Yeni bir Gallup anketi, Amerika’daki LGBT’lilerin sayısında artış olduğunu gösteriyor

Yakın tarihte yayınlanan Gallup anketine göre Amerika'da kendini LGBT olarak tanımlayanların sayısı artmaya devam ediyor. Peki özellikle yeni neslinde görülen bu belirgin artışın sebebi ne?
Yeni bir Gallup anketi, Amerika’daki LGBT’lilerin sayısında artış olduğunu gösteriyor


Kaynak: dailycitizen.focusonthefamily.com
Erişim tarihi: 18.03.2024

Gallup anketine göre, "ABD'de kendini LGBT olarak tanımlayanların sayısı artmaya devam ediyor. ABD'li yetişkinlerin %7,6'sı artık kendini lezbiyen, gey, biseksüel, transseksüel, queer veya heteroseksüel dışında başka bir cinsel yönelim olarak tanımlıyor."

Raporda, "Bu oran dört yıl önce %5,6 iken, Gallup'un cinsel yönelim ve transseksüelliği ilk ölçmeye başladığı 2012 yılında %3,5 idi.” deniliyor.

Gallup, "heteroseksüellik dışında başka bir yönelim" bildirenlerdeki artışın büyük ölçüde genç yetişkinlerden - Z Kuşağı ve Y Kuşağı - kaynaklandığını belirterek:

“Genel olarak, her genç neslin kendini LGBT olarak tanımlama olasılığı, kendisinden önceki nesle göre yaklaşık iki kat daha fazladır. Yaşları 2023'te 18 ila 26 arasında değişen Z kuşağı yetişkinlerinin beşte birinden fazlası LGBT’li olduğunu söylerken, Y kuşağının (27 ila 42 yaş arası) yaklaşık 10'da biri kendini LGBT’li olarak görmektedir. Bu oran X Kuşağı'nda %5'in altına, baby boomers kuşağında %2'ye ve Sessiz Kuşak'ta %1'e düşmektedir.” ifadelerine yer veriyor.

Kadınlar, kendilerini %8,5 ile erkeklerden daha fazla "LGBT" olarak tanımlama eğiliminde. Erkeklerin ise sadece %4,7'si bu “cinsel kimliklerden” birine sahip olduğunu söylüyor.

Gallup'un açıklamalarına göre, bu durum genç kuşaklarda daha yüksek oranlarla geçerli. “En genç üç kuşakta, özellikle de Z kuşağı ve Y kuşağında, kadınların LGBT’li olma olasılığı erkeklerden daha yüksektir. Z kuşağı erkeklerinin %10,6'sına kıyasla, her 10 Z kuşağı kadınının yaklaşık üçü (%28,5) kendini LGBT’li olarak tanımlamaktadır. Y kuşağı arasında kadınların %12,4'ü ve erkeklerin %5,4'ü LGBT’li olduğunu bildirmektedir.”

Veriler, 18 yaş ve üzeri 12.000'den fazla Amerikalı ile yapılan telefon görüşmelerinden elde edilmiş. Gallup'un araştırması ise şu soruyu akıllara getiriyor: Neden bu kadar çok genç yetişkin kendisini lezbiyen, gey, biseksüel, transseksüel, panseksüel, aseksüel, queer ve diğer LGBT kavramlarıyla tanımlıyor?

Bu değişim son yıllarda hızlanmış olsa da bir anda ortaya çıkmadı. Elbette bunda ailenin parçalanması, sosyal medya, ergenlerin ve gençlerin isyan etmesi ve moda trendleri benimsemesinin de payı var.

Ancak toplumun hemen her alanı LGBT ideolojisini önce yavaş yavaş, sonra da hızla benimseyerek birbirini izleyen kuşaklara bu ideolojiyi aktardı. İşte her yeni neslin ve kültürümüzün bu konularda neden bu kadar dramatik bir şekilde değiştiğinin birkaç nedeni.

LGBT
 LGBT aktivistleri ve müttefikleri devlet okullarında çocuklara eşcinsellik ve transseksüellik ideolojisini öğretiyor.

Son 40 yıldır LGBT aktivistleri ve müttefikleri devlet okullarında çocuklara eşcinsellik ve transseksüellik ideolojisini öğretiyorlar.

1984 yılında bir eğitimci ve danışman olan Virginia Uribe, Los Angeles Birleşik Okul Bölgesi'nde “Proje 10” isimli programını başlattı. Amaç, eşcinsel olduğunu söyleyen öğrencilere destek sağlamak ve okulu bırakmalarını engellemekti. Projenin adı, nüfusun %10'unun "gey" olduğu efsanesine dayanıyordu.

Birkaç yıl sonra, okullardaki "homofobi" ile mücadele etmek ve "cinsel yönelim" temelli ayrımcılık karşıtı yasaları desteklemek amacıyla Gay Straight Alliance (Gey Heteroseksüel İttifakı, GSA - şimdiki adıyla "Toplumsal Cinsiyet ve Cinsellik İttifakları") ve GLSEN kuruldu. GSA Network, şu anda ilkokullar da dahil olmak üzere ülke genelindeki okullarda 4.000'den fazla GSA olduğunu iddia ediyor.

1990'lardan itibaren Southern Poverty Law Center (Güney Yakası Yoksulluk ve Hukuk Merkezi), Human Rights Campaign (İnsan Hakları Kampanyası) ve National Education Association (Ulusal Eğitim Birliği) gibi aktivist gruplar öğretmenler için LGBT eğitim materyalleri hazırladı.

