Cinsiyet hoşnutsuzluğu yaşayan gençlerde akıl hastalığı, transseksüellik ve fuhuş üçlüsü

İsveç'te cinsiyet disforisi yaşayan genç kızlar, cinsiyet kliniklerinde tedavi edilmeyen ruh sağlıklarının kötüye gitmesi sonucu fuhşa yöneliyor.
Cinsiyet hoşnutsuzluğu yaşayan gençlerde akıl hastalığı, transseksüellik ve fuhuş üçlüsü

 

Erişim tarihi: 13.06.2023

Kaynak: gendermapper.org/

 

Son altı ay içinde İsveç'ten birkaç haber yapma talihsizliği yaşadım. Benimle konuşan cesur bir anne, bizim için artık olağan hale gelen bir hikâyeyi benimle paylaştı. Akıl hastalığı, transseksüellik ve fuhuş üçlüsü… Erkek olduğunu zanneden genç kızlarda son derece yaygın olarak görülen üç konu...

Anna'nın bipolar bozukluk ve anksiyeteden muzdarip kızı, ergenlik çağında erkek olduğunu iddia etmeye başlamış. Genç kız önce Stockholm'deki Anova Kliniğinde ergenlik engelleyicilere başlatılmış; daha sonra 2020 yılının Haziran ayında 17 yaşındayken Stockholm'deki KID cinsiyet kliniğinde testosterona başlatılmış.

‘’Kızımın neden erkek olduğunu düşündüğünü anlamaya yönelik klinik bir merak yoktu. İsveç gibi fuhşun suç sayıldığı bir yerde, kızım Stockholm'deki cinsiyet kliniğini ziyaret ettiğinde onun bipolar bozukluğunu, anksiyete bozukluğunu ve muhtemelen fuhşun tehlikeli dünyasına bulaştığını da biliyorlardı."

Anna'nın kızı 12 yaşındayken Stockholm'de bir LGBTQ gençlik kulübüne gittiğinde transgenderizmin yetişkin dünyasına sürüklenmişti bile. O grupta bir FTM transseksüel (Female to male: Kadınlıktan erkekliğe bürünen kişi) vardı. Bu FTM ile bir süre ilişki yaşadıktan sonra, Anna'nın kızı annesine kendisinin de bir erkek olduğunu söyledi. Sosyal bir bulaşma gibi, gruptaki kızlar birer birer transseksüel olduklarını iddia etmeye başladı. Daha da kötüsü, aralarından biri transseksüel olmaktan pişmanlık duyduğunda arkadaş grubundan çıkarılıyor ve dışlanıyordu.

Cinsiyet disforisi
Cinsiyet disforisi nedeniyle transseksüel olduğunu düşünen genç kadınlar online fuhuşa sürükleniyor.

"KID cinsiyet kliniği, 'tedaviyi' kabul etmezsem beni sosyal hizmet uzmanlarına bildireceklerini söyledi. Ben de 'Bildirin. Zaten onlarla iyi bir iletişimim var' dedim. Sonra KID cinsiyet kliniğindeki psikolog bana çocuğumla konuşması gerektiğini söyledi. Yani 'tedaviyi' kabul etmediğim takdirde benimle bir daha görüşmek istemiyordu. Testosteron tedavisi başladığında çocuğum 17 yaşındaydı."

Anna, çocuğunu fuhuş, akıl hastalığı, yabancılaşma, uyuşturucu bağımlılığı, devlet destekli tıbbileştirme ve transseksüel ameliyatlarının pençesinden kurtarmak için çaresiz kalan çok sayıda İsveçli anneden sadece biri.  

"Bir psikoloğa kızımın fuhuş yaptığını söyledim. O da bana bunun sorun olmadığını, çünkü birçok transın para karşılığı cinsel ilişkiye girdiğini söyledi."

