Anne gözünden: Otizmli genç kızın cinsiyet değiştirme süreci ve içsel çatışmalar

Sosyal izolasyon, otizm teşhisi, ergenlik süreci ve sosyal medya etkisi sonucu 10 yaşında nonbinary olduğuna karar veren otizmli genç kızın annesi, kızının cinsiyet değiştirme sürecinde edindiği deneyimleri paylaşıyor.
Anne gözünden: Otizmli genç kızın cinsiyet değiştirme süreci ve içsel çatışmalar

 

Erişim Tarihi: 14.03.2023

Kaynak: www.parentsofrogdkids.com

 

*Tüm isimler ve tanımlayıcı detaylar kaldırılmıştır.

Soğuk öğretmenler, aşırı derecede sosyal izolasyon, otizm teşhisi, hormonal değişiklikler ve sosyal medyada geçirilen uzun saatler ile geçen zorlu bir okul yılının ardından, küçük kızım Leah genç ve savunmasız bir yaşta, 10 yaşında aniden "nonbinary" (iki cinsiyeti reddeden, bu iki cinsiyetten birinde hissetmediğini iddia eden kişi) olduğunu iddia etmeye başladı.

Kızımın entelektüel olarak son derece olgundu, ancak duygusal veya sosyal olgunluğa sahip değildi. Destek kaynağı olarak online sohbet odalarına bağımlı hale geldi. Sosyal becerisi olmayan garip birine dönüştü. Hiç arkadaşı yok. Anksiyetesi var ve otizm spektrumunda yer alan yüksek işlevli Asperger teşhisi kondu. Akranları tarafından kabul görmeyi ve "normal" olarak görülmeyi arzuluyor. Bunun için de her şeyi yapmaya hazır.

Leah çocukken mutlu ve çok feminen bir kızdı. Prenseslere takıntılıydı. Frozen filminden "Let It Go" şarkısının sözlerini melodik bir şekilde söylüyordu. Güzel giyinmeyi seviyordu. Çoğunlukla diğer kızlarla çok iyi anlaşırdı. 7 yaşında televizyonda trans kelimesini duyduğunda ona bu kavramdan kısaca bahsetmiştim. Bu fikirden tiksindiğini söylemiş ve "kızlar kız, erkekler erkek olarak doğar, bu kadar basit" demişti. Leah 8 yaşındayken, çocuk doktoru ona küçük "meme tomurcukları" olduğunu ve çok hafif kasık kılları geliştirdiğini söylemişti. Endişe ile tepki vermek yerine, bedensel değişimleri konusunda inanılmaz derecede heyecanlıydı ve kendi deyimiyle "gerçek, yetişkin bir kadın!" olmaktan gurur duyuyordu. Ergenlik karmaşası bile yaşamamıştı kızım. Asperger sendromlu çocuklar için bir kaynaştırma programına katılmıştı ve akademik olarak başarılıydı. Sosyal gelişimi dışında notları sınıf seviyesinde veya üzerindeydi. Okulda hem Aspergerli çocuklar hem de genel eğitim çocuklarıyla harika arkadaşlar edinmişti.

8.5 yaşındayken Leah’nın grup terapisine direnmesi ve neden özel programın bir parçası olduğunu sürekli sorgulaması nedeniyle, öğretmenleri ona Asperger Sendromu olduğunu söylememi tavsiye etti. Kızım bunu öğrendikten sonra çok zor zamanlar geçirdi. "Normal" bir çocuk olmak istediği için haftalarca ağladı. Bir keresinde öfkesinden kitaplarını yırttı ve odasını dağıttı. Bu süreç onu derinden etkileri. Kısa süre sonra internette otizm hakkında araştırma yapmaya başladı ve online bir otizmliler topluluğu keşfetti. "Nöroçeşitlilik" hareketine katılarak teşhisini kabullenebildi. Ben cahilce bunun olumlu bir gelişme olduğunu düşündüm. Leah'nın teşvikiyle, bu konuda onu körü körüne destekledim ve kızım "Biz insanız, yapboz değiliz" ve "Otistik hakları insan haklarıdır" gibi cümleler kurarken, ASAN (Autistic Self-Advocacy Network-Otistik Öz Savunuculuk Ağı) protestolarına kızımın yanında katıldım. "Gariplik, otizm gururu, içe kapanıklık, yaratıcılık, sakar ve harika olmak" üzerine pankartlar hazırladık. "Çok normal olduğun için üzgünüm" ve "Sorun değil, yakın arkadaşlarımdan bazıları normal" gibi aykırı sloganlar içeren tişörtler ve bez çantalar tasarladık.

