Transgenderizm: Temel kavramlar ve günümüzdeki yansımaları

Günümüzde yükselen bir trend olan ve genç neslin dijital dünyasında kırmızı alarmlar uyandıran transgenderizm konseptini anlamak ve çocukların dijital dünyadaki güvenliğini sağlamak için temel kavramlar.
Transgenderizm: Temel kavramlar ve günümüzdeki yansımaları

 

"Transgender" kelimesi, "trans" ve "gender" kelimelerinin birleşiminden oluşur. "Trans," Latince bir fiilin türetilmiş bir formudur ve taşımak, transfer etmek, çaprazlamak, genişletmek veya dönüştürmek anlamına gelir. Diğer kelime olan "gender," Fransızca "genre" ve Latince "genus" kelimelerinden türetilmiştir ve tür, çeşit veya sınıf anlamına gelir.

"Trans" bazen "transgender" kelimesinin kısaltması olarak kullanılır.

Transgenderizm, LGBT'nin içinde yer alan ve T harfini temsil eden bir ideoloji olarak ortaya çıkar. Bu kavram, çeşitli alt terimleri içinde barındırır. Bu kavram, üç temel basamak üzerinden değerlendirilebilir. İlk olarak, "Cross-dressing" yani cinsiyetin dışında olan kıyafet ve görünümü benimseme durumu vardır. Bu, kişinin doğuştan geldiği cinsiyete uymayan kıyafetleri tercih etmesini içerir. İkinci basamak, "Transvestizm," tıbbi müdahale olmadan kişinin doğuştan gelen cinsiyetinden farklı bir cinsiyeti benimsemesini kapsar. En üst düzeyde ise "Transseksüellik" bulunur. Bu basamakta kişi, hormon tedavileri veya cinsiyet değiştirme ameliyatları gibi tıbbi müdahalelerle karşı cinsiyete bürünmeye çalışır. Örneğin, kadın olduğu halde erkek olduğunu iddia eden ve vücudunu değiştiren veya değiştirmek isteyen kişi “transseksüel erkek” veya “trans erkek” (kadından erkeğe veya FtM olarak da bilinir) olarak adlandırılır. Diğer taraftan, erkek olduğu halde kadın olduğunu iddia eden ve vücudunu değiştiren ya da değiştirmek isteyen kişi “transseksüel kadın” veya “trans kadın” (erkekten kadına veya MtF olarak da bilinir) olarak adlandırılır. 

Almanca kökene sahip ve Almanca Transsexualismus terimine benzeyen "transseksüel" terimi özellikle tıp ve psikoloji alanında uluslararası düzeyde kabul görmüş olmasına rağmen, tercih edilen terim "transgender" olmuştur. "Transgender" kelimesi, modern şemsiye terim anlamını 1990'larda kazanmıştır. Türkçe kaynaklarda ilk kez 2003 yılında tespit edilmiştir.

Transseksüel
Transseksüel kişi, hormon tedavileri veya cinsiyet değiştirme ameliyatları gibi tıbbi müdahalelerle karşı cinsiyete bürünmeye çalışır.

Transgender terimi henüz standart bir tanıma oturmadığı için “non-binary” olarak tanımlanan, her iki cinsiyeti reddeden kişileri de içerebilir. Transgenderizm tüm bu terimlerin dışında kalan, “doğduğu cinsiyetle uyumlu olan”, “trans olmayan” kişiler için ise “cisgender” terimini üretmiştir.

Bu noktada interseks teriminden de söz etmek gerekir. İnterseks terimi genetik, anatomik veya hormonal açıdan tipik "erkek" veya "kadın" biyolojik cinsiyet kategorilerinin sınırlarının dışında olan kişileri ifade eder. “Hünsalık” olarak da bilinen bu durum genellikle doğuştan gelir ve anatomik, genetik veya hormonal anormalliklere işaret eder. Yani, interseks durumu oldukça nadir tıbbi bir durumu ifade eder.

Kendini bu karmaşıklık içinde bulan genç zihinler, çeşitli faktörler sonucunda yaşadıkları cinsiyet disforisi (cinsiyet hoşnutsuzluğu) nedeniyle transgender oldukları yanılgısına kapılabilir. Bunlardan bazıları bu disforiyi aşmak için hormon tedavisi, cinsiyet değiştirme ameliyatı veya psikoterapi gibi tıbbi çözümlere yönelir. Batı dünyasında, kişinin cinsiyeti konusunda yaşadığı duygusal durumlar ile biyolojik belirtiler arasındaki çatışma durumunda, transgender hareketi tarafından duyguların belirleyici olduğu yönünde ciddi bir dayatma bulunmaktadır. Transgenderizm, bizi erkek ya da kadın yapan şeyin, içsel benlik duygumuz olduğunu savunur. 

