Pediyatrik cinsiyet tıbbında ergenlik engelleyicilerin ağır faturası

ABD genelinde çocuklarının ergenlik döneminin ilaçlarla durdurulmasına rıza gösteren ebeveynlerin sayısı binlere ulaşırken, ergenlik engelleyici ilaçların kullanımına ilişkin kanıt yetersizliği ve ağır sonuçlar pediyatrik cinsiyet tıbbında skandal alarmlarına yol açıyor.
Pediyatrik cinsiyet tıbbında ergenlik engelleyicilerin ağır faturası


Kaynak: thehill.com
Erişim tarihi: 05.04.2024

Amerika Birleşik Devletleri genelinde, çocuklarının ergenlik döneminin “gonadotropin salgılatıcı hormon agonistleri” adı verilen bir ilaç sınıfı ile durdurulmasına rıza gösteren ebeveynlerin sayısı binleri buldu. Halk arasında "ergenlik engelleyiciler" olarak bilinen bu ilaçlar, hipofiz bezini aşırı uyararak ergenlikten sorumlu hormon üretimine başlaması için yumurtalıklara veya testislere sinyal gönderilmesini engelliyor.

Çocukları için bu ilaçlara onay veren ebeveynler çocuklarını çok seviyor olabilir ancak tamamen yanlış iddialar nedeniyle onay verdiler. Onlara tavsiyede bulunan doktorlar, ergenlik engelleyicilerin ruh sağlığını iyileştirdiğini - hatta hayat kurtarıcı olduklarını - ve tamamen geri döndürülebilir olduklarını ve sadece çocuklara "düşünmeleri için zaman" verdiklerini söylüyorlar. Ancak bunların hiçbiri doğru değil.

Büyük Amerikan tıp dernekleri, çocuklar için cinsiyet değiştirme ameliyatlarının "tıbbi olarak gerekli" ve "hayat kurtarıcı" olduğunu söylüyor. Finlandiya, İsveç, Norveç, Danimarka ve Birleşik Krallık'taki sağlık yetkilileri ise bu görüşe katılmıyor. Geçtiğimiz ay, İngiltere Ulusal Sağlık Servisi (NHSE) ergenlerde cinsiyet disforisinin (cinsiyet hoşnutsuzluğunun) tedavisi için kullanılan ergenlik engelleyicilerin kullanımını kaldırdı. NHSE, "Şu anda tedaviyi rutin olarak kullanılabilir hale getirmek için [ergenlik engelleyicilerin] güvenliğini veya klinik etkinliğini destekleyecek yeterli kanıt olmadığı sonucuna vardık" açıklamasında bulundu.

Amerikalı doktorların, ebeveynlere aşağıdaki gerçekleri söylediğini hayal edin. Kanıta dayalı tıbbın temelini oluşturan kanıtların çok sayıda sistematik incelemesine göre, ergenlik engelleyicilerin ruh sağlığına faydaları belirsizdir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) kanıtların "sınırlı ve değişken" olduğunu söylemektedir. Uzun vadeli zararlara ilişkin bir araştırma yoktur ancak bazı kanıtlar, IQ'nun düştüğünü ve kemiklerin kırılganlaştığını göstermektedir. Tam hormonal ilaç sürecinden geçen çocuklar için kalıcı kısırlık garanti edilmektedir. Cinsel işlev bozukluğu da son derece yaygın görünmektedir. Bu ilaçları alan çocukların %93'ünden fazlası, dayanılmaz genital büyüme, vajinal atrofi (vajinal kuruluk) ve yırtılma ve çok daha yüksek kanser ve kardiyovasküler hastalık riski gibi kalıcı fiziksel değişikliklere yol açan karşı cins hormon ilaçlarına geçmektedir.

Ergenlik engelleyicilerin, intiharı önleyici tedbir olarak işlev gördüğüne dair güvenilir bir kanıt da yoktur. Finlandiya'nın en üst düzey cinsiyet klinisyeni, intihar söylemini "maksatlı dezenformasyon" ve "tehlikeli" olarak nitelendirmiştir. Tüm bu nedenlerden ötürü, en LGBT dostu ülkeler de dahil olmak üzere giderek artan sayıda ülkede sağlık yetkilileri artık konuşma terapisine öncelik veriyor.

