Altı yıl trans erkek olarak yaşayan genç kadının gözünden transseksüellik ve otizm ilişkisi

15 yaşında yaşadığı cinsiyet disforisi ile transseksüelliğe adım atan genç kadın, cinsiyet hoşnutsuzluğunun otizmden kaynaklandığını ve cinsiyet değiştirmekle çözülmeyeceğini öğrenince 6 yıllık trans hayatından vazgeçti.
Altı yıl trans erkek olarak yaşayan genç kadının gözünden transseksüellik ve otizm ilişkisi

 

Erişim Tarihi: 28.03.2023

Kaynak: https://4w.pub

 

Altı yıl boyunca trans erkek olarak yaşadıktan sonra, 21 yaşında translıktan vazgeçtim. Kadınlığımı geri kazandığımdan beri, 15 yaşındaki beynimde tam olarak ne olduğunu ve neden ancak testosteron alırsam, adımı değiştirirsem ve sosyal çevrede bir erkek gibi olursam stabil olacağımı ve tatmin bulacağımı hissettiğimi uzun uzun düşünüyorum. Vardığım sonuç, trans olduğumu düşünmenin tamamen otizmimden kaynaklandığı.

Transseksüel (biyolojik cinsiyetine çeşitli yollarla müdahalede bulunup diğer biyolojik cinsiyete bürünen kişi) olarak yaşadığım zamanların çoğunda henüz OSB (Otizm Spektrum Bozukluğu) tanısı almamıştım. Teşhisimin bana kazandırdığı bilgilerle geriye dönüp baktığımda, farkında olmadan otizmime daha moda olan Cinsiyet Disforisi (cinsiyet hoşnutsuzluğu) kılıfını giydirdiğimi açıkça görebiliyorum. Cinsiyet Disforisi, "kişinin sahip olduğu cinsiyetten hoşnutsuzluk duyarak tersi olma arzusu" olarak tanımlanır; transseksüellerin çoğu zaman aldığı bir klinik tanıdır.

Otizm, kısıtlayıcı ve tekrarlayıcı düşünmeye, iletişim ve sosyal etkileşimde zorluklara neden olan ve ömür boyu süren gelişimsel bir engeldir. Otizm spektrum bozukluğunuz varsa, genellikle dışarısını görmenin zor olduğu çok dar takıntılar geliştirirsiniz. OSB topluluğunda bu ilgi alanlarına/hayranlıklara/takıntılara "özel ilgi alanları" denir.

Trans aktivizmi 16-19 yaşlarımda kesinlikle özel ilgi alanlarımdan biriydi. Trans meselelerine olan ilgim, tamamen kendimi kaptırdığım ana özel ilgi alanım haline geldi; başka hiçbir şey düşünmedim. Çevrimiçi trans topluluklarını ilk olarak 15 yaşındayken keşfettim ve Google'a endişeyle "Kendimi yarı erkek yarı kız hissediyorum" gibi bir şey yazdım ve karşıma non-binary (iki cinsiyeti de reddetme, cinsiyetsiz olduğunu iddia etme) tanımı çıktı. Bulabildiğim ve non-binary olmakla ilgili paylaşım yapan her blogu hemen takip ettim ve özellikle Tumblr'da trans topluluğuna dahil oldum. Bundan sonra, en sevdiğim uğraş trans konularını araştırmak ve tartışmak için saatler harcamak oldu ve internette kendimi trans ve non-binary kavramlarını içeren her şeyle çevreledim.

Çevremdeki insanları internette keşfettiğim bu geniş cinsiyet dünyası hakkında "eğitmem" gerektiğinden çok emindim. Bu konuda o kadar çok konuştum ki, o zamana kadar benimle arkadaşlık etmekten hoşlanan insanlar, bu konuyu duymaktan bıktıkları için beni sosyal medyada engellediler.

Değişime uyum sağlama zorluğu bir başka klasik otizm belirtisidir. Günlük hayatımda bu, çoğunlukla 14 yaşında giydiğim kıyafetleri hala giymek gibi önemsiz eksantrik şeyler olarak ortaya çıkıyor çünkü onlara çok bağlıyım. Ancak, ergenlik döneminden geçerken, OSB'nin bu yönü değişen bedenimle mücadele etmem anlamına geliyordu. Bu durum daha da kötüleşti çünkü neden mücadele ettiğimi anlamıyordum. Ergenlik döneminde vücudumun değişim şeklini ve değişim hızını kaldıramıyordum. Değişimler bana mantıklı gelmiyordu. Vücuduma bakmak ya da Tanrı korusun, onu başka birine göstermek istemiyordum.

