Transgenderizm devlet destekli bir din mi?

Transgender ideolojisi hoşgörüsüz bir inançtır ve dogmaları sadece vicdani hakların değil, aynı zamanda disforik çocuklar ve yetişkinler için umutsuzca ihtiyaç duyulan bakımın da feda edilmesini gerektirir.
Transgenderizm devlet destekli bir din mi?


Kaynak: lifesitenews.com
Erişim tarihi: 10.05.2023

LGBT yanlısı politikalara karşı çıkanlar hızla bilim karşıtı olarak damgalanıyor. Jonah Goldberg'in de işaret ettiği gibi bu, ideolojinin kendini kamufle etmek için bilim dilini kullanmasının bir örneğidir. Gerçek bilimin ise transgender (kişinin biyolojik cinsiyetine belli yollarla müdahalede bulunup bir diğer biyolojik cinsiyete bürünme hali) savunuculuğuna pek yardımcı olmadığı ortaya çıktı; zira Amerikan Psikoloji Derneği'nin APA Cinsellik ve Psikoloji El Kitabı, cinsiyet disforisi (cinsiyet hoşnutsuzluğu) yaşayan erkek ve kızların büyük çoğunluğunun ergenlik veya yetişkinlik dönemine ulaştıklarında doğuştan gelen/kromozomal cinsiyetlerini kabul ettiklerini belirtmiştir. Toronto Üniversitesi'nden psikolog Dr. James Cantor da "trans çocukların" bu durumu büyük oranında atlattığını gösteren büyük ölçekli üç çalışmadan ve daha küçük ölçekli çok sayıda diğer çalışmalardan bahsetmektedir. Yine 2008 yılında yapılan bir çalışma, ergenlik öncesi cinsiyet disforik çocukların yüzde 80 ila 95'inin ergenlik döneminin sonuna kadar kendi cinsiyetlerini kabul edeceklerini doğrulamıştır.

Açıkça söylemek gerekirse, transseksüellik çoğu zaman kendi kendini düzelten bir şeydir. 

Psikospiritüel Soruna Fiziksel Çözüm

Hiçbir çocuk kendi bedeninde tamamen rahat hissetmez. Bu büyümenin bir parçasıdır. Ancak günümüzde sosyal beceriksizlik, genç erkek veya kadınların LGBTQ oldukları için çevrelerine uyum sağlayamayacakları sonucuna çok kolay varmalarına neden olabiliyor.

Hatalı teşhis, hatalı tedaviye yol açıyor ve giderek daha fazla insan bunun tuzağına düşüyor. Transseksüel dayatmasına karşı direniş solda bile görülüyor. Örneğin, kendilerini "sol eğilimli, açık fikirli ancak aynı zamanda gençleri hızlı bir şekilde transseksüel olarak teşhis ve teşvik etme eğiliminden endişe duyan psikologlar, sosyal hizmet uzmanları, doktorlar, tıbbi etikçiler ve akademisyenler" olarak tanımlayan kişiler tarafından yönetilen bir web sitesi var. Sitelerinde şöyle yazıyor: "Gereksiz ameliyatların ve/veya uzun vadede güvenli olduğu kanıtlanmamış hormon tedavilerinin gençler için önemli riskler teşkil ettiğini düşünüyoruz." 

Kendisini bilime dayalı ve geleneksel dine karşı olarak sunmasına rağmen, transgender ideolojisinin kendisi yarı dinseldir. Princeton'dan Robert George, transgender ideolojisinin, sözde üstün bir bilgi ve duygular lehine fiziksel gerçekliği inkâr etmesi bakımından Gnostik olduğunu açıklamaktadır. Benzer şekilde, 3 Ağustos 2017'de The Times of London'ın editörüne yazdığı mektupta Rev. N.T. Wright şöyle demiştir:

"Cinsiyet konusundaki kafa karışıklığı, kadim Gnostisizm felsefesinin modern ve artık internetten beslenen bir biçimidir. Gnostik, "bilen" kişi, aldatıcı dış görünüşün ardındaki "gerçekte kim olduğunun" sırrını keşfetmiştir. Bu, doğal dünyanın iyiliğini ve hatta nihai gerçekliğini inkar etmeyi içerir. Ancak doğa da karşılık verme eğilimindedir ve bu durumda muhtemel kurbanlar, kafası karışmış yetişkinler olarak büyüklerinin moda fantezilerinin bedelini ödeyecek olan savunmasız ve etkilenebilir gençlerdir."

Psikiyatrist Karl Benzio bunu daha da özlü bir şekilde ifade etmiştir: "Transgender, psikospiritüel bir sorunu olan bir kişi fiziksel bir çözüm aradığında ortaya çıkar."

Transgenderizm
"Transgender, psikospiritüel bir sorunu olan bir kişi fiziksel bir çözüm aradığında ortaya çıkar."

