LGBT grupları hakkında bilinmesi gerekenler

'Cinsiyet keşfi' adı altında cinsiyet ikiliğine meydan okuyan LGBT grupları, din, kültür, örf, gelenek ve insanlık değerlerini hedef alıyor.
LGBT grupları hakkında bilinmesi gerekenler


LGBT hareketi, "cinsiyet keşfi" kavramıyla gençleri etkilemekte ve transgenderizmi “özgürleşme” olarak sunmaktadır. Ayrıca, cinsiyet değişimi konusunda bilinçsiz çocukları etkilemekte ve karşı cinsiyet hormonları ve ergenlik engelleyici ilaçlar konusunda yanlış yönlendirmeler yapmaktadır. Bu ilaçlar, ciddi sağlık sorunlarına yol açabilmektedir. Bunun yanı sıra, LGBT örgütleri çocuk hakları ve özgürlük adı altında pedofiliyi savunmakta ve çocukları istismar etmekten çekinmemektedir. LGBT hareketinin arkasındaki ideoloji, cinsel sınırların zorlanmasını ve çocukların cinsel çekim duymasını normalleştirmeyi amaçlamakta, fıtrata ve insan nesline zarar vermektedir.

LGBT açılımı

Bu terim, "lezbiyen, gey, biseksüel, transseksüel" kelimelerinin kısaltmasıdır. Lezbiyenlik, geylik ve biseksüellik gibi  “cinsel yönelimleri” ifade etmesinin yanı sıra, transgender veya transseksüel gibi cinsiyet değiştirme sürecinde olan kişileri de içerir. Bu hareketi simgeleyen gökküşağı renklerindeki LGBT bayrağı, ilk defa 1978'de San Francisco'da gerçekleşen "Gey ve Lezbiyen Özgürlük Günü" için tasarlanmıştır. Bunun haricinde, LGBT kavramının içinde yer alan her alt grubun kendine özel bir bayrağı bulunmaktadır. 

LGBT topluluğunun içerdiği alt gruplardan bazıları şunlardır:

Eşcinsel: Bir erkeğin veya bir kadının, kendi cinsinden birine ilgi duymasını ifade eder. Bu kişilere "homoseksüel" de denir. Bu terim, hem kadın hem erkek eşcinselleri kapsar. Erkek eşcinseller için genellikle "gey" terimini kullanılırken, kadın eşcinseller için "lezbiyen" terimi kullanılır. "Gey" terimi, önceleri hem erkek hem de kadın eşcinselleri içine alan bir terim olarak kullanılmıştır. Ancak günümüzde, bu terim genellikle sadece erkek eşcinseller tarafından kendilerini ifade etmek için kullanılır. “Lezbiyen” terimi ise, Yunan şairi Sappho'nun M.Ö. altıncı yüzyılda yaşadığı Lesbos adasının adı olan "Lesbos" kelimesinden gelmektedir ve kadınlara özel olarak kullanılan bir terimdir.

Biseksüel: Hem kendi cinsine hem de karşı cinse ilgi duyan kişileri ifade eder. LGBT ideolojisine göre bir kişinin ilgisi zamanla değişebilir ve biseksüel eğilime sahip biri, hem kendi cinsine hem de diğer cinslere çekim hissedebilir.

LGBT grupları
"Cinsiyet keşfi" adı altında cinsiyet ikiliğine meydan okuyan LGBT grupları, din, kültür, örf, gelenek ve insanlık değerlerini hedef alıyor.

Transgender: Cinsiyet hoşnutsuzluğu hisseden, sosyal hayatta tıbbi müdahale gerçekleştirmeksizin karşı cinsiyettenmiş gibi yaşayan veya cinsiyet değiştirme sürecine başlamış kişileri tanımlayan geniş bir terimdir. Bu terim genellikle dünyada yaygın bir şekilde kullanılmakta olup cinsiyet değiştirme sürecini tamamlamış olsunlar ya da olmasınlar, cinsiyetlerini “farklı” bir şekilde ifade eden herkesi kapsar. 

Transseksüel: Biyolojik cinsiyetlerinden rahatsız olup yanlış bedende doğduklarını düşünen ve karşı cinsiyet hormonları ve ameliyatlar yoluyla cinsiyet değiştirme sürecinde olan kişilere atıfta bulunur. Esasen erkek olup kadın cinsiyetine bürünmüş kişilere "trans kadın", kadın olup erkek cinsiyetine bürünmüş kişilere ise "trans erkek" denir.

Travesti: Bu terim, dış görünüş ve davranış yoluyla karşı cinsiyete ait hissetme arzusunu ifade eder. "Travesti" terimi genellikle "erkek olup kadın kıyafetleri giyen kişi" imajını akla getirse de, aslında "Travesti" terimi "erkekler" ve "kadınlar" için eşit olarak kullanılır. Bu kişiler cinsiyetler arasında kalıcı bir değişiklik veya hormonal/cerrahi müdahale talep etmez, sadece karşı cinsiyetin kıyafetlerini giyip, onlar gibi davranırlar. Bu kişiler için "cross-dresser" terimi de kullanılır. 

Trans: Bu terim, hem cinsiyet değiştirme operasyonu geçiren transseksüelleri hem de sosyal cinsiyet değişimi gerçekleştiren travestileri kapsar.

Drag Queen: Genellikle eğlence ve gösteri amaçlı sahne performanslarında, partilerde veya etkinliklerde giyim, makyaj ve saç gibi unsurlarla abartılı bir şekilde diğer cinsiyetin stereotiplerini taklit eden ve genellikle kadın rolünü oynayan kişilere “drag queen” denir. Drag queenler genellikle eğlence dünyasında, LGBT etkinliklerinde ve gece hayatında görülür.