Otizm
"Otizm teşhisim, hayatım boyunca gösterdiğim normatif olmayan davranışları, cinsiyet disforisinin asla tam olarak açıklayamayacağı bir şekilde açıkladı."

Otizmli bir kadın olduğunuzda (teşhis edilmiş ya da edilmemiş), küçük yaşlardan itibaren, beyninizin devrelerinin çevrenizdeki kızlardan farklı bir şekilde bağlandığının farkına varırsınız. Sosyal medyadaki cinsiyet saplantısı ortamında, bu durumu beynimin bir erkeğinki gibi çalıştığı şeklinde yanlış yorumlamak benim için kolay oldu. Otizm sizi bir şeyleri sistematik hâle getirmede iyi ancak empati kurmada kötü yapar, ki bunlar tipik olarak erkeklerle ilişkilendirdiğimiz özelliklerdir. Otizmli kadınlar, kadınlardan beklenen duygusal derinlikten yoksun olma eğilimindedir ve bu da diğer kadınlarla sosyal olarak bağ kurmakta zorlanmalarına, bunun yerine erkeklere daha yakın hissetmelerine neden olabilir.

15 yaşında henüz otizm teşhisi almamış ve internette trans kültürüyle çevrilmiş bir haldeyken, erkek beynine sahip olmam gerektiği sonucuna varmam kolay oldu; çünkü tipik olarak erkek düşünce kalıplarına sahiptim. Ayrıca beden imajı sorunlarıyla da mücadele ediyordum ve internette bulduğum dar görüşlü trans topluluğunda kendimi bulduğumu hissediyordum. Buna erkek fatma çocukluğumu, tamamen erkek arkadaş gruplarıyla büyüdüğümü ve hayatım boyunca bir erkekle karıştırıldığımı (kalçalarıma kadar inen saçlarımla bile) eklediğimde, kız bedeninde bir erkek olduğuma dair ihtiyacım olan tüm kanıtları edinmiş oldum. 16 yaşımda trans olduğumu açıkladım ve 21 yaşıma kadar bu şekilde kaldım.

İnternetten aldığım ve yüzümde kıl çıkmasını sağlayan ilacı saymazsanız tıbbi olarak cinsiyet değiştirmedim. Sosyal cinsiyet değiştirme (tıbbi değişikliklere gitmeden yalnızca sosyal hayatta karşı cinstenmiş gibi yaşama) sürecim yasal olarak ismimi ve cinsiyetimi değiştirmem ve genç bir erkek olarak görülebilmek için her yolu denememden ibaretti. Göğüs bağlayıcı alamadığım için göğsümü (şimdilerde dehşetle karşıladığım) koli bandı ve elektrik bandı da dahil olmak üzere son derece güvensiz şekillerde bağladım.

Tüm parçaları bir araya getirmeye başlamamı ve cinsiyet değiştirme konusunda yanlış bir karar verdiğimi fark etmemi sağlayan şey 2017'deki OSB teşhisim oldu. OSB teşhisim, hayatım boyunca gösterdiğim normatif olmayan (ekseriyete kıyasla farklı) davranışları, cinsiyet disforisi teşhisinin asla tam olarak açıklayamayacağı bir şekilde açıkladı. Bu gerçekten hayatımı değiştirdi ve beni kesinlikle pişman olacağım bir şey yapmaktan kurtardı. Teşhis konulduktan sonra kadınlarda otizmi araştırmaya başladım, bu da Pandora'nın kutusundaki tüm şüpheleri ve cinsiyet değiştirmekle ilgili ikinci düşünceleri ortaya çıkardı ve sonunda vazgeçmeme neden oldu.

İlk kez cinsiyet ideolojisinin tüm felsefi temelini sorgulamaya ve transgender topluluğunu eleştirel bir şekilde incelemeye başladım. O zamana kadar muhtemelen bu denli içine daldığım için internette cinsiyetle ilgili okuduklarımın hiçbirini gerçekten sorgulamamıştım. Bu fanusun dışına çıktığımda, bana adım adım ilerleyen yanlış bir kendini gerçekleştirme rehberi satıldığını fark etmeye başladım ve sanırım cinsiyet değiştirme sürecinin beni bu kadar sarhoş eden yanı da buydu. Bana kendimi bu garip, kendinden nefret eden otizmli kızdan havalı ve kendine güvenen bir adama dönüştürme fırsatı sunulmuştu ve ben buna karşı koyamadım. 

