Transgender Serisi Bölüm 1: Hızlı başlangıçlı cinsiyet disforisi nedir ve neden önemlidir?

Araştırmalar, transseksüel gençlerin sayısında son yıllarda patlama yaşandığını gösterirken, bazı araştırmacılar
Transgender Serisi Bölüm 1: Hızlı başlangıçlı cinsiyet disforisi nedir ve neden önemlidir?


Kaynak: dailysignal.com
Erişim tarihi: 14.02.2024

Araştırmalar, kendini transseksüel olarak “tanımlayan” gençlerin sayısında son yıllarda patlama yaşandığını gösteriyor. LGBT aktivistleri, bu insanların toplum tarafından bastırılmış gizli bir gerçeği keşfettiklerini iddia ederken, bazı bilim adamları "hızlı başlangıçlı cinsiyet disforisi" (ROGD) olarak adlandırdıkları bu olgunun arkasında neyin yattığını sorgulamaya başladılar.

Manhattan Enstitüsü'nde araştırmacı olan Leor Sapir, hızlı başlangıçlı cinsiyet disforisi terimini ilk kez ortaya atan ve hipotezini PLOS One tıp dergisinde ortaya koyan doktor Lisa Littman ile birlikte çalıştı. Sapir, "The Daily Signal Podcast "e katılarak hızlı başlangıçlı cinsiyet disforisinin ne olduğunu, bazı aktivist bilim insanlarının bunun aksini neden kanıtlayamadığını ve Littman ile birlikte teoriyi geliştirmek için neler yaptıklarını anlatıyor.

Cinsiyet disforisi (cinsiyet hoşnutsuzluğu), kişinin esas cinsiyetinden (“biyolojik cinsiyet”) duyduğu hoşnutsuzluk durumunu ifade eder. "Hızlı başlangıçlı cinsiyet disforisi" ise cinsiyet disforisinin yeni ve üçüncü bir biçimini ifade eder. Mevcut literatür, yetişkin ve çocukluk çağı cinsiyet disforisini tanımaktadır, ancak ROGD, genellikle ergenlik döneminde ortaya çıkan ve sosyal bulaşmadan kaynaklanabilen bir cinsiyet disforisi biçimini ifade etmektedir.

Sapir, bu disfori biçiminin çocukluklarında cinsiyet uyumsuzluğu, cinsiyet sıkıntısı gibi cinsiyetleriyle ilgili herhangi bir sorun yaşamayan ergenler arasında ortaya çıktığını belirtiyor. “Bu çocukların erkek ya da kız olmakla ilgili sorunları yok ve şikayetler yalnızca ergenlik döneminde aniden ortaya çıkıyor gibi görünüyor.” diyen Sapir, "Söz konusu çocuklarda eşlik eden ruh sağlığı sorunları, anksiyete ve depresif bozukluk, otizm spektrum bozukluğu, obsesif kompulsif bozukluk, yeme bozuklukları, travma öyküsü, aklınıza ne gelirse var" diye ekliyor. "Hızlı başlangıçlı cinsiyet disforisi, ağırlıklı olarak kadınlar arasında görülüyor. Çocuklar, kümeler halinde trans olarak ortaya çıkıyor."

Sapir bu özellikleri, son birkaç yılda tıp literatüründe ortaya çıkan semptomların göstergeleri olarak tanımlıyor. ROGD hipotezinin "kesin bir bilim" olduğunu iddia etmiyor ancak son birkaç yılda transseksüel olduğunu iddia eden gençlerin sayısında yaşanan artışı açıklamak için bilimsel olarak titiz bir hipotez olduğu konusunda ısrar ediyor. Hipotez, cinsiyet karmaşası yaşayan gençler için "cinsiyet değişimi" olarak adlandırılan invaziv (vücut bütünlüğünü bozan) tıbbi müdahaleler yerine terapinin uygun bir yol olabileceğini öne sürüyor.

Sapir ve Littman kısa bir süre önce bu hipotezi, San Francisco'daki California Üniversitesi'nde çocuk ve ergen psikiyatrisi yardımcı doçenti olan Dr. Jack Turban'ın saldırısına karşı da savundu. Turban ve diğer araştırmacılar, Ocak 2023'te Journal of Adolescent Health dergisinde, 2015 yılına ait ABD Transgender Araştırmasını analiz ederek ROGD'yi çürüttüğünü iddia eden bir çalışma yayınlamıştı.