Queer: Bu terim geniş bir kapsamda kullanılır. Bir kuram olarak, cinsiyeti cinsel alanla sınırlamayan; sosyolojik, politik, entelektüel, tarihsel ve kültürel alanları da içine çeken bir yaklaşımdır. Cinsiyeti toplumun kimlik oluşturmak için kullandığı bir araç olarak gören queer kuram, heteroseksüel ya da homoseksüel fark etmeksizin tüm cinsiyet kalıplarını reddeder. Queer, norm olarak kabul edilen her şeye karşıdır ve cinsiyeti “akışkan ve sürekli değişen” bir özellik olarak tanımlar. Queer kuramı, bazı Avrupa ülkelerinde siyasi partilerin pedofiliyi yasal kabul etmesine yol açmıştır. 

Non-binary: Bu terim, kadın ve erkek cinsiyet ikiliğini reddeden ve bu iki cinsiyetten birine ait olmadığını savunan kişileri ifade eder.

Aseksüel: Cinsel çekime veya cinsel aktiviteye ilgi duymayan veya bu konulara daha az ilgi gösteren kişileri ifade eder. Aynı zamanda, “cinsiyetsiz” olduklarını iddia eden kişiler için de kullanılır.

LGBT grupları
LGBT gruplarına karşı bilinçli bir duruş sergilenmeli, temel insani değerlere sadık kalınmalı ve bu sayede sağlıklı bir toplumsal dengenin kurulması sağlanmalıdır.

Panseksüel: Cinsiyeti göz önünde bulundurmadan herkese karşı ilgi hisseden kişileri temsil eder.

İnterseks: İnterseks durumları, tıp dünyasında "cinsiyet gelişim bozukluğu" olarak adlandırılır. Bu durum, bireylerin genellikle beklenen erkek veya dişi özelliklerinden farklı olan “anormal” dış genital organlara, iç üreme organlarına ve/veya iç salgı bezlerine sahip oldukları durumları içerir. İnterseksler, doğduklarında beklenen erkek veya dişi kategorileri ile uyuşmayan kromozomlar, üreme organları ve/veya hormon yapılarına sahip olarak dünyaya gelirler. Çoğu durumda, doktorlar interseks çocuklara, görünümlerini "kadın" veya "erkek" olarak düzenlemek için cerrahi müdahaleler ve diğer tıbbi müdahaleleri önerir. Bu durum, bazen çocukluk, ergenlik veya yetişkinlik dönemlerinde fark edilebilir. Kimileri ise bu durumu öğrenmekte gecikebilir veya çevresel faktörlere bağlı olarak bu durumu fark etmek mümkün olmayabilir. Ancak önemli olan, bu durumun bir "tercih" olmadığı, tamamen doğuştan gelen bir anormallik olduğudur. Haliyle LGBT gruplarından ayrı tutulmalıdır.

LGBT hareketi, çeşitli “kimlikleri” ve cinsiyet ifadelerini desteklerken, aynı zamanda toplumsal cinsiyet perspektifini benimsemektedir. LGBT hareketi ve feminizmin etkisiyle, sosyal bilimlerde cinsiyet iki temel kategoride incelenir: biyolojik cinsiyet (İngilizcede “sex”) ve toplumsal cinsiyet (İngilizcede “gender”). Biyolojik cinsiyet, XX ve XY kromozomlarına dayanarak erkek ve kadın cinsiyetini belirtir. LGBT ideolojinsinde buna “atanmış cinsiyet” denir. "Toplumsal cinsiyet" kavramı ise biyolojik cinsiyete ek olarak cinsiyetin sosyal ve psikolojik bir boyutu olduğunu vurgular. Toplumsal cinsiyet kuramını destekleyenler, ideolojik nedenlerle biyolojik farklılıkları görmezden gelmekte ve kadın-erkek rollerini çatışma ve adaletsizlik kaynağı olarak görmektedir. Eşitliği savunanlar, biyolojik farklılıkları inkar ederek kadın ve erkeği eşit düşmanlar olarak göstermeye çalışmaktadır. İskandinav ülkeleri, toplumsal cinsiyet eşitliği ideolojisini en çok benimseyen ülkeler olarak bilinir. Ancak, bu ülkelerde kadına yönelik şiddet oranları oldukça yüksektir. Temel Haklar İçin Avrupa Birliği Ajansı'nın araştırmasına göre, Danimarka %52 ile en yüksek oranda şiddetin görüldüğü ülke olarak öne çıkmaktadır. Bunu %47 ile Finlandiya, %46 ile İsveç takip etmektedir. Araştırma, toplumsal cinsiyet eşitliği iddialarının kadına yönelik şiddeti çözümlemede etkili olmadığını göstermektedir.

LGBT aktivizminin eşcinselliği meşrulaştırmak adına bilim ve sanatı kullanma çabası, bilimsel gerçeklerin çarpıtılmasına ve yanıltıcı çalışmaların kabul edilmesine yol açmıştır. Bu ideolojilerin ana hedefi, din, kültür, örf, gelenek ve insanlık değerlerini sorgulamak, reddetmek ve yıkmaktır. Bu nedenle, bu ideolojilere karşı bilinçli bir duruş sergilenmeli, gelecek nesiller adına çaba harcanmalı, hukuki, bilimsel, sanatsal, politik, ekonomik ve felsefi alanlarda bu manipülasyonun engellenmesi için önlemler alınmalıdır. Bu şekilde insanlık, temel değerlerine sadık kalarak ideolojik çarpıtmalara karşı direnç gösterebilir ve sağlıklı bir toplumsal denge kurabilir.