Eşcinsellik ve interseks arasındaki farklar ışığında 'Eşcinsellik doğuştan mı gelir?' sorusunun yanıtı

İnterseks ve eşcinsellik arasındaki ayrımı anlamak, eşcinsellik doğuştan mı gelir sorusunun cevaplanmasında önemli bir adımdır. Bu yazıda, doğuştan gelen interseks durumunu ve eşcinsellikten farkını detaylı bir şekilde ele alıyoruz.
Eşcinsellik ve interseks arasındaki farklar ışığında 'Eşcinsellik doğuştan mı gelir?' sorusunun yanıtı

 

"Eşcinsellik doğuştan mı gelir?" sorusunun, kavramlar arasında belirli bir kafa karışıklığından kaynaklandığı görülmektedir. Bu nedenle, eşcinselliğin doğuştan gelip gelmediği sorusuna cevap vermeden önce, doğuştan gelen ancak genellikle anormallik olarak kabul edilen “interseks” durumunu ve bu iki kavram arasındaki farkı açıklamak önemlidir.

İnterseks Durumu

İkili cinsiyet sınıflandırmasına uymayan üreme veya cinsel anatomiye sahip olan kişilere interseks denir. Hünsalık olarak da bilinen bu durum, bazı durumlarda doğum anında belirgin olurken; bazen ergenlik veya yetişkinlik dönemine kadar fark edilmeyebilir. İnterseks özellikleri dışarıdan gözlemlenemeyebilir ve bu durumu öğrenmek için bir ameliyat veya görüntüleme testi gerekebilir.

İnterseks durumu cinsiyet gelişim bozukluğu (CGB) olarak anılmaktadır. İnterseks olmak, genital organlar, kromozomlar, hormonlar, üreme sistemi ve gonadlar (yumurtalıklar veya testisler) gibi unsurları etkileyebilir.

İnterseks durumu, farklı şekillerde ortaya çıkabilen bir durumdur. En yaygın şekilleri şu özellikleri içerir:

  • Kromozom Kombinasyonu: Her insan, ebeveynlerinden belirli cinsiyet kromozomlarını alır. Erkekler genellikle XY kromozomlarına sahiptir, kadınlar ise XX kromozomlarına. İnterseksler ise, XXY gibi kromozom kombinasyonlarına veya hücrelerinde farklı kombinasyonlara sahip olabilirler.
  • Karışık Cinsel Organlar: İnterseksler, ovotestis adı verilen hem yumurtalık hem de testis dokusuna sahip olabilirler. Örneğin, dış cinsel organları penis gibi görünse de, iç üreme anatomisi ve hormon seviyeleri doğuştan kadınlara daha yakın olabilir. Ancak, biyolojik olarak tamamen erkek veya tamamen kadın olmaları mümkün değildir.
İnterseks
İkili cinsiyet sınıflandırmasına uymayan üreme veya cinsel anatomiye sahip olan kişilere interseks denir.

İnterseks Durumunun Nedenleri

Uzmanlar, interseks durumunun sebeplerini tam olarak bilmemektedir. Bazı interseks özelliklerin genetik olarak kalıtsal olabileceği düşünülmektedir (bir ailede bir nesilden diğerine geçebilir). İnterseks olmanın bazı nedenleri şunlar olabilir:

  • Androjen hormonu reseptör genindeki değişiklikler.
  • Embriyo gelişimi sırasında doğal veya sentetik hormon maruziyeti.
  • Eksik veya yerinde olmayan cinsiyet belirleyici bölge Y geni (SRY).
  • Genital gelişimle ilgili anormal hormon seviyelerine neden olan diğer genetik durumlar.

İnterseks durumu, LGBT ideolojisinin dayattığı eşcinsellikten tamamen farklı bir durumdur. İnterseks, bir kişinin cinsel anatomi veya fizyolojisinin tipik cinsiyet kategorilerine uymamasını ifade ederken, eşcinsellik kişinin cinsel tercihini belirtir.