Otizm
"Testosteronun beni "düzelteceğini" ve vücudumu da beynim gibi erkeksi yapacağını düşünmüştüm. Aslında beynim hiç de "erkeksi" değildi, sadece otizmliydi."

Gardırobunuzu, saç kesiminizi ve isminizi değiştirdikten ve göğüs bağlayıcılar kullanıp sesinizi eğitmeye başladıktan sonra sıra hormonlara ve ardından transseksüel ameliyatlarına gelir. Bu tıbbi müdahalelere gerçekten ihtiyacım olduğunu hissettiğimi hiç sanmıyorum, sadece sonunda "normal" hissetmemi sağlamak için giriştiğim bu süreçte mantıklı sonraki adımların böyle olacağını hissetmiştim. Burada şunu belirtmek isterim ki otizmli insanlar açıkça ortaya konmuş adım adım ilerleyen bir süreci takip etmeye bayılırlar. Bu gibi süreçler mantıklı ve doğrusaldır ve bizim için dünyayı anlamayı kolaylaştırır. Doğrusal düşünme ve mutluluğa giden bir yolun adım adım sunulması, otizmli insanları ergenliklerinde cinsiyet değiştirmeye iten bir başka unsur olabilir mi?

15-16 yaşlarımda, tüm bu sorunları neden yaşadığıma, zihnimin neden bu kadar farklı hesaplar yaptığına dair cevaplar arıyordum ve dahil olduğum çevrimiçi alanlardan gelen cevap, "Çünkü kız bedeninde bir erkeksin, işte bu konuda yapman gerekenler..." şeklindeydi. "Sorunlarımın cevabı bu!" diye düşündüm ve beni "gerçek benliğim" gibi hissettirmesi gereken her şeyi yapmaya devam ettim: adımı, davranışlarımı ve kullandığım umumi tuvaleti değiştirdim. Ancak kendime ve diğer herkese aksini söylesem de bunların hiçbiri "gerçek benliğimin" parlamasını sağlamadı. Bir şeyler hep eksikti; farklılıklarımdan dolayı kadın olmamam gerektiğini sanıyordum ancak kendimi gerçek bir erkek gibi de hissetmiyordum. OSB tanısı 15 yaşında veya daha erken konmuş olsaydı, ergenlik dönemimin çok farklı olacağını hayal ediyorum: daha özgün, daha özgür ve kendimle çok daha uyumlu. Sahip olduğum zorlukların farkında olmak, 6 yılımı erkek olmam gerektiğini düşünerek geçirmemi engelleyebilirdi.

Transseksüel olmak, aslında otizmden kaynaklanan sorunlar için gençken sahip olduğum tek açıklamaydı. Testosteronun beni "düzelteceğini" ve vücudumu da beynim gibi erkeksi yapacağını düşünmüştüm. Aslında beynim hiç de "erkeksi" değildi, sadece otizmliydi.

Trans olduğuma bu kadar ikna olmamın büyük bir nedeni, yetişkinliğe kadar OSB tanısı almamış olmamdı. Spektrumdaki kızlara teşhis konulmaması maalesef oldukça yaygındır. Spektrumdaki kızlar erkeklere kıyasla çok daha iyi ve uzun süre nörotipik sanılabilirler. Sosyal olarak bir dereceye kadar kamufle olabiliriz, çevremizdekilerin sosyal davranışlarını anlamasak bile kopyalayabiliriz. Bu, otizmli kızların dedektöre takılmadığı ancak yine de otizmin tüm iç mücadelelerini yaşadıkları anlamına gelir.

Otizmli kızlara başka rahatsızlıklarla ilgili yanlış teşhisler konulduğu için de otizm teşhisi göz ardı edilmektedir. Otizmli kızlar için yaygın yanlış teşhisler arasında anksiyete, depresyon ve DEHB (dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu) yer almaktadır. Otizmli kızlar için yeni bir yaygın yanlış teşhis türünün ortaya çıktığına tanık olduğumuzu varsayıyorum: Cinsiyet disforisi. Bu yanlış teşhis diğerlerinden çok farklıdır. Zihinsel hastalıkların tedavisi bilişsel-davranışçı terapi (BDT), daha sağlıklı beslenme gibi günlük yaşamda değişiklikler ve bazen ilaç tedavisini içerirken, cinsiyet disforisinin tedavisi fiziksel, geri dönüşü olmayan vücut değişikliklerine neden olan hormon enjeksiyonları ve ameliyatlardır.

