LGBT’lilere Psikolojik Yardım Engeli

Psikolojik yardım hizmetlerinin, Amerika ve Avrupa'da cinsiyet hoşnutsuzluğu yaşayan LGBT’liler için yasaklanması tedaviye erişim haklarını engelliyor.
LGBT’lilere Psikolojik Yardım Engeli

 

Toplumsal ve siyasi düzeyde etki alanına sahip olan LGBT ideolojisi, bilimsel alanda da önemli bir varlık göstermektedir. İdeolojinin uluslararası alanda meşruiyet kazanmasının önündeki en büyük engellerden biri ise eşcinselliğin ruh sağlığı alanında hastalık olarak kabul edilmesidir. 1970'li yıllara kadar eşcinsellik, Amerikan Psikiyatri Birliği'nin tanı kılavuzunda hastalık kategorisinde yer almış ancak LGBT aktivistlerinin baskı ve tehditleri sonucu tanı kitabından çıkarılmıştır. Bu olay LGBT ideolojisinin kamuoyu önündeki imajını etkilemiş ve eşcinselliğin bir hastalık olmadığı algısı oluşturularak sapkın cinsel eğilimler normalleştirilmeye başlanmıştır. Yaşanan gelişmeler, cinsel kimliği ve cinsel yönelimi hakkında karmaşa yaşayan ve eşcinsel olmayı da reddedenlerin psikoterapi arayışlarını etkilemiş ve uygun tedavi yöntemlerinin geliştirilmesi noktasındaki çalışmaları sekteye uğratmıştır.

Cinsiyet disforisi

Cinsiyet disforisi, kişinin kendi biyolojik cinsiyetinden memnun olmama durumunu ifade eden bir kavramdır. Kişide disforiyi tetikleyen faktörler çok yönlü olmakla birlikte psikolojik, fizyolojik ve çevresel etmenlerden biri veya birkaçı disfori gelişimine katkıda bulunabilir. Aile içi cinsel istismar vakaları, çocukluk döneminde yaşanan ihmal, kötü muamele, yanlış özdeşim kurma veya anne karnındaki gelişimsel sorunlar, kişide cinsiyet disforisi oluşumuna neden olabilmektedir. LGBT ideolojisinin medya ve eğitim kanalları aracılığıyla yürüttüğü propaganda faaliyetleri sonucu cinsiyetini sorgulamaya yönelenler -özellikle çocuklar ve gençler- terapi seanslarında doğrudan cinsiyet disforisi teşhisi almakta, ancak bu durumun tedavisine yönelik etkin adımlar atılamamaktadır. Terapi seanslarında henüz cinsel kimlik gelişimini tamamlamamış çocuk ve gençlere nasıl “hissediyorlarsa” öyle olmaları gerektiği, eşcinsel veya transseksüel olmanın “doğal” bir durum olduğu üzerine telkinlerde bulunulurken, aileler ise kararı kabul etmedikleri takdirde çocukların bunalıma girerek kendine zarar vereceği yönünde korkutulmaktadır. Oysa yapılan araştırmalar sonucu eşcinsel ve biseksüellerin heteroseksüellere kıyasla daha yüksek intihar davranışı ve ruhsal bozukluk riski taşıdığı gözlemlenmiştir. 

LGBT
Psikolojik yardım hizmetlerinin cinsiyet hoşnutsuzluğu yaşayan LGBT’liler için yasaklanması tedaviye erişim haklarını engelliyor.

