Bilimsel analizlerin ışığında cinsiyet kimliği ve kişilik değerlendirmesi

Tüm insanların doğuştan bir 'cinsiyet kimliğine' sahip olduğu ve 'yanlış bedende doğabildiği' anlatılarına dair bilimsel araştırmaların yansımaları
Bilimsel analizlerin ışığında cinsiyet kimliği ve kişilik değerlendirmesi

 

Erişim tarihi: 08.03.2023

Kaynak: quillette.com

 

Tüm insanların doğuştan bir "cinsiyet kimliğine" sahip olduğu fikri, son zamanlarda birçok sağlık uzmanı ve ana akım tıp kuruluşları tarafından dile getirilmektedir. Bahsedilen şey genellikle biyolojiden bağımsız olarak “içteki” cinsiyet duygusu olarak tanımlanmaktadır. Bu cinsiyet duygusunun üç yaştan itibaren ifade edilebileceği iddiası da yaygınlaşmıştır.

Bu iddialar ilk başlarda sistematik bir incelemeye tabi tutulmamış olsa da, artık giderek artan sayıda bilim insanı, filozof ve sağlık çalışanı tarafından eleştirilere konu olmaktadır. Gelişimsel çalışmalar, küçük çocukların cinsiyet hakkında (en iyi ihtimalle) yalnızca yüzeysel bir anlayışa sahip olduğunu göstermektedir. Örneğin, yedi yaşına kadar pek çok çocuk, bir erkeğin elbise giydiğinde kız olduğuna inanmaktadır. Bu da bize küçük çocuklarda tutarlı bir cinsiyet kavramının olmadığını düşünme konusunda geçerli bir sebep vermektedir.

Bununla birlikte, küçük yaşlardan itibaren çocuklar cinsiyetle ilişkilendirdiğimiz özellikler ve davranışlar sergileme eğilimindedir. 

Tüm bu bulguları bir araya getirebilir miyiz? İlk olarak, cinsiyet bedenlerin gelişimini etkilediği gibi beyinleri de etkilemektedir. Gebelik döneminde rahim içi hormon düzeylerinde farklılıklar olur (örneğin erkeklik hormonu testosteron gebeliğin sekizinci haftasında yükselir) ve sinir hücrelerinin kromozom yapısına (XX-kadın veya XY-erkek) bağlı olarak farklı gelişim süreçleri yaşanır. İnsanın kendine özgü kişiliği işte bu cinsiyetle ilgili ve diğer gelişimsel süreçlerin çevreyle etkileşime girmesi sonucu ortaya çıkar. Bu nedenle, nüfus temelli çalışmalarda kişilik ve zevklerde sosyal etkilerden bağımsız olarak cinsiyete bağlı farklılıklar görülmesi şaşırtıcı değildir. Sosyal etkiler zayıfladığında (Avrupa'nın İskandinav ülkeleri gibi toplumlarda), kişilik ve zevklerdeki cinsiyete bağlı farklılıklar aslında artmaktadır. [1, 2] Bu durum, çevresel bağlamlar azaldıkça, doğuştan gelen cinsiyete özgü özelliklerin ortaya çıktığını göstermektedir.

Cinsiyet kimliği
Kişilik özelliklerine bakıldığında cinsiyetler arasında yaklaşık %30'luk bir örtüşme olduğu görülmektedir.

Kişilik özelliklerine daha yakından bakıldığında, veriler toplu olarak analiz edildiğinde, yukarıdaki şekilde şematize edildiği gibi, cinsiyetler arasında yaklaşık %30'luk bir örtüşme olduğu görülmektedir. Yani bu %30’luk kişilik özelliklerine hem kadınlarda hem erkeklerde rastlanabilir ki insanî değerler ortaktır ve kişilik özelliklerinin böylesi insanî değerleri cinsiyetten bağımsız olarak barındırması doğaldır.[3] Hatta erkekler ve kadınlar arasındaki kişilik özelliklerinin örtüşmesi nedeniyle, bazı kadınların kişilik özellikleri, bazı erkeklerin kişilik özelliklerinden daha "erkeksi" olabilir ve bunun tersi de geçerlidir. Aslında burada biyolojik bir erkeksilik ya da gerçek bir erkeksilikten bahsedilmemektedir. Burada, insani değerler olarak tanımladığımız ortak değerlere temas vardır. Pembe grafikten bakıldığında görece mavi; mavi grafikten bakıldığında görece pembe olan bu kısım aslında mordur, yani ortaktır.

