Cinsiyet değiştirdikten sonra esas cinsiyetine geri dönen detranslar tıpta neden resmi olarak tanınmıyor?

Cinsiyet değiştirme süreci geçirerek transseksüel olan birinin pişmanlık yaşayıp biyolojik cinsiyetine geri dönmesi o kadar büyük bir tabu kabul ediliyor ki, bunu resmi bir tanı koduyla tıbbi kayıtlarda belgelemek mümkün değil.
Cinsiyet değiştirdikten sonra esas cinsiyetine geri dönen detranslar tıpta neden resmi olarak tanınmıyor?


Kaynak: thehill.com
Erişim tarihi: 20.02.2024

Hastalar bir sayıdan daha fazlasıdır, ancak bu söz detranslar (transseksüellikten vazgeçenler) için geçerli değil gibi görünüyor. Cinsiyet değiştirme süreci geçirerek transseksüel olan birinin pişmanlık yaşayıp esas cinsiyetine (“biyolojik cinsiyetine”) geri dönmesi o kadar büyük bir tabudur ki, bunu resmi bir tanı koduyla tıbbi kayıtlarda belgelemenin bir yolu bile yok.

Tıbbi uygulamalarda etik standartları korumayı ve eleştirel düşünmeyi savunan sağlık çalışanlarının oluşturduğu “FAIR in Medicine” isimli topluluk, Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri aracılığıyla Uluslararası Hastalık Sınıflandırması tanı kodları için başvuruda bulundu. Amerikan Psikiyatri Birliği (APA) ve Amerikan Pediatri Akademisi'nden (AAP) uzmanlar dokuz aydır bu başvuruyu inceliyor.

Detrans hastalar, cinsiyet değiştirmek ve trans olmak için tıp kurumlarından kolaylıkla tıbbi destek alabiliyorken, detrans olmaları durumunda neden görmezden gelindiklerini merak ediyorlar.

Uluslararası Hastalık Sınıflandırması tanı kodları, hastaların tıbbi sorunlarını etiketlemekte ve bunları ABD sağlık sistemi boyunca elektronik olarak iletmektedir. Bu harf-numara kombinasyonları iletişimi kolaylaştıran, tıbbi hataların önlenmesine yardımcı olan ve sigorta şirketlerine tedavilerin geri ödenmesi için sinyal veren bir sistemdir.

"Katil balina çarpması", "kayınvalide ile ilişki sorunları" ve hatta "jet motorunun içine çekilme veya sekel (bir hastalıktan kalan doku bozukluğu)" sahibi hastalar için kodlar mevcuttur. Bununla birlikte, detrans olmaya karşılık gelen bir tanı kodu olmadığı için bu durumdaki hastalar tanınmayan bir tıbbi varlık olmaya devam etmektedir.

Uluslararası Hastalık Sınıflandırması tanı kodları, cinsiyet değiştirdikten sonra esas cinsiyetine geri dönen detranslara karşılık gelen bir tanı kodu içermiyor.

Kodlar, Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezinin (CDC) elektronik veri tabanında tespit edilebilmeleri için koşulları etiketleyerek, araştırma yoluyla daha iyi anlaşılmalarını sağlar. Esas cinsiyetten uzaklaşmayı tanımlayan kodlar olsa da, esas cinsiyete geri dönmek isteyen hastaları kataloglamak için herhangi bir kod mevcut değildir. Sonuç olarak, hastaların cinsiyetlerini değiştirmek için aldıkları “tedavilerden” kaynaklanan olası bir zarar göstergesi olarak detrans oranını yakalayacak bir mekanizma bulunmamaktadır. Kanıta dayalı tıp çağında ve özellikle de bu gibi bazı tedavilerin geri döndürülemez sonuçlarının olduğu bir dönemde bu durum kabul edilemez.

Tıbbı korumak, yanılma olasılığını kabul etmeyi gerektirir. Ancak cinsiyet değiştirme uygulamaları - tıbbın herhangi bir dalında rastlanmayacak bir biçimde - klinisyenlerin her zaman haklı olduğu varsayımına dayandırılmaktadır.

Cinsiyet değiştirme uygulamalarında, cinsiyeti konusunda kafa karışıklığı yaşayan hastaların görünümlerini karşı cinse benzetmek için karşı cins hormon ilaçları ve ameliyatlar kullanılır. Kişinin doğuştan gelen cinsiyetinden duyduğu hoşnutsuzluğu ifade eden cinsiyet disforisi tanımı ise genellikle transseksüel olmak üzere yapılan cinsiyet değiştirme ameliyatlarının onaylanması noktasında kullanılır. Esasen hastalar, cinsiyet disforisi teşhisini kesinleştirmek ve uygun tedavi yöntemlerini belirlemek amacıyla psikiyatrik muayeneden geçirilmelidir. Ancak kişide var olan cinsiyet disforisinin ortaya çıkış nedenlerinin araştırılması, transseksüel kitle için damgalayıcı olarak görülmekte ve transseksüel tedavi olarak adlandırılan cinsiyet değiştirme ameliyatları için bir engel olarak kabul edilmektedir.

