Esas cinsiyeti erkek olan bir trans kadın, yeterli “süt” üretemediği için iki hafta sonra emzirmekten vazgeçmek zorunda kaldı

Hollanda’da, transların sentetik hormonlar ve ilaçlarla üretilen süt benzeri bir sıvıyla bebek emzirmesinin gerçek emzirmenin yerini tutmadığının kanıtı niteliğinde bir vaka çalışması yayınlandı.
Esas cinsiyeti erkek olan bir trans kadın, yeterli “süt” üretemediği için iki hafta sonra emzirmekten vazgeçmek zorunda kaldı


Kaynak: dailymail.co.uk
Erişim tarihi: 20.03.2024

Esas cinsiyeti erkek olan transseksüel kadınların emzirebileceği iddialarına meydan okuyan bir vaka raporuna göre, sentetik hormonlar ve ilaçlar yoluyla ürettiği süt benzeri bir sıvı ile emzirmeyi deneyen bir trans kadın iki hafta sonra vazgeçmek zorunda kaldı. Kimliği açıklanmayan 37 yaşındaki Hollandalı trans, yeni doğan bebeği beslemek için yeterli sıvıyı üretemedi. Kendisi günde sadece 7 ml sıvı üretiyordu ki bu da İngiltere Ulusal Sağlık Sistemi’nin (NHS) gerekli olduğunu söylediği miktardan 100 kat daha azdı.

Amsterdam'da onu tedavi eden doktorlar, trans kadının bebekle 'bağ kurmak' ve partneriyle iş yükünü paylaşmak için bebeği emzirmek istediğini belgeledi. Cinsiyet değiştirme sürecine başlamadan önce spermlerini donduran trans kadın, esas cinsiyeti kadın olan partneriyle birlikte 2020 yılında kendi spermlerini kullanarak tüp bebek yoluyla çocuk sahibi olmuştu. Ancak aylar süren hazırlıklara rağmen, üretilen “süt” miktarının düşük olması nedeniyle çocuk doğduktan iki hafta sonra “süt üretme” sürecini durdurmak zorunda kaldı.  

Trans kadınların emzirmesi ise tartışmalı bir konu. Geçtiğimiz ay bir NHS kuruluşu, trans kadınlardan elde edilen 'insan sütünün' bebekler için biyolojik kadınlar tarafından üretilen süt kadar iyi olduğunu iddia ettikten sonra tepki topladı. Geçen yıl da esas cinsiyeti erkek olan bir İngiliz trans kadın, otobüste çocuğu “emzirirken” çekilmiş bir fotoğrafını paylaşarak tepkilerin hedefi olmuştu.

Translarda indüklenmiş (teşvik edilmiş) emzirme konusu sadece kendi içinde tartışmalı bir konu değil. Uzmanlar, trans kadınlar tarafından emzirmeyi tetiklemek için alınan bazı ilaç ve hormonların üretilen süte sızabileceği göz önüne alındığında, sürecin bebekler üzerindeki uzun vadeli etkileri hakkında ne kadar az şey bilindiğinden de endişe duyuyorlar.

Emzirme üzerine yayın yapan International Breastfeeding Journal'a yazan Hollandalı araştırmacılar, trans kadınlar arasında 'emzirmeye' yönelik artan bir talep olduğunu söyledi. Araştırmacılar, Amsterdam'da cinsiyet disforisi (cinsiyet hoşnutsuzluğu) tedavisi gören 37 yaşındaki hastalarının durumunu ayrıntılı olarak anlattılar. Söz konusu trans kadın 13 yıl boyunca karşı cinsiyet hormon tedavisi görmüş ve erkek cinsel organının alınması ve yapay bir neo-vajina oluşturulması anlamına gelen vajinoplasti ameliyatı geçirmişti. Doktorlar, trans hastanın süt vermesine yardımcı olmak için altı ay boyunca ona laktasyonu tetikleyen bir madde olan galaktagog ve hormon reçete etmişti. Ayrıca hasta, vücudunu fiziksel olarak süt çıkarmaya hazırlamak için bir göğüs pompası kullanmıştı. Bu süreç Newman-Goldfarb protokolü olarak biliniyor ve kadın vücudunun hamilelik sırasında geçirdiği değişiklikleri taklit ederek trans kadınları emzirmeye hazırlamayı amaçlıyor.

Trans kadın
Sağlık görevlileri, "emzirmenin" trans kadınların cinsiyet disforisi tedavisi üzerinde bir etkisi olmadığını ifade etmiştir.

Bebek doğduktan sonra, sağlık görevlileri trans kadının “emzirme” konusunda başlangıçta bazı “başarılar” elde ettiğini bildirmişti. Ancak, süt için pompalama sürecini “yorucu” olarak nitelendiren hasta sadece iki hafta sonra süt vermeyi bırakmıştı. Sağlık görevlileri ayrıca bebeğin gelişimsel bir sorun nedeniyle emme sorunları yaşadığını ve trans kadının düşük miktarda süt ürettiğini söyledi.

