Detrans hikayeleri: Cinsiyet değiştirmekten pişmanlık duyan transların sayısı her geçen gün artıyor – 1

“Translık” son yıllarda özellikle gençler arasında bir salgın haline gelmiş, rekor düzeye ulaşmıştır. Ancak cinsiyet değiştirdikten sonra pişmanlık yaşayan detransların sayısı hızla artmaktadır. İşte bunlardan bazılarının hikayeleri.
Detrans hikayeleri: Cinsiyet değiştirmekten pişmanlık duyan transların sayısı her geçen gün artıyor – 1


Kaynak: pro-lgbt.ru
Erişim Tarihi: 17.03.2023

Feminist ideoloji, erkekler ve kadınlar arasındaki ilgi ve yetenek farklılıklarının biyolojik farklılıkları tarafından değil, ataerkil bir toplumun onlara dayattığı yetiştirilme tarzı ve kalıp yargılar tarafından belirlendiğini iddia eden sözde bilimsel "toplumsal cinsiyet" teorisinin oluşumuna ivme kazandırmıştır. Bu kavrama göre "toplumsal cinsiyet", bir kişinin cinsiyetine bağlı olmayan ve mutlaka onunla örtüşmeyen, kişilerin psikolojik olarak kendini karşı cins olarak hissedebileceği ve karşı cinsin sosyal rollerini yerine getirebileceği "psikososyal cinsiyetidir". Teorinin uzmanları bu fenomeni "transseksüel" olarak adlandırmakta ve bunun normal olduğunu iddia etmektedir. Tıpta bu ruhsal bozukluk transseksüalizm olarak bilinir (DSÖ Hastalık sınıflandırma sistemi ICD-10 kodu: F64).

"Toplumsal cinsiyet teorisi" asılsız hipotezlere ve temelsiz ideolojik varsayımlara dayanmaktadır. Ellerinde bilgi yokken varmış gibi davranırlar. Bununla birlikte, son yıllarda, özellikle ergenler arasında "translık" bir salgın haline gelmiştir. Bunda çeşitli zihinsel ve nörolojik bozukluklarla birlikte sosyal bulaşmanın önemli bir rol oynadığı açıktır. "Cinsiyet değiştirmek" isteyen gençlerin sayısı son yıllarda on kat artmış ve rekor düzeye ulaşmıştır. Her nedense bunların 3/4'ü kızdır.

Batı ülkelerinde, cinsiyet disforisi (cinsiyet hoşnutsuzluğu) olan hastalara karşı yalnızca cinsiyet değişimini teşvik edici bir yaklaşım sergilemeye izin verilmekte; hastanın duygularına güvensizlik veya ona itiraz etme girişimi "insan hakları ihlali" olarak lanse edilmektedir. "Toplumsal cinsiyet teorisi"ni sorgulayan hekimler disiplin işlemine tabi tutulmakta ve işlerini kaybetmektedir. Bu nedenle, sağlık çalışanları artık sorgusuz sualsiz herkes için oldukça zararlı olan karşı cinsiyet hormonlarını reçete etmekte ve insanları kendilerini sakatlayacak transseksüel ameliyatları geçirmek üzere sevk etmektedir.

Aynı zamanda, Rus bilim adamları cinsiyet değişikliği için başvuranların sadece %13'ünde herhangi bir ruhsal hastalık görülemediğini (ki bu hastalıkların olmadığı anlamına gelmez) belirtmiştir. 87'lik kesimde ise transseksüalizm denilen olgu; şizofrenik spektrum bozuklukları, kişilik bozuklukları ve diğer ruhsal bozukluklarla birlikte görülmektedir. Uzun yıllar transseksüel olarak yaşadıktan sonra 25 yıl önce gerçek cinsiyetine dönüş yapan Walt Heyer, önce bu bozukluklarla ilgilenilirse, "cinsiyet değiştirme" arzusu ortadan kalkar, demektedir. Kendisi de ızdırap dolu bir ömür geçirmiş biri olarak, cinsiyet disforisinin neşterle değil, psikoterapiyle tedavi edilmesi gerektiğinden oldukça emindir…