Yeni Gnostik Devlet Dini

Transgender ideolojisi doktriner bir inançtır ve ABD hükümeti bu dinin propagandasını yapmaktadır. Federal düzeyde Obama Yönetimi, cinsiyet ayrımcılığına ilişkin Başlık IX yasağının, Başlık IX fonlarının gittiği her yerde transgenderizm için de geçerli olduğuna karar vermişti. Federal paralar federal koşullarla birlikte gelir. Trump yönetimi bunu iptal edene kadar politika devam etti.

Birçok eyalet, transgenderizmi "kolaylaştırmayan" koruyucu ailelerden ve sosyal hizmet uzmanlarından kurtulmak için harekete geçti. Yine birçoğu, eyalet ortaokul ve liselerinde LGBT yanlısı eğitim verilmesini zorunlu kılıyor ve hatta velilere haber verilmeden sınıfa transgenderizmle ilgili iki çocuk kitaplarının okunmasını teşvik ediyor. Öğrencilerin cinsiyet değiştirme taleplerinin ebeveynlere bildirilmemesi savunuluyor. Transseksüel elkitabı zorunlu tutuluyor ve rıza yaşı gözetilmiyor.

Bu durum diğer ülkelerde de yaşanıyor. Örneğin Kanada'da Ontario Bill 89 (çocukları, gençleri ve aileleri destekleme yasası), ebeveynleri LGBTQ+ politikalarına ve ideolojisine katılmayan çocuklara devlet tarafından el konulmasına izin veriyor ve devlet kurumlarının bu inançlara sahip çiftlerin çocuk evlat edinmesini veya koruyucu aile olmasını  yasaklamasını öngörüyor.

Bize transseksüel politikanın doymak bilmez taleplerine uymamız gerektiği söyleniyor. Bunu yapmamak bir ihlal olarak görülüyor. Fr. Richard John Neuhaus'un 1997'de gözlemlediği (ve Matthew Franck'ın 2013'te aktardığı) gibi:

“Eski ortodokslukla aynı fikirde olmamak mümkündür. Kanıt, akıl ve mantık en azından prensipte geçerlidir. Yeni transseksüellik ortodoksluğunda ise öyle değildir. Burada anlaşmazlık tahammül edilemez bir kişisel hakaret addedilir. Başkalarının, onların kim olduklarına dair deneyimlerinin inkârı olarak yorumlanır. Bu, o en yüce tanrı olan 'Kimlik'e küfür niteliğinde bir saldırıdır.”

Rod Dreher da aynı fikirdedir ve şöyle yazmıştır:

“Bir kimlik politikası fanatiğiyle tartışamazsınız, çünkü onların iddialarını inkar etmek, kişiliklerini inkar etmekle eş tutulur. Buna karşılık . . size hiçbir saygı borçlu değillerdir. Kimliklerini öne sürmenin ve kabul ettirmenin yüce amacı her şeyi mazur gösterir ... hukukun üstünlüğü bu şekilde sona erer ve hukukun yerini güç istenci alır.”

Sadece LGBT yanlısı olmak yeterli değildir. LGBT talep ve önerilerini yeterince kutlayamamak dahi nefret dolu, bağnaz, fobik ya da sinkaflı küfürler edilen köktendincilikle suçlanmaya yol açar.

Muhalefetin Sonuçları

LGBT ideolojisine ve uygulamalarına itiraz edenler, insan haklarına ve eşitliğe karşı olmakla suçlanmaktadır. Peki ya ifade özgürlüğü ve muhalefet etme hakkı? ABD Anayasası Birinci Değişikliği, vicdan haklarına dayanır ve onlar olmadan ayakta kalamaz. Vicdani olarak itiraz etme hakkı, tam da karşıt görüşlere sahip bireyleri korumak için vardır. Yeterince basit görünüyor ya da en azından bir zamanlar öyleydi. Vicdan hakları artık LGBT grup düşüncesine uymayanlar için yürürlüğe konmuyor. Transgenderizm adına, özellikle de çocuklara zarar verildiği inancı maliyetli hale geliyor, üstelik kendi verdikleri zarardan bahsedilmiyor. Parti çizgisinden sapmaya izin verilmiyor. Hiçbir sapma cezasız bırakılmıyor.

Cinsiyet disforisi ciddi bir ruh sağlığı sorunudur ve çok yüksek bir kendi kendine iyileşme oranı vardır. Ancak transgenderizm, Birinci Değişikliğin kuruluş maddesini ihlal ederek devlet tarafından halka dayatılan ve giderek kült bir dine benzeyen bir inanç sistemidir, aldatıcı algılar için fiziksel gerçekliği inkar eden modern bir Gnostisizmdir. Çocuklar, uzun vadeli güvenlik ve etkinlik kayıtları kanıtlanmamış tedavi protokollerine yönlendirilmektedir. Transgender ideolojisi hoşgörüsüz bir inançtır ve dogmaları sadece vicdani hakların değil, aynı zamanda disforik çocuklar ve yetişkinler için umutsuzca ihtiyaç duyulan bakımın da feda edilmesini gerektirmektedir.