Davranışları, kişilik özellikleri ve zevklerine bu açıdan bakılmayan ergen bir çocuk, yanlış bir bedende olduğunu vehmedebilir. Bu çocuğun ebeveynlerinin de kafası karışabilir ve çocuklarının davranışlarının kendilerininkinden veya yaşıtlarınınkinden ne kadar "farklı" olduğunu zannedebilirler. Gerçekte, bu çocuk sadece bir davranış spektrumunda (yoğundan hafife doğru değişen bir davranış yelpazesinde) yer almaktadır. Kişinin cinsiyetini davranış tanımlamaz; biyoloji tanımlar, bunlar sadece eşlik ederler.

Kişilik özelliklerinin geniş ama normal dağılımı, ikizlerin ikisinde de transseksüellik görülme oranının %28 olduğunu gösteren çalışmaları da açıklamaktadır. [3] İkizler aynı kromozomlara sahiptir ve bu nedenle muhtemelen cinsiyetle ilgili benzer davranışlara sahip olacak ve bu davranışlarla ilgili benzer çevresel etkilere maruz kalacaklardır. Örnek olarak ikiz ergen erkekleri kullanalım: Eğer davranışları erkek tipik dağılımının "kadınsı" ucundaysa, her ikisi de davranışlarının ve sevdiği şeylerin cinsiyetleri hakkında ne anlama geldiği konusunda kafaları karışabilir.

Çoğu durumda, şu anda "cinsiyet kimliği" olarak adlandırılan şey, bir kişinin kendi cinsiyetiyle ve çevresel faktörlerle etkilenerek oluşan kişiliğinin aynı ve karşı cinsiyetten insanlarla karşılaştırılmasına dair algısıdır. Bu sebeple bu bir kimlik değil, algıdır. Ayrıca cinsiyet de biyolojiden ibaret olduğu için "cinsiyet kimliği" ifadesinin kullanımı en temelde verimsiz ve anlamsız bir referans oluşturmaktadır. Bazen kişiler algılarını cinsiyetleri ile karıştırabilirler. Bu karışıklık, kişiliklerin ve zevklerin cinsiyetler içinde geniş dağılımını ve cinsiyetler arasında örtüşmeyi anlamadaki kültürel başarısızlıktan kaynaklanmaktadır.

Cinsiyet kimliği
"Cinsiyet kimliği" olarak adlandırılan şey bir kimlik değil, algıdır. 

Bir kız çocuğu "erkek olduğunu" söylemeye başladığında, bu duygu kızın kişiliğini ve zevklerini diğer akranlarına kıyasla nasıl algıladığını yansıtır. Aslında burada çocuk bir algı sorunu yaşamaktadır ve yaşadığı karmaşayı cinsiyeti sanmaktadır. Çoğu durumda, kafa karışıklığının daha derinlerde bir sebebi vardır. Bu durumlarda danışmanlık verilmesi, cinsiyet disforik (cinsiyet hoşnutsuzluğu yaşayan) ergenlerin karşı cinsten birisi olma sevdalarına neden olan travma veya düşünce süreçlerini çözmelerine yardımcı olabilir.[4] Tarihsel veriler, çocukların yaklaşık %0,5'inde cinsiyet disforisi geliştiğini göstermektedir. Tıp literatüründeki destekleyici çalışmalar, çocuklar büyüdükçe, çocukluk çağında başlayan cinsiyet disforisinin çoğu durumda çözüldüğünü (yani sona erdiğini) göstermektedir. 

