ancak genç erkeklere dipnot muamelesi yapılmamalıdır.

Cinsiyet ideolojisiyle ilgili genel endişeleri bir kenara bırakırsak, özellikle erkekleri ilgilendiren tıbbi endişeler vardır. Özellikle, Amerika Birleşik Devletleri'nde birçok genç erkeğe reçete edilen hormonal tedavilerin etkinliğini veya güvenliğini desteklemek için yeterli kanıt bulunmamaktadır. İsveç'te yapılan bir çalışma, ameliyat sonrası birçok MtF transseksüel için endişe verici derecede kötü sonuçlara işaret ederek, ameliyatın genellikle tasvir edildiği gibi ruh sağlığı açısından her derde deva olmaktan uzak olduğu dile getirilmektedir. Bir başka çalışma, MtF hormonu alanların yüzde 19,9'unun ameliyatı yarıda bıraktığını göstermektedir. Bunu FtM (kadından erkeğe cinsiyet değiştiren kişi) hormon tedavileri için eşdeğer rakam olan yüzde 6,6 ile karşılaştırın. Aynı çalışmada, 117 MtF transseksüelden 23'ü bir ila dört yıllık takip sürecine katılamamıştır; bu da çalışma grubunun neredeyse beşte biri anlamına gelmektedir. Bu, düşündürücü bir rakamdır: Dört yıl, özellikle ilgili cerrahi prosedürlerin son derece invaziv (vücut bütünlüğüne müdahale eden) doğası göz önüne alındığında, bir araştırma ekibiyle iletişimi koparacak kadar uzun bir süre değildir.

Bu konuyla her şeyden çok bir hikaye anlatıcısı olarak ilgileniyorum. Bu ebeveynlerin nasıl hissetmek zorunda bırakıldıklarını; oğullarının, endişe gibi görünen vicdansız bir narsisizm duygusuyla davranan yetişkinler tarafından nasıl yoldan çıkarılma riski altında olduklarını; ve bu çılgınlığın kurbanı olan ailelerin kendi acıları için nasıl suçlandıklarını göstermek istiyorum.

Ben tarafsız bir kişi değilim. Zamanla, beni bir savunucu olarak gören bu ebeveyn topluluğunun içine yerleştim. Bu süreçte, neredeyse tesadüfen bir gazeteci de oldum. Trans aktivistler, feministler, erkek hakları savunucuları, LGBT dernekleri, dini gruplar ve diğerleri, her biri kendi iç tutarsızlıkları ve ideolojik eğilimleri olan farklı bir bakış açısını doğru varsayarak transgenderizm konusuna ağırlık verdiler. Bu ebeveynlerin, sırf onlar da kendi kabulleriyle ve kendi seçtikleri arkadaşlarıyla tartışmaya katıldıkları için neden tartışma dışında bırakılmaları gerektiğini anlamıyorum. Bazı okuyucular benim öznel duruşuma ve tarif ettiğim protokollere itiraz etse de, en azından olan biteni gördüğümü söyleyerek duruşumu savunacağım. Herkes aynı şeyi söyleyemez.

Oğulları kız olmak istediğini açıklayan ebeveynlerin korku ve endişelerini ele alan ikinci bölümü okumak için tıklayın.