Genç yaşta cinsiyet değiştirdikten sonra hata yaptığını anlayıp esas cinsiyetine dönen Sarah'ın hikayesi

21 yaşındaki Sarah, olumsuz aile dinamikleri, akran zorbalığı ve çeşitli ruh sağlığı sorunları nedeniyle transseksüel yaşam tarzına yönelmişti ancak sonuç beklediği gibi olmayınca esas cinsiyetine geri döndü.
Genç yaşta cinsiyet değiştirdikten sonra hata yaptığını anlayıp esas cinsiyetine dönen Sarah'ın hikayesi

 

Erişim Tarihi: 06.12.2022

Kaynak: www.detransvoices.org 

 

Benim için her şey okul değiştirdiğimde başladı. Okul değişiminden de önce hissettiğim bir cinsiyet hoşnutsuzluğum vardı. Ben böyle olmaktan mutlu ve gururluydum; ancak yeni okulum böyle düşünmüyordu. Diğer öğrenciler benim bir kız olarak erkeksi kıyafetlerle ve kısa saçlarla dolaşmamı garip buluyorlardı. Ayrıca pek de zayıf değildim ve kilo konusunda da kötü bakışlara maruz kaldığımı düşünüyordum. Eski okulumdaki arkadaşlarımı da gerçekten özlemiştim. Bu okulda böylesi bir çevre bulmam imkansızdı. 

Bu süre zarfında her akşam ağladım ve annem durumumu anlayıp beni farklı bir sınıfa yerleştirmek istedi. Ancak babam oralı olmadı. Ben de bu konuda yeterince cesaretli değildim; eskisi gibi olmasa da bu sınıfta edindiğim birkaç arkadaşımı da kaybetmekten korkuyordum. (Yeni sınıfta yeni arkadaşlar edineceğim aklıma gelmemişti).

Bir yıl sonra anoreksik (kişinin kendini sürekli kilolu algılaması ve bu sebeple katı diyetler uygulaması, anoreksiya nervoza hastalığı) oldum. Başlangıçta bademcik iltihabım vardı ve bu yüzden pek aç değildim. Haliyle yemek de boğazımdan geçmiyordu. Bu yüzden daha az yemeye devam etmek için çok ince kıyafetlerle dışarı çıkarak üşüttüm ve bademcik iltihabımı sürdürdüm. Böylece daha az yemeye devam edebilecektim. Aile hekimimiz bana böyle devam edersem iç organlarıma zarar vereceğimi söyledi. Annem de bana yemek yemezsem kano ve tırmanış yapamayacağımı söyledi. Ben de bu davranışımı gizlice sürdürmeye çalıştım; hatta bazen yediklerimi çıkardım. Aslında bu, yaşadığım sorunları bedenime aktardığımı gösteren ilk alarmmış, göremedim. 

Ben tam bunları yaşarken, annemin tiroidinin az çalışıyor olması depresyona girmesine sebep olmuştu. Bir şekilde, bu süreçte annem değişti. Her konuda arkamda duran annem, şimdi anne olarak tanımadığım kaba bir insana dönüştü. Akrabalarımın önünde beni kötüledi. Egoist olduğumu vs. söyledi. Annem hayattaydı, nefes alıyordu ama ben onu kaybetmiştim. Annemin yasını tuttuğumu fark etmemiştim, diğer travmalarımı fark etmediğim gibi.

Nerede olduğunu bilmesem de bir terslik olduğunu anlamıştım ve bu süre zarfında bir psikoterapiste gittim. Psikoterapist beni sabırla dinledi. Sonra da bir aile toplantısı düzenlemek istedi. Aile toplantısı iyi geçmedi. Çok fazla gözyaşı, öfke ve bağırışlar vardı; sonrasında psikoterapist bana o aileden ayrılmaya çalışmam gerektiğini söyledi. Ayrıca ailem seanslara dahil olmadığı sürece onunla psikoterapiye devam etmemin işe yaramayacağını söyledi. Hem ailemi bırakmamı hem de seanslara devam edeceksem ailemle devam etmemi söylüyordu. Gencecik bir kızdım ve buradaki ikilemi görememiştim.

