Toplumsal cinsiyet ideolojisinin bilimsel çalışmalardaki “atıf kartelliği”

Cinsiyet değişimini teşvik eden kılavuzları 'kanıta dayalı' olarak yanlış tanıtan WPATH gibi tıbbi kurumların, döngüsel atıflar yoluyla sahte bir fikir birliği üreterek kamuoyunu yanılttığı ortaya çıktı.
Toplumsal cinsiyet ideolojisinin bilimsel çalışmalardaki “atıf kartelliği”


Kaynak: realityslaststand.com
Erişim tarihi: 20.05.2024

Cinsiyet disforisi (cinsiyet hoşnutsuzluğu) olan çocuk ve ergenlere yönelik uluslararası klinik kılavuzların yeni bir sistematik incelemesi olan Cass raporu, reşit olmayan çocuklar için cinsiyet değiştirme uygulamalarını teşvik eden saygın tıp otoritelerinin aldatıcı uygulamalarını ortaya çıkardı. Bu kılavuzlar aktivistler tarafından tartışmasız ve bilimsel olarak sağlam olarak lanse edilmekteydi. Ancak yapılan inceleme, bu kuruluşların tavsiyelerini yetersiz kanıtlara dayandırarak ve yaklaşımlarını yanlış bir şekilde "kanıta dayalı" olarak etiketleyerek kamuoyunu yanılttığını ortaya koydu. Dahası, "döngüsel referans verme" olarak bilinen yozlaşmış bir uygulamaya girişilmişti. Bağımsız değerlendirmeler yapmak yerine, diğer tıbbi kuruluşların reşit olmayanlar için cinsiyet değiştirme uygulamalarını teşvik etmelerine güvenerek bu konuda yapay bir fikir birliği oluşturuldu.

İngiltere Ulusal Sağlık Servisi (NHS) tarafından görevlendirilen, Dr. Hilary Cass başkanlığındaki York Üniversitesi araştırma ekibi, kalitelerini değerlendirmek için “Araştırma ve Değerlendirme Kılavuzlarının Değerlendirilmesi” aracını kullanarak 23 uluslararası klinik kılavuzunu taradı. Çalışma, özellikle kanıtların tavsiyeleri nasıl şekillendirdiğini, bu tavsiyeler için geliştirme ve anlaşma süreçlerini, ilgili paydaşları ve kılavuzların geliştirilmeleri sırasında birbirlerine nasıl atıfta bulunduklarını inceledi.

Yetersiz Kanıt

İncelemenin bulguları son derece endişe vericiydi. Cinsiyet disforisine sahip çocuk ve ergenlerin tedavisinde küresel olarak kullanılan klinik kılavuzların, kılavuz geliştirmeye yönelik uluslararası standartları ihlal edecek şekilde hazırlandığı ortaya çıktı. Bu kılavuzlar, özellikle ergenlerde uzun vadeli uygulamaların sonuçlarına ilişkin yetersiz kanıtlara rağmen çocuklar için cinsiyet değiştirme uygulamalarının başlatılmasını teşvik ediyordu. Ayrıca bu kılavuzlar, benzer tavsiyelerde bulunmak üzere tıbbi müdahaleler öneren diğer kılavuzlara da dayandırıldı.

Döngüsel Referanslama

Endokrin Derneği (ES) ve Dünya Transseksüel Sağlığı Profesyonelleri Derneği (WPATH), sırasıyla 2009 ve 2012 yıllarında gençler için cinsiyet değiştirme ameliyatlarını öneren ilk kılavuzlarını yayınladı. Kanıt ve titizlik eksikliğine rağmen bu kılavuzlar sonraki birçok kılavuz için bir temel teşkil ederek içerik ve tavsiyelerini şekillendirdi. Cass raporunda Dr. Hilary Cass, WPATH ve ES'nin birbirleriyle yakından bağlantılı olduğunu vurgulayarak, karşılıklı olarak birbirlerinin taslaklarına sponsorluk ve girdi sağladıklarını belirtti. Bu eşgüdümlü çaba, WPATH ve ES'nin kılavuzlarına aşırı güvenilirlik kazandırmak üzere işbirliği yaptıklarını gösteriyor.

