Detrans bir kadının hikayesi: Cinsiyet değişimi ve ardından gelen içsel yeniden doğuş

Cinsiyet değiştirme kararı aldıktan bir süre sonra transseksüellikten vazgeçen detrans kadın, cinsiyet disforisi, topluluk baskısı ve sonunda geri dönüş kararıyla başa çıkmak durumunda kaldığı içsel yolculuğunu paylaşıyor.
Detrans bir kadının hikayesi: Cinsiyet değişimi ve ardından gelen içsel yeniden doğuş

 

Erişim Tarihi: 06.12.2022

Kaynak: detransvoices.org

 

Yakın zamana kadar, çoğu insan detranslar (translıktan pişman olup vazgeçmiş kişi, detransitioner) hakkında pek bir şey duymamıştı. O zamanlar transseksüel bir erkek olarak ben de uzun bir süre onları trans olmayı kabullenemeyen, acı ve nefret dolu eski translar olarak tanıdım ya da buna inanmak üzere manipüle edildim. Detransları hep trans arkadaşlarımdan duymuştum. Bana onların kötü niyetli acımasız TERF'ler (transları kadın olarak kabul etmeyen radikal feministlere verilen İngilizce ismin kısaltması) olduğunu söylerlerdi. Daha önce bir kez TERF olmakla suçlanmak gibi bir deneyim yaşamış biri olarak, TERF'leri ve transları kınıyordum ve bunu kendimi bunlardan uzak tutmak için yapıyordum. Bunun sebebi zorbalıktan kaçmaktan başka bir şey değildi. TERF olmak benim çevremde olabilecek en kötü günahtı. Irkçı ya da cinsiyetçi olmaktan bile daha kötüydü. Suçluluk duygusunun yarattığı korku da çok derindi. Şaşırtıcı olmayan bir şekilde, hormon uygulamasından bir yıl sonra kendi cinisyet değiştirme sürecimi sorgulamaya başladığımda ilk korkum TERF olmakla suçlanmak oldu. Cinsiyet değişimimi sorgularsam herkesin yerin dibine soktuğu TERF’lerden olacağımı sandım.

Birçok detrans gibi ben de zor ve istismarcı bir evde büyüdüm. Belki de bilinçaltımda üvey babamdan gördüğüm on yıllık cinsel istismar ve kadın düşmanlığı beni kız olmaktan nefret ettirdi, ancak ne ben bu bağlantıyı kurabildim ne de terapistlerim. Ne olursa olsun, hala o yıllara ait kabuslar görüyorum. Gecenin bir yarısı kalbim yerinden çıkacakmış gibi atıyor ve gözyaşlarımın eşliğinde uyanıyorum. Bir zamanlar hiç böyle şeyler olmamış gibi davranmaya çalışmış olsam da, o dönemden kalan travmanın beni derinden etkilediğini söyleyebilirim.

Ev hayatı zordu. Okul hayatı görece daha iyiydi. Akademik olarak başarılıydım, ancak otizm spektrumunda yer aldığımı bilmiyordum. İlkokuldan itibaren akranlarım tuhaflıklarımı hemen fark ederdi. "Erkek" kıyafetlerine, kısa saçlara ve spor yapmaya olan yatkınlığım, henüz 10 yaşındayken anlamadığım ama çabucak öğrendiğim bir kelime olan "lezbiyen" olduğuma dair söylentilere ve alaylara yol açtı. Ergenlik işleri kızıştırdı. Vücudumdan nefret ediyordum ve XXL formalar ve sweatshirtler giyiyordum. Kızlar benden kaçıyordu. Arkadaşım olan erkekler bile pedlerimle ve regl dönemlerimle dalga geçmeye başladı. Gerçekten bir kız olmak için yaratılmadığımı  hissetmeme neden oluyorlardı. Bu sıralarda iki şey oldu: Bir çocuk psikolojisi kitabında "transgender terimiyle karşılaştım ve Tumblr’da karşıma cinsiyetlerle ilgili içerikler çıkmaya başladı.

