Bir detrans hikayesi: Bir genç kızın kendini ve cinsiyetini keşfetme ve kabullenme serüveni

Trans olduğu düşüncesiyle 8 yıl geçirdikten sonra bu düşüncesinden vazgeçen 20 yaşındaki detrans, cinsiyet değiştirme serüvenini anlattı: 'Kadınlığım nesnel bir gerçeklik, bundan kaçmaya çalışmak kadar yorucu ve boş bir şey yok.'
Bir detrans hikayesi: Bir genç kızın kendini ve cinsiyetini keşfetme ve kabullenme serüveni

 

Erişim Tarihi: 06.12.2022

Kaynak: detransvoices.org

 

"Doktorlar bana senin erkek olacağını söylemişti. Doğduğunda yaşadığım şaşkınlığı düşünsene! Senin için erkek kıyafetleri ve bir erkek ismi seçmiştik ama son anda her şeyi değiştirmek zorunda kaldık!"

Annem için bu sadece çocuğuyla şakalaştığı komik bir anekdottu. Benim içinse bu, erkek olmam gerektiğini kendime kanıtlamak için kullandığım ilk "delillerden" biriydi. Korkunç bir biyolojik hata beni aptal bir kız olmaya zorlamıştı güya. Bir dişi. Bir kadın. Uzun süre nefret ettiğim terimler.

Çocukluğumun büyük bir kısmında, annem her sabah benim için kıyafet seçti. Rengarenk etekler, ışıltılı gömlekler, güzel ayakkabılar... Çöpleri tekmeleyerek, ağaçlara tırmanarak ve top oynarken takılıp düşerek onları kirletirdim. Oyuncaklarım çoğunlukla hayvan figürleri ve peluşlardan oluşuyordu. Ben onlara savaşlar yaptırır, birbirlerini öldürtürdüm. Annem oynamam için bana bir Barbie bebek almıştı ama ben ona dokunmak istemedim. Kolay kışkırtılırdım ve birçok kavgaya karışırdım. Ejderhalar, canavarlar ve bolca kan çizerdim.

O zamanki en iyi arkadaşım benden "makyaj malzemelerini" denememi istedi. Pembe, kelebek şeklindeki bir kaptaki parıltılı dudak parlatıcısı ve mor göz farını bana uzattı. Reddettim. Ben pes edene kadar arkadaşlığımızı bitirmekle tehdit etti. Bunu çok sık yapardı. Bu makyaj malzemelerinin dudaklarımda ve gözlerimde bıraktığı histen nefret ediyordum, ama tek arkadaşımı kaybetmemek benim için daha önemliydi. Henüz yedi yaşındaydım.

Yaşım ilerledikçe, kıyafetlerimi annemin seçtiği daha da belli olur hale geldi. Okulumdaki kızlar şık kıyafetler giyer, saçlarını yapar ve son trendlere göre makyaj yaparlardı. Bense hala pembe renkli çocuksu kazaklar giyiyor ve makyaj yapmayı reddediyordum. Hâlâ kaşlarımın hemen üzerinde annemin mutfak makasıyla sık sık kestiği o garip perçemler vardı. Ve okulumdaki diğer kızlarla ne kadar az uyum sağladığımı fark etmeye başladım. Annemin beni çocuksuluğa itmesi buradaki en önemli faktördü.

Bir gün, bir vekil öğretmen benden erkek olarak bahsetti. Ona şiddetle karşı çıktım. Herkes güldü ama benim içimde bir şeyler kıpırdadı. Omuz hizasında saçlarım olmasına ve "kız" renklerinde kıyafetler giymeme rağmen bazı insanlar beni gerçekten erkek sanıyordu. Bu olay ne kadar çok yaşanırsa, o kadar gurur duymaya başlar oldum. İnsanların patavatsızlıkları içimde bir şeyleri koparıyordu ve ben bunu göremiyordum.

Cinsiyet değiştirme
Sosyal çevrelerine uyum sağlayamayan kız çocukları, LGBT anlatısına maruz kaldıklarında trans oldukları düşüncesine kapılabiliyor.