LGBT
Sosyal izolasyon sonucu çevrimiçi platformlara yönelen gençler LGBT ideolojisinin gerçek dışı anlatılarına maruz kalıyor.

Leah'nın en kötü yılı geçen yıldı. Dördüncü sınıftaydı. Öğretmenleri soğuk ve sönüktü. Standart sınıfındaki dört kız onu görmezden geliyor ya da onunla alay ediyordu. Yıla öğretmenleriyle kötü bir başlangıç yaptı ve tüm özel eğitim programını sorgulayan iyi bir yazı yazdı. Öğretmenleri bu yazının değerini takdir etmek yerine ona kızdılar. Bir karmaşa içerisindeydi. Yıl ortasında sınıfta aniden uyuyakalmaları başladı. Haftalarca onu okuldan almamızı söyleyen telefonlar aldık. Onu bir nöroloğa götürdük ve beyninde veya sinirlerinde herhangi bir sorun olmadığını öğrendik. Okuldaki belletmenin kızımın her gece sosyal medyada olduğunu keşfetmesi ile okul yorgunluğunun ve derslerde uyumasının sebebini öğrendik. Otizmli gençler ve yetişkinlerden oluşan bir blog topluluğunun bulunduğu Tumblr ve Wattpad'i keşfetmiş ve burada geniş çapta takip edilen bir katılımcı olmuştu. Şaşırtıcı derecede olgun denemeler/şiirler yazdığını ve otizmli yabancılarla online etkileşimde bulunduğunu keşfettik. Bu platformları keşfetmeden önce LGBT makalelerini ve trans/nonbinary ideolojisiyle ilgili şeyleri okumak için önemli bir zaman harcadığını fark ettik. Bu da bize bu konuya kafayı takmış olabileceğine dair bir tehlike işareti verdi.

Dördüncü sınıftan sonraki yaz, Leah ergenlik ve regl döneminin yaklaşmasıyla ilgili duygusal bir tartışmanın ardından aniden nonbinary olduğunu, kız olmaktan nefret ettiğini, göğüslerini ve vajinasını görmek istemediği için duş almakta zorlandığını, ergenlik engelleyici kullanmak istediğini, göğsünü bağlayarak düzleştirmek ve nihayetinde testosteron alıp mastektomi (göğüslerin alındığı transseksüel ameliyatı) olmak istediğini açıkladı. Tüm bunları ezbere ve robotik bir şekilde söyledi, sanki bunları söylemesi için zorlanmış veya yönlendirilmiş gibiydi. "Cinsiyetsiz" bir isim olduğunu düşündüğü göbek adı Alex'i kullanacağını söyledi.

Yaptığımız ilk konuşmayı hatırlıyorum. Leah'ya "Hayatın boyunca hep kız gibiydin ve kadın olmayı seviyordun. Neden birdenbire kadın olmadığına inandın? Bu bana hiç mantıklı gelmiyor," demiştim. O da "Aniden olmadı. Sadece transfobiyi içselleştirmiştim ve herkes beni kız olmaya zorladığı için gerçek benliğimi maskeliyordum. Zaten bir kadın olduğun için anlayamazsın. Kadınlıktan memnun olan kadınlardan hoşlanmıyorum." diye cevap vermişti. Bana neden böyle hissettiğine dair mantıklı ve bilimsel olarak sağlam bir cevap verememişti. Tek söyleyebildiği "içimden öyle geliyor, biliyorum işte" olmuştu. Sonra sabırla inanç ve bilgi arasındaki farkları açıkladım. Nazikçe ona hala keşif sürecinde olduğunu söyledim. Bu konuda temkinli davranmasını ve yeni ortaokulunda bundan kimseye söz etmemesini tavsiye ettim. Gözyaşları içinde cevap verdi: "Sizin istediğiniz gibi olmamı istiyorsanız transfobiksiniz. Artık maske arkasında gizlenemem. Ben buyum. Ben böyle doğdum. Sana kendimi açtım çünkü sana güveniyordum. Ama artık sana güvenemem." Tartışma bana yobaz demesi ve kadınlığımla sorun yaşamadığım için kayrıldığımı söylemesiyle sona erdi.

Cinsiyet değiştirme
Cinsiyet değiştirmek isteyen gençler bunu derhal teşvik etmeyen ebeveynlerini transfobik ilan ediyor. 