Dürüst olmak gerekirse, o zamanlar gizli bir anahtar bulmuş gibi hissediyordum. Her şey benim durumuma uyuyordu: bedenimden duyduğum rahatsızlık, "kız" olmaktan duyduğum nefret, erkeksi olmakla ilgili rahatlığım, erkeksi olma arzum. Kendimi bu işin içine attım. Tüm sorunlarımı bir kenara bırakıp bu işe daldım, buna muhtemelen otizmim de sebep oluyordu. Tek ve güçlü bir odak noktasına kapılıp gittim.

Cinsiyet değiştirme
Cinsel istismar ve kadın düşmanlığına maruz kalarak büyüyen kız çocukları, cinsiyet disforisi geliştirerek cinsiyet değişimine yönelebilmektedir.

Bu noktaya kadar, Tumblr'daki bloglar ve yerel kütüphanedeki kitaplar aracılığıyla translık hakkında bilgi ediniyordum. Bazı YouTuber'ları takip etmeye, cinsiyet değiştirme sürecini, hormonları ve transseksüel ameliyatlarını araştırmaya ve online trans forumlarına katılmaya başladım. Trans içerikleri oburca tüketiyordum; ilk kez kendimi "kabul edilmiş" hissediyordum. Basmakalıp kadınlıkla bağlantı kuramayışım normal karşılandı ve hatta duygularım teşvik edildi. Bedenime duyduğum nefret normalleşmişti. Ben cinsiyet disforisi (cinsiyet hoşnutsuzluğu) yaşıyordum ve bunu diğer insanlar da yaşıyordu. Sanat, kurgular, memler, topluluklar… Hepsi bir yere ait olduğumu hissetmeme yardımcı oldu. O yıl 14 yaşındayken trans olduğumu insanlara ilan ettim.

2018'de, tanınmış bir cinsiyet kliniğine gitmeye karar verdiğimde, görüştüğüm doktor bana cinsiyet değiştirmemin benim için harika olacağını söyledi. Sosyal cinsiyet değişikliği (herhangi bir tıbbi müdahale olmadan sosyal hayatta karşı cinstenmiş gibi yaşama) sürecimden, translıktan ne istediğimden ve gelecekte cinsiyet değiştimi ile ilgili planlarımdan bahsettik. “Sadece bir formalite" dediği bilgilendirilmiş onam* evraklarını imzaladığımda, doktor cinsiyet değiştirme sürecimin nasıl ilerleyeceği konusunda son derece iyimserdi. O gün testosteron aldım. İlk iğnem klinikte, şırıngayı hazırlamaya çalışırken ellerimin titremesini engelleyemediğim için benim yerime iğne yapmayı teklif eden nazik bir hemşire tarafından yapıldı. Daha sonraki iğneleri ise kendi başıma yapmak durumundaydım.

O yıl boyunca kliniği birkaç kez daha ziyaret edecektim ve bir yılın sonunda o süre boyunca gördüğüm terapistim kan değerlerimi kontrol edecekti. Doktorum cinsiyet değiştirme sürecimin ne kadar iyi gittiği konusunda yorum yapıyor ve bir sonraki hastaya geçmeden önce elimi sıkıyordu. Terapistim de aynı şeyi yapıyor ve kaydettiğim ilerleme konusunda beni övüyordu. Her ikisi de yasal isim değişikliği ve ameliyatın koordine edilmesine yardımcı oldular. Üniversite sigortam üst ameliyatını (mastektomi, memelerin alındığı transseksüel ameliyatı) bile karşılıyordu. Ben de bunu yaptırmak için mezuniyetimi ertelemeyi düşünmeye başladım.

Ve sonra, yapamadım.

Transseksüel
Cinsiyet değiştirmek isteyen kadınlara öncelikle karşı cinsiyet hormonu olan testesteron verilir; ardından transseksüel ameliyatı gerçekleştirilir.

