Eski transın kaleminden: 'Ebeveynlerimle ilişkim üzerine'

Ebeveynlerinin şiddet dolu ve zorlu boşanma süreçlerine şahit olan genç, başkaları tarafından onaylanma ihtiyacını nasıl trans topluluğunda karşılamaya çalıştığını anlatıyor.
Eski transın kaleminden: 'Ebeveynlerimle ilişkim üzerine'


Kaynak: pitt.substack.com
Erişim Tarihi: 03.04.2023

Ailemi seviyorum ve onları suçlamıyorum. Ebeveyn olmak zordur ve çocuk sahibi olmanın bir kullanım kılavuzu yoktur. Ayrıca, hepimizin kusurları, acıları ve travmaları var ve bazen bunlar nesilden nesile taşınabiliyor. Pek çok insan istemeden de olsa kendi çocukluklarının yaralarını kendi çocuklarına aktarıyor.

Babam madenci ve mühendisti; annem çocuk bakıcısıydı ama ben 4 yaşındayken bir ofiste çalışmaya başlamıştı. Büyürken fazla paramız yoktu ama buna rağmen annem ve babam hiçbir zaman yokluk çekmememizi sağladılar. Maddi değerlerin refahı belirlediğine inanarak büyüdüler, bu yüzden her zaman bir şeylere sahip olduğumuzdan emin olmak için canlarını dişlerine taktılar.

Aileme yakın olmak istiyordum ama önümde bazı engeller vardı. Babamda Asperger Sendromu vardı. Az konuşan bir adamdı ve büyük konuşmaları pek beceremezdi. Bana her zaman uyumlu biri olarak görünmezdi ama yine de o benim kahramanımdı. Ona hayranlıkla bakardım; kendinden emin, sert, zeki ve güçlü bir adamdı. Duygusal olarak neredeyse yok gibiydi, fiziksel olarak istismarcı bir yetiştirilme tarzından zarar görmüştü. Her zaman çocuklarıyla daha yakın olmayı arzuladığını ama bunu yapamadığını hissederdim.

Annemle babam çok tartışırdı ve bazı gergin anlar olurdu ama ben her zaman birbirlerini sevdiklerini düşünürdüm. Yaklaşık 12 yaşıma geldiğimde, annemle babamın ilişkisinin göründüğü gibi olmadığını keşfettim. Babamın ben doğmadan önce anneme sadakatsiz olduğunu ve fiziksel şiddet uyguladığını ve bu davranışlarını hayatım boyunca sürdüğünü bilmiyordum. Bu durum elbette anneme büyük zarar vermiş olsa da, çocukları için ya da en azından en küçükleri (ben) 16 yaşına gelene kadar birlikte kalmayı kabul etmişlerdi.

Yine de bu anlaşma pek uzun sürmedi. Ben 15 yaşlarındayken babam evi terk etti ve birkaç ay sonra sarhoş bir halde geri gelip zorla evimize girmeye çalıştı. Annemi saçlarından tutup yere fırlattı. Buna inanamadım. Ne yapacağımı bilemedim. Sonunda yüzlerce kilometre uzakta yaşayan ablamı aradım ve o da polisi aradı.

Her türlü çılgınlığı içeren gerçekten travmatik bir boşanma yaşandı. Bu noktada, annem aile evini terk etmek zorunda kaldı ve şu anki üvey babamın yanına taşındı (ki kendisi harikadır!) ve ben de sonraki iki yıl boyunca, 17 yaşıma kadar babamla yalnız kaldım. Bu benim için zor bir dönemdi. Babam bazen birkaç günlüğüne, bazen de bir haftalığına sık sık kayboluyordu ve o güne kadar pamuklara sarılan bir çocuk olduğum için kendime nasıl bakacağım konusunda hiçbir fikrim yoktu. Babam olmadığında (ki bu sık sık olurdu) annem haftada iki kez gelip bana yemek getirirdi.

Ben geç olgunlaştım. 16 yaşımda ergenliğe yeni girmiştim ama sesim henüz değişmemişti ve hâlâ yaşımdan çok daha küçük görünüyordum. Babamın yokluğunda tüm zamanımı internette yabancılarla iletişim kurarak geçiriyordum. Bu süre zarfında sürekli kadın gibi giyinme ve gerçek dünyadan kopma özgürlüğüne sahiptim.

