Yazar Jonathon Van Maren: 'Transgender hareketi kadınlara ve kız çocuklarına yönelik zulmünden dolayı sorgulanmalıdır'

Yaşam yanlısı aktivist yazar Jonathon Van Maren, haftalık sunduğu The Van Maren Show'da yayınladığı bir podcast'te transgender hareketinin açıkça ele alınmadığına inandığı bir yönünü, kadınlara ve kızlara yönelik ‘’zulmünü’’ gündeme getirdi.
Yazar Jonathon Van Maren: 'Transgender hareketi kadınlara ve kız çocuklarına yönelik zulmünden dolayı sorgulanmalıdır'

 

Erişim tarihi: 25.12.2023

Kaynak: lifesitenews.com

 

Yaşam yanlısı aktivist yazar Jonathon Van Maren, haftalık sunduğu The Van Maren Show'un 29 Kasım tarihli bölümünde transgender hareketinin kadınlara ve kızlara yönelik "zulmünden" dolayı sorgulanması gerektiğini söyledi.

Jonathon programa Birleşik Krallık Yüksek Mahkemesi'nden gelen bir kararı tartışarak başlıyor. Hakim MacDonald, cinsiyet hoşnutsuzluğu yaşayan bir kızın ebeveynlerinin, kızlarının iki göğsünü aldırmak için talep ettiği transseksüel ameliyatına karşı bir yasaklama kararı çıkarma talebini reddediyor. Kararının gerekçesi olarak ise, ailenin ruhsal sağlık geçmişini gösteriyor.

Davayı inceleyen Jonathon iki şeye dikkat çekiyor: 1) Dile yapılan işkence, öyle ki kızın ebeveynlerinin "transfobik" olarak etiketlenmeden kendilerini ifade etmeleri mümkün değil, ve 2) on yıldan kısa bir süre içinde neredeyse her Batı ülkesinde kadınlara ve kız çocuklarına dayatılan "transseksüel hareketin apaçık zalimliği".

Bölüm boyunca Jonathon, cinsiyeti konusunda kafası karışık erkeklere verilen ödülleri ve izleyenlerin neşeli alkışlarını ele alarak, bunu diktatörlere yapılan zoraki alkışlara benzetiyor. "Bunların hepsine bir tehdit havası var, çünkü kültürel hükümdarlar onları izliyor," diyor Jonathon. Mart ayından bu yana, aralarında Dylan Mulvaney'in de bulunduğu dokuz erkeğin "Yılın Kadını" seçildiğine dikkat çekiyor.

"Bu sadece erkeklerin toplum tarafından kadın olarak tanınması değil, en iyi kadınlar olarak tanınmaları, kadınlardan birer kadın olarak tanınmaları ve güzellik yarışmaları da dahil olmak üzere bu ödülleri kazanan diğer kadınlardan daha üstün olarak görülmeleri" diye ekliyor.

Jonathon'a göre bunun en tuhaf örneği, erkeklerin mezuniyet balosu kraliçesi seçilmesi şeklinde ortaya çıkıyor. "Bir zamanlar fiziksel çekiciliğe dayalı, nesneleştirici bir olay olan bu durum, şimdi gerçek kızların uzun saçlı, çenesi çıkıntılı, elbise giymiş sıska bir erkeğin yanında durup onun okuldaki en güzel kız olduğunu söylemeye zorlandığı bir hale geldi."

Jonathon Van Maren, transgender hareketinin kadınlara ve kız çocuklarına uyguladığı zulme dikkat çekiyor. 

Kızlarsa büyük bir haber konusu olmadan bu tür şeylere karşı konuşamıyorlar. Örneğin, Vermont'ta bir okul, kızların cinsiyet karmaşası yaşayan bir erkekle aynı soyunma odasına girmeyi reddetmesi üzerine kız öğrencilerinin soyunma odalarına girmesini yasakladı.

Hapishanelerdeki zulüm, tecavüzcülerin "transseksüel" olduklarını söyleyerek kadın hapishanelerindeki hücrelere alınmaları ve bunun da genellikle cinsel saldırılarla sonuçlanmasıyla ortaya çıkıyor. "Transseksüel" mahkum tarafından tecavüze uğradığını söyleyen mahkumlar ise "transfobi" ile suçlanıyor ve "yanlış cinsiyet zamirleri" kullandıkları gerekçesiyle daha fazla hapis cezasıyla tehdit ediliyor. (İngilizcede "o" zamiri cinsiyet belli eder. Translar esas cinsiyetlerine ait olmayan cinsiyet zamirlerinin kullanılmasını talep eder.)

Asıl zalimlik, kadınların tecavüze ya da cinsel saldırıya uğradıklarını bildirdikleri kadın sığınma evlerine cinsiyet karmaşası yaşayan erkeklerin girmesine izin verildiğinde ya da İskoçya'da böyle bir sığınma evinin, kendisi de cinsiyet karmaşası yaşayan yetkilisinin, kadınların travmalarını "yeniden şekillendirmeleri" gerektiğini ve sığınma evindeki kadınların "doğası gereği ayrımcı olan kabul edilemez inançlara" sahip oldukları için sorgulanmaları gerektiğini söylediğinde görülmektedir.

Jonathon'a göre İngilizce dilinin kendisi de kadınlara karşı acımasızca kullanılıyor; cinsiyet karmaşasını yatıştırmak adına kadınlar için kullanılan ve gerçek kadınları pratikte dilden çıkaran aşağılayıcı terimler var.

"Kadınları şiddet yanlısı tecavüzcülerle birlikte parmaklıklar ardına kilitlemek zalimliktir. Genç kızları soyunma odalarında genç erkeklerin önünde üstlerini değiştirmeye zorlamak zalimliktir. Travma geçirmiş tecavüz kurbanlarını erkeklerle aynı yurtta kalmaya zorlamak zalimliktir. Ve kadınlardan kendi rütbelerinin düşürülmesini ve insanlıktan çıkarılmalarını kabul etmelerini talep etmek, yönetimdeki cross-dresser'ları (karşı cinsiyetin kıyafetlerini giyip karşı cinsin kılığına bürünenleri) gücendirmemek için kaba bir terminolojiye indirgemek zalimliktir."

"Bir erkeğe elbise giydirseniz de o hala bir erkektir. Trans aktivistlerin yaptığı gibi zalimliği merhamet kisvesine büründürebilirsiniz. Ancak bu yine de zalimliktir ve bunu açıkça söylemeliyiz çünkü pek çok kadın ve kız çocuğu sesimizi yükseltmemizi ve bunu söylememizi bekliyor. İnsanlar bizi duyana kadar, kralın çıplak olduğunu ve hepimiz onun bir erkek olduğunu görünceye kadar bunu yapmalıyız."