2017 yılında Cambridge Stonewall Üniversitesi'nde hazırlanan raporda "transseksüel" İskoç öğrencilerin %96'sının kendini kesmek suretiyle kendine zarar verdiği ve %40'ının intihara teşebbüs ettiği tespit edilmiştir. Amerika Birleşik Devletleri'nde ve hatta süper hoşgörülü İsveç'te yapılan bir çalışmada da benzer rakamlar elde edilmiştir: "Transseksüellerin" intihar etme olasılığı, vücut dönüştürme ameliyatından sonra bile nüfusun geneline kıyasla 19 kat daha yüksektir.

Hükümet Eşitlik Bürosu Birleşik Krallık'ta 200 ila 500 arasında "trans" olduğunu tahmin etmektedir, ancak kesin bir istatistik bulunmamaktadır. Yeni “kimliklerinden” memnun olmayan ya da esas cinsiyetlerine dönmeye karar veren kişilerin sayısı da tam olarak bilinmemektedir. Walt Heyer, kendi web sitesinde esas cinsiyetine geri döndüğünü açıkça söyleyenlerin, şu an için cinsiyet değiştirenlerin yaklaşık %20’sine tekabül ettiğini ve sayılarının giderek arttığını iddia etmektedir. Esas cinsiyetine dönen bu insanlar kendilerini "detrans" olarak adlandırmaktadır.

Detranslar, organ ve uzuvlarını yenileyebilme özelliği nedeniyle kendilerine sembol olarak semenderi (kuyruklu kurbağa, kopan uzuvlarını yenileme özelliği olan bir hayvan) seçmişlerdir. Transseksüel propagandasıyla kandırılan ve cerrahi bir "değişim" yapan insanlar kaybettikleri organlarını asla yenileyemeyecek olsalar da, zorlu yaşamlarında en azından duygusal ve psikolojik bütünlük kazanabileceklerine dair bir umut var. Bu yazıda, onlardan birkaçının hikayesine göz atacağız.

Transseksüel
Sinead Watson cinsiyet sorunlarımın ruh sağlığı sorunlarından kaynaklandığını anlayınca transseksüellikten vazgeçti.

Sinead, 32 yaşında. Gençliğinde başına gelen bir dizi acı verici ve zor deneyim, kadınlığını reddetmesine ve erkek olmayı arzulamasına neden oldu. Şimdi "cinsiyet değişikliğinin" sorunlarını ve endişelerini çözmediğini anlıyor.

"Bir cinsiyet kliniğine gidiyorsunuz ve birkaç ay sonra testosteron almaya başlıyorsunuz” diyor Sinead... “Psikiyatrist bana transseksüel olduğumu söyledi. Eğer bana testosteron reçetesi verildiyse, o zaman gerçekten transseksüelim diye düşündüm. Genel sorular dışında kimse başka faktörlerin var olma ihtimalini araştırmadı. Bir terapistle sorunlarım hakkında konuşmaya çalıştım, ancak cinsiyet disforisi bir semptom değil, sorunlarımın nedeni olarak ele alındı... Dürüst olmak gerekirse, cinsiyet sorunlarımın ruh sağlığı sorunlarından kaynaklandığını düşünüyorum, tersi değil."

İlk başta, Sinead testosteron almanın etkisini sevdi; vücudundaki yağ dokusu dağıldı, sesi kalınlaştı, yüzünde sakallar belirdi ve erkekler sonunda ona dikkat etmeyi bıraktı. Bu değişim ona şimdiye kadar yaptığı en iyi şeymiş gibi geldi. Ama daha önce içmediği kadar alkol kullanmaya başladı. Kadınsı doğasından hâlâ nefret ediyordu ve sürekli depresyondaydı, bu yüzden bilinçsizce içiyordu. Sonunda, bir kadın olduğunu, geri dönüşü olmayan hasarların kısır döngüsüne girmesinin anlamsız olduğunu anladığında bir sinir krizi geçirdi.