Eşcinsellik ve Çeşitli Yönelimler

"Eşcinsellik" terimi, dar bir anlamda homoseksüelliği, yani hemcinse duyulan ilgiyi ifade ederken, daha geniş kapsamda lezbiyenlik, geylik, biseksüellik, panseksüellik, transseksüellik gibi kavramları de içeren bir çatı kavram olarak kullanılmaktadır.

Lezbiyen terimi, kadın eşcinselliğini ifade eden ve kökenini eşcinsel şair Sappho'nun memleketi Lesbos (Midilli) Adası'na dayandıran bir kavramdır. Kadınların kadınlara olan ilgisini tanımlayan bu terim, eşcinsel davranışa bir kimlik kazandırma çabası olarak 1800'lü yıllardan bu yana kullanılmaktadır.

Gey terimi ise, kökenini Fransızca "gai" kelimesinden alır ve aslen "umursamaz" anlamına gelir. 1960'lı yıllardan itibaren, özellikle erkek eşcinseller tarafından kendilerini tanımlamak için kullanılmaya başlanmıştır. Bu terim, bir erkeğin diğer erkeklere yönelik ilgisiniifade eder, bu da eşcinsel davranışa bir kimlik atfetme çabasıdır.

Biseksüellik, bir kişinin hem kendi cinsiyetinden hem de karşı cinsiyetten kişilere ilgi duyma eğilimini ifade eder.

Panseksüellik, bir kişinin cinsiyeti ve cinsel yönelimi fark etmeksizin herhangi bir kişiye ilgi duyma eğilimini ifade eden bir cinsel yönelimdir. 

Transseksüellik ise bir kişinin karşı cinsiyetten olduğunu iddia etmesini ve cerrahi veya hormonal müdahalelerle cinsiyetlerini değiştirmesini ifade eder. Türkiye’de ameliyatla cinsiyetini değiştirenlere transseksüel, sadece görünümünü değiştirenlere travesti denmektedir. 

İnterseks
İnterseks, bir kişinin cinsel anatomi veya fizyolojisinin tipik cinsiyet kategorilerine uymamasını ifade ederken, eşcinsellik kişinin cinsel tercihini belirtir.

Eşcinsellik Nedenleri

Cinsel kimlik, kişinin cinsiyetini algılaması, kabul etmesi ve buna uygun davranışlarını biçimlendirmesi olarak tanımlanır. Cinsel kimlik doğumdan sonraki süreçte şekillenir ve genellikle 0-6 yaş arasındaki çocukluk döneminde gelişimini tamamlar.

LGBT ideolojisinin eşcinselliğin doğuştan geldiği iddiası, bilimsel araştırmalarla desteklenmemektedir. Bilim insanları genetik, hormonal, nörolojik ve çevresel faktörlerin eşcinselliğin gelişiminde rol oynayabileceğini düşünmektedir. Ancak, tek bir belirleyici faktör veya gen bulunmuş değildir.

Eşcinsellik ve Genetik

Genetik araştırmalara göre, eşcinselliği belirleyen tek bir "eşcinsellik geni" veya belirleyici bir gen bulunmamıştır. Genetik yapıya sahip tek yumurta ikizleri arasında yapılan araştırmalarda da genetik faktörlerin eşcinselliği belirlemede tek başına etkili olmadığı gözlemlenmiştir.

Eşcinsellik ve Hormon Bozukluğu

Hormon bozukluklarının ise, özellikle hamilelik sırasında annenin maruz kaldığı hormon seviyelerinin çocuklarda cinsel yönelimi etkileyebileceği belirtilmiştir. Örnek olarak, Konjenital Adrenal Hiperplazi (KAH) hastalığı, cinsel gelişimde bozukluklara neden olabilir.