İsteksizliğim beni şaşırttı. Yıl ortasında cinsiyet belirteçlerimi değiştirmek için cinsiyet kliniğinden gerekli formları almıştım. Formlar haftalarca masamın üstünde öylece durdu. Neredeyse her gün internet sitesini ziyaret etmeme rağmen, üst ameliyatımı yapacak cerrahı aramadım. Yıl sonuna doğru cinsiyet kliniğine gitmeyi tamamen bıraktım. Bu sırada terapistim de yaz aylarında muayenehanesini bıraktı. Beni aynı bakım ekibi içinde başka bir terapisti denemeye teşvik etmesine rağmen, yeni bir terapiste A'dan Z'ye her şeyi açıklayacak enerjim olmadığını hissettim. Terapiyi bıraktım ve şüphelerim arttı. Neyin yanlış olduğunu anlamaya çalışırken testosteron iğnelerim azaldı. Korku, özellikle de pişmanlık korkusu tsunami dalgası gibi üzerime gelmeye başladı.

Ya hata yaptıysam? Ya testosteron ile bedenimi mahvettiysem? Bir kadın olarak yaşamaya geri dönebilir miydim? Aileme ne diyecektim? Haklı olduklarını mı? Vücudum ne olacaktı? Bir şey yapmam gerekiyor muydu? Kiminle konuşabilirdim? Cinsiyet kliniği vazgeçme konusunu açmadı bile. Normal doktoruma mı gitmeliydim? Ya gerçekten bir iç organıma zarar verdiysem? Vajinal atrofi (kuruluk) belirtileri yaşıyordum ve cinsiyet kliniğindeki doktora yüzüm kızararak atrofiden söz ettiğimde şaşırtıcı derecede nazik bir şekilde "Olur böyle şeyler" diye yanıt vermiş ve östrojen kremi reçete etmişti. Bunu sonsuza kadar yapmak zorunda mı kalacaktım? Sesim ne olacaktı? Yüzümdeki kıllar? Saçlarım seyrelmeye başlamıştı. Tekrar uzayacaklar mıydı? Bu düşünceler haftalar ve aylar boyunca kafamda dönüp durdu.

Ve sonra bir gün translıktan vazgeçmek istediğimi fark ettim. Ancak duygusal bir sisin ortasındaydım. Duygularımı kabul etmem haftalarımı aldı. O dönemde detranslar hakkında "resmi" bilgi bulamadığım için hayal kırıklığına uğradım. Destek, tavsiye ve yoldaşlık için başvurabileceğim tek kaynak Reddit’teki detrans topluluğuydu. Yakın arkadaşlarıma başlangıçta "nonbinary" (iki cinsiyeti reddeden, iki cinsiyetten birinde hissetmediğini iddia eden kişi) olmaya karar verdiğimi söyledim, çünkü tekrar "kadın" olmamı sağlayacak detransition (esas cinsiyete dönüş) süreci o zamanlar benim için anlaşılmazdı. Ama TERF'ler tarafından beynimin yıkanması ve içimdeki transfobiyle mücadele edememiş olmakla suçlandım. Peki ne için? Sadece bedenimi mahvetmek istemediğim ve özüme dönmek istediğim için. 

Trans topluluğu hakkında rahatsız edici bulduğum pek çok şeyi içindeyken görmenin zor olduğunu topluluktan çıkınca fark ettim. Sırf zorbalık görmemek için ırkçılığa, fetişleştirmeye, kadın düşmanlığına ve sağlıksız inançların teşvik edilmesine sessizce ayak uydurduğumu fark etmem çok acı verici oldu.

Cinsiyet değişimi
Saç stilleri, kıyafetler, hormonlar veya ameliyatların yüzeysel süslemeleri cinsiyet değişimini mümkün kılmaz.

Neden cinsiyet değiştirmek istediğimi ya da neden bundan vazgeçtiğimi kısaca açıklamak zor. Her ikisi de karmaşık durumlar. Bu süreç benim yıllarımı aldı. Cinsiyet değiştirme sebebim sadece otizmli ve "erkek Fatma" olmam değildi; tek sebep çocukluk travması da değildi. Ancak bunlar cinsiyet disforimde büyük rol oynadı. Benzer şekilde, bu yola girmemin sebebi sadece cinsiyet disforimi ortadan kaldırmak istemem de değildi. Bu faktörlerin birikimi beni bu yola itti.

