Cinsiyet değiştirme ameliyatları intihar eğilimini artırıyor

Amerikan Üroloji Derneği'nin Journal of Urology dergisinde yayımlanan yeni bir çalışma, cinsiyet değiştirme ameliyatlarının, özellikle vajinoplasti gibi feminizasyon ameliyatları geçiren bireyler arasında intihar riskini artırabileceğini ortaya koyuyor.
Cinsiyet değiştirme ameliyatları intihar eğilimini artırıyor


Kaynak: themainewire.com
Erişim Tarihi: 12.03.2024
Yayınlanma Tarihi: 12.03.2024

Amerika’da ve Maine eyaleti genelinde devam eden transgender okul politikaları ve reşit olmayanlar için cinsiyet değiştirme hizmetleri üzerine yapılan tartışmalarda, toplumsal cinsiyet ideolojisinin aşırı sol savunucularının yaygın bir söylemi “cinsiyet değiştirme hizmetlerinin alternatifinin, cinsiyet disforisi (cinsiyet hoşnutsuzluğu) yaşayanlarda daha yüksek intihar oranlarına neden olduğu” iddiasıdır.

Ancak, Amerikan Üroloji Derneği'nin Journal of Urology dergisinde yayımlanan yeni bir çalışma, bu argümanın bilimsel destekten yoksun olmakla kalmayıp, aynı zamanda cerrahi müdahalelerin özellikle vajinoplasti gibi feminizasyon ameliyatları geçiren bireyler arasında intiharı artırma potansiyeli olduğunu ortaya koymaktadır. Diğer bir ifadeyle, transseksüel aktivistlerin cinsiyet disforisinin tedavisi olarak önerdikleri cerrahi müdahaleler, zaten risk altındaki kişilerde intihar riskini artırabilir.

Transseksüel ameliyatlarını savunanların öne çıkan argümanını inceleyen ilk çalışmalardan biri olan kapsamlı araştırmada, Kaliforniya'da cinsiyet disforisi teşhisi konan ve kadınsılaştırıcı (vajinoplasti) ya da erkeksileştirici (metoidioplasti/falloplasti) cerrahi müdahaleler uygulanan hastalardan oluşan bir kohort değerlendirilmiştir.

Araştırmacılar, "cinsiyet olumlama" adı altında cinsiyet değiştirme ameliyatları geçiren kişiler arasında önemli ölçüde psikiyatrik acil durumların ortaya çıktığını ve vajinoplasti geçirenlerde falloplastiye kıyasla daha yüksek oranda intihar girişimi gözlemlendiğini tespit etmiştir.

2012-2018 yılları arasını kapsayan çalışma, Kaliforniya Eyalet Çapında Sağlık Planlama ve Geliştirme Ofisi'nin verilerine dayanmaktadır.

Araştırma, vajinoplasti yapılan 869 ve falloplasti yapılan 357 hastanın sırasıyla yüzde 22,2'sinin ve yüzde 20,7'sinin ameliyat sonrası acil servis ziyaretleri ve yatılı psikiyatrik bakım dahil olmak üzere en az bir psikiyatrik durum yaşadığını ortaya koymuştur.

Özellikle, vajinoplasti sonrası intihar girişimi insidansı, falloplasti grubunun iki katından fazla tespit edilmiştir.

Bu bulgu, Maine yasama meclisinde, ebeveynlerinin rızası olmayan 16 ve 17 yaşındaki çocuklar da dahil olmak üzere cinsiyet değiştirme ameliyatlarına erişimin genişletilmesi lehine ileri sürülen bir argümanla doğrudan çelişmektedir.

Vali Janet Mills tarafından yapılan politika değişiklikleri nedeniyle, Maine eyaleti vergi mükellefleri aslında cinsiyet değiştirme ameliyatlarını ve karşı cinsiyet hormon ilaçlarını sübvanse etmekte, bu da Maine sakinlerinin bazı durumlarda akıl hastalığından muzdarip hastalar arasında intihar eğilimini artıran prosedürler için ödeme yapıyor olabileceği anlamına gelmektedir.

Çalışma ayrıca, ameliyattan önce kaydedilmiş bir atak varsa, ameliyattan sonra psikiyatrik vaka gelişme olasılığının vajinoplasti grubu için yüzde 33,9 ve falloplasti grubu için yüzde 26,5'lik oranlarla önemli ölçüde arttığını göstermiştir. Ayrıca, vajinoplasti geçiren hastalar arasında genel intihar girişimi oranı ameliyattan sonra iki katına çıkmıştır; bu etki falloplasti grubunda gözlenmemiştir.

Araştırmacılar, cinsiyet değiştirme ameliyatı geçiren her iki grupta da psikiyatrik acil durum oranları yüksek kalmaya devam ederken, vajinoplasti hastaları arasında intihar girişimi riskinin falloplasti hastalarına kıyasla artmasının ve genel popülasyondan belirgin şekilde daha yüksek olmasının, hedefe yönelik ruh sağlığı desteğine kritik bir ihtiyaç olduğunu gösterdiği sonucuna varmışlardır.

Çalışmanın yayınlanması, son yıllarda cinsiyet disforisi vakalarında cerrahi veya farmasötik müdahaleler yerine psikolojik danışmanlığı savunan Avrupa sağlık kurumları arasında değişen tıbbi fikir birliği ile aynı zamana denk gelmiştir.