Bir velinin ebeveynlik hakları için trans yanlısı okul politikalarına karşı mücadelesi

Kızının eğitim gördüğü lisenin toplumsal cinsiyet ideolojisini benimseyen politikasını eleştiren veli, eğitimde ebeveynlik haklarının korunması ve öğrencilere ideolojik kimlikler yerine biyolojik gerçeklerin öğretilmesi çağrısında bulunuyor.
Bir velinin ebeveynlik hakları için trans yanlısı okul politikalarına karşı mücadelesi


Kaynak: pitt.substack.com
Erişim Tarihi: 28.03.2023

Sayın Müdür, Müfettiş ve Okul Yönetim Kurulu Üyeleri,

İlkesel olarak katılmadığım 259 sayılı İdari Yönetmeliğe itiraz etmek için yazıyorum. Toplumsal cinsiyet ideolojisinin savunucuları tarafından tavsiye edilen yönetmelik ironik bir şekilde güvenlik kisvesi altında okul, öğrenciler ve aileleri arasına gizlilik ve güvensizlik sokmayı seçmiştir.

Kızımı uygun gördüğüm şekilde yetiştirmek benim anayasal hakkımdır. Dahası, onu elimden gelen en iyi şekilde yetişkinliğe yönlendirmek benim ayrıcalığım, onurum ve görevimdir. Benim çocuğumu sizin yetiştirme hakkınız olmadığı gibi, kesinlikle üzerinde psikolojik ve sosyal bir deney yapma hakkınız da yoktur. Sizinki gibi politikalar ve uygulamalar yüzünden onun duygusal refahı, eleştirel düşünme becerileri ve güvenliği baltalanıyor.

Bu mektup özellikle okulun, çocuğun cinsiyetini, seçtiği ismi ve zamirleri ebeveynlerden gizli tutma politikasını ele almaktadır (İngilizcede “o” zamiri cinsiyet belli eder. Kendi cinsiyetinde olmadığını iddia edenler karşı cinsiyetin zamirlerini veya cinsiyetsiz zamirler kullanmayı talep eder.)

2008'den bu yana vergi ödeyen ve iki çocuğunu ilkokul, ortaokul ve liseye gönderen bir veli olarak, doğduğundan bu yana sevdiğim çocuğumla yapılan çok önemli bir görüşmenin dışında bırakıldığım için mağdurum. Sizin gibi ben de çocukların güvenliğinin son derece önemli olduğuna katılıyorum ve bu amaçla çocuklara ebeveynlerinden sır saklamanın akıllıca veya güvenli olduğunun öğretilmesinin bariz bir şekilde zararlı olduğuna inanıyorum. Ayrıca, çocukları biyolojik gerçeklik yerine ideolojik kimliklerine öncelik vermeye teşvik etmek, onları yetişkin olduklarında fiziksel ve zihinsel bozukluk, mutsuzluk ve başarısızlığa giden bir yola sokacaktır. 

2021-2022 eğitim-öğretim yılından önce, kızımın okulda güvende olduğu, eğitildiği, önemsendiği ve saygı gördüğü izlenimine kapılmıştım. Okula düşünceli, sorumluluk sahibi, başarılı bir yetişkin olmayı öğrenmek için gittiğinden emindim. Ne de olsa sizin okulunuz kendisini "son derece gururlu, birbirine sıkı sıkıya bağlı bir eğitim topluluğu" olarak tanımlayan bir okul.

Bunun yerine kızım, sizin etik uygulama alanlarınızın çok ötesinde bir psikolojik yaklaşımla, trans olduğu ve ilaç kullanımı ve estetik ameliyatlar yoluyla "güvenli bir şekilde" cinsiyetini değiştirebileceği konusunda ısrar etmeye teşvik edildi. Öğrendiklerinin çoğunu internetten öğrenmesine rağmen, okul bu inançları aktif olarak teşvik ediyor, kolaylaştırıyor ve kutluyor. Bu psikolojik yaklaşım, sosyal cinsiyet değişiminden (cerrahi müdahale olmadan sosyal hayatta karşı cinsmiş gibi yaşamaktan) ömür boyu tıbbi bir hasta olmaya uzanan bir yol haline gelmiştir.

Trans öğrenci
"Kızım, trans olduğu ve ilaç kullanımı ve estetik ameliyatlar yoluyla cinsiyetini değiştirebileceği konusunda ısrar etmeye teşvik edildi."

İşte okulun vadettikleri ile 259 sayılı Yönetmeliği arasında bulduğum bazı çelişki örnekleri:

Web sitenizdeki Ebeveyn Bilgileri sayfasında şöyle yazıyor: " Lisesi, yüksek düzeydeki veli katılımıyla tanınmaktadır."
Ancak İdari Yönetmelik 259'da şöyle deniyor: "...[Okul] personeli, bir öğrencinin cinsiyeti ve ifadesi hakkındaki bilgileri, öğrencinin ebeveynleri de dahil olmak üzere başkalarına ifşa etmemelidir..."

Ebeveyn Bilgileri sayfası şöyle devam ediyor: "Veliler, okul topluluğumuzun ilerlemesine yardımcı olacak bir diyalog [ve] açıklık ortamının geliştirilmesine yardımcı olmak için öğrenciler ve öğretmenlerle doğrudan iletişim kurmaya teşvik edilmektedir."
Ancak 259 sayılı Yönetmelik şunu belirtiyor: "Öğrencilere, velilerinin izni alınmaksızın ... cinsiyetlerine uygun isim ve zamirlerle hitap edilir."

