LGBT aktivistleri neden gerçek gündemlerini gizleme ihtiyacı duyuyor?

Nüfusun geniş kesimlerini ikna etmek isteyen sol ya da sağ radikaller genellikle farklı bir strateji benimseyerek aşırılıklarını daha ılımlı görüşlerle gizlerler. LGBT aktivizminin de benzer bir strateji izlediği görülüyor.
LGBT aktivistleri neden gerçek gündemlerini gizleme ihtiyacı duyuyor?

 

Erişim tarihi: 04.01.2024

Kaynak: christianpost.com

 

Eğer Hitler şeytani planlarını başından beri herkese açıkça ifade etmiş olsaydı, çok az Alman onun peşinden giderdi. Aynı şekilde Fidel Castro da ancak iktidara geldikten sonra Marksist-Leninist olduğunu açıkça ilan etmişti. Bunu daha önce, açıktan ve net bir şekilde yapmış olsaydı, kitleleri kazanma çabalarını baltalamış olurdu.

Elbette bazı radikaller yıkıcı fikirlerini açıkça beyan edebilir; örneğin Beyazların üstünlüğünü savunan Hristiyan Nick Fuentes, kendi partisi iktidara geldiğinde Yahudilere ve diğer insanlara ölüm cezası uygulayacaklarını söylemiştir. 

Ancak uluslar bir bütün olarak aklını yitirmediği müddetçe bu insanlar kalabalık kitleleri asla büyüleyemeyecektir.

Buna karşılık, nüfusun geniş kesimlerini ikna etmek isteyen sol ya da sağ radikaller genellikle farklı bir strateji benimseyerek aşırılıklarını daha ılımlı görüşlerle gizlerler. Kitleler yeterince kandırıldıktan ve duyarsızlaştırıldıktan sonra, daha aşırı hedefler kolayca ortaya konabilir.

Bir an için LGBT aktivizminin gidişatını düşünelim.

Ulusal liderler ilk başta "13 yaşındaki ‘trans kız çocuklarının’ mastektomi (göğüslerin alındığı transseksüel ameliyatı) yaptırabileceği ve erkeklerin sporda kadınlarla rekabet edebileceği günü dört gözle bekliyoruz" deseydi, şimdi çok daha az destekçileri olurdu.

Ya da "Hıristiyanların eşcinsel evlilik iznini vermeyi reddetmeleri halinde hapse atılacakları günü dört gözle bekliyoruz ve kütüphanelerde küçük çocuklara kitap okuyan drag queen’leri görmek için sabırsızlanıyoruz" deselerdi, toplumdan tamamen reddedilirlerdi. Ve sözde ‘’onur’’ etkinliklerinde birbirlerini kırbaçlayan neredeyse çırılçıplak erkekler tarafından temsil edilen liderler olsalardı, bu hareket aylar içinde yok olup gitmişti bile.

LGBT
Eşcinsel aktivistlerin 1969'da gerçekleştirdiği Stonewall isyanından bir görüntü.

Önde gelen eşcinsel stratejistler tüm bunları çok iyi biliyordu. Ulusun düşüncesini değiştirmek için stratejide bir değişikliğe ihtiyaç olduğunu anladılar. Marshall Kirk ve Hunter Madsen'in 1989 tarihli After the Ball: How America Will Conquer Its Fear and Hatred of Gays in the '90s (90'lı yıllarda Amerika Gey Korkusunu ve Nefretini Nasıl Yenecek?) adlı kitaplarında belirttikleri gibi, "Eşcinsel devrimi başarısız oldu."

“Tamamen değil, nihai olarak da değil ama yine de bir başarısızlık oldu. 1969'daki Stonewall isyanı 'eşcinsel özgürlüğünün' doğuşuna işaret ediyordu. Biz bu satırları yazarken üzerinden 20 yıl geçti. O yıllarda eşcinsel topluluğunun ortak çabaları, bir avuç yerde bir avuç imtiyaz kazandı. Bunlardan bazıları iptal edildi. Biz çok daha iyisini yapmalıydık."

Dolayısıyla, "Buradayız, queeriz*, buna alışın" stratejisini sürdürmek yerine, eşcinsel çiftlerin daha muhafazakar ve ana akım yollarla sunulacağı yeni bir reklam stratejisi uygulanacaktı.

Yazarlar, bu tür reklamların eşcinselleri "aşağılayacağı", çünkü reklamların yalan olduğu - "tüm eşcinsellerin aslında böyle görünmediği" yönündeki itiraza ise şu yanıtı verdiler: "Evet, bunu elbette biz de biliyoruz. Ancak reklamların yalan olması hiçbir şeyi değiştirmez; çünkü biz onları etik açıdan iyi bir etki yaratmak için kullanıyoruz. Çünkü reklamlar inansalar da inanmasalar da insanlar üzerinde etkili olacaktır."

Nihayetinde eşcinsel aktivizmi, ilk eşcinsel aktivistlerin yaptığı gibi evliliği modası geçmiş, istismarcı ve ataerkil bir kurum olarak görmek yerine, radikal bir şekilde yeni bir formda evlilikten yana olarak kendini lanse ettiği için bir başarıya ulaştı.

Stratejik hamlenin ötesinde "evlenmek" isteyen eşcinsel çiftler olsa da, radikal eşcinsel aktivistlerin daha büyük hedefleri daha önce ortaya konmuş olsaydı, eşcinsel "evliliği" için yapılan baskı, evliliğin yeniden tanımlanmasıyla sonuçlanmak bir yana, Yüksek Mahkeme'ye asla ulaşamazdı bile.

 

*Queer: Cinsel sınırsızlık ve nötrlük vurgusu ile cinsiyet rollerini kabul etmeyen, cinsellik vurgusunun yanı sıra toplumsal düzene de müdahale etmeye çalışan ideolojiyi benimseyen kimse.