Bu yozlaşma, Amerikan Psikoloji Derneği, Amerikan Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Akademisi, Amerikan Pediatri Akademisi ve Ergen Sağlığı ve Tıbbı Derneği gibi önde gelen kuruluşlar tarafından ulusal ve bölgesel kılavuzların formüle edilmesinde de devam etti. Ayrıca Avustralya, İspanya, İtalya gibi ülkeler ile Asya ve Pasifik gibi bölgelerden gelen uluslararası kılavuzlara da yayıldı. Bu kılavuzlar, tavsiyelerini sağlam kanıtlara dayandırmak yerine WPATH ve ES'nin ilk kılavuzlarındaki onayları dikkate aldı. Yıllar sonra ise WPATH ve ES kılavuzlarını güncellerken başlangıçta kendi tavsiyelerinden yararlanan aynı ulusal ve bölgesel kılavuzlara atıfta bulundular. Bu durum, her bir yinelemenin diğerini pekiştirdiği ve her seferinde tavsiyeleri destekleyecek yeterli kanıtın bulunmadığı bir döngüyü devam ettirdi. Dr. Cass, "Bu yaklaşımın döngüselliği, kanıtların zayıf olmasına rağmen kilit uygulama alanlarında neden belirgin bir fikir birliği olduğunu açıklıyor" diyerek bu döngüsel referanslamanın sorunlu doğasını vurguladı.

Toplumsal cinsiyet
Cinsiyet değişimini teşvik eden kılavuzları "kanıta dayalı" olarak yanlış tanıtan WPATH gibi tıbbi kurumların, döngüsel atıflar yoluyla sahte bir fikir birliği üreterek kamuoyunu yanılttığı ortaya çıktı.

Sistematik incelemenin 1. Bölümü, kılavuzların birbirlerine atıfta bulunduğu veya birbirlerini etkilediği çeşitli yolları gösteren ve yukarıda resmedilen Şekil 3'ü içermektedir. Tablo, kılavuzların neredeyse tüm ulusal ve bölgesel kılavuzları etkileyen Endokrin Derneği (2009) ve WPATH (2012) kılavuzlarından nasıl yararlandığını göstermektedir. Ayrıca, bu sonraki kılavuzların birbirlerine nasıl atıfta bulunduklarını ve birbirlerine nasıl dayandıklarını ve en son Endokrin Derneği (2017) ve WPATH (2022) kılavuzlarının ulusal ve bölgesel kılavuzlara nasıl atıfta bulunduklarını ve bunlardan nasıl yararlandıklarını göstermektedir.

Sistematik inceleme, bu döngüsel referanslamanın bir örneğini vurgulamaktadır: 2022'de yayınlanan WPATH Versiyon 8, 2012 gibi erken bir tarihte yayınlanan çok sayıda ulusal ve bölgesel kılavuzu potansiyel olarak değerli kaynaklar olarak tanımlamaktadır. Önerilerini desteklemek için APA (2015), Avustralya (2018), Yeni Zelanda (2018) ve San Francisco Üniversitesi (2016) kılavuzlarına birçok kez atıfta bulunmaktadır. Daha da önemlisi, tüm bu kılavuzlar WPATH Versiyon 7'den (2012) önemli ölçüde etkilenmiştir.

Daha Geniş Bağlam

Araştırma dünyasında bu tür döngüsel atıflar bazen atıf karteli olarak adlandırılır. Bu durum, bir grup akademik yazarın, atıf sayılarını yapay olarak şişirmek için birbirlerinin yayınlarına aşırı derecede atıfta bulunmak üzere işbirliği yapmaları halinde ortaya çıkar. Ancak, burada meydana gelen durum biraz farklı. Bunu yapanların amaçları atıf sayılarını artırmak değil, daha ziyade halkın ve diğer tıp uzmanlarının gözünde karşılıklı atıfta bulunarak kendi güvenilirliklerini artırmaktır. Bununla birlikte, bu uygulama son derece etik dışıdır. Bu tıbbi kuruluşlar, döngüsel atıfta bulunarak sağlık çalışanlarını ve kamuoyunu aktif bir şekilde aldatmış ve zayıf kanıtlara dayanan tavsiyelerin geçerliliğine ve güvenilirliğine inanmalarına neden olmuştur.

Trans hareketinin büyük bir kısmı ise otoriteye başvurmaya dayanan bir yaklaşımla ilerledi. Bir zamanlar eşcinsel hakları ve sivil haklara odaklanan kuruluşlar, şimdi de trans haklarını savunmaya yöneldi ve haber kaynakları, okullar, öğretmen sendikaları ve hatta transseksüellik konularında rehberlik arayışında olan Biden yönetimi tarafından yetkili organlar olarak kabul edildi. Akademide fikir aklama, modern toplumsal cinsiyet ideolojisinin temelini oluşturan queer teori (cinsel sınırsızlık fikrini savunan, cinsiyet konusunda belli bir kalıba girmeyi reddeden ve bunun toplumsal düzeyde kabul görmesi için uğraşan bir ideoloji) ve toplumsal cinsiyet teorisine meşruiyet kazandırdı. Dahası, esas cinsiyeti (biyolojik cinsiyeti) erkek olan trans kadınlara, kadınlara ayrılan özel alanlar ve spor kategorilerine erişim hakkı tanıyan Title IX kapsamındaki federal düzenlemelerde yapılan önemli değişiklikler, kurumsal sıçrama olarak bilinen bir süreçle gerçekleşti. Bu süreçte, hakimler ve yöneticiler, her biri diğerinin yetkisine atıfta bulunarak kademeli adımlar attı ve sonuçta bu durum federal yetkilerin genişletilmesine yol açtı.

