Trans kadınların sentetik hormonlar yoluyla göğüslerinden salgıladığı sıvının anne sütüne benzetilmesi istismar iddialarına yol açtı

Kadın oldukları iddiasıyla cinsiyet değiştiren erkeklerin göğsünden çıkan ve bebeklerin yuttuğu sentetik hormonlu akıntının anne sütüyle benzer olduğunu savunan trans anlatısı tepkiye yol açtı.
Trans kadınların sentetik hormonlar yoluyla göğüslerinden salgıladığı sıvının anne sütüne benzetilmesi istismar iddialarına yol açtı

Kaynak: christianpost.com
Erişim tarihi: 27.02.2024

Toplumsal cinsiyet ideolojisinin daha fazla karanlıklaşamayacağını düşündüğünüz her an bir başka şey ortaya çıkıyor ve aslında bu ideolojinin herhangi bir sınırı olmadığını bir kez daha anlıyorsunuz.

Bu kez söz konusu olan, İngiltere'deki NHS Trust'a göre anne sütü kadar iyi olduğu iddia edilerek erkeklerin "göğüsle besleme" yoluyla bebekleri istismar etmesinin son derece korkunç bir biçimi.

İngiliz sağlık yetkililerine göre, Sussex Üniversitesi Hastaneleri NHS Vakfı'ndan kısa bir süre önce sızdırılan bir mektup, ilaç ve hormon kombinasyonu aldıktan sonra kadın olduğunu iddia eden erkeklerin vücudundan çıkan maddenin "bir bebeğin doğumunu takiben [anne tarafından] üretilen [sütle] karşılaştırılabilir" olduğunu savunuyor.

Şimdi neler olduğu konusunda açık ve net olalım: Bunlar, İngiltere gibi Batı ülkelerinin zirvesinde yer alan ve çocuk istismarının en korkunç biçimlerinden birini rahatsız edici bir fetişe dönüştüren tıbbi kurumlardır. Erkek göğsünden çıkan ve bebeklerin yuttuğu sentetik hormonlu akıntının ise, anne sütüyle uzaktan yakından alakası yoktur. 

Ancak bu endişe verici durum, haberlerde ilk kez yer almıyor ve bu durum sadece İngiltere'de ortaya çıkmış değil. Geçtiğimiz yıl ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri'nin resmi web sitesi, transseksüel ve nonbinary (iki cinsiyeti reddeden, iki cinsiyetten de olmadığını iddia eden) kişiler için nasıl “emzirecekleri” ya da transların deyimiyle "göğüsle besleyecekleri" konusunda özel bir kılavuz yayınladı. La Leche League gibi emzirme örgütleri ise yıllardır bu gerçek dışı uygulamanın esiri olmuş durumda. 

Aslında bu bir süredir devam eden bir uygulama ancak oldukça kısa bir süre içinde marjinal olmaktan çıkarıldı ve ana akım haline getirildi. 2017 yılında, Seattle şehrinin alternatif queer (cinsiyetsizlik ve cinsel sınırsızlık fikrini ifade eden kavram) gazetesi The Stranger, bu uygulamayı destekleyen kişisel bir yazı yayınladı. Yazıda, sentetik karşı cins hormon ilaçları kullanan bir adamın "queer emzirme danışmanından" tavsiye aldıktan sonra bir bebeği "göğsünden beslediğini" ve bebeğin meme uçlarını emme deneyimini okuyuculara "bir partnerin size yaptığı en elektrikli şeyi hayal edin, sonra bunu 10 ile çarpın" diyerek anlattığı görüldü. Adam parantez içinde ekledi: "Ve evet, bundan biraz zevk aldım. Yargılamayın." 

Hiç kuşkunuz olmasın, sizi yargılıyoruz. Son derece seküler Seattle bölgesinde bile, cinsel arzularını yerine getirebilmek için bebekleri kullanan erkekler olduğuna ve iktidardaki hiç kimsenin bu olay için kılını bile kıpırdatmaması inanılır gibi değil.

Erkek göğsünden çıkan ve bebeklerin yuttuğu sentetik hormonlu akıntının ise, anne sütüyle uzaktan yakından alakası yoktur.