Psikolojik destek

Sanılanın aksine cinsiyet disforisine sahip kişiler için psikolojik destek ve tedavi yöntemleri uygulanabilmektedir. Onarım terapisi veya dönüşüm terapisi olarak adlandırılan bu uygulama, kişilerin sahip olduğu cinsiyet hoşnutsuzluğunu, esas cinsiyet hakkındaki kafa karışıklıklığını psikoterapi ve danışmanlık yöntemleri kullanılarak ele almaktadır. Kişilerin hayatları ve bedenleri üzerinde kalıcı etkiler bırakacak ani kararlar alınmadan önce ruhsal durumlarını tespit eden, sorunlarının kökenine inen ve bu yolla genel psikolojik durumlarını iyileştirmeyi amaçlayan onarım terapisi kişilerin cinsiyetleri hakkında gelişen hoşnutsuzluk ve karmaşayı büyük ölçüde tedavi etmektedir. Ancak eşcinsel, biseksüel ve transseksüel gençlerin ruhsal sağlığını önceleyen psikolojik destek uygulamaları pek çok ülkede yasaklanmış veya uygulama alanları kısıtlanmıştır.

LGBT’lilere psikolojik desteğin yasaklandığı ülkeler

Dünya genelinde cinsel yönelimi değiştirmeye yönelik yasal düzenlemeler LGBT lehine ilerlemektedir. Bu kapsamda cinsiyetinden memnun olmayan ve psikolojik yardıma ihtiyaç duyan kişiler için önerilen psikolojik destek uygulamaları pek çok ülkede yasaklanmakta veya kısıtlanmaktadır.

Malta, 2016 yılında cinsel yönelimi veya cinsiyet değiştirmeye yönelik terapileri yasaklayan ilk Avrupa ülkesi olmuştur. 

Cinsel yönelimle ilgili dönüşüm terapisine dünyadaki ilk yasak ise 1999 yılında Brezilya’dan gelmiştir. Federal Psikoloji Konseyi aracılığıyla getirilen terapi yasağı, 2018'de cinsel yönelimin yanı sıra cinsiyeti (LGBT ideolojisinin deyişiyle cinsiyet kimliğini) de kapsayacak şekilde genişletilmiştir. 

Kanada’da 2021’de çocuk veya yetişkin herhangi bir kişiye dönüşüm terapisi vermek, buna yönelik teşvikte bulunmak veya bunun reklamını yapmak yasa dışı sayılmakla birlikte bu eylemlerde bulunanlar için hapis cezaları öngörülmüştür.

LGBT
Giderek artan sayıda ülke, dönüşüm terapisi yasağı ile LGBT’lilere psikolojik yardım engeli getiriyor.

Almanya'da 2020’de, reşit olmayanlar için dönüşüm terapisi yasaklanmıştır. Fransa'da ise dönüşüm terapisi, geçtiğimiz sene yasaklanmıştır.Yasak kapsamında terapi uyguladığı tespit edilen herkes iki yıla kadar hapis cezasına veya 30.000 Euro para cezasına çarptırılmakta; reşit olmayan birinin olaya dahil olması durumunda ise bu ceza 45.000 Euro'ya çıkarılmaktadır. 

İspanya'da Murcia bölgesi, kayıtlı sağlık çalışanlarının dönüşüm terapisi uygulamasına yasak getirirken Madrid, Valensiya, Endülüs ve Aragon bölgeleri 2017 yılında tüm ortamlarda dönüşüm terapisi için geçerli olacak cezai yasaklar getirmiştir. 

Arjantin'de 2010'da ve Uruguay'da 2017 yılında ruh sağlığı yasaları, hem cinsel yönelim hem de cinsiyet temelinde dönüşüm terapisine yasak getirmiştir.

Avustralya'nın Queensland eyaleti 2020'de sağlık kurumlarında dönüşüm terapisini cezai bir suç haline getirmekle birlikte, Victoria eyaleti 2021'de tüm ortamlarda dönüşüm terapisini yasaklamıştır. 

Yeni Zelanda 2022’de, 18 yaş altı herhangi birinin cinsel yönelimini, cinsiyetini veya cinsiyet ifadesini değiştirme girişimleri için iki yeni cezai suç getirerek dönüşüm terapisini yasaklamıştır.

Amerika Birleşik Devletleri'nde ise 2013'ten bu yana 20 eyalet, iki bölge ve çok sayıda belediyede çeşitli biçimlerde yasaklar ve kısıtlamalar uygulanmaya devam etmektedir.