Eşcinsellik ve Beyin Yapısı

Bazı araştırmalar, eşcinsellerin beyin yapılarında heteroseksüellerden farklılıklar olduğunu iddia etmiştir. Ancak, bu bulguların kesin olmadığı ve yaşam boyu değişebilen bir organ olan beyin üzerindeki etkilerin zaman içinde değişebileceği vurgulanmıştır.

Bu konuda daha detaylı bilgi almak için diğer bir yazımıza buradan erişebilirsiniz.

Eşcinsellik
Kişinin yaşadığı olumsuz deneyimlerin eşcinsellik gelişimine neden olabileceği düşünülmektedir.

Eşcinsellik ile Psikolojik ve Çevresel Etkiler

Eşcinselliğin kökenleri konusundaki teoriler arasında psikolojik ve çevresel etmenleri vurgulayan birçok görüş bulunmaktadır. 

Psikanalitik teori, eşcinselliğin doğuştan gelmediğini, ancak erken çocukluk dönemindeki travma yahut karmaşık etkileşimlerin rol oynadığını savunmaktadır. Özellikle hemcins ebeveynle yaşanan olumsuz ilişkiler, reddedilme ve kayıpların, kişinin cinsel yönelimi üzerinde etkili olabileceği tezini ortaya koymaktadır.

Çevresel ve sosyal nedenlere odaklanan bir perspektif ise eşcinselliğin travma sonrası bir kaçış yolu olarak ortaya çıkabileceğini ve yanlış cinsel eğitimin etkisi altında olabileceğini vurgulamaktadır. Bu bağlamda, kişinin yaşadığı olumsuz deneyimlerin, cinsel yönelimini etkileyebileceği düşünülmektedir.

Eskiden psikiyatrik bir hastalık olarak değerlendirilen ve “Cinsel Kimlik Bozukluğu” olarak nitelendirilen eşcinsellik, LGBT hareketinin baskısıyla Amerikan Psikiyatri Derneği tarafından 1973 yılında hastalık kategorisinden çıkarılmış ve bu dönemde tedavi ve terapi yöntemleri de gözden düşürülmüştür. Prof. Dr. Nevzat Tarhan bu konuda şunları söylemiştir: “Eşcinselliği heteroseksüellik gibi sağlıklı bir durum olarak tanımlamanın hiçbir bilimsel dayanağı yoktur. Kamuoyuna aydınlatıcı bilgi verilmediği takdirde erken ergenlik döneminde eşcinsel eğilimi fark etmiş, iç denetim ve dürtü kontrolü için çabalayan, yani eşcinsel eğilimi olup da kontrol etmek isteyen kişilere tedavi ve yardım kapısı kapanmaktadır.Yanlış anlamalara ve eşcinsel tercihleri artıracak önerilere psikiyatri derneklerinin alet olması son derece sakıncalıdır.”

Ergenlikte Eşcinsellik Belirtileri

Cinsel kimlik, ergenlik döneminin başlamasıyla birlikte daha da şekillenmeye ve anlam kazanmaya başlar. Ergenlikte, gençler arasında eşcinsel olma korkusu ve takıntıları yaygındır. Bu durum özellikle kızlarda daha sık görülür ve genellikle geçici bir durumdur. Gençler, bu korku ve düşüncelerini destekleyebilecek yanlış bilgi ve davranışlara kapılabilecekleri endişesiyle, hemcinsleriyle olan yakın ilişkilerinde “eşcinsel ilişki” şüphesi duyabilirler. Gençlerde geçici eşcinsellik endişesi yaşayanlar, sağlıklı bir sosyal çevrede destek bulabilir ve aile sevgisiyle güvende hissedebilirlerse, bu eğilimler zaman içinde azalabilir. Ancak, gençler kendi içlerine çekilir ve çaba göstermezlerse, eşcinsellik riski artabilir. Ebeveynler, çocuklarının cinsel yönelimle ilgili endişeleri için güvenilir bir çocuk psikiyatristinden yardım almalıdır.