İlk kez ne zaman regl olduğumu hatırlamıyorum ama bundan kesinlikle nefret ettiğimi hatırlıyorum. Hayatımın büyük bir bölümünde her ay bunu yaşamak zorunda kalacağımı öğrendiğimde çok ağlamıştım. Keşke birileri bana bunun bir kabus olmadığını ve vücudumun harika bir döngüde olduğunun ispatı olduğunu söyleseydi. Ağrıdan, pedlerin hissinden ve içimden akan kandan nefret ediyordum. Geceler boyunca acı içinde uyumaktan nefret ediyordum. Keşke ailem kan değerlerime baktırıp eksik minerallerim için bana destek olsaydı ve ağrılarım için çözüm arasaydı. Göğsümde büyüyen garip et topaklarından nefret ediyordum ve aniden "meme uçlarımın görünüp görünmediğine" veya pantolonumda kan olup olmadığına dikkat etmek zorunda kalmış olmaktan nefret ediyordum. Yüzme sınıfında dalga geçilene kadar kıllarımı almadım. Çok büyük bir şok içerisindeydim ve kafam çok karışıktı. O dönemde bana ilerde anne olacaksın dediklerinde çocuk istemediğimi düşünüyordum. Aslında kadın olmak da istemiyordum. Kendimi hâlâ çocuk gibi hissederek kertenkele yakalamaya ve ağaçlara tırmanmaya devam etmek istiyordum, bir kadın gibi yaşlanıp bebek sahibi olmak değil. Aslında istemediğim şey büyümekti. Hep çocuk kalmak istiyordum. Erkeklerdeki o çocuksuluk ya da çocuksuluğa gösterilen tahammül aklımı çeliyordu.

Yaklaşık 12 yaşımdayken internet erişimi olan bir akıllı telefon aldım. O zamanlar en sevdiğim fan gruplarına erişmek için çoğunlukla Instagram'ı kullanıyordum ve ara sıra "LGBT" gönderileriyle karşılaşıyordum. Televizyondan gey ve transların ne olduğunu zaten biliyordum, ancak LGBT ile ilgili daha fazla içeriğe maruz kalmak her şeyin beynime kazınmasına neden oldu. "Trans erkeklerin" deneyimlerini detaylandıran gönderiler özellikle ilgi çekiciydi. Bu trans erkekler çocukken "kız oyuncaklarından", "kız kıyafetlerinden", göğüslerinden, regl dönemlerinden, kadın ergenliğinden ve kendilerine kız olarak hitap edilmesinden nefret ediyorlardı. Kendimi aydınlanmış hissettim.

Benim sorunum buydu. Sonunda öğrenmiştim! Geçmişimdeki her küçük ayrıntı yerli yerine oturmaya başlamıştı. Doktorlar elbette erkek olacağımı düşünürdü, çünkü aslında erkek olmam gerekiyordu! Tabii ki bebeklerle oynamadım ve onun yerine savaş oyunları oynadım, çünkü erkekler böyle yapar! Elbette kız ergenliğinden nefret ettim, çünkü bunu yaşamamam gerekiyordu! Elbette her zaman bir erkek çocukla "karıştırıldığım" için mutluydum, çünkü ben gerçekten bir erkek çocuğuydum! Kendi kendimi manipüle etmeyi çok iyi başardım. Büyümekle yüzleşmek yerine kendimce çocuk kalmanın bir bahanesini bulmuştum.

Cinsiyet değiştirme
Cinsiyetinden hoşnutsuz olan gençler, cinsiyet değiştirdikleri takdirde sıkıntılarından kurtulacaklarına inandırılıyor.