Birleşik Krallık Hükümeti, 2018 yılında İngiltere ve Galler'de dönüşüm terapisini yasaklama taahhüdünde bulunmuş ancak henüz herhangi bir yasak getirilmemiştir. Bunun üzerine LGBT aktivistleri tarafından “Ban Conversion Therapy/Dönüşüm Terapisini Yasakla” başlığıyla bir kampanya çalışması yürütülerek yasa tasarısı oluşturulması yönünde hükümete baskı yapılmaya başlanmıştır. Bugün hâlâ devam etmekte olan sürecin nasıl sonuçlanacağı bilinmemektedir.

LGBT
LGBT aktivistlerinin başlattığı “Ban Conversion Therapy/Dönüşüm Terapisini Yasakla” kampanyasından bir görüntü.

Psikolojik desteğin engellenmesi ve doğuracağı sonuçlar

Onarım terapisini yasaklamak veya kısıtlamak, kişilerin özgürce tedavi olma hakkını elinden alan baskıcı, tepeden inme bir politikadır. Cinsiyet disforisi teşhisi alan ve psikolojik yardım talebinde bulunan gençlerin bizzat psikolog ve psikiyatristler tarafından durumun kabulüne zorlanması, etkili bir tedaviye başvurulmaması etik ve ahlaki açıdan sorgulanması gereken bir durumdur. 

Nüfusun yönlendirilmeye en açık kesiminde yer alan çocuklar ve gençler, cinsel kimlik gelişim sürecinde maruz kaldıkları “cinsiyetsiz” eğitim politikaları ve medya ve yayıncılık sektöründeki eşcinsellik propagandaları neticesinde cinsiyetleri konusunda kafa karışıklığı yaşayabilmektedir. Maruz kaldıkları propaganda sonucu eşcinsel, biseksüel veya transseksüel olduğunu iddia eden çocuklara ve gençlere yönelik psikolojik destek çalışmalarının kısıtlanması veya doğrudan yasaklanması, onları tıbbi manipülasyona açık hale getirmektedir. Avrupa ve Amerika’da herhangi bir cinsiyet hoşnutsuzluğu beyanında bulunan çocuklar kısa bir psikolog görüşmesinin ardından cinsiyet disforisi teşhisi alarak cinsiyetlerini değiştirmeleri yönünde ikna edilmektedir. Ebeveyn rızası olmaksızın ergenlik engelleyicilere ve hormon ilaçlarına başlatılan çocuklar yine herhangi bir bilgilendirilme yapılmadan cinsiyet değiştirme ameliyatlarına yönlendirilmektedir. Cinsiyet değiştirme sürecinde uygulanan tüm prosedürler kalıcı kısırlık da dahil olmak üzere ciddi olumsuz yan etkilere sahiptir. Yapılan son araştırmalarda, cinsiyet karmaşası yaşayan kişilerde bu tür cerrahi operasyonların ruh sağlığı üzerinde olumlu bir etki bırakmadığı sonucuna varılmıştır. Trans gençler ile trans olmayan gençler arasında yapılan karşılaştırmalı çalışmalarda da trans gençlerin trans olmayanlara kıyasla daha yüksek intihar düşüncesi ve intihar girişim oranları sergilediği görülmüştür.

Psikoloji alanında yapılan araştırmalar, cinsiyet disforisi teşhisi alan çocuklarda bu rahatsızlığın zaman içinde sonlandığını ve kişinin trans olma iddiasından vazgeçerek esas cinsiyetine kesin dönüş yaptığını göstermektedir. Bu dönemde uygulanan terapi yöntemleriyle süreç sağlıklı ve kontrollü bir biçimde yönetilerek, geri dönüşü olmayan bir takım tıbbi müdahalelerin önü alınabilmektedir. Ancak LGBT örgütlerinin kurduğu siyasi ittifak sonucu, cinsiyet ve cinsel kimliğe dair sorunlar yaşayan ve tedavi arayan kişilerin olanakları oldukça kısıtlı hale getirilmekte veya tamamen yasaklanmaktadır.