Leah'nın otizm ve anksiyete sorunlarını çözmek için 3 yaşından beri görüştüğü psikoterapistiyle bu konuyu konuştum. Bana "açılmadan" bir ay önce Leah ile bu konuyu konuştuğunu ve alışveriş merkezlerinden yalnızca unisex kıyafetler almasını, cinsiyetsiz tuvaletler talep etmesini ve adını Alex olarak değiştirmesini körü körüne teşvik ettiğini öğrendim. Bu konuya biraz daha farklı yaklaşmasını önerdiğimde, dönüşüm terapisinin (Kişilerin yaşadığı cinsiyet memnuniyetsizliği ya da cinsiyet konusundaki kafa karışıklıklarını ele alan terapi türü. Kişilerin radikal bir karardan önce sorunlarının kökenine inip genel psikolojik durumlarını iyileştirmeyi amaçlar ve bu yolla kişilerin yaşadığı memnuniyetsizliği/kafa karışıklığını büyük ölçüde tedavi eder.) yanlış olduğunu iddia etti ve "açılma sürecinin" ebeveynler için inanılmaz derecede zor ve kalp kırıcı olabileceğini ve bir anne olarak elimden gelenin en iyisini yaptığımı anlamasına rağmen, “cinsiyet değiştiren” çocuğumu olduğu gibi kabul etmek için çabalamam gerektiğini ve bu konuda bana yardımcı olabileceğini söyledi. Uzman olduğunu varsayarak tavsiyesi için ona körü körüne teşekkür ettim.

Birkaç hafta sonra, eşimin ailesi ziyarete geldi. Benim iznim ya da bilgim olmadan Leah’nın saçlarını erkek gibi kısa kestirmesine izin verdiler. Psikoterapist bunu olumlu karşıladı ve bana "sosyal cinsiyet değişimi" (herhangi bir tıbbi müdahale olmadan sosyal hayatta karşı cinsiyettenmiş gibi yaşama) sürecinde çocuğumu desteklemek için daha iyi bir iş çıkarmam gerektiğini ve kayınvalidemlerin kızımı "onaylayarak" harika bir iş çıkardığını söyledi.

Terapiste bir kez daha güvenerek kendi kabul sürecim üzerinde biraz daha çaba göstermeye karar verdim. Çok cahilmişim. Kızımla ortak konuşma terapisi seanslarına hevesle katıldım. Onunla cinsiyet konularını isteyerek tartıştım ve duygularını açık bir zihinle dinledim. Onun istediği ismi kullanmak için çaba sarf ettim. (Ona hala çoğu zaman Alex ismini kullanarak hitap ediyorum. Bu isim ona doğumunda verdiğimiz ismin bir parçası ve teknik olarak doğum belgesinde de yer alıyor, bu yüzden bana yanlış gelmiyor). Alex'in ortaya attığı bu yeni cinsiyetini teşvik etmemi ve "özgün benliği" ile yaşamasına izin vermemi söyleyen transları, özellikle de "nöroçeşitlilik" hareketinin bir parçası olan otizmli bireyleri araştırdım. Kızımın rahat edeceği unisex kıyafetleri seçmesine yardımcı oldum. Terapistinin önerisi üzerine, vücudunu görmek zorunda kalmaması için duş alırken aynayı kapattım. Kızım iyi olsun diye ne dedilerse yaptım. Kızım görünüşte daha mutluydu, kaygı düzeyi azalmıştı ve bana güvenebiliyor, benimle yeniden yakın, sevgi dolu bir ilişki kurabiliyordu. Belki de terapist haklıdır diye düşünüyordum. Bu radikal teşvik yaklaşımı gerçekten de anne-kız ilişkimizi iyileştirmiş görünüyordu. Ancak tüm bunları yaparken kendimi rüşvet veriyor gibi hissediyordum. Kızıma yakınlaşmak için inanmadığım şeyleri doktor zoruyla onaylamak adil değildi. O benim kızımdı.

Tabii ki içimde pek çok şüphe vardı. Küçük kızımın geleceği hakkında sürekli endişeliydim ve onu sadece kafası karışık otizmli bir kız olarak düşünmeye devam ettim. Her gece ağladım. Mükemmel olan kızımı kaybetmenin yasını tuttum. Her gece 4'e kadar ayakta kalarak, resim yaparak ve Facebook'ta paylaşımlarda bulunarak bununla başa çıktım. Kızımın translık iddiasını tamamen kabullenmiş gibi görünen kocamı anlayamıyordum. Çok zorluk çektim.