Hiçbir şey cinsiyet değiştirmenin beni erkek yapmayacağı gerçeğine hazırlamadı. Ne kadar iyi bir cinsiyet değişikliği yapsam da, göründüğüm kişi ile gerçekte olduğum kişi arasındaki devasa uçurum kapanmıyordu. Olmadığım bir şey olarak doğmuş, asla sahip olamayacağım şeyleri deneyimlemiş ve anlamadığım şeyleri anlamış gibi davranırken; sahip olduğum şeyleri deneyimlememiş veya anlamamış gibi davranmak ve yalan söylemek zorundaydım. Diğer kadınlarla regl dönemleri veya kadın düşmanlığı deneyimleri hakkında empati kuramıyormuşum gibi yaparken, bir erkek çocukluğu yaşamış ve hatta bir penisim varmış gibi davranmak zorundaydım. Erkek olduğum konusunda yalan söylüyordum ve en üzücü kısmı da iyi yalan söylüyordum. Bunun ruhuma ne kadar zarar verdiğini anlayabiliyor musunuz? Ne yaparsam yapayım her zaman kadın olarak doğmuş olmanın izlerini taşıyacaktım. Testosteronun beni gerçek bir erkeğe dönüştürecek bir sihir olduğuna inanmıştım, bu gerçekle başa çıkacak donanıma sahip değildim.

Yaşadığım deneyimi anlatmak için tek bir alıntı seçmem gerekseydi, bu şu cümle olurdu: "Her şeye rağmen, sen hala sensin." -Chara, Undertale

Testosteronun kadın bedeni üzerindeki kalıcı etkilerine katlanmaya çalışıyorum. Sesim ortalama bir kadınınkinden daha kalın, PCOS (polikistikover sendromu) ile mücadele ediyorum, testosteron aldığım için yüzümü tıraş etmek zorundayım. Ancak temelde hala kendimim ve cinsiyet değiştirmekten vazgeçtiğim ve disforimle sağlıklı yollarla başa çıkma cesaretini gösterebildiğim için minnettarım. Artık bu duyguların nereden kaynaklandığını anlayabiliyor ve buna göre hareket edebiliyorum.

Nihayetinde ben sadece benim, ama ben olmak harika bir şey. Ben 24 yaşında Asyalı detrans bir kadınım. Aynı zamanda bir sanatçı, evcil hayvan sahibi, en büyük kız evlat, trivia meraklısı ve frappe aşığıyım. Gerçek benliğin saç stilleri, kıyafetler, hormonlar veya ameliyatların yüzeysel süslemelerinden geldiğini iddia eden ideolojiye kanmadan gerçek benliğimi yaşama fırsatını gecikmeli de olsa yakaladığım için mutluyum. 

 

*Bilgilendirilmiş rıza/onam/onay, kendilerine bir müdahale uygulanacak olan kimselerin, müdahalenin uygulayıcılar tarafından kapsamlıca bilgilendirildikten sonra müdahale edilmesini kabul etmesidir. Bu bilgilendirmede yöntemin hangi çalışmalarla elde edildiği, çalışmalarda kimlerin denek olduğu, vaadedilen faydalari ve bunların olasılığı, ihtimal dahilindeki riskler ve bunların olasılığı, alternatif tedavi yöntemlerinin neler olduğu, bu alternatifler içinde neden söz konusu müdahalenin uygulama için seçildiği gerekçeleriyle açıklanmalıdır. Bununla beraber, müdahalenin kendisine uygulanacağı kişinin bu açıklamaları anlayıp değerlendirebilecek zihinsel olgunluğa sahip olması ve yasal olarak hukuki eylem gerçekleştirebilecek olmasi gerekir. Şayet kişi yasal olarak reşit değilse veli/vasi bu açıklamanın muhatabıdır. Reşit olmamakla birlikte anlayacak olgunlukta olan kişilere açıklama yapılır fakat onların rızası geçerli değildir. Ayrıca bilgilendirilmiş rıza gösterecek kimsenin zihinsel olgunluk ve hukuki eylem yapabilme özelliklerinin yanı sıra baskı altında olmadan hür iradesiyle karar vermesi gerekir.