Cinsiyet disforisi
Trans olduğunu iddia eden herkese sunulan tıbbi müdahaleler deneysel mahiyetini korumaya devam etmektedir.

Sapir ve Littman, Archives of Sexual Behavior isimli bir akademik dergide editöre yazdıkları bir mektupla ve Sapir'in internet sitesi olan Reality's Last Stand'de yayınladıkları bir makale ile yanıt verdi.

Sapir, "The Daily Signal Podcast"e Turban'ın ROGD hipotezini çürütmeye yaklaşamadığını söyledi ve Turban'ın verileri manipüle ederek, insanların hızlı başlangıçlı cinsiyet disforisine yakalanamayacağını çünkü “transların kimliklerini hemen açıklamadıklarını, yıllarca gizli tuttuklarını” öne sürdüğünü anlattı. Sapir bu durumu, günümüzde gençlerin hızlı başlangıçlı cinsiyet disforisine sahip olmadığını öne sürmek için "çok fazla jimnastik yaptılar" diye açıklıyor.

Sapir, 2015 yılında yapılan Transgender Araştırmasında kendini trans olarak adlandıran kişilere üç soru sorulduğunu söylüyor: (1) cinsiyetinizin cinsiyet kimliğinizden farklı olduğunu hangi yaşta hissetmeye başladınız?; (2) bunu ifade edecek bir kelimeniz olmasa bile trans olduğunuzu hangi yaşta hissetmeye başladınız?; ve (3) trans kimliğinizi bir aile üyesine veya hayatınızdaki başka birine hangi yaşta açıkladınız?

Turban, insanların transseksüel olduklarını ne zaman fark ettiklerini belirlemek için 2 numaralı soruya güvenmek yerine 1 numaralı soruyu seçmiştir. Sapir, bu sorunun "hatırlama yanlılığına" daha fazla maruz kaldığını, bir kişinin şu anda iddia ettiği kimliğini ve seçimlerini yeniden doğrulamak için daha önce belirli bir şekilde hissettiği bir anıyı yeniden yorumladığını söylüyor. Hatırlama yanlılığı, bir araştırma veya anket sırasında katılımcıların geçmiş olayları veya deneyimleri hatırlama şekillerindeki hatalı veya yanlı eğilimi ifade ediyor. Bu tür bir yanlılık ise araştırma sonuçlarını etkileyebiliyor.

Sapir, "Peki, Turban neden 2 numaralı soruyu kullanmıyor?" diye soruyor. "Biz verileri inceledik. Bazı analizler yaptık ve 2 numaralı soruyu kullanmış olsaydı, katılımcıların trans olduklarını düşünmeleri ve bu durumu ilan etmelerine kadar geçen medyan sürenin bir yıl olacağı ortaya çıktı ve bu durumun farkına varmak ile ilan etmeye kadar geçen bir yıllık süre ROGD hipotezini destekliyor." 

Manhattan Enstitüsü'nden bir araştırmacı ise, Turban'ın analizindeki en büyük sorunun zamanlama olduğunu açıkça söylüyor. Sapir hipotezinde, ROGD fenomenin 2000'lerin sonunda ortaya çıkmaya başladığını ve 2010'larda hız kazandığını belirtiyor. "Eğer Turban ve meslektaşlarının araştırmaya çalıştığı şey buysa, 2015 yılında yetişkinlerle yapılan bir anketin ROGD fenomenini ortaya çıkarması mümkün değildir." diyor.

Ayrıca Sapir, anketin yalnızca halihazırda transseksüel olan yetişkinleri kapsadığını, transseksüellikten vazgeçenleri (detransları) kapsamadığını ve Turban ile ortak yazarların anketle karşılaştırabilecekleri bir kontrol grubuna sahip olmadıklarını belirtiyor.

Sapir, "Bu tartışmanın temelinde ciddi, geri dönüşü olmayan ve ömür boyu sürecek zarar ve acılara neden olabilecek bir tıbbi müdahalenin meşruiyeti yattığı için burada ispat yükümlülüğü 'ben transım' diyen herkesin tıbbi müdahaleye uygun olduğunu savunanların üzerindedir. İspat yükümlülüğü onlardadır, bizde değil" diyor.