Trans
Sosyal çevrelerinde uyum sorunu yaşayan gençler trans olduklarını söylediklerinde ilgi bombasına tutuluyor.

Okulun ikinci günü, Alex'in müdürü beni arayarak Alex'in kendisine gelip cinsiyet belirtmeyen bir tuvalet istediğini söylediğini bildirdi. Müdür bu konuda kızımı sorgulamak ya da ona kız olduğu gerçeğini söylemek yerine, hemen durumu kabullendi ve benim bile bilgim olmadan kızımın cinsiyet belirtilmemiş bir öğretmenler tuvaletini kullanmasına izin verdi. Okul kızımı bu sürecinde teşvik etti. Bu korkunç bir gelişmeydi. Kızım tüm okula alenen bu aklından geçenleri söylediğinde onu alkışladılar. Bir anda "havalı çocuklardan" biri haline geldi. Kızıma rüşvet olarak ilgilerini sundular. Alex, günümüzün modern toplumunda akranları tarafından kabul edilmek ve uyum sağlamak için yapması gerekenin bu olduğunu fark etmişti. Tuhaf, inek ya da garip olmanızın bir önemi yoktu. Otizmli olmanız bile önemli değildi! Trans örgütüne katılırsanız anında popüler olur ve geniş çapta kabul görürdünüz. 

Haftalar geçtikçe Alex gözle görülür şekilde depresif ve endişeli hale geldi. Güvendiği okul danışmanına "hayatın yaşamaya değmediğini" söylemeye başladı. Bir gün durup dururken, bir takside gözleri yaşararak "Ben öbür dünyaya inanıyorum. Orası daha iyi bir yer." demiş. Biz inançsız denebilecek, dindar olmayan Yahudileriz, bu nedenle öbür dünyadan bahsetmesi ve oranın daha iyi bir yer olduğunu söylemesi bizi korkutmuştu. Sık sık sinir krizleri ve depresif dönemler geçirdi. Kendini bir "öteki" olarak gördü ve sosyal etkileşim için anlamlı fırsatları göz ardı etti. Üç buçuk yaşındaki kız kardeşine karşı soğuk ve mesafeli davrandı. Ona söylediğimiz her şeyi "çocuklaştırıcı" ve küçümseyici buldu ve bizimle (ya da herhangi biriyle) cinsiyet ve otizm dışında herhangi bir konuda konuşmayı reddetti. Kızımıza hayatın bunlardan ibaret olmadığını, bizimle her şeyi konuşabileceğini anlatamadık.

Aptalca, bu depresyon, anksiyete ve izolasyonun onu yeterince teşvik etmememizden kaynaklandığı sonucuna vardık. Oysa onu daha ne kadar teşvik edecektik? Bunun bir sınırı yok muydu? Görünen oydu ki biz onun cinsiyet değişimini ne kadar teşvik edersek, o da o kadar depresyona giriyor ve cinsiyet değiştirme sürecinin bir sonraki aşamasına odaklanıyordu. Aradığı iyileşmenin hep bir sonraki adımda olduğuna inandırmıştı kendini. Ergenlik engelleyici kullanma fikriyle her geçen gün daha fazla takıntılı hale geliyordu. Bana her gün bağırmaya başladı ve 10 yaşında kalıcı mastektomi (memelerin alındığı transseksüel ameliyatı) olmasına ve testosteron almasına izin vermediğim için benim transfobik bir çocuk istismarcısı olduğumu söyledi. Bu kadar ciddi bir karar vermek için çok genç olduğunu, vücudunun olduğu haliyle mükemmel olduğunu ve kimyasal olarak hadım edilmesine gerek olmadığını açıkladığımda ise küplere bindi ve beni evden kaçmakla ve "eğer beni desteklemeyecek kadar transfobiksen kendi cinsiyet değiştirme ameliyatımı kendim öderim" diye tehdit etti. Arama geçmişi de bunu araştıran terimlerle doluydu. Vücut dismorfisi (kişinin görünüşünde algıladığı kusurları saplantı hâline getirmesi) daha da kötüleşti. İntihardan bahsetti. Sık sık sinir krizleri geçirdi. Depresif dönemlerden geçti. Kendini tamamen izole etti. Ona yardım etmek için yapabileceğim hiçbir şey yoktu. Bu noktada, artık onu teşvik etmek istemediğime karar verdim. Ama aynı zamanda küçük kızımı bedeni konusunda bu kadar üzgün görmekten nefret ediyordum ve onu geri kazanmak için elimden gelen her şeyi yapmaya hazırdım.