Transseksüel
Olumsuz aile dinamikleri, akran zorbalığı ve çeşitli ruh sağlığı sorunları, Sarah'ın transseksüel olduğu düşüncesine yönlendirmişti.

Ailemi terk etme fikri zihnime mıh gibi çakılmış olacak ki 16 yaşında saf bir çocukken yaşadığım şehrin sosyal hizmetlerine gittim ve onlara evden taşınmak istediğimi söyledim. Tabii ki yüzüme güldüler. Ben de başka bir şehre gittim ve sokakta yaşayan gençler ve genç yetişkinler için bir sığınma evinde kaldım. Sosyal hizmetler ve ailem iki hafta boyunca nerede olduğumu bilmedi. Bu işe yaradı. Sığınma evine gittiğimi gören sosyal hizmetler bana da bir daire buldu ve gençlerin paylaştığı bir daireye taşındım. Bu da ruh sağlığıma hiç yardımcı olmadı, halbuki terapistin dediğini yaptığım için iyileşeceğimi ummuştum.

Bu arada çok şey oldu: 19 yaşındayken sokakta yaşamaya karar verdim. Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) semptomlarım vardı ve yine de sokağın ve sokakta kalan diğerlerinin çok daha ilginç olduğuna karar verdim. Onları terk ettiğim için beni durduracak bir ailem de yoktu. Sokaktaki hayata alıştıktan sonra ise başka maceralara koştum. Avrupa'da otostop yapan bir grup insan buldum ve onlara katılmaya karar verdim. Almanya'dan Yunanistan'a kendi başıma otostop çektim ve kısa bir süre sonra Bulgaristan’da hapse atıldım, çünkü pasaportumu kaybetmiştim. Neyse ki buradaki tutsaklığım kısa sürdü ve Almanya’ya geri döndüm. 

Yaptığım bu Avrupa turunda çok şey öğrendim, ama Viyana'da tanıştığım aslen Macar olan transseksüelden öğrendiklerim bana pahalıya patladı. Aslen kadın olan bu trans erkeğin yaşadığı sürecin benim deneyimle tamamen aynı olduğuna karar vermiştim. Böylece cinsiyet değişimini araştırmaya başladım. Cinsiyet değiştirme sürecine başlamak için hiç de uygun bir ruh halinde değildim. Psikoterapistler de bana hazır olmadığımı, hata yapabileceğimi söylediler. En baştan itibaren birbirine eşlik eden pek çok psikolojik rahatsızlığım olduğunu ve önce bunları çözmem gerektiğini söylediler. Ama cinsiyet değiştirme fikri bana gündelik duygularımı geri verdi. Başlarda, biraz da olsa hayata dönebildim. Elektrikçi olarak çıraklığa başladım. Sık sık yerel trans buluşmalarına katıldım ve testosteron aramaya devam ettim. Çalıştığım yerde sadece erkekler vardı, çünkü inşaatta çalışıyordum. Bu yeni dünyamda hiçbir kadın perspektifi yoktu. Sadece bu erkekleri ve trans grubundaki kişileri tanıyordum. Diğer herkesten tamamen izole edilmiştim. Söyledikleri her şeye git gide inanmaya başladım (cinsiyet değiştirdiğinde çok daha mutlu olacaksın gibi). Onlar benim tek sosyal bağlantımdı. Kendimi bu zihniyetten başka kimsenin olmadığı bir dünyada, erkeklerle çalışıp erkeklerin yaptığı bir işi yaparken bulmuştum.

Psikolojik danışmanlık gerektirmeden bana testosteron reçete eden bir pratisyen hekim buldum. Üç yıl sonra hâlâ iyi bir psikolojik tedavi süreci yürütmeyi başaramamıştım. Her hafta başka bir psikoterapistle görüşüyordum ama sadece günlük hayat hakkında konuşuyorduk. Bir kez bile geçmişim hakkında konuşmadık. Geçmişim hakkında konuşulmasına izin vermeden, sadece dertleşip yeni bir terapiste geçiyordum.

Cinsiyet değişimi
Cinsiyet değişiminin sorunlarına çözüm olmadığını gören Sarah esas cinsiyetine geri döndü.

