Yeni doğan bebeklerin 'cinsiyet kimlikleri' var mıdır?

İngiltere Ulusal Sağlık Hizmeti NHS, yeni doğan bebeklerin cinsiyet kaydını yaparken 'cinsiyet kimliklerinin' de kaydedilmesini gerektiriyor.
Yeni doğan bebeklerin 'cinsiyet kimlikleri' var mıdır?

 

Erişim tarihi: 08.01.2024

Kaynak: spiked-online.com

 

İngiltere Ulusal Sağlık Hizmeti NHS, cinsiyet ideolojisini tamamen benimsemiş gibi görünüyor. Bazı NHS hastanelerindeki doktorlardan artık hastaların penis, vajina, rahim, rahim ağzı, göğüs, prostat, testis ve yumurtalıkları olup olmadığını belirtmek için form doldurmaları isteniyor. 

Bir hastanın tüm organlarının mevcut ve doğru olduğunu bilmek doktorlar için tabii ki de gereklidir. Ancak bu tuhaf 'organ envanteri', hastanın bir ya da iki organının eksik olup olmadığını kontrol etmekle ilgili değil - NHS'nin trans lobisini yatıştırmak için yaptığı bir başka kafa karıştırıcı girişim. Yönetim, 'erkek' veya 'kadın' gibi “eski moda” biyoloji temelli terimleri kullanmaktan o kadar çok korkuyor ki, bunun yerine vücut parçalarının listelenmesine başvurmak zorunda kalıyor.

Durum daha da kötüleşiyor çünkü bu cinsel yönelim ve sözde cinsiyet kimliği formlarının her birinin içeriği kişilerin Elektronik Hasta Kayıtlarına (EPR) dahil ediliyor. Erkek ya da kadın cinsel organına sahip olunup olunmadığına ilişkin kutucukların işaretlenmesinin yanı sıra, sağlık görevlilerinden hastanın cinsel yönelimini, “toplumsal cinsiyetini”, “doğumda atanan cinsiyetini”, tercih ettiği zamirleri (İngilizcede “o” zamiri cinsiyet ifade eder, esas cinsiyetini reddeden kişiler karşı cinsiyetin zamirlerini kullanmayı talep edebilir), cinsiyet değiştirip değiştirmediğini ve gelecekte değiştirmeyi planlayıp planlamadığını da belirtmeleri isteniyor. Tüm bu bilgiler, hastanın tedavisiyle ilgili olup olmadığına bakılmaksızın gelecek nesiller için dijital olarak kaydediliyor.

Bu yeni formlar, yepyeni bir bilgi teknolojisi sisteminin parçası olarak Londra ve İngiltere'deki hastanelerde kullanılmaya başlanıyor. Bunun önümüzdeki 15 yıl içinde yaklaşık yarım milyar sterline mal olacağı tahmin ediliyor. Keşke "kadın mısınız, erkek misiniz?" sorusuna cevap vermenin daha az karmaşık ve daha az maliyetli bir yolu olsaydı!

NHS personeli yeni bilgi teknolojisi sistemini kullanarak sadece "cinsiyet kimliği formları" doldurmakla kalmıyor. Daily Mail'e konuşan bir ihbarcının aktardığına göre, Londra'da iki hastanede - King's College Hastanesi ve Guy's and St Thomas' Hastanesi - ebeler yeni doğan bebeklerin cinsiyetleri yerine sözde "cinsiyet kimliklerini" kaydetmek zorunda. Söylemeye gerek yok ama bebeklerin bir “cinsiyet kimliği” olamaz. Bebekler cinsiyetlerinden farklı olabilecek “'cinsiyetlendirilmiş benliklerine” dair içsel bir duyguya sahip olamazlar. Çünkü onlar sadece bebek.

Cinsiyet kimliği
NHS, yeni doğan bebeklerin cinsiyet kaydını yaparken "cinsiyet kimliklerinin" de kaydedilmesini gerektiriyor.

NHS, bebek cinsiyet kimliği kaydının bir “hata” sonucu olduğunu iddia ediyor. Ancak bunun basit bir hata olduğuna inanmak zor. Ne de olsa son birkaç yıldır NHS, cinsiyet ideolojisini tamamen benimsemiş görünüyor. Trans ideolojisini desteklemek amacıyla cinsiyeti ve cinsiyetle ilgili dili sayısız kez manipüle etti. Personeller için 'memeden emzirme' yerine trans erkek olan biyolojik kadınların da çocuklarını emzirebileceği algısını normalleştirmek adına 'göğüsten emzirme', 'anne' yerine 'doğum yapan ebeveyn', 'vajina' yerine 'ön delik'  kavramlarını kullanmalarını tavsiye eden kılavuzlar yayınladı. Ve daha niceleri...

Bunların hepsi NHS'nin işi değil. Stonewall ve LGBT Vakfı gibi trans lobi grupları bu trans dönüşümünde önemli bir rol oynadı. İngiltere genelindeki hastane vakıflarına bu “trans dostu” jargonu benimsemeleri için baskı yaptılar. Hastaneleri ne kadar “trans kapsayıcı” olduklarına göre sıralayan bir derecelendirme sistemi olan NHS Rainbow Badge programının geliştirilmesine de yardımcı oldular. Yani eğer hastaneler, doğum servislerinde “anne” gibi veya hastaları smear testi için çağırırken “kadın” gibi “cinsiyete dayalı” bir dil kullanırsa sıralama puanlarını kaybederler.

Kulağa komik geliyor. Ancak transların dahil edilmesi adına dilin bu şekilde manipüle edilmesi sadece saçma olmakla kalmıyor, aynı zamanda hastaların sağlık hizmetlerini de etkiliyor. Cinsiyetleri artık doğru bir şekilde listelenmediği için kadınların smear testlerini ve erkeklerin prostat kanseri kontrollerini kaçırdığına dair raporlar bile var. Görünüşe göre NHS, nüfusun cinsiyet normlarına uymayan küçük bir bölümüne uyum sağlamak için hastaları potansiyel olarak riske atıyor.

Elbette NHS bünyesindeki doktor ve hemşirelerin birçoğu, dilin bu şekilde manipüle edilmesinin yol açtığı sorunların farkında. Ancak konuşmaktan korkuyorlar. Cinsiyet kaydı konusunda bilgi veren bir ebe, hastane personeli arasında bir "korku iklimi" olduğunu iddia ediyor. Bunda şaşılacak bir şey yok çünkü cinsiyet ideolojisinin hasta refahının üzerinde tutulduğuna dair endişelerini dile getirenler “transfobi” ve hatta “homofobi” ile suçlanıyor.