Cinsiyet disforisi tedavileri: Amerika'da hızla artan teşhisler ve Avrupa'da ihtiyatlı yaklaşım

Amerika'da cinsiyet tıbbı hızla cinsiyet disforisi teşhisi dağıtmaya devam ederken, Avrupa'da cinsiyet değiştirme uygulamalarına ilişkin kanıt yetersizliği nedeniyle ihtiyatlı yaklaşıma rağbet artıyor.
24 Kasım, 2023 Hormonlar
Cinsiyet disforisi tedavileri: Amerika'da hızla artan teşhisler ve Avrupa'da ihtiyatlı yaklaşım

 

Erişim tarihi: 09.05.2023

Kaynak: The Economist

 

Cinsiyetlerinden yoğun rahatsızlık duyan cinsiyet disforik (cinsiyetinden hoşnutsuz olan) çocukların ve gençlerin tedavisine ilişkin kanıtları değerlendiren tıp uzmanları, uygulanan cinsiyet değiştirme müdahalelerinin hayatı tamamen değiştirdiğini ve kısırlığa yol açabildiğini tespit etmiştir. Genel olarak Amerika'daki fikir birliği, tıbbi müdahalenin ve cinsiyet değiştirmenin faydalı olduğu ve daha erişilebilir olması gerektiği yönündedir. Avrupa'da ise birçok ülke artık kanıtların yetersiz olduğuna ve bu tür müdahalelere ihtiyatla yaklaşılması gerektiğine ve daha fazla çalışmaya ihtiyaç olduğuna inanmaktadır. Avrupalıların haklı olduğu açıktır.

Amerika'da cinsiyet disforisi teşhisi konulan çocuk ve gençlerin sayısı hızla artmaktadır. Bir tahmine göre 2021 yılında 42.000'in üzerinde yeni teşhis konulmuştur; bu sayı 2017'deki sayının üç katıdır. Amerika'nın anladığı şekliyle cinsiyet değiştirme prosedürü, cinsiyet disforisi yaşayanları ergenlik engelleyici ilaçlara ve ardından karşı cinsiyet hormonlarına götürebilen yönlendirmeleri şart koşmaktadır (bir tahmine göre vakaların %10'unda kızlar için testosteron ve erkekler için östrojen kullanılmaktadır). Bazen de 18 yaşından küçüklerde dahi mastektomi (göğüslerin alındığı transseksüel ameliyatı) yapılmakta ve deri fleplerinden (derinin gevşediği fazla kısımlar) veya bağırsak parçalarından yapay cinsel organlar inşa edilmektedir. Amaç, kişinin vücudunu kendisi hakkında düşündüğü şekle sokmaktır.

Savunucular, disforik çocukların refahı için bu bakımın hayati önem taşıdığını öne sürer ve bunu sağlamamanın transfobik olduğunu ve hastaların kendilerini öldürme riskini taşıdığını iddia eder. Cinsiyet değişimini teşvik eden yaklaşım, Amerikan Pediatri Akademisi ve ülkenin başlıca tıp kuruluşlarının çoğu tarafından desteklenmektedir.

Bu destekçilere karşı İngiltere, Finlandiya, Fransa, Norveç ve İsveç'in tıp sistemleri alarm vererek tedavileri "deneysel" olarak tanımlamış ve doktorları "büyük bir tıbbi dikkatle" ilerlemeye çağırmıştır. Bu tedavilerin zararlarına dair endişeler giderek artmaktadır.

Doktorların 1980'ler ve 1990'larda Hollanda'da geliştirilen orijinal tedavi tasarımında yer alan koruma önlemlerini değiştirmiş olmaları endişe verici bir durumdur. Yirmi yıl önce, disfori dışında psikolojik sorunları olan çocuklar ve gençler tedaviden diskalifiye edilirdi. Günümüzde ise hastaların çoğunluğunu ergenlik çağındaki kızlar oluşturmaktadır. Disforileri nispeten yenidir ve bazıları depresif, endişeli veya otizmlidir. Ancak akıl hastalığı artık tedavi için katı bir engel kabul edilmemektedir. 

