Aile içi cinsiyet çatışmaları: Yıkıma giden yolda umuda tutunmak

İki kız çocuğunun cinsiyet değiştirme talepleriyle mücadele eden anne, cinsiyet ideolojisinin çocuklarını nasıl etkilediğini ve aile dinamiklerini nasıl değiştirdiğini anlattı.
Aile içi cinsiyet çatışmaları: Yıkıma giden yolda umuda tutunmak


Erişim Tarihi: 02.04.2023
Kaynak: pitt.substack.com

Yaz tatilinden önce, okulun son haftasında 4. sınıftaki oğlumun öğretmeni sınıftaki öğrencilerden yaşadıkları bir sorunu ya da akıllarından geçenleri yazmalarını istedi. 10 yaşındaki oğlum bunu düşündü ve kendi sorununun çok özel kategorisine girebileceğine karar verdi ama o gün kendini cesur hissediyordu ve bunu yapmaya karar verdi. "İki ablam da cinsiyetlerini değiştirmeye çalışıyor ve bu ailemi mahvediyor" diye yazdı.

Anlaşılır bir şekilde, öğretmen endişelendi. Ona ailesinin bu durumu yaşamasından dolayı üzgün olduğunu söyledi ve oğluma bir danışmanla konuşmak isteyip istemediğini sordu. Oğlum reddetti ve bunun yerine o gün eve geldiğinde bu konu hakkında benimle konuştu. Onu dinlemek kalbimi paramparça etti. Duyarlı ve sevecen bir çocuk ve ablalarını çok özlüyor.

Oğlum her gün evdeki cinsiyet savaşının ortasında kalıyor. Kızlarımca yanlış görülen bir şey söylendiğinde, yıkıcı bir tartışma yaşanıyor. Tartışma dakikalarca, saatlerce ya da günlerce sürebiliyor ama süresi ne olursa olsun, her zaman dayanılmaz derecede acı verici oluyor.

Tartışma sırasında ve sonrasında zihnim anılarla dolup taşıyor; genellikle kızlarımın bebekken havuzda birlikte su sıçrattığı, güldüğü, şarkı söylediği ve mutlu olduğu anları hatırlıyorum. Pembe yanaklarıyla etrafta dolaşırken neredeyse düşüyorlardı. Eskiden dengeyi yeniden sağlamak ve yola devam etmek çok kolaydı. Artık öyle değil. Bu öfke ve nefret selinin gücü beni yere seriyor ve tamamen kolumu kanadımı kırıyor.

Oğluma ablalarıyla aynı fikirde olmayabileceğimizi, ailemiz için zor bir dönem olduğunu ama buna rağmen birbirimizi sevdiğimizi söylüyorum. Ona bunun bizi mahvetmek zorunda olmadığını ve bu çalkantılı denizde birlikte yol alabileceğimizi söylüyorum. Ancak, iyimserlik ve güç gösterilerime rağmen, içimde onun için ve onun adına umutsuzca endişeleniyorum. Dünyaya açıldığında, küçük çocuklar için kafa karıştırıcı ve zarar verici bir kavram olan cinsiyet ideolojisiyle ile ilgili fikirleri kaçınılmaz olarak görecek ve duyacak. Ona kendisi olmanın yanlış bir yolu olmadığını söylüyorum. Kendimizi bu uydurma kategorilere sığdırmak zorunda değiliz.  

Yeni okulunun bu fikirleri normalleştireceğinden endişe ediyorum ve oraya gidip müfredat hakkında sorular sormak niyetindeyim. Ebeveynler olarak bunları şimdi yapmamız gerekiyor çünkü yöneticiler okulları "trans çocuklar" için "güvenli bir alan" haline getirirken, diğer herkesin güvenliğini ve refahını göz ardı ediyor. Bu iş nerede bitecek? Bazen değerli çocuklarımı emanet ettiğim okulların ve doktorların güvenime böyle bir ihanette bulunabileceklerine inanmak bile zor geliyor. Bu vicdansızlık.

Transfobi
Trans olduklarına ikna edilen çocuklar, kararlarını sorgulayan ebeveynlerini transfobi ile suçluyor.

Sorun şu ki, sosyal cinsiyet değişimi konusunda çizgiyi koruyan ebeveynler olarak istismarcı olarak görülüyoruz. Her gün akıntıya karşı savaşıyoruz. Artık sayımız çok fazla ama bir şekilde hâlâ yalnız hissediyoruz. Çocuklarımızı cinsiyet değişimine teşvik etmediğimiz için "kötü ebeveynler" olduğumuz söyleniyor. En başta bunun olmasına izin verdiğimiz için "kötü ebeveynler" olduğumuz söyleniyor. Çocuklarımızın aniden ortaya çıkan translığını tamamen kabul etmediğimiz için utanmamız ve mahcup hissetmemiz isteniyor. Gafil avlandık ama boş vermemiz ve hizaya gelmemiz bekleniyor. Bunu yapamam. Yapmayacağım.

Kızlarımın her ikisi de kız. Doğduklarında kadın bedenine sahip oldukları açıkça gözlemlendi. Bu nasıl ve neden sorgulanabilir ki? Henüz olgunlaşmamış 14 yaşındaki kızıma bacaklarını tıraş etmemenin daha kolay gelebileceğini anlıyorum ama erkek olduğunu ve her zaman erkek gibi olduğunu söylemesini anlayamıyorum. "Erkek gibi hissetmek" ne anlama geliyor, diyorum. Bu soruya bir cevap alamıyorum.