LGBT ideolojisi, bu bakış açısını desteklemek için cinsiyetle ilgili dilin kullanımını da değiştirmiştir. Doğuştan gelen cinsiyeti ifade etmek için "sex" (cinsiyet) terimi, seçilen veya hissedilen cinsiyeti belirtmek için ise "gender" (LGBT ideolojisinin deyimiyle “toplumsal cinsiyet”) terimi kullanılmaktadır. 

Transgender Sembolleri

  • Transgender Bayrağı: Transgender bayrağı bazen "trans gurur bayrağı" olarak da anılmaktadır. Pembe renk, kız cinsiyetini temsil ederken, mavi renk erkek cinsiyetini simgeler. Beyaz renk ise bu iki geleneksel cinsiyeti reddeden tüm kişilere açık bir şekilde atıfta bulunur. Transgender bayrağı, transseksüel bayrağı ile aynıdır ve benzer bir anlam taşır.
  • Transgender İkonu: Bir diğer transgender sembolü, cinsiyet değişimini temsil eden "⚧" simgesidir.
Transgender
Transgender sembollerinden biri olan transgender ikonu.

Uluslararası Transgender Görünürlük Günü

Genellikle Trans Görünürlük Günü olarak anılır, her yıl 31 Mart tarihinde gerçekleşen bir etkinliktir. 31 Mart 2021 tarihinde Joe Biden, Transgender Görünürlük Günü'nü resmi olarak ilan etmiştir. Bildirisinde, "Tüm Amerikalıları, transgender bireyler için tam eşitlik mücadelesine katılmaya çağırıyorum" ifadesini kullanarak, bu etkinliği tanıyan ilk Amerikan başkanı olmuştur.

Transgender’ların Yaygınlığı

Transgender’ların yahut transların ne kadar yaygın olduğu konusunda net bir sayı vermek zordur, çünkü transgender teriminin tanımı belirsizdir ve bu konuda genel nüfus çalışmaları yoktur.

Büyüyen Transgender Hareketi

Bu ideolojinin savunucuları, insanların istedikleri her şeyi yapmakta ve gerçeği istedikleri gibi tanımlamakta özgür oldukları radikal bir dışavurumcu bireyciliği teşvik etmekte olmalarına rağmen transgender ideolojisinin kabulünü acımasızca dayatmaya çalışmaktadırlar.

Amerika’daki New York Kürtaj Erişim Fonu'nun (New York Abortion Access Fund) yönetim kurulu, 2014 yılında, “trans erkekleri dışlamamak” amacıyla hamile kalan kişilerden bahsederken "kadın" kelimesini kullanmamak konusunda oybirliğiyle karar almıştır. Grubun Değerler Bildirgesi'nde, "Kendilerini erkek olarak tanımlayan bireylerin de hamile kalabileceğini ve kürtaj yaptırmak isteyebileceğini kabul ediyoruz" ifadesi yer almaktadır.

Günümüzde, eğitimden eğlenceye, medyadan pazara kadar transgenderizm anlatısı dayatılmakta ve alkışlanmaktadır. Bunun bir örneği olarak, 2014 yılında Eurovision Şarkı Yarışması'nı kazanan, kadın kıyafetleri, makyajı ve sakalıyla dikkat çeken “drag queen” gösterilebilir.

Transgender
Transgender ideolojisi eğitimden eğlenceye kadar her sektörde faaliyetini açıktan sürdürmektedir.

Disney ve Transgenderism

Sinema ve televizyon dünyasının devi Disney ise, bu harekete net bir destek sunmaktan çekinmemektedir. Disney ailesinin bir üyesi olan Charlee Corra, 2022 yılında verdiği bir röportajda, kendisinin transgender olduğunu açıklarken aynı zamanda LGBT karşıtı yasalara karşı net bir tavır sergilemiştir. Corra, Disney’in Amerika'nın en büyük LGBT savunma grubu olan Human Rights Campaign'e yapılan bağışları 250.000 dolara kadar eşleme kararı aldığını duyurmuştur. Bu adım, Corra’nın üvey babası Roy P. Disney tarafından, Corra'nın ifade ettiği miktarı 500.000 dolara çıkartılarak desteklenmiştir. Roy P. Disney, Los Angeles Times'a verdiği demeçte, "Eşitlik bizim için derin bir anlam taşıyor," diyerek özellikle kendi çocukları Charlee'nin transgender ve LGBT topluluğunun bir üyesi olmasının bu destekteki temel etken olduğunu vurgulamıştır. 