Bu koşullar altında kaç ebeveyn ergenlik engelleyicilere izin verir? İlaçların yetişkin tıbbındaki başarılarının kanıtlanmasının ardından pediatrik kullanıma girmesi yaygındır. Cinsiyet tıbbında ise bunun tam tersi olmuştur. Örneğin Hollanda’da, yetişkin erkeklerde cinsiyet değiştirmenin tatmin edici kozmetik sonuçlar elde etmede ve yaşam fonksiyonlarını iyileştirmede başarısız olması, bir grup klinisyenin cinsiyet değiştirme sürecini çocuklukta başlatmayı önermesine yol açtı. Hipotezleri teknolojik açıdan cazip olduğu kadar etik açıdan da şüpheliydi: Erkekler testosteronla beslenen ergenliklerinin etkisini tersine çevirip kadın kılığına giremeyeceklerine göre, ergenliklerinin tamamen atlanması bu erkekler için “faydalı” olacaktı.

Hollandalılar bu ikilemin farkındaydı ancak bir çözüm yolu bulduklarını düşünüyorlardı. Merkezi erken ergenlik (CPP) olarak bilinen bir durumu tedavi etmek için ergenlik engelleyici kullanım deneyimlerine dayanarak, bu ilaçların tamamen geri döndürülebilir olduğunu ve bu nedenle teşhis sürecinin bir parçası olduğunu savundular. Çocuğun “gerçekten trans" olmadığı ortaya çıkarsa, ilaçlar kesilecek ve ergenliğin devam etmesine izin verilecekti. Argümanları en başından beri şüpheliydi. Birincisi, CPP'nin kan örneğine dayanan nesnel bir teşhisi vardır, oysa cinsiyet değiştirme kararı ergenin duygularına ve deneyimlerine dayanır ve bunlar değişebilir. Kişinin bedenini reddetme nedenlerinin araştırılmasının "dönüşüm terapisi" olarak etiketlenebildiği bir siyasi iklimde, ayırıcı tanı imkansız hale gelmektedir. Amerikan Pediatri Akademisi'nin (AAP) cinsiyet değiştirme ameliyatları konusundaki mevcut politika bildirisinin yazarı Dr. Jason Rafferty'nin ifade ettiği üzere, "çocuğun gerçeklik duygusu ve kim olduğuna dair hissi, tedaviyi yönlendirmek için bir tür navigasyon işareti" olarak kabul edilir. AAP’nin bu açıklaması ise sert bir şekilde eleştirilmiştir. Rafferty ile AAP şu anda eski hastaların açtığı davalarda sanık konumundadır.

Ergenlik engelleyici
Ergenlik engelleyici ilaçların kullanımına ilişkin kanıt yetersizliği ve ağır sonuçlar pediyatrik cinsiyet tıbbında skandal alarmlarına yol açıyor.

İkinci olarak, merkezi erken ergenlikte ergenliğin bastırılması, tanımı gereği geçicidir. Burada amaç ergenliği uygun gelişimsel penceresine ertelemektir. Cinsiyet disforisi için sözde "başarılı" reçete ise, ergenliğin tamamen atlandığı bir durumdur. Tüm Hollanda deneyinin etik temelinin başından beri hiç test edilmemiş ve son derece şüpheli olan tersine çevrilebilirlik varsayımına dayandığı kanıtlanmış ve bu temel hızla çökmüştür. Cinsiyet sorunları nedeniyle ergenlik engelleyici verilen ergenlerin yüzde 93'ünden fazlası ise karşı cinsiyet hormonlarına giden tıbbi yolda devam etmekte, bazıları transseksüel ameliyatlarına kadar ilerlemektedir.

Cinsiyet klinisyenleri, bu şüpheli derecede yüksek rakamı yaklaşımlarını yeniden düşünmek için bir neden olarak görmüyor. İyatrojenez olasılığını görmüyorlar - bu durumda iyatrojenez, cinsiyet disforisinin veya kafa karışıklığının yapay olarak devam etmesine neden olarak hastaya istemeden zarar veren tıbbi bir müdahaledir. Aksine, yüksek kalıcılık oranını kendi olağanüstü teşhis yeteneklerinin kanıtı olarak görüyorlar.

