Yeni belgesel serisi, trans mahkumların kadın mahkumlarla birlikte barındırılmasının 'acımasız ve olağandışı bir ceza' olduğunu ortaya koyuyor

Bağımsız Kadın Forumu, yeni bir belgesel serisi yayınlayarak transseksüel olarak “tanımlanan” erkeklerin kadın mahkumlarla birlikte barındırılmasının gerçeklerini ortaya koyuyor.
Yeni belgesel serisi, trans mahkumların kadın mahkumlarla birlikte barındırılmasının 'acımasız ve olağandışı bir ceza' olduğunu ortaya koyuyor


Kaynak: foxnews.com
Erişim tarihi: 23.02.2024

Bağımsız Kadın Forumu (IWF), transseksüel olarak “tanımlanan” erkeklerin kadın mahkumlarla birlikte barındırılması gerçeğini ortaya koyan yeni belgesel serisinin fragmanını ve ayrıntılarını Fox News Digital'e açıkladı.

"Acımasız ve Olağandışı Bir Cezalandırma: Kadın Hapishanelerinin Erkekler Tarafından Ele Geçirilmesi" başlıklı seri kadınların, kadın olduğunu iddia eden trans mahkumlarla aynı tesisleri paylaşmaya zorlanmasının etkileri hakkında içeriden kişiler, hapishane gardiyanları ve kadın mahkumlarla yapılan röportajlardan oluşuyor. Her bölüm yaklaşık beş ila on dakika uzunluğunda ve IWF'nin YouTube hesabından ücretsiz olarak izlenebilecek. IWF hikaye anlatımı direktörü Kelsey Bolar, projenin "bu mücadelede bir duruş sergileme ve ne yazık ki sesi duyulamayan eski ve mevcut kadın mahkumların sesi olma arzusundan" doğduğunu açıkladı.

Fox News Digital'e konuşan Bolar: "IWF, kadınları, kız çocuklarını ve kadın mekanlarını savunmak için bir duruş sergilemiştir. Kadın cezaevleri alanına yaptığımız yatırım, kız çocuklarını, kadınları ve kadın mekanlarını korumaya yönelik çalışmalarımızın doğal bir devamıdır. Bugüne kadar hiçbir kadın grubunun kadın mahkûmların sesi olmaya istekli olmaması ve bazı durumlarda hoşgörü ve kapsayıcılık adına erkekleri kadın cezaevlerine yerleştirmek için lobi yaparak aktif olarak onlara karşı çalışması talihsiz bir durumdur." dedi.

Bolar: "Bu hikayeleri dinlediğinizde, bu politikaların hoşgörülü ya da kapsayıcı hiçbir yanının olmadığı açıkça ortaya çıkıyor. Aslında, aktif olarak kadınlara karşı ayrımcılık yapıyorlar." diye ekledi.

Hikayelerden biri, daha önce Chowchilla'daki Central California Women's Facility'de beş yıl hapis yatmış olan Amie Ichikawa'yı içeriyor. Ichikawa cezasını çekerken cezaevi tesisi, trans kadın olduğunu iddia eden ve "Sherri" adını kullanan hüküm giymiş bir tecavüzcünün, Richard Masbruch'un naklini kabul etti.

Ichikawa: "Ruhsal sağlığıma ve dengeme gerçekten büyük bir darbe oldu. Bu kişiyle aynı avluda ya da aynı hücrede değildim, ancak devletin tüm kadın nüfusu için ne kadar az endişe duyduğunu ve kadınları ne kadar küçümsediğini bilmek sarsıcıydı. Dışarıdaki insanlar bizim deli olduğumuzu, yalan söylediğimizi düşünüyorlardı." dedi ve ekledi: "Bu duygu sizi gerçekten terk etmiyor, ayrılamayacağınız bir kurumda olduğunuzu ve kafanızın içindekiler üzerinde bile bu kadar az kontrolünüz olduğunu bilmek çok can sıkıcı." 