Trans hasta, sütün en yoğun gelmesi gereken dönemde bile günde sadece 7 ml süt üretebilmişti, bu da bir kadının doğumdan iki hafta sonra ideal olarak üretmesi gereken miktarın yaklaşık yüzde 1'ine denk geliyor. NHS, iki haftalık bebeği olan yeni annelerin 24 saatlik bir süre içinde 500 ila 700 ml arasında süt üretmesi gerektiğini söylüyor.

'Emzirmenin' trans kadınlara cinsiyet disforisi tedavisinde yardımcı olabileceği iddiasına karşın, sağlık görevlileri hastalarında bu durumun böyle olmadığını belirtti. Görevliler: "Hastamız, emzirme indüksiyonunun cinsiyet sorunları üzerinde önemli bir etkisi olmadığını ve yaşadığı cinsiyet disforisinin miktarını da değiştirmediğini bildirdi." diye yazdı.

Tıp literatüründe daha önce kaydedilen vakalarda da, üretilen “süt” miktarının beslenme için yetersiz olduğu benzer sonuçlar görülmüştür. Bununla birlikte, sürecin translar için değerli olduğunu belirten yazarlar olmuştur. Bağımsız uzmanlar ise daha önce bu uygulamaya ilişkin endişelerini dile getirmişlerdir. Bu endişelerden biri, emzirmeyi tetiklemek için kullanılan galaktagogların çocuklar için ne kadar tehlikeli olabileceğidir. Öncelikle bulantı önleyici bir ilaç olarak kullanılan Domperidon, daha düşük yan etki riskine sahip olması nedeniyle bu süreçte en yaygın kullanılan ilaçlardan biridir. Motilium olarak markalanan ilaç, açıkça emzirmeyi tetiklemek için tasarlanmamış olsa da, süt üretimini teşvik eden hormon olan prolaktin seviyelerini yükselterek vücudu süt üretmesi için etkili bir şekilde kandırmaktadır.

Trans kadın
Trans kadınlarda süt üretimine yardımcı olan ilaçlar, bebek üzerindeki potansiyel güvenlik riskleri nedeniyle yasaklanmış veya kullanılmamaları tavsiye edilmiştir.

Bununla birlikte, bu ilacı kullanan kadınların sütünde küçük miktarlarda tespit edildiği için ilaç bebeğin kalp atış hızında sorunlara yol açma potansiyeli taşımaktadır ve son vaka çalışmasındaki sağlık görevlileri de bunu kabul etmiştir. Motilium'un prospektüsü, emziren anneleri potansiyel güvenlik riskleri nedeniyle bebeklerini emzirirken ilacı almamalarının en iyisi olduğu konusunda uyarmaktadır.

Prospektüste: "Anne sütünde küçük miktarlarda tespit edilmiştir. Motilium emzirilen bir bebekte kalbi etkileyen ve istenmeyen yan etkilere neden olabilir. Motilium emzirme sırasında sadece doktorunuz bunun açıkça gerekli olduğunu düşünüyorsa kullanılmalıdır.” ifadeleri kullanılmıştır.

Domperidon’un anne sütüne tam olarak ne kadar geçtiği hala bilinmemektedir. Ancak NHS, genellikle sadece 'küçük bir miktar' olduğunu ve kadınlar tarafından bebeklerde yan etkilere neden olmadan uzun yıllardır kullanıldığını iddia etmektedir. Bununla birlikte NHS, emziren kadınları bu ilacı sadece kısa bir süre için almalarının ve potansiyel bir soruna işaret edebilecek herhangi bir davranış değişikliği için bebeklerini yakından takip etmelerinin en iyisi olduğu konusunda uyarmaktadır.

Söz konusu ilaç, kalp sorunlarına yol açtığı endişesiyle ABD'de tamamen yasaklanmıştır. İngiltere’de ise emzirmek isteyen translarda kullanım için resmi olarak onaylanmamıştır. Ancak, sağlık görevlilerinin süt üretimini artırmak için 'endikasyon dışı' reçete yazmalarına izin verilmektedir, yani ilaç kullanım amacı dışında reçete edilmektedir.

Translarda emzirme uygulamasının bilinen bir diğer riski de trans kadınlara cinsiyet değiştirme sürecinin bir parçası olarak reçete edilen ilaçların üretilen süte sızmasıdır. Bu ilaçlardan biri olan spironolakton, erkeklik hormonu testosteronun çalışmasını durdurmak üzere tasarlanmış bir ilaçtır. Hollandalı sağlık görevlileri, ilacın süte geçme riski olduğunu ve bunun sonucunda yeni doğan erkek çocuklarda cinsel organ gelişimini etkileyebileceğini bildirmektedir. Ayrıca bu potansiyel riskin hastalara bildirilmesi gerektiği de vurgulanmaktadır.

Translarda emzirme konusundaki bir başka endişe de, trans kadın tarafından üretilen 'sütün' besinsel bileşimiyle ilgilidir. Sağlık görevlileri, hastaları tarafından üretilen sütün besin değerini analiz etmediklerini ve bunun genel olarak daha fazla araştırma yapılması gereken bir alan olduğunu söylemektedir. Translar tarafından üretilen sıvıyı analiz eden önceki çalışmalar, uygulamanın nadir olması nedeniyle birkaç münferit vaka ile sınırlıdır, yani genel olarak fazla bir şey bilinmemektedir.