Transseksüel
Otizm ve transseksüellik arasındaki ilişki görmezden gelinerek, otizmli kız neslinin zihinsel ve fiziksel sağlığı tehlikeye atılıyor.

Otizm ve cinsiyet disforisinin birlikte görülmesi üzerine yapılan çalışmalar bazı çarpıcı rakamlar ortaya koymuştur. John Strang tarafından 2014 yılında yapılan bir çalışma, OSB'li çocukların cinsiyetlerine uyum sağlayamama veya "cinsiyet farklılığını ifade etme" olasılığının 7,59 kat daha fazla olduğunu ortaya koymuştur.[1]

Trans yetişkinler ve OSB'li yetişkinler üzerinde 2012 yılında yapılan bir çalışmada, iki grubun AQ (Otizm Spektrum Katsayısı Testi) puanları test edilmiştir. Çalışma, trans erkeklerin tipik kadınlardan, tipik erkeklerden ve trans kadınlardan daha yüksek bir ortalama AQ'ya sahip olduğunu, ancak OSB'li bireylerden daha düşük olduğunu bulmuştur.[2] Bu durum, biyolojik olarak kadın olan transseksüellerin ortalama olarak çoğu insandan daha fazla otistik özellik sergilediğini düşündürmektedir.

Daha yakın bir tarihte, 2019 yılında Anglia Ruskin Üniversitesi, trans ve non-binary bir grup ve trans olmayan bir gruptan oluşan 177 kişiyi AQ, empati ve Gözlerden Zihni Okuma Görevini (Otizmli bireylerde yaygın şekilde kullanılan bir test. Amaç kişinin karşısındaki kişinin düşüncelerini tahmin etmesidir, bir tür sosyal zeka becerisidir) sistematik hale getirme konusunda test etmiştir.[3] Bu çalışmada, transseksüel ve non-binary grubun yüzde 14'ü OSB tanısı alırken, yüzde 28'i de AQ kesme noktasına (kesme noktası tanı eşiğidir) ulaşmıştır; bu da ankete katılan translar arasında çok sayıda teşhis edilmemiş OSB vakası olduğunu göstermektedir. Araştırmacılar, bu rakamların esas olarak biyolojik olarak kadın olan katılımcıların yüksek puan almasından kaynaklandığını belirtmiştir. Çalışmanın sonuç bölümünde yazarlar, cinsiyet klinisyenlerine "özellikle doğuştan kadın olup kendilerine başvuran hastaların OSB'ye sahip olup olmadıklarını düşünmelerini" tavsiye etmektedir. Ayrıca baş yazar, cinsiyet kliniklerinin hastaları rutin olarak otizm açısından taramasını önermektedir.

Bu çalışmalardaki rakamları okuduğumda şaşırmadım, çünkü bunlar benim transseksüellikle ilgili kendi deneyimlerimi pekiştiriyordu, yani çok sayıda otizmli insan trans olduğunu sanıyordu. Trans topluluğu şu anda genç, çoğu kadın ve birçoğu oldukça farklı otizm özellikleri gösteren insanlarla dolu. Yine de bu durum görmezden geliniyor gibi görünüyor. Genç kadınlarda OSB ve translığın ilişkisi görmezden gelinerek, otizmli kız neslinin zihinsel ve fiziksel sağlığı tehlikeye atılıyor.

 

[1] Strang JF, Kenworthy L, Dominska A, Sokoloff J, Kenealy LE, Berl M, Walsh K, Menvielle E, Slesaransky-Poe G, Kim KE, Luong-Tran C, Meagher H, Wallace GL. Increased gender variance in autism spectrum disorders and attention deficit hyperactivity disorder. Arch Sex Behav. 2014 Nov;43(8):1525-33. doi: 10.1007/s10508-014-0285-3. Epub 2014 Mar 12. PMID: 24619651.

[2] Jones RM, Wheelwright S, Farrell K, Martin E, Green R, Di Ceglie D, Baron-Cohen S. Brief report: female-to-male transsexual people and autistic traits. J Autism Dev Disord. 2012 Feb;42(2):301-6. doi: 10.1007/s10803-011-1227-8. PMID: 21448752.

[3] Stagg SD, Vincent J. Autistic traits in individuals self-defining as transgender or nonbinary. Eur Psychiatry. 2019 Sep;61:17-22. doi: 10.1016/j.eurpsy.2019.06.003. Epub 2019 Jun 28. PMID: 31260907.