Cinsiyet değiştirme
Çocukları için en iyisini isteyen ebeveynler, cinsiyet değiştirme fikrini sorguladıklarında transfobi ve çocuk istismarı suçlamaları ile karşılaşıyor.

Benim de desteğe ihtiyacım olduğunu fark ettim. Ancak "dönüşüm terapisinin" yakında yasaklanacağı bir eyalette yaşıyordum ve cinsiyet değişimini teşvik eden "destekten" başkasını bulamıyordum. İşte o zaman iki büyük hata yaptım.

Psikiyatristime bundan bahsettim ve o da beni iki farklı cinsiyet kliniğine yönlendirdi. Biri ebeveynlerin yanı sıra çocuk, genç ve ergen destek grupları sunuyordu; diğer klinik ise otizm ve cinsiyet konularında deneyimli ruh sağlığı uzmanlarının yanı sıra "cinsiyet değişimini teşvik eden" psikiyatrik değerlendirmeler sunuyordu.

Ebeveyn destek grubumun ilk gününde, isimlerimizi, tercih ettiğimiz cinsiyeti ve çocuklarımızın yaşlarını paylaşmamız istendi. Ben adımı ve kızımın yaşını paylaştım, ancak "tercih ettiğim cinsiyeti" söylemeyi reddettim. "Kadın olduğum çok açık" dedim. "Cinsiyetim tek bir bakışla bile anlaşılıyorken neden dil polisliği yapmamız ve siyasal olarak doğru kabul edilen şekilde konuşma konusunda endişelenmemiz gerekiyor? Ben kızımın bundan kurtulmasına ve inançlarını kadın olduğu bilgisiyle değiştirmesine yardımcı olmak için buradayım, davranışlarını pekiştirmek için değil," diye devam ettim. Diğer ebeveynler bana garip garip baktılar. Garip bir sessizlikten sonra biri konuştu: "Acınızı anlıyorum" dedi. "Bu toplumda cinsiyeti açık bir çocuk yetiştirmek çok zor. Ancak değiştirilmesi gereken toplumun davranışlarıdır, çocuklarımız değil. Biz burada çocuklarımızı oldukları ve söyledikleri gibi destekliyor, kabul ediyor ve seviyoruz. Eğer bununla ilgili bir sorununuz varsa, o zaman belki de başka bir gruba katılmalısınız." Birkaç aylık seanstan sonra gruptan ayrıldım. Tüm bu olanlara katlanamıyordum. Artık orada hoş karşılanmıyordum. Herkes aynı tavsiyeyi veriyordu: "Yıl 2018. Kendinizi geliştirin ve çocuğunuzu olduğu gibi kabul edin. Mutlu bir “trans çocuk”, ölü bir kız çocuğundan daha iyidir." Çocuğumun ne yaşı ne de nörolojik durumu dikkate alındı. Herkese söyledikleri basmakalıp cümleleri söyleyip aynı tehditleri savurdular bana da. Tüm ebeveynler bana kızdı ve "transfobik", "çocuk istismarcısı" gibi korkunç hakaretlerde bulundular. Hatta bir tanesi kızımın benim gözetimimde güvensiz olduğunu ve beni Çocuk Koruma Hizmetlerine (CPS) şikayet edeceğini söyleyecek kadar ileri gitti.

O zamana kadar cinsiyet değişimini teşvik edici bakım modeli konusunda şüpheciydim, ancak kızım gibi ben de bunu benimsemeye zorlandım. Cinsiyet değişimini teşvik eden psikiyatrik değerlendirmeye katıldım ve kızımın ara dönem destek grubunda kalmasına isteksizce izin verdim. Kızımın otizm hassasiyeti ve katı düşünceleri nedeniyle onunla bu konuda sakin bir konuşma yapamıyorum. Bana bağırıp çağırıyor ve bağnaz bir transfobik olduğumu söylüyor.

Ama ben zeki kızımdan vazgeçmeyeceğim. Savaşmaya devam edeceğim ve onun bir kadın olduğunu anlamasına yardımcı olmak için elimden geleni yapacağım. Bu sadece mantıksız bir inanç, hiçbir gerçeğe dayanmıyor. Kızım bu tuzağa düşmeyecek kadar zeki. Onu destekleyeceğim (iddialarını değil), ihtiyaçlarını karşılayacağım ve kızımı geri alacağım.