Eski trans: 'Bir daha asla ilişkiye giremeyeceğim'

Avustralya'nın tartışmalı cinsiyet değiştirme kliniğinin iki eski hastası, yanlış teşhis ve hatalı ameliyatların hayatlarını mahvettiğini söylüyor.
Eski trans: 'Bir daha asla ilişkiye giremeyeceğim'


Kaynak: smh.com
Erişim Tarihi: 28.03.2023

Erkek olarak doğan Andrew (takma isim kullanılmıştır), kendisini sözde "kadın" yapacak bir ameliyattan birkaç dakika uzaktaydı. Psikiyatristler onun erkek bedeninde bir kadın beynine sahip olduğunu söylüyordu. Cinsiyet değiştirme ameliyatı, ergenlikten beri çektiği zihinsel eziyete tek çare olarak sunulmuştu. Ameliyathaneye doğru itilen sedyenin üzerinde yatarken ilkel bir feryat duydu. Arkasına dönüp baktığında küçük kız kardeşinin hıçkıra hıçkıra ağladığını ve yapmak üzere olduğu şeyin dehşetinden dolayı travma geçirdiğini gördü.

Tekerlekler ameliyat masasına doğru gıcırdayarak ilerlerken Andrew sarsıcı bir düşünceye kapıldı: "Bu doğru değil." Cerraha şöyle dediğini hatırlıyor: "Sanırım yanlış bir şey yapıyorum, bu doğru değil, bence bunu durdurmalıyız."

Cerrah Andrew'un yüzünü okşadı ve ona ameliyattan önce korkmasının doğal olduğunu söyledi. Andrew yine itiraz etti, yanlış yaptığını hissettiğinde ısrar etti. Sonra ışıklar karardı. Uyandığında ameliyatın iptal edildiğinden emindi. Ameliyattan sonra uyandığında ameliyatın yapılmadığından emindi çünkü okuduğu transseksüel hikayelerinde hep kendini "yeniden doğmuş" gibi hissettikleri yazılmıştı, Andrew ise kendini farklı hissetmiyordu.

"Sonra çarşafı kaldırıp elimi aşağıya koyduğumu ve oramın sargılı ve paketlenmiş olduğunu hissettiğimi hatırlıyorum. Hüngür hüngür ağlamaya ve çığlık atmaya başladım, kendi kendime 'seni lanet olası aptal Andrew, nasıl bu kadar aptal olabilirsin' dediğimi hatırlıyorum."

Kendisini "kısırlaştırılmış bir köpek" gibi hissetmesine neden olan ameliyattan yirmi yıl sonra, yaşadığı keder onu hala bunaltıyor. Şimdi 42 yaşında olan Andrew, 21 yaşındayken geçirdiği ameliyatın kendisini paramparça ettiğini söylüyor.

Monash Tıp Merkezi'nin Cinsiyet Disforisi (Cinsiyet Hoşnutsuzluğu) Kliniği'nden psikiyatristler onu meme implantları, cinsel organlarının alınması ve bir yapay vajina yapılmasını içeren transseksüel ameliyatlarına yönlendirdikten sonra, Andrew sözde bir kadın olduğu yeni hayatına başladı. Uyum sağlamak için saçlarını uzattı ve makyaj yaptı. Doktorlar ona bir uyum süreci geçirmesinin normal olduğunu söyledi. Zamanla kendini bir kadın gibi hissedecekti. Ama bir şeyler doğru değildi. "Kendi kendime gerçeği itiraf edersem ne olur diye düşündüğümü hatırlıyorum. Ben bir erkeğim ve bu işlemler sonucunda sakatlandım, hepsi bu."

Kendisini bu yola sürükleyen doktorlara duyduğu öfkeyi anlatırken sessiz gözyaşları döküyor. Ama en çok da onlara inandığı için kendisine kızıyor. 1990'ların ortalarında kız arkadaşının desteğiyle, bir erkek olarak hayata dönmek için yardım almak üzere kliniğe geri dönmüş. Psikiyatristi Dr. Trudy Kennedy'nin kendisine onunla görüşemeyeceğini söylediğini belirtiyor.

"Onu aradım, 'İntihara meyilliyim, baş edemiyorum' dedim. 'O kadar kötüysen acil servise gitmelisin' dedi."