Başka hiçbir şey çağımızın çılgınlığını, sözde tıp "uzmanlarının" erkek göğsünü emen ve salgılanan az miktarda sıvıyı yutan bebeklerin bir şekilde anne sütüyle benzer besini aldıklarını söylemesi kadar iyi tarif edemez. Bu alanda çalışan gazeteciler, cinsiyet ideolojisinin dünyayı nasıl kuşattığına, zararlarına ve mağdurların seslerine dair binlerce olmasa da yüzlerce makale yazdı ve her geçen şu soruyu sormaya devam ediyor: "Bu nasıl gerçek olabilir?"

Yıllar geçtikçe, Hristiyan kanaat önderlerinin belli bir kesiminin bu konularda ne kadar ketum davrandığı da dikkat çekici. Toplumun, cinsiyet ideolojisine ne kadar doymuş olduğunu görmüş ve bunun ortaya çıkardığı sorunlar üzerine kafa yormamayı tercih etmiş gibi görünüyorlar. 

İnsanların, uzman oldukları alanlarda kalmak istedikleri ve bu konuların tartışılmasının içgüdüsel olarak tatsız olduğu anlaşılabilir bir durum. Ancak bir noktadan sonra, cehalet ve anlayış eksikliği artık geçerli bir mazeret değildir ve en savunmasız olanlar için konuşmak, özellikle çağın hakim dogması tarafından zarar gördüklerinde bir zorunluluk haline gelir. Birkaç ay sonra Haziran ayı gelecek ve gökkuşağı bayrakları şehirlerin sokaklarını kaplayacak. İnsanlar artık bu durumu göremediklerini ya da cinsiyet ideolojisinin ve daha geniş anlamda LGBT ideolojisinin iyi olarak görüldüğünü ve savunulduğunu bilmediklerini söyleyemezler.  

Ulusal Sağlık Enstitüleri (NIH) tarafından finanse edilen araştırma fonlarında 13 yaşındaki kız çocuklarının sağlıklı göğüslerinin alınması, 8 yaşındaki çocukların karşı cins hormon ilaçlarıyla denenmesine izin verilmesi son derece yanlış. Hipokrat yemininde yer alan "önce zarar verme" ilkesini uzun bir süredir terk etmiş olan doktorların hastaneye gidip işlevsiz bir penis oluşturmak üzere ön kol derisi ve dokusu toplaması gerçekten inanılmaz bir durum. Hapsedilen kadınların cezaevlerinde ve genç kızların ise Loudoun County, Virginia ve New Mexico'daki okullarda cinsel saldırıya ve cinsel istismara uğraması ise oldukça endişe verici.

“Ahlaki ilerleme” ve “kapsayıcılık” kılıfına büründürülmüş, devlet onaylı insan hakları ihlallerinin yaşandığı bir çağdan geçiyoruz. Ve şimdi, bebekler bile bu durumun kurbanı oluyor ve kurumlar bunu normal kabul ediyor. Bu durum normal değil ve asla da olmayacak. İnsanların ontolojik olarak esas cinsiyetlerinden başka bir şey olarak var olabilecekleri ve bu nedenle kamusal alanda karşı cins olduklarını iddia etmelerine izin verilmesi gerektiği gibi oldukça sakıncalı bir düşünceyi ortaya atanların, nelerin olmasına izin verdiklerini uzun uzun düşünmelerinin zamanı gelmiştir.

J.K. Rowling Ağustos 2020'de yaptığı açıklamada, "modaya uygun dogmaları eleştirmeden benimseyen ve ihtiyatlı olmaya çağıranları şeytanlaştıran kuruluşların ve bireylerin, sebep oldukları zararın hesabını verecekleri zamanın yaklaştığına" inandığını söylemişti. Rowling, burada hormonal müdahaleler ve geçirdikleri cinsiyet değiştirme ameliyatları nedeniyle zarar gören detransların (transseksüellikten vazgeçenlerin) durumundan bahsediyordu ancak sözleri burada da geçerli. 

Şimdi, korktuğu için olup bitenler hakkında en ufak bir eleştirel söz söylemekten kaçınanlara sesleniyorum, bebeklerin istismar edilmesine olanak sağlayan bir durum size hala konuşacak cesareti vermiyorsa, başka ne verecek?