Esas cinsiyeti erkek olan trans kadınlarda performans avantajının kadın sporuna etkisi

Kadın sporu kategorisinde yarışan transseksüel kadınlarda testosteron baskılanmasının performans üzerindeki etkisini inceleyen araştırma, transların doğuştan sahip olduğu avantajların yalnızca minimum düzeyde azaldığını göstermektedir.
Esas cinsiyeti erkek olan trans kadınlarda performans avantajının kadın sporuna etkisi


Makalenin Orijinal Başlığı: Transgender Women in the Female Category of Sport: Perspectives on Testosterone Suppression and Performance Advantage

Başlığın Çevirisi: Kadın Sporu Kategorisinde Transseksüel Kadınlar: Testosteron Baskılanması ve Performans Avantajı Üzerine Perspektifler

Özet

Erkekler, rekabetçi sporlarda kadınlara kıyasla fiziksel performans avantajlarına sahiptir. Ancak erkek ve kadın spor kategorileri arasındaki cinsiyete dayalı ayrım, esas cinsiyeti (LGBT hareketinin ifadesiyle biyolojik cinsiyet) ile uyumsuzluk yaşadığı için cinsiyet değiştiren transları hesaba katmamaktadır. Bu doğrultuda, Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC), esas cinsiyeti erkek olan transseksüel kadınların kadın kategorisinde yarışabilmesi için bazı kriterler belirlemiş ve translarda toplam serum testosteron seviyelerinin yarışma öncesinde ve sırasında en az 12 ay boyunca 10 nmol/L'nin altına düşürülmesini şart koşmuştur. 

Bu çalışmada, Olimpiyat Komitesi’nin oluşturduğu testosteron kriterinin, esas cinsiyeti erkek olan trans kadınlardaki “erkek performans avantajını” ortadan kaldırıp kaldırmadığı incelenmiştir. 

Araştırmacılar, erkek ve kadınlar arasındaki performans farkının, ergenlik döneminde önemli hale geldiğini ve bu farkın spora bağlı olarak genellikle %10 ila %50'ye ulaştığını tespit etmiştir. Performans farkının, özellikle üst vücutta kas kütlesine ve kas gücüne dayalı spor faaliyetlerinde daha belirgin olduğu gözlemlenmiştir. Esas cinsiyeti erkek olan trans kadınlarda belirtilen testosteron baskılanmasının kas kütlesi ve kas gücü üzerindeki etkilerini inceleyen boylamsal çalışmalar, 12 aylık süreçten sonra güç, yağsız vücut kütlesi, kas boyutu ve kemik yoğunluğunun düşük seviyede (%5) etkilendiğini göstermektedir. 

Dolayısıyla, esas cinsiyeti erkek olan transseksüellerin doğuştan sahip olduğu kas avantajı, mevcut spor yönergelerine göre testosteron baskılandığında dahi yalnızca minimum düzeyde azalmaktadır. Kas kütlesi, boyutu ve gücünde gözlemlenen bu azalmalar, erkekler ve kadınlar arasındaki doğuştan gelen farklılıklara kıyasla çok küçük kalmaktadır. 

IOC tarafından belirlenen bu kriterin, kadın sporculara adil ve güvenli bir rekabet ortamı sağladığını kanıtlayan herhangi bir veriye ulaşılamamıştır. Yetkili kuruluşlara, transseksüellerin kadın spor kategorisine katılımına ilişkin mevcut politikaları değerlendirirken bu kanıtları göz önünde bulundurmaları gerektiği bildirilmiştir.

Kaynak: Hilton, E. N., & Lundberg, T. R. (2021). Transgender Women in the Female Category of Sport: Perspectives on Testosterone Suppression and Performance Advantage. Sports medicine (Auckland, N.Z.), 51(2), 199–214. https://doi.org/10.1007/s40279-020-01389-3 

Anahtar kelimeler: Transseksüel, trans kadın, testosteron seviyesi, karşı cins hormon.