Andrea Mew ile birlikte belgesel serisinin yapımcılığını üstlenen Bolar, ilk bölümde transseksüel bir mahkumla aynı hücrede kalan eski bir kadın mahkumun yer alacağını söyledi. Bolar: "Politika açısından bakacak olursam, bunu bildiğimi sanıyordum ama bu kadınların her gece üst ranzalarına tırmanırken altlarında gecelikleriyle oturan bir erkek olduğunu fark etmiyorsunuz. Bu kadınlara bir platform ve hikayelerini paylaşma fırsatı verene kadar bu gibi küçük ayrıntıları düşünmüyorsunuz bile." dedi.

Transseksüel
Amie Ichikiwa, Kaliforniya'daki bir cezaevi tesisine transseksüel bir mahkûm getirildiğinde yaşadığı deneyim hakkında Fox News Digital'e konuştu. (IWF)

Her iki kadın da diğer kadın örgütlerinin ve ana akım medyanın desteğinin eksikliğinden duydukları hayal kırıklığından bahsetti. Ichikawa: "Birçoğu Kaliforniya eyaletinde sosyal adalet alanında faaliyet gösteren ve bir zamanlar kadınları savunan kuruluşları yöneten akranlarım arasında bile duvardan duvara çarparak ve gerçekten zor geçirdiğimiz bir kaç yıl oldu. Hapishanelerdeki nüfus kendini çok terk edilmiş hissediyor." dedi.

Bolar şöyle devam etti: "Tüm bu kadın grupları ya da genellikle mahkumların yaşamlarının iyileştirilmesini savunan gruplar Aime'ye ve onun bu konuya ışık tutma girişimine sırt çevirmekle kalmadı, aynı zamanda medyada yer alan haberler de tamamen taraflı şekilde servis edildi."

Sözlerine devam eden Bolar: "Medyada yer alan haberlere bakarsanız, bunların sadece çok az sayıdaki transseksüel mahkûmun bakış açısından yapıldığını görürsünüz. Peki kadın mahkumlara bu politikalar hakkında ne hissettiklerini ve erkeklerle son derece yakın odaları paylaşmaya zorlanmaktan nasıl etkilendiklerini kim soracak?" dedi.

Bolar, birçok eski ve halihazırdaki mahkumun şartlı tahliye fırsatlarını kaybetme ve hatta şiddete maruz kalma gibi "cezalandırılma korkuları" nedeniyle bu politikalar hakkında konuşmak istemediklerini belirtti. Daha da kötüsü, Ichikawa kadın mahkumların %92'sinin hayatlarında en az bir kez istismara maruz kaldıklarını ve şimdi esas cinsiyeti erkek olan cinsel suçlularla aynı hapishaneleri paylaşmak zorunda kalabileceklerini ifade etti.

Ichikawa: "Kaliforniya'da hapsedilen kadınların %92'si darp edilmiş, dövülmüş ya da bir tür cinsel istismara maruz kalmıştır. Şu anda zorla, %33,8'i kayıtlı cinsel suçlu olan sağlam erkek mahkumlarla birlikte barındırılıyorlar. Dolayısıyla kadınları, birçoğu hapsedilmelerine neden olan ilk travmalarına benzer bir duruma sokmak zalimce ve olağandışıdır. Ve bu durum tüm popülasyonda gelişmeye başlayan çok sayıda karmaşık ‘Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB)’ semptomuna neden olmaktadır" dedi.

Ichikawa sözlerini şöyle sürdürdü: "Kadınların özsaygıları, hayatlarının şu anda böyle göründüğünü bilerek her gün daha da azalıyor. Her gün, önemli olmadıklarını ve kimsenin umurunda olmadıklarını sert bir şekilde hatırlatan bir şey bu. Ve ne kadar bağırırlarsa bağırsınlar ya da kime ulaşırlarsa ulaşsınlar, hiçbir düzelme olmuyor. İşte biz de bu belgesel serisisiyle bunu başarmayı hedefliyoruz. Kadınların acilen yardıma ihtiyaçları var."

IWF, toplam beş bölüm üzerinde çalışıyor ve daha fazla röportaj topladıkça daha fazlasını yayınlama potansiyeline sahip. Bolar: "Bu konuya yatırım yaptığımızı hissediyoruz ve insanların dinlemesi için ne kadar hikaye gerekiyorsa o kadar çok anlatacağız. İnsanların olası sonuçları anlayabilmeleri için birçok sesi duyurmaya kararlıyız." dedi