Transgenderizm: Gerçekliğin terk edilmesi ve 'gerçek benliğin' kucaklanması

Kimlik krizi yaşayan erkek kardeşini Transgender ideolojisine kaybeden bir kadının kaleminden bir gerçek hayat hikayesi - 1. Bölüm
Transgenderizm: Gerçekliğin terk edilmesi ve 'gerçek benliğin' kucaklanması


Erişim Tarihi: 28.03.2023
Kaynak: frc.org

Editörün Notu: Bu yazı 6 bölümlük serinin 1. bölümüdür. Bu gerçek hikayenin üç çocuk annesi olan yazarı anonim kalmak istediği için bu anlatımdaki tüm isimler değiştirilmiştir.

Hepsi 9 yaşın altında beş çocuklu evli bir baba olan 37 yaşındaki  kardeşim Josh, geçen yıl kadın olduğunu açıkladı. Karısı da onunla evli kalacağını söylemekle kalmayıp, aynı zamanda onunla "hiç olmadığı kadar gurur duyduğunu" açıkladı. Hatta, "bu kadınla hiç olmadığı kadar gurur duyduğunu" söyledi. Çünkü kardeşim Josh ismini Melissa olarak değiştirdi ve artık herkesin kendisinden bahsederken kadın olarak bahsetmesini istiyor. Büyükanne ve büyükbabalar kardeşime kadın olarak hitap etmeyi reddederlerse, torunlarıyla görüşememekle tehdit ediliyorlar.

Erkek kardeşim ve yengem birkaç yıl süren terapi sonucunda gerçeği anladıklarını iddia ediyorlar. Onlara göre Melissa başından beri Josh'un "gerçek benliğiymiş".

Böylece, uzun boylu, yakışıklı, kaslı erkek kardeşim, onu farklı bir insana dönüştüren kadın hormonları almaya başladı. Sakal bıyığının uzaması durdu. Onun yerine göğüsleri büyüdü. "Sosyal cinsiyet değişiminin" (tıbbi müdahale olmadan sosyal hayatta karşı cinstenmiş gibi yaşamak) bir parçası olarak toplum içinde elbiseler, peruklar, topuklu ayakkabılar giymeye ve makyaj yapmaya başladı. Ölene kadar kadınlık hormonlarını kullanmaya devam edecek. Neredeyse kırk yıldır onu tanıyan herkesin bildiği tek isim olan Josh ismine cevap vermeyi reddediyor. Josh'un öldüğünü söylüyor. Josh'a sonsuza dek veda etmek için bir tür sembolik "cenaze töreni" bile yapıldı. Ne yazık ki ben davet edilmedim. Ailem de davet edilmedi. Kimse bize çiçek göndermedi. Kimse taziyede bulunmadı.

Sevdiğiniz biri "cinsiyet değiştirmeye" karar verdiğinde neler olduğunu şöyle tarif edebilirim: Sanki birisi sevdiğiniz kişiyi öldürüyor ve siz katile kurbanın ailedeki yerini almasına izin vermediğinizde katil aşırı derecede sinirleniyor.

Ailem ve ben şimdi Melissa'yı kollarımızı açarak kucaklamadığımız için "transfobik" olarak adlandırılıyoruz.

Kardeşime "Üzgünüm... Josh'ı seviyorum ama bu yeni Melissa denen kızla yapamam" dediğimde bana sadece mesaj attı: "Elveda o zaman." Neredeyse 40 yıllık kardeşlik ilişkimize elveda. Ailemin evindeki haftalık akşam yemeklerine elveda. Çocuklarımızın kuzenleriyle birlikte büyümesine elveda. Kardeşim ve karısı birer kurban. Transgender ideolojisi tarafından beyinleri yıkandı. Her şey bir terapistin tavsiyesiyle başladı ve trans tıp makinesine ömür boyu yapılacak ödemelerle sona erdi. İnsanlara karşı cinsiyete geçmelerini söyleyerek kazanılacak çok para var. Hem de çok. (Bu konuya daha sonra değineceğim.)

Bu #MeToo (kadınlara karşı şiddet ve taciz konusunda farkındalık yaratmak için ortaya çıkan hareket) çağında bile garipsenecek şekilde, Amerikan kültürü bana 37 yılını beyaz bir erkek olarak geçirmiş olan erkek kardeşimin, gerçek bir kadın olan benim hak ettiğim hak ve saygıyı hak ettiğini söylüyor. Ben 40 yıllık yaşamımda yüzlerce kez cinsel tacize uğramış bir kadınım. Erkek kardeşim lisede yıldız bir sporcuydu ve çıkacağı kızları kendi seçerdi. Ben 20'li yaşlarımda erkeklerin istenmeyen bakışlarını ve tacizkar ellerini savuştururken o, 21. yüzyılda bir erkek olmanın tüm avantajlarının tadını çıkarıyordu. Ben 30'lu yaşlarımda büyüyüp birer kadın olacak üç bebek dünyaya getirirken o, umumi kadın tuvaletlerine erişim için verilen yasal mücadeleye katılıyordu.

Kardeşim bir kadın yerine uzaylı ya da zaman yolcusu olduğunu iddia etseydi, kültürümüz bunu asla desteklemezdi. Ancak cinsiyet söz konusu olduğunda gerçekliğin inkârı moda olduğundan, sayısız insan Melissa'yı kardeşimin "Gerçek Benliği" olarak körü körüne benimsiyor. Gerçeklik kardeşimin erkek olduğunu açıkça kanıtlasa da, insanlar "hoşgörüsüz" olarak adlandırılma korkusuyla utanmadan gerçekliği inkar ediyor. "Trump destekçisi, LGBTQ nefretçileri" ile aynı kefeye konulmaktan korkuyorlar. Şöyle şeyler söylüyorlar: "Eğer Josh bize bu Melissa'nın aslında onun 'gerçek benliği' olduğunu söylüyorsa, biz kimiz ki tartışalım?"