Dört ay önce, oğlu sinir krizi geçiren çaresiz İsveçli bir anne olan Vera hakkında da bir haber yapmıştım. Vera'nın oğlu internette bağlantı kurduğu kişilerle hormon ticareti yapmaya başlamış ve elinde bir bıçakla kendini odasına kapatmıştı. Paranoyası daha sonra yeme bozukluğuna dönüşmüş ve yiyecekleri yatağının altına istifleyip odasının farklı yerlerine saklamaya başlamıştı. Vera oğlundaki ani anoreksiyayı çabucak fark etmiş ve çocuğunun yakın geleceği için ciddi anlamda endişelenmeye başlamıştı. Anoreksiya nervoza ve östrojenle ilgili bir çalışma bulmuş ve oğlunu tedavi eden doktorlara bu çalışmayı sunması halinde doktorların çocuğa karşı dikkatli davranacaklarını düşünmüştü. Ama öyle olmadı.

Transseksüel
İsveç'te cinsiyet kliniğine başvuran gençler, ruh sağlıkları dikkate alınmaksızın transseksüelliğe yönlendiriliyor.

Sonraki birkaç ay boyunca, Vera’nın oğlu yaşamını tam bir çıkmaza soktu. Banyo yapmayı bıraktı. Yemek yemeyi bıraktı. Oldukça bozuk bir uyku düzeni vardı. Sadece Stockholms cinsiyet kliniğindeki randevulara gitmeden önce duş alıyordu. Tüm bunlara rağmen, kliniktekiler onu terapilerden geçirmeye devam ettiler. Çocuğun gözle görülür kilo kaybını, konuşma ve işlev bozukluğunu görmezden geldiler ya da tüm bunlara kayıtsız kaldılar.

Vera, oğlunun fiziksel ve duygusal sağlığının hızla bozulduğunu gördükten sonra, İsveç'teki cinsiyet kliniğine giderek oğlunda gözlemlediği gerçek sağlık sorunlarını açıklayan bir mektup yazdı ve kliniktekilerden bu sorunların tedavisini düşünmelerini istedi.

‘’Şu anda depresyon, yeme bozukluğu, uyku sorunları olan bir hastayı cinsiyet disforisi için tedavi etmek üzeresiniz. Bu hastanın depresyon, intihar düşünceleri, yeme bozukluğu, uyku bozukluğu ve mantıklı karar verme yeteneğini etkileyen diğer şeylerden muzdarip olmamasını sağlamak yerine ona hormon vermeye başlayacaksınız. Aileden gelen akıl hastalığının farkındasınız ve geri dönüşü olmayan bir önlem almadan önce depresyon, anoreksiya ve uyku sorunlarının ele alınması gerektiğini biliyorsunuz. Oğlum gibi akıl hastası bir çocuğun cinsiyet disforisi fikrini onaylamış, teyit etmiş oluyorsunuz. Bu kınanacak bir durum. Eğer gerçekten de anneannesi gibi şizofreni hastasıysa, oğlumun kendisi hakkındaki bu tehlikeli algısını kırmak neredeyse imkansız olacaktır.’’

Vera görmezden gelindi, geçiştirildi ve kendisine bununla başa çıkması söylendi. Sonuçta, doktorlar reçeteleri yazdıktan sonra "hizmetleri" sona ermişti. Cinsiyet değişimini ve hormonları dayatan doktorlar ve sosyal hizmet görevlileri, Vera'nın oğlunu o halde eve götürmek, o elinde bıçakla kendini odalara kapatırken ve kendini aç bırakırken onu izlemek zorunda değillerdi. Sevgi dolu ve fedakar bir anne olan Vera'nın başına gelenler tam bir felaketti ve sağlık personeli bunu umursamadı bile.  

Vera'nın oğlu korkunç bir şekilde dibe sürüklenmeye devam etti. Artık annesiyle yaşamıyordu. Çalışmıyordu. Annesini sadece para istemek için ara sıra arıyordu. Yanlış bedende doğmak gibi bir iddiada bulunan akıl hastası genç bir adama toplum bunu yaptı.

Dünyanın her yanından herkesi bu korkunç delilik hikâyelerini anlatmaya davet ediyorum. Hep beraber güneş ışığının karanlıkları aydınlatmasını sağlayalım.