Cinsiyet disforisi
Cinsiyet disforisi olan çocuk ve gençler cinsiyet değiştirmeye değil, psikoterapi almaya teşvik edilmelidir.

Peki bu hastalar ilaçlara ve cerrahiye nasıl yanıt verir? Bu belirsizdir. Bunun nedeni, daha geniş ergen kategorilerine müdahaleye yönelik klinik kanıtların belirsiz olmasıdır. İngiltere'de 2020 yılında hazırlanan resmi bir klinik kanıt incelemesi, bu alandaki çalışmaların neredeyse tamamının kalitesiz olduğunu ortaya koymuştur. İsveç'te yapılan bir inceleme de benzer sonuçlara varmıştır. Nadiren bulunan faydalı etkiler küçük olma eğilimindedir. Bu etkilerin kalıcı olup olmadığı ya da ne kadarının ilaçlara, ne kadarının danışmanlığa ya da her ikisine bağlı olduğu konusunda bir sonuca varmak genellikle mümkün değildir. Bazı çalışmalar, yalnız bırakıldıklarında çoğu çocuğun disforik duygularından doğal olarak kurtulacağını öne sürmektedir. Ergenlik engelleyicilerin beyin gelişimi ve kemik yoğunluğunun azalması konusunda yan etkileri olduğu bilinmektedir.

Tıbbi kurumlar tedavi protokollerine koruma önlemleri koymaktadır, ancak bu önlemler çeşitlilik göstermektedir. Ve her durumda uygulayıcılar bunları görmezden gelebilir. Muhbirler, bazı çocuk ve gençlerin üstünkörü bir değerlendirmeden sonra ergenlik engelleyici ilaçlara başlatıldığını söylüyor. Tedavilerinden pişmanlık duyan ve sayıları giderek artan "detranslar" (cinsiyet değiştirmekten pişman olarak esas cinsiyetine dönen kişiler) ise kalıcı yaralar aldıklarını, kısır kaldıklarını, görünüşlerinin geri dönülmez biçimde değiştiğini ve disforilerinin ele alınma şeklinden memnun olmadıklarını söylüyorlar.

Amerika'nın meslek kuruluşları düşük kalitede bilim yapıldığını kabul ediyor, ancak hastaların ruhsal ızdırabını hafifletmekle yükümlü olduklarını söylüyorlar. Geçen yıl Amerikan radyosuna konuşan Sağlık Bakan Yardımcısı ve çocuk doktoru Rachel Levine çok net bir şekilde "Tıp uzmanları arasında cinsiyet değiştirme müdahalelerinin değeri ve önemi konusunda hiçbir tartışma yoktur." dedi. Aksine ciddi tartışmalar var. Fakat sağlık personeli endişelerini dile getirdiğinde, örneğin, genç kızların sosyal bir bulaşa yakalanabileceğini söylediğinde kişisel ve mesleki kınamaya maruz kalıyor ve hatta işini kaybediyor.

Tıp biliminin bu şekilde işlememesi gerekir. Tedavilerin, müdahalenin risk ve faydalarını tartan, iyi araştırılmış kanıtlarla desteklenmesi gerekir. Tedaviler geri döndürülemez olduğunda ve devam edip etmeme kararları savunmasız ergenler ve endişeli ebeveynleri tarafından alındığında sorumluluk daha da ağırlaşmaktadır.

Peki ne yapmalı? Tıbbi müdahaleleri çevreleyen belirsizlikler, bu müdahalelerin tamamen yasaklanması için gerekçe oluşturur. Bu nedenle doğru psikoterapi teşvik edilmeli ve hastaların ergenlik engelleyicilere ve karşı cinsiyet hormonlarına başvurması önlenmelidir.