Hayatı boyunca yanında olduğum için bunun tamamen yanlış olduğunu biliyorum. Bazen ona bir zamanlar futbolu ya da şarkı söylemeyi ne kadar çok sevdiğini hatırlatıyorum. Yağmurda, karda ve kızgın yaz güneşinde futbol maçlarında geçirdiğimiz pek çok hafta sonuna rağmen durumun asla böyle olmadığı söylüyor. Maçlara ve turnuvalara gitmek için saatlerce araba kullanır, uçaklara binerdik. Video ve fotoğraf kanıtlarına rağmen bunları kendi belleğinden sildi. Ama benimkinden silinmedi. Kendinize yeterince uzun süre yalan söylerseniz, kendi yalanlarınıza inanmaya başlarsınız.

Tüm bunların nedenini ve nasılını sorduğumda ise hemen susturuluyorum ve "transfobik, geri kafalı, radikal feminist" olarak yaftalanıyorum. Bu etiketleri pek umursamıyorum ama hiç hak etmediğim hakaretlere maruz kalıyorum.  

Kendimi suçlamanın bir faydası yok ama yine de yapıyorum.

Büyük kızımın lisesindeki gey topluluğu soktu bu fikirleri evimize. İlk başta bir sorun olduğunu anlamadım. Kızım gey topluluğunun eş başkanı olmaya gönüllü olduğunu söylemişti. Sorumluluk almasının iyi bir şey olduğunu sanmıştım  Çok da mutlu görünüyordu. Sonra her şey uçuruma doğru yuvarlanmaya başladı: anksiyete ve depresif bozukluk, yeme bozukluğu, hastanede yatışlar, covid ve cinsiyetsizlik.

LGBT
Okullardaki LGBT toplulukları, çocuk ve gençlerin zihinlerini kirleterek cinsiyet karmaşası yaşamalarına neden oluyor.

Küçük kız kardeşini de cinsiyet ideolojisine sürükledi. Böylece politik olduğunun farkında bile olmadıkları katı politik görüşlerinde birbirlerini doldurdular. Bu arada, eski bir lisanslı atlet ve mutlu, sosyal ve iyi uyum sağlayan bir çocuk olan 14 yaşındaki kızım tamamen bir yabancıya dönüştü.  

Küçük kızımın yeni versiyonu özensiz ve kaba, tartışmacı ve agresif. Artık erkek gibi davranmaktan, yüksek sesle geğirmekten ve gaz çıkarmaktan, doğrudan insanların yüzüne hapşırmaktan ve bana belirgin bir şekilde basmakalıp bir "erkek" kişiliği gibi görünen şeyi sergilemekten hoşlanıyor.  Tüm bunlar çok performatif ve son derece tuhaf. Çamurdan zevk alan bir domuz gibi pasaklılıktan zevk alıyor gibi görünen bu yeni kişiden hiç hoşlanmıyorum. Bir yanım onun adına çok utanıyor.

Kendimi, cinsiyet konusunda telkin edilmiş olan iki büyük çocuğuma, istismarcı bir çevreden gelmediklerini hatırlatırken buluyorum. Zulme uğradıkları ve ötekileştirildikleri uydurma fikrinden zevk aldıklarını görüyorum. Çocuklarınıza her şeyi verirseniz zulmetmiş mi olursunuz?  

Bu durum kendimle ilgili her şeyden şüphe duymama neden oluyor. Çocuklarının cinsiyet değiştirme talebine boyun eğen saf ebeveynleri suçlayamıyorum, çünkü herkes onlara çocukları için en iyisinin bu olduğunu söylüyor. Kim çocuğu için en iyisini istemez ki?

Öğretmenler ve doktorlar gibi iyi niyetli ve güvenilir olması gereken yetişkinler, çocukların sosyal cinsiyet değişimine ortak olarak ebeveynlerin çocuklarıyla olan bağlantısını ve otoritesini zayıflatıyor. Yetişkinler bunu görebiliyor ama çocukların gördüğü tek şey, ebeveynleri dışında tüm dünyanın kendilerini "desteklediği". Bu son derece zarar verici bir inanç sistemi.

Keşke kızlarım, onları çok sevdiğimiz için bunu sorgulamaktan başka çaremiz olmadığını görebilseler.

Çok üzerime gelindiğini hissettiğim günler oluyor. Kontrol edemediğim bazı şeyler olduğunu hatırlamaya çalışıyorum. Ancak çocuklarımın, zor bulunan saklı benliklerini bulma adına bu şekilde davranmalarının ailemizdeki herkes için bir bedeli var. Hepimizin duyguları var ve hepimizin sınırları önemli.

Oğluma söylediklerimin doğru olmasını istiyorum. Bu bizi yok etmek zorunda değil. Buna izin vermemeye kararlıyım. Ailemi mahvetmek için komplo kuran tüm güçlere rağmen, her şeye rağmen sonunda bir araya geleceğimizi ummak zorundayım. Gelecek belirsiz olsa da, umut her şeydir.