Lise son sınıfta berbat bir ruh sağlığıyla derslerimde başarısız olduktan sonra aile evinden ayrıldım ve annemle müstakbel üvey babamın yanına taşındım. Bu ben 17 yaşındayken oldu. Babamla ilişkimi yeniden canlandırmaya başlamam için yaklaşık 6 yıl geçmesi gerekecekti, yavaş bir süreçte ikimiz de elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorduk.

Eski trans

24 ya da 25 yaşıma geldiğimde cinsiyet değiştirmek istediğimi fark ettim ve babama söyledim. Çılgına döndü ve o kadar sinirliydi ki yerinde kalamadı. Etrafta dolaştı, odadan çıktı, patlayacakmış gibi oflayıp pufladı ve "Benden izin mi istiyorsun? Vermiyorum. Anlamıyorum!" dedi.

Ona iznine ihtiyacım olmadığını söyledim. Ama aslında onunla bu konu hakkında konuşmak istiyordum. Ama bunu iletme şeklim ve onun tepkisi yüzünden, daha da depresif olmak ve kurban zihniyetini beslemek için mükemmel bir bahanem olmuştu. "Bakın babam bana nasıl davranıyor!" diyebilir ve trans topluluğuna ailemin beni nasıl anlamadığını rapor edebilirdim.

Annem, hem kendi yetiştirilme tarzı hem de babam yüzünden kendine güvenen bir kadın değildi. Kendisi iyi bir insandır, harika bir kalbi vardır, ancak çocukken kendisini onaylamam ve özgüvenini artırmam için bana sihirli bir ayna gibi davranmıştı. Bana güzel olup olmadığını, arkadaşlarımın ondan bahsedip bahsetmediğini, dünyadaki en iyi anne olup olmadığını sorardı ve bunların hepsi cevabı beklenen, senaryolaştırılmış sorulardı. Ne söylemem gerektiğini biliyordum ve ben söyledikten sonra gülümseyip bana sarılıyordu.

Ama bu beni tüketti. Son yıllarda bile (şu anda otuzlu yaşlarımdayım) hâlâ ara sıra bunu yapıyor ve ben yanıt vermiyorum. Sürekli güven vermek çok zordu. Boşanma sırasında, çocukluğumda, depresyonum ve anksiyetem sırasında, zorbalık sırasında ve cinsiyet değiştirdiğim dönemde hep onun duygularıyla ilgileniyordum. Ona güven vermenin benim işim olduğunu biliyordum ve neler yaşadığını bildiğim için bunu yaptığımdan emin oldum.

Bunu kötü bir insan olduğu için yapmadı, zarar görmüştü ama bu bana da yansıdı ve benlik duygum yok oldu. Kendimi onun bana yaptığı gibi sürekli onaylanma ararken buldum, ancak ben bu onaylanmayı internetteki yabancılarda aradım ve devam eden başka sorunlarım olduğu için, öz saygımı internete bağımlı hale getirme tuzağına düşmem daha kolay oldu.

Bugüne kadar hala Twitter anketleri ve Discord grupları aracılığıyla internetteki yabancıları kontrol etme ihtiyacı duyuyorum. Özgüvenimi hiçbir zaman tam olarak geri kazanamadım, ancak özsaygım onlarca yıldır kendi başıma yavaş yavaş yeniden inşa edildi.

Sinir bozucu olan şey ise, yıllarca terapi alıp esas cinsiyetime döndükten sonra ne kadar değiştiğimi, ne kadar sakinleştiğimi ve toparlandığımı söylediğimde, annemin bana "Sen de benim gibi güçlüsün" gibi şeyler söylemesi; sanki güçlü olan hep ben olmamışım gibi.

Benim gibi, ebeveynleri onları seven ama onlar için mücadele etmeyen ya da etmeyecek olan çok daha fazla insan var.

Babamı on yıla yakın bir süredir görmüyorum. Annemle ilişkim iyi ama ona sarılamıyorum ya da yıllardır arzuladığım şekilde ona yaslanamıyorum. İkisini de suçlamıyorum, çünkü durum bu, keşke bu durumdan kurtulmak için kendi yolumla savaşmak zorunda kalmasaydım ve ailem de burada hikayeleriyle tanıştığım ve çocukları için savaşan aileler gibi olsaydı.