Web sitenizdeki Topluluk Sayfasında şöyle yazıyor: " derin bir sivil gurur ve katılım duygusu ile karakterize edilen bir topluluktur..."
Ancak İdari Yönetmelik 259'da şöyle deniyor: "Personelin öğrencinin yasal adı ve cinsiyeti hakkında bilgilendirilmesinin gerekli olabileceği ve tavsiye edildiği durumlar (örneğin, aile ile iletişim...) olabilir... [Personel] öğrencinin gizliliğine... öncelik vermelidir..."

Müfettiş 'ın 2021 yılında velilere gönderdiği Hoş Geldiniz Mektubunda şöyle yazıyor: "...Ne tür koşullar olursa olsun ya da ne tür değişiklikler yapmak zorunda kalırsak kalalım, ... toplumumuz çocuklarımızın başarılı olmak için ihtiyaç duyacakları becerilere sahip olmalarını sağlamak için birlikte çalışmaya devam edecektir." 
Ancak 259 sayılı Yönetmelik şunu belirtiyor: "Okul personeli, bir öğrencinin evle iletişimde veya ebeveynlerle yapılan konferanslarda kendisine nasıl hitap edilmesini istediğinden emin değilse... öğrenciye özel olarak sorabilir."

Toplumsal cinsiyet
"Çocukları biyolojik gerçeklik yerine ideolojik kimliklerine öncelik vermeye teşvik etmek, onları yetişkin olduklarında fiziksel ve zihinsel bozukluk, mutsuzluk ve başarısızlığa giden bir yola sokacaktır."

Ve "Bölge ve okul personeli, transseksüel öğrencilerin transseksüelliklerini açıklamadıkları durumlarla karşılaşabilir. Okul personeli, bir öğrencinin cinsiyetini ifşa etmemek için başkalarıyla iletişim kurarken öğrencilerin gizlilik ve mahremiyet haklarına dikkat etmelidir..."

Yani bir yanda çocuklarının eğitimini ve toplumunun sıkı sıkıya bağlı gücünü müjdeleyen sıcak, kapsayıcı bir okul felsefesi varken, diğer yanda öğretmenlere ve dolayısıyla öğrencilere, çocuklarının sözde cinsiyeti hakkında ebeveynlerden sır saklamaya aktif olarak katılmaları talimatını veren bölücü, yıkıcı bir yönetmelik var.

Benim gibi ebeveynler, 259 sayılı İdari Yönetmelik nedeniyle eşitlik, güvenlik ve kapsayıcılık adına kötü adamlar olarak gösterildi. Ama ben kötü biri değilim. Kızımı tüm kalbimle seviyorum ve hayatımı onu bağımsız bir düşünür, sorumlu ve hesap verebilir bir genç yetişkin ve kendine güvenen bir genç kadın olarak yetiştirmeye adadım.

Ve şimdi bu amaca ulaşmak için, ona aksini öğretecek, onu ırkını, sınıfını, cinsiyetini ve cinselliğini değersizleştirmeye teşvik edecek ve onu kendisinin maddi gerçeklikte asla var olamayacak kurgusal bir versiyonuna yatırım yapması gerektiğine inanmaya yönlendirecek her kuruma karşı yokuş yukarı savaşmak zorunda bırakıldım.

Bir ebeveyn ve 53 yaşında bir yetişkin olarak, olmadığınız bir şey olmaya çalışmanın stres, gerginlik ve hasara neden olduğunu biliyorum. Kızımın danışmanıyla 27 Temmuz'da bu konu hakkında konuştuğumda, bana ofisine giren her çocuğu destekleyeceğini söyledi. Ona ve size cevabım şu: Ben de bir çocuğu desteklemeye inanıyorum. Ancak destek, teşvik ile aynı şey değildir. Destek, bir çocuğa onun dışında kimsenin onu mutlu edemeyeceğini veya kimliğini belirleyemeyeceğini öğretmek demektir (umarım bir danışman olarak bunu biliyordur.) Destek, kızıma başkalarının onun hakkında ne düşündüğünü veya ona nasıl tepki verdiklerini kontrol edemeyeceğini öğretmek demektir. Mutluluğu ve onaylanması kendi içinden gelmelidir. Destek, çocuğuma biyolojinin gerçek olduğunu ve cinsiyetini değiştiremeyeceğini öğretmek anlamına gelir. Bu, telafisi mümkün olmayan zararlara yol açabilecek bir yanılsamayı hoş görmemek anlamına gelir.

Sizden ricam, çocukların maddi gerçeklikten sıyrılıp olmadıkları bir şeye dönüşebilecekleri yönündeki fantezilerini desteklemeyi bırakmanızdır. Kurgusal isim ve kimliklerine göz yumarak benimki gibi çocuklara zarar vermeyi bırakın. Ebeveynlerden çocukları hakkında sır saklamayı bırakın. Yalan, aldatma ve gizlilikle aile bütünlüğünü yok etmeyi bırakın. Toplumsal cinsiyet ideolojisini desteklemeyi bırakın. Çocukları desteklemeye başlayın.

Kapsayıcılık ve zorbalık karşıtlığı başka bir şeydir. Cinsiyet ideolojisi ise bambaşka bir şeydir. Ve ben bu ideolojiden şiddetle kaçınıyorum.