Yine de daha fazla hasta, cinsiyet disforisinin altta yatan başka bir nedenden kaynaklandığını fark ederek cinsiyet değiştirme uygulamalarından vazgeçmekte ve detrans olarak bilinen bir popülasyona katılmaktadır. Cinsiyet değiştirmekten pişmanlık duyma oranları eski verilerde yüzde 0,3 ile yüzde 3,8 arasında gösterilmiştir ancak bu alanda elde edilen yeni kanıtlar yüzde 30'a varan oranlara işaret etmektedir. Bir başka çalışma ise, cinsiyet değiştirmekten vazgeçenlerin yüzde 75'inin cinsiyet klinisyenlerini bu durumdan haberdar etmediğini ortaya çıkarmıştır. Dolayısıyla cinsiyet değiştirmekten vazgeçenlerin oranını ölçmek zordur. Detransların oranına ilişkin net ve güvenilir bir veri bulunmamaktadır.

Bu arada, cinsiyet değiştirme ameliyatları ABD'de gelişen bir sektördür. 2006 yılında sayıları sıfır olan cinsiyet klinikleri şimdi reşit olmayanlar için cinsiyet değiştirme prosedürleri sunan 300'den fazla klinikle faaliyettedir. Bu artışla birlikte 2016 ile 2019 yılları arasında cinsiyet değiştirme ameliyatlarında neredeyse üç kat artış olduğu tahmin edilmektedir. 

Amerikan Psikiyatri Birliği
Amerikan Psikiyatri Birliği cinsiyet değiştirme uygulamalarını savunmakta, ancak transseksüellikten vazgeçen detransları görmezden gelmektedir.

Ancak tüm tıbbi müdahaleler risk taşır ve cinsiyet değiştirme uygulamalarının hastaların beklentilerini karşılamaması durumunda ortaya çıkan sonuçlardan biri de cinsiyet değiştirmekten vazgeçmektir. Cinsiyet değiştirmekten vazgeçen veya süreci tersine çevirerek esas cinsiyetine geri dönen hastaları tespit etmek ise bu uygulamaların “faydalarını” değerlendirmeye yardımcı olacaktır.

Amerikan Psikiyatri Birliği'nin (APA) resmi yayını olan "Cinsiyet Onaylayıcı Psikiyatrik Bakım" cinsiyet değiştirme uygulamalarını savunmakta, ancak sosyal stres nedeniyle transseksüellikten vazgeçtiği varsayılan yaşlı translar dışında transseksüellikten vazgeçen diğer kesimleri görmezden gelmektedir. Bu ihmal, cinsiyet değiştiren ve uğradıkları zararlar nedeniyle dava açan ve etkisi ömür boyu sürecek fiziksel değişimler, kalıcı kısırlık ve hormon replasmanı (HRT) gibi uygulamalara maruz kalan gençleri göz ardı etmektedir.

APA onaylı bir kitap, ergenliğin bastırılması ve karşı cins hormon ilaçları gibi esas cinsiyeti değiştirme uygulamalarını reddeden bir cinsiyet disforisi değerlendirmesinin "bir tür GICE [transları esas cinsiyete döndürme çabası] oluşturduğunu" bile öne sürmektedir. 

Amerikan Pediatri Akademisi de benzer şekilde cinsiyet değiştirme ameliyatlarını tavsiye etmekle birlikte, yakın zamanda kanıta dayalı sistematik bir inceleme başlatmıştır. Diğer ülkelerdeki bu tür incelemelerin sonuçları, bu tür ameliyatlarda risklerin faydalardan daha ağır bastığını göstermiş ve cinsiyeti konusunda kafa karışıklığı yaşayan gençler için tıbbi müdahalelerden uzak tavsiyeler oluşturulmasına neden olmuştur.

Cinsiyet hakkında kafa karışıklığı yaşamanın, cinsiyet disforisinin bir nedeni olduğu varsayımı, bazı hastaların ruhsal sıkıntılarına katkıda bulunan - onları uygunsuz cinsiyet değiştirme uygulamalarına yönlendiren - ve gelecekte detrans olmakla sonuçlanan başka psikolojik stres faktörleri olabileceği ihtimaline yer bırakmamaktadır. 

Tıp, sağlık sistemimizdeki kadın-erkek cinsiyet ayrımını kabul ederek gerçeği kabul etmelidir. APA ve AAP'nin ihmal edilen bu hasta grubunun farkına varmasını ve kişinin transseksüellik beyanına bakılmaksızın güvenli tıbbın her zaman bir öncelik olması gerektiği konusunda hemfikir olmasını umuyoruz.