Şimdi Sinead tahrip olmuş ve şekli bozulmuş bedenini kabullenmeye çalışıyor. Evden çıkmadan önce yüzünü ve göğsünü dikkatlice tıraş ediyor ve seyrelen saçlarını gizlemek için her zaman bir şapka takıyor. Diğer detranslarla grup sohbetlerine katılıyor ve kendisi gibi yaklaşık yüz kişiyi şahsen tanıyor. Ancak internette aktif olmayan daha pek çok kişi var. Sinead bu sayının buzdağının sadece görünen kısmı olduğuna ve sayılarının giderek artacağına inanıyor. Detransların yalnız olmadıklarını, iletişim kuracakları ve destek alabilecekleri insanların var olduğunu bilmelerini istiyor.

-

Lucy, 23 yaşında. Vücudunu reddetmesi ergenlik döneminde başladı. İlk başta diyetler ve açlık grevleriyle vücudunu değiştirmeye çalıştı, bu yüzden anoreksiya geliştirdi. Lucy'nin kilosu 39 kg'a düştüğünde, ailesi onu zorunlu tedaviye götürdü. Sonunda kilosu stabil hale geldi, ancak hâlâ mücadele ettiği bulimia ile savaşı başladı. Lucy göğüsleri zaten küçük olmasına rağmen, onlardan tamamen kurtulmak istiyordu. İnternette yaptığı araştırmada transseksüalizmden bahseden bir site buldu. Lucy "trans erkekler" hakkında hikayeler okumaya başladı ve yavaş yavaş trans ideolojisinin sanrısal fikirleriyle doldu. 20 yaşında hormon almaya başladı. Altı ay sonra mastektomi (memelerin alındığı transseksüel ameliyatı) geçirdi. Ardından sıra histerektomi (rahmin alınması) ve ooferektomiye (yumurtalıkların alınması) geldi. Tüm bunlar çok hızlı bir şekilde gerçekleşmişti.

"Cinsiyet değiştirme hakkında bilgi ararken, translarla çalışan doktorların bir listesini kolayca bulabilirsiniz” diyor Lucy... "Arzunuzu kolayca teşvik edeceklerdir. Hatta ilk seansta ve ilk muayenede testosteron için reçete alabilirsiniz."

Lucy, talihsiz arkadaşlarıyla yaptığı konuşmaların çoğunlukla kendisine fayda sağladığını çünkü yalnız hissetmekten kurtulduğunu söylüyor. Ama aynı zamanda zor da olmuş, çünkü diğer translar onu yalancı ve hain olarak nitelendirmiş ve kendilerini, yani “gerçek transları” itibarsızlaştırdığı için onu utandırmışlar.

"Nedense kimse doktorları ya da cerrahları suçlamıyor” diyor Lucy. "Vücudumun bazı kısımlarını zaten kaybettim, bu yüzden transların sözleri canımı yakamaz. Detrans insanlara söyledikleri tüm kötü şeyler, organ kaybından duyduğum acının yanında hiçbir şey. Histerektomi için kliniğe gittiğimde kimsenin bana bu organların ne kadar önemli olduğunu açıklamadığını şimdi fark ederek dehşete düşüyorum. Artık çok geç. 23 yaşındayım ve tüm sağlık sorunlarının yanında bir de menopoza girdim. Doktorların buna nasıl izin verdiğini anlayamıyorum - 21 yaşındaki bir kıza tıbbi nedenler olmadan total histerektomi yapılmasını asla onaylamamaları gerekirdi. Ancak bu kız kendini erkeklerle özdeşleştirmeye başlarsa, aniden böyle bir operasyona çok kolay bir şekilde onay veriliyor. Geriye dönüp baktığımda, yeme bozukluğuma ve obsesif-kompulsif bozukluk belirtilerime neden kimsenin dikkat etmediğini anlayamıyorum."