Ardından eyalet yasama organları devreye girdi ve altı eyalet şu anda anaokuludan 12. sınıfa kadar eğitim veren tüm devlet okullarında eşcinseller ve transseksüeller hakkında eğitim verilmesini müfredata dahil etmeyi zorunlu kılıyor.

LGBT aktivizmi insan olmanın ne anlama geldiğini yeniden tanımlayarak, erkek ya da kadın olmaya değil, öznel ve içsel cinsel duygu ve deneyimlere dayalı “kimlikler” yarattı.

Tarihsel olarak, insanlar "eşcinselliği" ya da "eşcinsel olmayı" bir insan türü olarak düşünmüyorlardı - sanki "eşcinseller" bir şekilde farklı bir ırk ya da türmüş gibi. İnsanlar kadın ya da erkek olduğunu biliyordu. Ve erkekler ya da kadınlar farklı cinsel davranışlarda bulunsalar da, bu davranışlar yeni bir kimlik yaratmıyordu.

1800'lerde ve 1900'ler boyunca, bazı insanların aynı cinsiyetle cinsel davranışa doğuştan eğilimli olarak doğabileceği fikri gelişti ve büyüdü - sanki benzersiz bir insan kategorisiymiş gibi.

Gelişen şey, "cinsel yönelim" olarak adlandırılan düşünceler, duygular, cazibe merkezleri, arzular ve davranışlar ile "cinsiyet kimliği" olarak adlandırılan ve bir kişinin erkek veya kadın olduğuna dair içsel duygusuna dayanan kimliklerdi. Ancak burada erkek ve kadından farklı olarak, "cinsel yönelim" ve "cinsiyet kimliği" kavramları somut ve bilimsel bir gerçeklik değil, bir çeşit sosyal yapıdır.

Buna ek olarak, LGBT’liler, tüm yaşamı, ilişkileri ve toplumu "ezen" ve "ezilen" arasındaki bir mücadele olarak gören Marksist kimlik politikalarının kervanına hızla atladılar. Sözde "cinsel azınlıklar" ezilen gruplar listesine eklendi - özel muamele, statü ve korumayı hak ediyorlardı.

LGBT
Eğlence dünyası on yıllardır eşcinselliği ve transseksüelliği istikrarlı bir şekilde teşvik etmeye devam ediyor.

Bu yeni inşa edilen "ezilen" kimlikler, "cinsel yönelim" ve "cinsiyet kimliğini" her kamusal alana zorla sokan ayrımcılık yasağı yasalarının hazırlanmasına neden oldu.  

Bu üretilmiş kimlikler meşru olarak kabul edildikten sonra, LGBT aktivisti gruplar "cinsel azınlıkların" korunan sınıflar olmasını talep etmeye başladı."Cinsel yönelim", ilk olarak 1970'lerin başında şehirlerde istihdam yasalarında bu statüye yükseltildi. 

Eyaletler de bunu takip etti ve Pennsylvania 1975 yılında istihdamda ayrımcılık yasağı yasalarına "cinsel yönelimi" ekleyen ilk eyalet oldu - karar sadece devlet çalışanlarını etkiledi. Wisconsin ise 1985 yılında tüm işverenleri kapsayan ilk eyalet oldu. 

Şu anda yüzlerce eyalet ve belediye, istihdam, barınma, eğitim ve kamuya açık alanları kapsayan ayrımcılık yasağı yasalarına "cinsel yönelim", "cinsiyet kimliği" ve "cinsiyet ifadesi" kavramlarını eklemiştir.

Federal hükümet ve mahkemeler de eşcinselliği ve transseksüelliği teşvik etmeye başladı ve 2021'deki bir yürütme emrinin bu politikayı zorunlu kılmasıyla birlikte bugün her federal departman ve kurumun bunu yapması gerekiyor.

Son olarak, çocuk ve gençlik eğlenceleri de dahil olmak üzere eğlence dünyası on yıllardır eşcinselliği ve transseksüelliği istikrarlı bir şekilde teşvik etmeye devam ediyor.

1985 yılında kurulan GLAAD (eski adıyla Hakarete Karşı Gey ve Lezbiyen İttifakı), kuruluşundan bu yana LGBT’li erkek ve kadınların daha sık ve sadece olumlu bir şekilde resmedilmesi için reklam, haber ve eğlence medyasını etkilemeye çalışıyor.

GLAAD'ın "2022-2023 TV'de Neredeyiz Raporu", 2022-2023 sezonu için senaryolu primetime yayın dizilerinde yer alacak olan 659 düzenli dizi oyuncusunun tam %10,6'sının LGBT’li olduğunu söylüyor. Rapor, yayın hizmetlerinin 356 düzenli ve yinelenen LGBT karaktere sahip olduğunu da ekliyor.

Bu sadece primetime değil. Yüzlerce çocuk çizgi filminde artık LGBT’li karakterler yer alıyor. Yakın tarihli bir rapor, lezbiyen, gey, biseksüel, transseksüel, queer, nonbinary, panseksüel, poliseksüel ve agender dahil olmak üzere çeşitli "cinsel yönelimler" ve "cinsiyet kimlikleri" olan toplam 259 karaktere sahip 70 program listeliyor. LGBT ideolojisinin etkisi, artık kültürümüzün her parçasında görülüyor.