Transların deneyimleri hakkında giderek daha fazla okumaya başladım ve sonunda bağlantı kurabileceğim insanlar buldum. Yüksek seslerinden, kadınsı kalçalarından, isimlerinden nefret ettiklerinden çokça bahsettiler ve ben de kendiminkinden nefret etmeye başladım. Gülünç derecede kadınsı ismimden narin vücuduma kadar benimle ilgili her şey iğrenç bir şekilde dişiydi. Gittikçe daha fazla iğrendiğim vücudumu saklamak için bol kıyafetler giymeye ve kambur durmaya başladım. Daha erkeksi görünmeye çalışmak için sesimi zorladım ve bir göğüs bağlayıcının (göğüsleri gizleyen bandaj) etkisini taklit etmek için aynı anda birden fazla spor sütyeni giydim. Dudağımın üstündeki küçük tüyleri, daha belirgin bir şekilde yeniden çıkmaları umuduyla tıraş ettim. Yüzmekten ve "dişiliğimi açığa çıkaracak" her türlü aktiviteden kaçındım. Tiyatro kulübünde sadece erkek rolleri seçtim ve gösteriden sonra annem bana her zaman erkek numarası yapan bir kız olduğumun ne kadar da belli olduğunu söylerdi.

İnsanların beni nasıl algıladığı, göğüslerimi görüp görmedikleri, sesimin tonundan ya da yürüyüşümden erkek olmadığımı anlayıp anlamadıkları konusunda sürekli endişeleniyordum. Üst ameliyatı (mastektomi, her iki göğsün alındığı transseksüel ameliyatı) ve testosteron almakla cinsiyet değiştirme sürecinin her şeyi nasıl anında daha iyi hale getirdiğiyle ilgili hayallerim vardı. Biri bana "kız" diye ya da kız ismimle hitap ettiğinde gözle görülür bir şekilde utanıyordum. Hamile kalma ve çocuk sahibi olma düşüncesi midemi bulandırıyordu ve bu şeylerin asla başıma gelmemesi için rahmimi söküp atmak istiyordum. Her zaman üzgün, yorgun ve öfkeliydim ve sık sık kendime zarar veriyordum. Psikolojimin zamanla bozulduğunu ve cinsiyet algımın da bundan etkilendiğini ben de ailem de fark edemedik. Yine de tüm bunları gizlice yaptım ve hiç kimseye ben bir erkeğim diye açılmadım. Bazen açılsaydım ne olurdu diye merak ediyorum.

Gençlik yıllarımın çoğunda kendimi trans olarak gördüm, ama 18 yaşıma gelmeden önce bu iddiam kayboldu. Bunun nedenini tam olarak bilmiyorum. Ama sanırım ilerleyen yıllarda biraz daha özgüven kazanmamla, okul için daha çok çalışıp gerçekten iyi sonuçlar almamla, yeni arkadaşlar edinmemle, sınıf yıllığımız gibi "önemli" şeylerden sorumlu olmamla ve okulla birlikte çıktığımız son gezide giyeceğimiz tişörtleri tasarlamamla bir ilgisi vardı. Büyümeyi ve bir şeyler başarmayı sevdikçe psikolojim de düzelmişti. Bu, doğal olarak cinsiyetimle ilgili yaşadığım karışıklığı da düzeltmişti. İnternette daha az vakit geçirdim. Saçlarımı biraz uzattım, sonra can sıkıcı olmaya başladıklarında kestirdim. Bir kongreye giderken eğlence olsun diye bir elbise giydim. Çeşitli kıyafetler denedim ve rahat olduğum kıyafetlerde karar kıldım. Nasıl göründüğüm konusunda endişelenmedim. İnsanların beni nasıl algıladığını önemsemeyi bıraktım ve hayatımda hiç bu kadar özgür hissetmemiştim.

Şimdi 20 yaşındayım. Dolabımda rahat kıyafetler de var, elbiseler de. En önemlisi beni seven bir erkek arkadaşım var. Makyaj yapmıyorum, sık sık elbise giymiyorum. Tüm bunları diğer insanların beni nasıl gördüğü hakkında tek bir düşünce bile harcamadan yapıyorum. Sonuçta neden başkalarını memnun etmek için yaşayayım ya da onlar için bakılacak güzel bir şey olayım ki? Bu benim hayatım. Benim kadınlığım bu şekilde ve ben bu kadını çok seviyorum. Bir kadın olarak bir şeyler başarmayı da çok seviyorum. Kadınlığım nesnel bir gerçeklik, bundan kaçmaya çalışmak kadar yorucu ve boş bir şey yok. 

Transseksüelliğin ucundan dönmüş bir kadın, 20, Almanya