Dr. Kennedy o telefon görüşmesini hatırlamadığını söylüyor. Ancak Andrew'un başına gelenlerin yanlış olduğunu kabul ediyor. "Bence düşünmek için zaman ayırmak yerine buna (ameliyata) devam etmesine izin verilmesi korkunç bir hataydı."

Eski trans
Kötü çocukluk dönemi, istismar geçmişi ve ruh sağlığı sorunları olan Andrew'ın ihtiyacı olan şey psikiyatrik tedaviydi, transseksüel ameliyatı değil.

Andrew'un cerrahı artık hayatta değil. Ancak Andrew'un akli dengesini değerlendiren Dr. Kennedy, The Sunday Age'e şu itirafta bulundu: "Buna (ameliyata) hazır olup olmadığını bilmiyorum. Buna hazır olduğunu söylemişti. On sekiz yaşından beri peşimizdeydi."

Andrew'un transseksüel olduğunu düşündüğü doğru. Ancak, kliniğe sevk edilmesinden önceki kötü çocukluk dönemi, transseksüeller arasında yinelenen bir temadır. Ergen bir anne babanın çocuğu olarak dünyaya gelen Andrew'un en eski anıları, babası tarafından dövüldüğüne ve yüzüne tükürüldüğüne dair yaşantılardan oluşuyor.

Annesine bağlanan çocuk, okula gitmek için annesinden ayrılmak zorunda kaldığında çılgına dönmüş. Cinselliği hakkındaki kafa karışıklığı, 16 yaşında iki erkek tarafından tecavüze uğradığında daha da artmış. Yaşlandıkça ve babasına benzemeye başladıkça, erkek görünümünden nefret etmeye başlamış. Bir transseksüelle ilgili bir kitabı tesadüfen keşfetmesi dönüm noktası olmuş. Hikaye onda yankı uyandırmış. Belki de olduğum şey bu, diye düşünmüş.

Bir başka eski trans olan Angela (takma isim) da istismara uğramış bir çocuktu. Dört ila dokuz yaşlarında bir kuzeni tarafından cinsel tacize uğramış ve kadınlığından nefret ederek büyümüş.

"Kadın olduğunu hatırlatan her şeyi yok etmek" için göğüslerini yumrukladığını ve spor salonunda takıntılı bir şekilde çalıştığını hatırlıyor. Doktoru tarafından kliniğe yönlendirildiğinde 22 yaşında bir üniversite öğrencisiymiş, depresyondaymış ve benliğiyle mücadele ediyormuş. Dr. Kennedy ilk değerlendirmede ona transseksüel teşhisi koymuş, erkeklik hormonları reçete etmiş ve cinsiyet değiştirme ameliyatı önermiş.

Aylar içinde Angela'nın vücudu kalın kıllarla kaplanmış, sesi kalınlaşmış ve sakalları çıkmış. Muhafazakâr ailesinden gerçeği saklamak için her sabah yorganın altında tıraş olmak zorunda kalmış. İki yıl sonra her iki memesini de aldırmak için ameliyat olmuş ve tam bir cinsiyet değişikliği süreci planlanmış. Angela gerçeği ailesinden daha fazla gizleyememiş ve "David" olarak yaşamaya başlamış. Neyse ki genital ameliyat geçirmeden önce bir hata yaptığını fark etmiş.

"Bir noktada aynada kendime sakallarımla, göğüslerim yok olmuş halde baktığımı ve 'Aman Tanrım, ne yapacağım ben' diye düşündüğümü hatırlıyorum. Sakallı bir kadındım, iki dünya arasında sıkışmış bir canavardım."

Yardım taleplerinin de klinik tarafından göz ardı edildiğini ve bir kadın olarak hayata dönüşünün, yüz ve vücut kıllarından kurtulmak için iki yıl süren acı verici elektroliz epilasyon ve göğüs yapılandırma ameliyatı içeren bir kabus olduğunu anlatıyor.

Şimdi çok sevdiği bir adamla evli olan Angela'nın üç küçük çocuğu var ve hayatını yavaş yavaş yeniden inşa ediyor. Geriye dönüp baktığında, prosedür için onay verdiğini kabul ediyor ancak bunun bilgilendirilmiş bir onay olmadığına inanıyor. Akıl hastası olduğunu ve çocukluğunda yaşadığı istismarın cinsiyet karmaşasında rol oynadığını düşünüyor.