Toplumsal cinsiyet
Cinsiyet disforik çocuk ve ergenlerin tedavisinde kullanılan klinik kılavuzların, kılavuz geliştirmeye yönelik uluslararası standartları ihlal edecek şekilde hazırlandığı ortaya çıktı.

Kanıta Dayalı Değil

Misyonunu "kanıta dayalı bakımı teşvik etmek" olarak belirleyen WPATH ve yaklaşımlarını "kanıta dayalı transseksüel tıp" olarak adlandıran ES, reşit olmayanlar için cinsiyet değiştirme uygulamalarını savunan diğer kuruluşlarla birlikte, kendilerini "kanıta dayalı" olarak göstererek kamuoyunu yanılttı.

British Medical Journal (BMJ) için hazırlanan bir araştırma raporunda, tıbbi araştırma yöntemleri ve kanıt değerlendirme alanında son derece saygın bir isim olan ve kanıta dayalı tıp (EBM) hareketine öncülük eden Dr. Gordon Guyatt, Amerika Birleşik Devletleri'nde ergenlerde cinsiyet disforisinin yönetimine ilişkin mevcut kılavuzların kanıta dayalı olarak kabul edilmemesi gerektiğini belirtti. Bu kılavuzların, bu tür düşük kaliteli kanıtlara uygun olarak ihtiyatlı ve koşullu tavsiyeler sunmakta başarısız olduğunu vurguladı. Guyatt bir sosyal medya paylaşımında endişelerini daha da vurgulayarak bu yönergeleri "güvenilmez" olarak nitelendirdi.

Benzer şekilde, sistematik inceleme ekibi de aynı sonuca vardı: “Klinik kılavuzların çoğu kanıta dayalı bir yaklaşımdan yoksundur ve tavsiyelerin nasıl geliştirildiği hakkında sınırlı bilgi sağlamaktadır. Diğer kılavuzlar gibi gelişimsel titizlik ve şeffaflıktan yoksun olan WPATH ve ES’nin uluslararası kılavuzları, yakın zamana kadar diğer kılavuzların geliştirilmesine hakim olmuştur. Sağlık çalışanları, uygulamada kullanırken mevcut kılavuzların kalite ve bağımsızlık eksikliğini göz önünde bulundurmalıdır.”

Sonuçta ekip, uygulama için yalnızca iki kılavuz önerebildi: 2020'de yayınlanan Finlandiya kılavuzu ve 2022'de yayınlanan İsveç kılavuzu. Her iki kılavuz da kendi sistematik kanıt incelemelerini gerçekleştirmiş ve cinsiyet değiştirme uygulamalarının risklerinin iddia edilen faydalardan daha ağır bastığı sonucuna varmıştır. Sonuç olarak onlar, reşit olmayanlar için cinsiyet değiştirme prosedürlerini önermiyor ve bunun yerine ruh sağlığı desteğine öncelik veriyorlar.

WPATH, ES ve reşit olmayanlar için cinsiyet değiştirme prosedürlerini öneren kılavuzları "kanıta dayalı" olarak yanlış tanıtan diğer tüm tıbbi otoriteler, halkın güvenine ihanet etmekte ve bu konuda güvenilir bir rehberlik arayanları hayal kırıklığına uğratmaktadır. Sağlık çalışanları ve düzenleyici kurumlar, kılavuz geliştiricilerini bu aldatıcı uygulamalardan sorumlu tutmalı ve gelecekteki tavsiyelerde şeffaflığı sağlamalıdır.

İngiltere Ulusal Sağlık Servisi, Cass raporu ve yeni sistematik incelemelere cevaben bir açıklama yayınlayarak, bulgularının "sadece bu ülkede cinsiyet sıkıntısı yaşayan çocuk ve gençlere yönelik sağlık hizmetlerinin geleceğini şekillendirmekle kalmayacağını, aynı zamanda büyük bir uluslararası öneme ve değere sahip olacağını" ileri sürdü.