Daha bilimsel düşünen klinisyenler ve araştırmacılar ise olayları çok farklı görüyor. Nöropsikoloji profesörü ve ergenlik engelleyiciler üzerine yeni ve önemli bir çalışmanın yazarı olan Sallie Baxendale: "Ergenli̇ği̇n engellenmesi̇, beyinde karmaşık kararlar alma yeteneğinin temelini oluşturan kritik yeniden yapılanmayı engeller. Ergenlik engelleyiciler çocuklara düşünmeleri için zaman tanıyabilir ama aynı zamanda gelişmekte olan bu kapasitelerini de ellerinden alır." diyor.

Burada olan şey, kökenleri daha öncesine dayanan ve cinsiyetle çok az ilgisi olan bir gençlik ruh sağlığı krizinin yanlış teşhis edilmesi ve zararlı ve deneysel ilaçlarla kötü muamele görmesidir. Araştırmacılar Hollandalıların yaptığı şeyi yanlış bir şekilde deney olarak adlandırmaktadır. Ancak bir deneyde, çürütülebilir hipotezler öne sürülür, alternatif müdahaleler test edilir, sonuçlar izlenir ve gözlemlenen sonuçlar için rakip açıklamalar düşünceli bir şekilde elenir. Çalışmalarının kapsamlı bir bilimsel incelemesine göre Hollandalılar böyle bir şey yapmamıştır. Dahası, İngiltere'de yapılan ve bu çalışmayı tekrarlamaya yönelik tek girişim de başarısız olmuştur. Araştırmacılar hayal kırıklığı yaratan bulgularını açıklamak zorunda kalmıştır. Çaba sarf etmeye ve literatürü okumaya istekli ve bilimsel düşünen herhangi biri de aynı sonuca varacaktır: Pediatrik cinsiyet tıbbı sahtekarlık üzerine kurulu bir endüstridir.

2000'li ve 2010'lu yıllarda Hollanda'da ergenlik engelleyiciler ile yapılan sözde deney "laboratuvardan kaçtı" ve transseksüellerin tanınması için hızla büyüyen uluslararası bir toplumsal harekete karıştı. ABD'de bu ilaçlar, Hollandalıların hayal edebileceğinden çok daha fazla sayıda reçete ediliyor. Pediatrik cinsiyet kliniklerine yönlendirilen ergenlerin çoğunluğunu, çocukluklarında disfori öyküsü bulunmayan ancak bedenleriyle ilgili sıkıntılardan önce başka ruh sağlığı sorunları yaşayan genç kızlar oluşturuyor.

Amerikan tıbbı skandallara yabancı değildir - lobotomi, geri kazanılmış hafıza ve OxyContin vakaları sadece birkaç örnektir. Pediatrik cinsiyet değiştirme sürecini benzersiz kılan şey ise bunun tartışılmaz bir sivil hak olarak çerçevelenmesi ve güçlü sivil hak grupları, Demokrat Parti ve onların ana akım medyadaki ideolojik müttefikleri tarafından savunulmasıdır.

Daha önceki bir makalemde açıkladığım üzere, ABD'li ve Avrupalı tıp otoriteleri arasındaki farklılığın temel nedenlerinden biri, ABD'lilerin sistematik incelemelere güvenmek de dahil olmak üzere kanıta dayalı tıp ilkelerine uyma konusunda daha istekli olmalarıdır. Önde gelen bir Amerikalı cinsiyet klinisyeni olan Jack Turban, bir ifadesinde sistematik kanıt incelemesinin ne olduğunu bilmediğini ortaya koymuştur.

Sonuç olarak ebeveynler hiçbir zaman çocuklarının ergenliğe girmesine izin verip vermeme konusunda karar vermek zorunda bırakılmamalıdır. Sorumluluğu ebeveynlere yükleyenler, tıp mesleğindeki şarlatanların paçayı kurtarmasına izin vermiş olurlar. Ergenlik tüm gençler için zordur ve bir hastalık değildir. Ergenlik engelleyiciler, özellikle cinsel istismar geçmişi olan kızlar, otizmli çocuklar ve eşcinsel yönelim gösteren sıkıntı içindeki gençlere ergenliği isteğe bağlı bir süreç olarak göstererek yanlış umutlar vermektedir. Ergenlik, çocukluktan yetişkinliğe geçişin bir ayinidir ve sadece dış cinsel özelliklerin değil, vücudun ana organlarının ve sistemlerinin gelişiminden sorumludur. Ergenlik engelleyiciler çocukların açık bir geleceğe sahip olma haklarını ellerinden almaktadır.