Hayatımı bu şekilde çözümsüzlük düğümünde geçirmeye devam ederken başka şeylere umut bağlamaya başladım. Mastektomi (memelerin alındığı transseksüel ameliyatı) yaptırmak istediğime ve bunun tüm sorunlarımı çözebileceğine karar verdim. Çünkü trans grubundakiler öyle olacağını söylemişti. Doktorları araştırmaya başladım. Ancak Alman sağlık sistemi tarafından masrafları karşılanan mastektomiyi yaptırmak için zorunlu terapi süresini doldurmamıştım. Devlet, kişilerin belli bir süre psikoterapi görmesini, psikolojik olarak karar alabilecek olgunlukta olmasını garantiye almak istiyordu. Bundan da kaçtım. Masrafları kendim ödemeye karar verdim. Benim karşılayacağım bir ameliyatı yapacak doktor bulmak zordu. Doktorlar, haklı olarak, devletin uygun gördüğü protokollerin izlenmesini kendileri açısından da benim açımdan da daha güvenli buluyordu. Sonunda istediğimi yapacak bir doktor buldum ve ameliyat olmaya karar verdim. Bu protokolleri, yani benim karar alma olgunluğumu umursamayan bir doktordan hayatımı değiştirip beni mutluluğa ışınlamasını bekliyordum.

Bunun kötü bir fikir olduğu ortaya çıktı. İç kanama geçirdim. Bu yüzden de tekrar ameliyata girmek zorunda kaldım. Cerrah muhtemelen bir siniri kesti (ya da dikti), çünkü şimdi her gün ağrım var (bazen sol kolumda bile ağrı oluyor). Mastektomi sonrası ağrı sendromu (pmps) dedikleri şey bu olsa gerek, ancak mastektomiden önce bu sendromu hiç duymamıştım (bana imzalatılan bilgilendirilmiş onam formunda da yoktu). Kimse bana bu ameliyatın ciddi sonuçlarını detaylı bir şekilde anlatmamıştı. Ayrıca areoladan (göğsün ucundaki koyu renk hassas bölge) gelen yeni garip hisle başa çıkamıyorum. Zihninizde vücudunuzun bir haritası var ve siz bu haritayı değiştirmek istiyorsunuz. Yaşadığınız mahallenin haritası nasıl büyük bir yıkımla değişebilirse, bedeniniz için de aynı şey geçerli. Bu değişimi ve getirdiği ağrıları iliklerime kadar hissettim.

Ama bu ağrı aynı zamanda benim uyanış çağrımdı. Yaptığım her şeyin büyük bir saçmalık olduğunu anladım. Bu uyanıştan sonra şehir değiştirdim. Etrafımdaki insanları değiştirdim. Bir yıl sonra testosteronu bıraktım. Şu anda çalışıyorum. Ama dürüst olmak gerekirse, bunu sadece yaşayabilmek için öylesine yapıyorum. Çünkü çalışacak kadar zihinsel dengeye sahip olduğumdan emin değilim.

Bence cinsiyet değiştirme sürecinin kendine zarar vermekle çok ilgisi var. Bir parçanızı yok etmeye çalışarak kendinize zarar veriyorsunuz. Mastektomi ile ruhumun küçük bir parçasını kesip almışım gibi geliyor. Daha fazlasını kaybetmek istemiyorum. Bugünlerde pek çok farklı insanla temas halinde kalmaya çalışıyorum. Ayaklarımın yere basması için bunun gerçekten önemli olduğunu düşünüyorum. Ayrıca söyledikleri her şeyi kabul etmesem de radikal feminizmi benimsedim. Günümüzde feministlerin, fuhuşu ve kendine zarar vermeyi desteklemesini çok saçma buluyorum.

Sanırım hala terapiye ihtiyacım var. Belki de okuldayken kendimi akıl hastanesindeymişim gibi hissettiğim için travma yaşıyorum. Her gün, okula gittiğim her gün, sadece hayatta kalmam gerekiyordu. Ayrıca beden algısı bozukluğum (kişinin bedeninde sürekli kusur olduğuna inanması ve bunun hastalık seviyesine gelmesi durumu) olduğunu kabul etmem ve insanlara güvenmek için çalışmam gerekiyor (insanlar genellikle kişiliklerini değiştirmezler, ben elimden geldiğince çaba harcamalıyım).

Benim başıma gelenler, herkesin başına gelebilirdi.