Tüm bu gelişmeler ışığında, ailelere ve eğitimcilere, Disney yapımı çizgi filmleri ve animasyonları çocuklara izletirken daha dikkatli olmalarını tavsiye ederiz.

Çocuk İstismarı Tartışmaları

Transgenderizm ideolojisinin çocukların istismarı ve cinsellikle ilişkisini örtbas etmeye çalışan bir girişim olduğuna dair ciddi tartışmalar mevcuttur. Bu tartışmaların ortasında yer alan çocuk drag sanatçısı Desmond Napoles, ailesinin teşvikiyle modellik yaparak LGBT ikonu haline gelmiştir. Ancak, Desmond'ın çocukluk yaşında sahneye çıkarak sergilediği gösteriler ve giyim tarzı, çocukların cinsellikle ilişkilendirilme riski ve bu süreçte ergenlik önleyici tedavilere yönlendirilerek kısırlaştırılma endişelerini beraberinde getirmektedir. Anne Wendylou Napoles, oğlunun bu tercihlerini tamamen kendi kararı olarak savunsa da, eleştirmenler bu durumu çocuk istismarı olarak değerlendirmektedir. Bu örnek, toplumun geniş kesimlerinde transgenderizm ideolojisi konusundaki tartışmaların derinleştirme ihtiyacını ortaya koymaktadır.

LGBT
Ailesinin teşvikiyle LGBT ikonu haline gelen çocuk drag queen Desmond Napoles.

Bunun yanı sıra, endişeli ebeveynlerin transgender olduğuna inanan çocukları hakkında paylaştığı hikayelerde birbirine benzer örüntülere sahip çocuk istismarı örnekleri görülmektedir. Çoğu hikayede, ergenliğin başlarında bir kız çocuğu ve Hızlı Başlangıçlı Cinsiyet Disforisi (ROGD) söz konusudur. Başlangıçta cinsiyetinden memnun olan çocuk, ergenlik döneminde ani bir değişim geçirerek transseksüel bir kimliği benimser. Ebeveyn, bu değişimi çevrimiçi etkileşimlere bağlar ve özellikle Discord, Twitter, Pinterest, Instagram ve TikTok gibi online platformlardaki etkileşimlerin rolünden bahseder. Sosyal çevresinden uzaklaşıp sanal dünyaya kapılan çocuk, aniden kadınsı kıyafetleri bir kenara bırakır, saçlarını kestirir, erkek ismi kullanmaya başlar ve fiziksel görünümünü daha erkeksi bir yönde değiştirir. 

Bu ani değişimin kaynağı araştırıldığında, çocuğun kendinden yaşça büyük transseksüellerin müstehcen içeriklerine maruz kaldığı keşfedilir. Bu içerikler cinsel eylemleri, istismarı, madde kullanımını ve riskli davranışları konu edinen tartışmalar içerir. Ebeveyn, çocuğun transgender kimliğinin gerçekliğini sorgular ve dış etkilerin ve manipülasyonların cinsiyet kimliğinin şekillenmesinde önemli bir rol oynadığını fark eder. (Bu hikayelerin bir örneğine buradan erişebilirsiniz.) 

Bu hikayeler, çocuk istismarını ifade etmek için kullanılan "grooming" teriminin vuku bulmuş halidir. "Grooming," sadece bir kontrol aracı değil, aynı zamanda bir çocuğun ruhsal dünyasına tehlikeli bir yolculuğun kapısını aralayan sinsi bir manipülasyon metodudur. Tumblr, Reddit, YouTube gibi dijital dünyanın derinliklerinde kaybolan masumiyetin ardında, istismarcıların oyun alanları oluşur. "Grooming," bu tehlikeli sürecin ilk adımıdır; çocukları kandırma, güven kazanma ve en nihayetinde kontrol altına alma çabalarını simgeler. Bu süreç, genellikle çocuğun duygusal zayıflıklarını hedef alarak başlar ve maalesef internetin derinliklerinde gizlenen bu tehlikeler, çocukların zihinsel sağlığını ciddi şekilde etkileyebilir.

Çocuklarımızın korunması ve sağlıklı bir gelişim süreci geçirmeleri için, ebeveynlerin ve eğitimcilerin dijital dünyayı daha yakından anlamaları ve çocuklarına rehberlik etmeleri gerekmektedir. Dijital okuryazarlık, çocukları internetin tehlikelerinden korumanın önemli bir parçasıdır. Ayrıca, çocukların duygusal ihtiyaçlarını anlamak ve onlarla sağlıklı iletişim kurmak da bu süreçte kritik bir rol oynamaktadır. Unutmayalım ki, çocuklarımızın geleceği, onlara sağlıklı bir çevre ve rehberlik sunan yetişkinlerin elindedir.