Ancak tıp uzmanları artık çocuklara danışmanlık sunmak yerine, yaygın olarak "yanlış bedende doğmuş" olabileceklerini söylemektedir. Cinsiyet değişimini teşvik eden bu yeni yaklaşım, cinsiyet disforisinin çözülme olasılığını azaltarak çocukları geri dönüşü olmayan tıbbi ve cerrahi müdahalelere doğru itmektedir. Agresif cinsiyet değiştirme seçenekleri ergenliğin erken dönemlerinde uygulanırsa, ergenlik engelleyici ilaçların ve ardından karşı cinsiyet hormonlarının birlikte kullanımı (çoğu zaman birlikte kullanılırlar) kalıcı kısırlıkla sonuçlanacaktır.

Avustralya’da transseksüel lise öğrencilerinin artan sayısının şu anda tüm öğrencilerin yaklaşık %2'sini oluşturduğu tahmin edilmektedir; bu oran yukarıda belirtilen %0,5'lik başlangıç rakamının dört katına çıkmıştır. Artık birçok ergen cinsiyet kliniklerine başvurmaktadır.[5] Bazı kliniklerde yeni vaka sayılarında 10 kat artış görülmektedir. Bu ergenlerin çoğunda çocukluk çağında cinsiyet disforisi öyküsü yoktur.[6] Bu ergenlerin birçoğunda otizm spektrum belirtileri daha yüksek oranda görülmüştür ve tartışmalı teşvik modeli bu çalışılmamış jenerasyonda uygulanmaktadır.[7] Şaşırtıcı olmayan bir şekilde, cinsiyet değiştirmekten duyulan pişmanlık ve detransition (translığı bırakma, translıktan vazgeçip esas cinsiyete dönme) vakaları giderek artmaktadır.

Özetlemek gerekirse, cinsiyete bağlı kişilik ve davranış farklılıklarının dağılımını doğru şekilde kavrayamama sonucunda bir kafa karışıklığına yol açılmıştır. Gerçek şu ki, hiçbir çocuk aslında yanlış bedende doğmaz. Yetişkinler, tipik erkek ve kadın davranışlarının ve zevklerinin neye benzediğine dair anlayışlarını genişletmelidir; bu da onları, erkek veya kadın olmanın, daha geniş bir yelpazede kişilik özelliklerini beraberinde getirdiğini idrak etmeye yönlendirecektir.

 

[1] Archer J. The reality and evolutionary significance of human psychological sex differences. Biol Rev Camb Philos Soc. 2019 Aug;94(4):1381-1415. doi: 10.1111/brv.12507. Epub 2019 Mar 20. PMID: 30892813.

[2] Mac Giolla E, Kajonius PJ. Sex differences in personality are larger in gender equal countries: Replicating and extending a surprising finding. Int J Psychol. 2019 Dec;54(6):705-711. doi: 10.1002/ijop.12529. Epub 2018 Sep 11. PMID: 30206941.

[3] Kaiser T, Del Giudice M, Booth T. Global sex differences in personality: Replication with an open online dataset. J Pers. 2020 Jun;88(3):415-429. doi: 10.1111/jopy.12500. Epub 2019 Jul 19. PMID: 31309560; PMCID: PMC7317516.

[4] Churcher Clarke A, Spiliadis A. 'Taking the lid off the box': The value of extended clinical assessment for adolescents presenting with gender identity difficulties. Clin Child Psychol Psychiatry. 2019 Apr;24(2):338-352. doi: 10.1177/1359104518825288. Epub 2019 Feb 6. PMID: 30722669.

[5] Lisa Marchiano (2017) Outbreak: On Transgender Teens and Psychic Epidemics, Psychological Perspectives, 60:3, 345-366, DOI: 10.1080/00332925.2017.1350804

[6] Littman L. Parent reports of adolescents and young adults perceived to show signs of a rapid onset of gender dysphoria. PLoS One. 2018 Aug 16;13(8):e0202330. doi: 10.1371/journal.pone.0202330. Erratum in: PLoS One. 2019 Mar 19;14(3):e0214157. PMID: 30114286; PMCID: PMC6095578.

[7] de Vries AL, Noens IL, Cohen-Kettenis PT, van Berckelaer-Onnes IA, Doreleijers TA. Autism spectrum disorders in gender dysphoric children and adolescents. J Autism Dev Disord. 2010 Aug;40(8):930-6. doi: 10.1007/s10803-010-0935-9. PMID: 20094764; PMCID: PMC2904453.