Transseksüel ameliyatı
Transseksüel ameliyatlarının "yanlış bedende" doğduğunu düşünen cinsiyet disforik kişilerin hayatlarını iyileştirmediğine dair kanıtlar artıyor.

Ameliyatların ise aslında yanlış bedenle doğduklarını düşünenlerin hayatlarını iyileştirmediğine dair kanıtlar artıyor. Birmingham Üniversitesi tarafından ameliyat sonrası transseksüeller üzerinde yapılan 100'den fazla uluslararası çalışmanın gözden geçirilmesi sonucunda, ameliyatın etkili olduğuna dair hiçbir bilimsel kanıt bulunmadı ve birçok vakada hastaların kendilerini daha sıkıntılı hissettiklerini ortaya kondu. İngiltere'de yapılan bir inceleme ise, cinsiyet değiştirme ameliyatı geçiren kişiler arasında intihar oranlarının yüzde 18'e kadar çıktığını ortaya koydu. 

Monash kliniğinde yapılan incelemeler, yardım için başvuran bu hastalara psikoterapinin nadiren önerildiğini ya da hiç önerilmediğini ortaya koydu. Bir hastaya ameliyat önerilmeden önce iki psikiyatristin "gerçek transseksüel" teşhisi koyması gerekirken, her iki görüş de ameliyatın tek tedavi olduğu temel ilkesi altında faaliyet gösteren kliniğin içinden geliyordu.

Andrew yaşadığı deneyimi, ilk ziyaretinde hormon reçete edilen ve aylar içinde göğüs implantları ve burun estetiği yaptıran "bir fabrika üretim bandında olmak" gibi tanımlıyor. Prosedürlere ve cinsiyet değiştirme ameliyatına rıza gösterdiğini çünkü bunun tek seçeneği olduğuna inandığını söylüyor.

Çocukken annesi tarafından cinsel istismara uğrayan 66 yaşındaki bir başka eski hastanın cinsel organları, istismarın cinsiyet karmaşası duygularında hiçbir rol oynamadığını söyleyen Dr. Kennedy'nin yönlendirmesi üzerine 1996 yılında alındı. Adam, ameliyattan sonra doktorunun kendisini "yürüyen bir umutsuzluk bulutu" olarak tanımladığını ve bunu asla atlatamayacağını söylüyor.

Melbourne'da yaşayan ve transseksüel sorunları konusunda uzmanlaşmış bir psikolog olan Vikki Sinnott, ameliyattan fayda gören pek çok danışan olduğunu iddia ediyor ancak bu iddiayı test etmek için hiçbir çalışma yapılmadığını da itiraf ediyor.

Gerçekten de, Monash kliniğinin hükümet tarafından gözden geçirilmesiyle ortaya çıkan en göze batan sorunlardan biri hasta takibinin yapılmamasıydı. Bayan Sinnott bunun finansman eksikliğinden kaynaklanabileceğini söylüyor. “Ancak bu aynı zamanda insanların dahil olma isteğiyle de ilgili.” diyor. Fakat bu isteksizliğin, ameliyat olanların pişman olup insanlardan uzaklaşmalarından kaynaklanıp kaynaklanmadığı sorusu gündeme bile alınmıyor.

The Sunday Age'in konuştuğu eski translar hikayelerini anlattıkları için transseksüel topluluğu tarafından sert bir dille eleştirildi. Dr. Kennedy hastaları sonradan pişman oldukları ameliyatı olabilmek için doktorlara transseksüel oldukları konusunda yalan söylemekle suçladı.

Angela'nın kocası, karısının çektiği çileden kliniğin sorumlu tutulması için yıllardır kampanya yürütüyor ve Angela’nın yalan söylediği doğru olsaydı bile, yetkin bir psikiyatristin aldatmacayı tespit edeceğini ve bunun altında yatan psikolojik bir sorun olduğu sonucuna varacağını söylüyor.

"Hastalar kendilerini karşı cins gibi hissettiklerini bildirdiklerinde, bu gerçekten o anda hissettikleri bir şeydir" diyor. "Anoreksiya hastası birinin kendini şişman hissettiğini söylerken yalan söylemesinden daha fazla yalan söylemiyorlar."

Andrew küçük zaferlere tutunarak hayatına devam edebiliyor. "Bir daha asla ilişkiye giremeyeceğim. Asla. Bunu kabullenmek uzun zamanımı aldı ama artık bunu ağlamadan söyleyebiliyorum" diyor.