"Gerçek Benlik" her şeyin nihai ölçüsü haline geldi. Açtığımız her kitap, izlediğimiz her program, okuduğumuz her internet gönderisi, hepimizin "Gerçek Benliğimizi" daha derin bir şekilde anlayıp ifade ederek daha yüksek sağlık ve huzur seviyelerine ulaşabileceğimizi öne sürüyor. Kulağa çok doğru geliyor. Nasıl yanlış olabilir ki?

David Brooks,  Karaktere Giden Yol adlı kitabında, eskiden ahlaki gerçekçilik denen bir şeyin var olduğunu, bunun da insanın günahına ve zayıflığına vurgu yapan bir dünya görüşü olduğunu anlatıyor. Davut ve Musa gibi dini figürler, aynı zamanda derin kusurları olan büyük liderler olarak görülüyordu. Daha sonra 18. yüzyıl civarında ahlaki gerçekçilik, ahlaki romantizmde bir rakip buldu. Jean-Jacques Rousseau gibi romantikler insanın içsel iyiliğini vurgulayarak günah kavramını reddetti.

Cinsiyet değiştirme

Haham Joshua Liebman'ın New York Times en çok satan listesine giren kitabı Peace of Mind (1946'da yayınlandı) gibi kitapların insanları hiçbir parçalarını günah diye bastırmama fikrine dayanan yeni bir ahlaka doğru teşvik ettiği 20. yüzyıla hızlıca ilerlendi. Günah kaygısıyla kendinizi bastırmak yerine, "kendinizi sevmeli ve gizli dürtülerinizden korkmamalısınız” dendi. Hümanist psikologlar bu fikrin peşinden koştu. İnsanlar için temel sorunun artık günah değil, kendimizi tam olarak Tanrı'nın bizi yarattığı gibi kabul etmememiz olduğunu savunmaya başladılar. Bu düşünce tarzı 1969'da özsaygı hareketinin ortaya çıkmasına yol açtı ve bu hareketin özü Charles Taylor'ın "Özgünlük Kültürü" dediği şeye dönüştü. Bugün karşı karşıya olduğumuz kültür budur.  

Özgünlük kültürünün temel inancı şu şekildedir:

Her birimizin merkezinde "Gerçek Benlik" olarak bilinen Altın bir Figür vardır. Gerçek Benliğe her zaman güvenilebilir. Gerçek Benliğinizde bir iç huzur hissettiğinizde yaptığınız şeyin doğru olduğunu bilirsiniz. Gerçek Benliğinizde iç huzuru hissetmediğinizde yaptığınız şeyin yanlış olduğunu bilirsiniz.

Gerçek Benliğin doğası gereği iyi olduğu için, içinde günah bulunmadığı iddia ediliyor. Dolayısıyla, günah artık sadece Gerçek Benliği bastırmaya ya da tam olarak ortaya çıkmasını engellemeye çalışan toplumun dış yapılarında aranıyor.

Önceki nesiller karakter gelişiminin ve kurtuluşa giden yolun Gerçek Benliğin arzularına karşı mücadele etmekten geçtiğine inanıyordu. Bu yüzden özveri ve fedakârlık gibi özellikler en takdire şayan özellikler olarak görülüyordu. Ama artık öyle değil. Artık yeni bir "kurtuluş" propaganda ediliyor, Gerçek Benlik kurtarıcı rolünü oynuyor.

Bu "yeni kurtuluşa" giden adımlar aşağıdaki gibi sıralanıyor:

  1. Gerçek Benliğinize karşı daha önce verdiğiniz mücadeleden vazgeçin.
  2. Egonuzun/gölge benliğinizin düşmesine izin verin ki Gerçek Benliğiniz suçluluk veya utanç duymadan (her ikisi de eski, modası geçmiş dini sistemlerin yapılarıdır) tamamen ortaya çıkabilsin.
  3. "Günah" ve "kötülük" gibi kelimelerin artık Gerçek Benliğinizin en başta iyi ve mükemmel olduğundan şüphe etmenize neden olan toplumun dış yapılarına atıfta bulunduğu yeni bir sözlüğü benimseyin. (Dolayısıyla, bir insanın artık işleyebileceği tek gerçek günah hoşgörüsüzlük günahıdır).

John Stuart Mill de dahil olmak üzere geçmişin pek çok etkili düşünürü, yaşamın amacının her gün mücadele etmek ve Gerçek Benliği diğerleri için özen ve endişe sunağında feda etmek olduğuna inanıyordu. Bu, kendi arzularınıza karşı bir dizi küçük, içsel zaferler elde ederek yapılır, çünkü bu arzulara göre hareket etmenin başkaları için korkunç sonuçlara yol açabileceğini bilirsiniz.

Hepimiz iyi ve kötü seçimlerimizle birbirimize bağlı olduğumuz için, bugün verdiğimiz en küçük kararlar etki alanımızdaki herkesi olumsuz etkileyebilir, hatta bu etki gelecek nesillere kadar uzanabilir. Bu nedenle, her gün kimsenin görmediği veya alkışlamadığı binlerce özverili kendini dizginleme eylemiyle karakter inşa ederiz.

Toplumumuz bir zamanlar yaşamanın en iyi yolunun kendine hakim olma olduğuna inanıyordu. Erkekler ve kadınlar dürüst bir yaşam inşa etmek için kendilerine hakim olmaya teşvik edilirdi. Ancak özverili olma ve kendine hakim olma idealleri artık eski moda olarak görülüyor ve Gerçek Benlik lehine bir kenara bırakılmaları söyleniyor.

İkinci bölümü okumak için tıklayın.