Birleşik Krallık eski İçişleri Bakanı okullarda yaygınlaşan transgender fenomenine dikkat çekti

Birleşik Krallık eski İçişleri Bakanı, okulları etkisi altına alan trans ideolojisi hakkında konuştu: ‘’Genç nesilleri bir kimlik krizine sürüklüyoruz.’’
Birleşik Krallık eski İçişleri Bakanı okullarda yaygınlaşan transgender fenomenine dikkat çekti


Erişim tarihi: 12.01.2024
Kaynak: spiked-online.com

Birleşik Krallık eski İçişleri Bakanı Suella Braverman'ı takdir etmek gerekiyor. Çünkü The Times'a verdiği bir röportajda, parlamentodaki pek çok meslektaşının söylemeye çekindiği şeyi, yani okulların kendilerini trans olarak gören çocukların taleplerine boyun eğmemesi gerektiğini söyleme cesaretinde bulundu.

Braverman, okulların çocuklara başka bir cinsiyet zamiriyle (İngilizcede “o” zamiri cinsiyet belli eder, trans olduğunu iddia edenler kendilerine karşı cinsiyetin zamirleriyle hitap edilmesini talep edebilir) hitap etmek ya da karşı cinsiyetin okul üniformasını giymelerine izin vermek gibi yasal bir zorunluluk altında olmadığını söyledi. Ayrıca kız tuvaletlerinin ve soyunma odalarının güvenli alanlar olarak özel yasal korumalara sahip olduğuna dikkat çekti.

Braverman'ın trans lobisinin ilerleyişine kamuoyu önünde direnmesi ümitlendirici. Bu da onu az sayıdaki cesur seslerden biri olarak öne çıkarıyor. İşçi Partisi lideri Keir Starmer'ın yaptığı gibi çok sayıda siyasetçi ya trans ideolojisini benimsiyor ya da bu konuda kararsız davranıyor. Örneğin Eğitim Bakanı Nadhim Zahawi, okulların trans çocukları barındırması ve trans olduğunu söyleyen erkek öğrencilerin başkaları tarafından kullanılmadığı zamanlarda kız tuvaletlerini ve soyunma odalarını kullanmalarına izin verilmesi gerektiğini söyledi.

Tüm bunlar şu soruyu akla getiriyor: Radikal toplumsal cinsiyet ideolojisi ilk etapta nasıl bu kadar baskın hale geldi ve nasıl bu kadar hızlı bir şekilde okulları istila etti?

Cevabın bir kısmı translığın daha geniş bir çerçevede normalleştirilmesinde yatıyor. Cinsiyet ideolojisi eskiden kişilerin kim olduklarının bir seçim meselesi olduğunu iddia ederdi. Bugün ise trans aktivistler, “cinsiyet kimliklerinin” doğal olduğunu ve bu kimlikle doğduklarını iddia ediyorlar. Sonuç olarak, çocukların sözde translığı bir karar ya da aşama olmaktan ziyade biyolojik bir gerçek olarak sunuluyor. Bu da okulların “trans çocukların” taleplerine direnmesini zorlaştırıyor. Sonuçta, okullar artık tercih ettikleri cinsiyetleri tanımayı reddettikleri takdirde öğrencilerin gerçek benliklerini inkar etmekle suçlanıyorlar.

Ancak uydurma cinsiyet kimliklerinin normalleştirilmesi, neden giderek daha fazla çocuğun yeni cinsel kimliklere ilgi duyduğunu açıklamıyor. Bunun temel nedeni, cinsiyetsizliğin ve translığın artık kültürel olarak değer görmesi. Bu kimlikler medya tarafından çekici olarak lanse ediliyor.

Transgender
Birleşik Krallık eski İçişleri Bakanı okullarda yaygınlaşan transgender fenomeninin tehlikelerine dikkat çekti

Gerçekten de trans ideolojisinin mimarları, mevcut her türlü mağdur kimliği yağmalayıp dramatik ve cazip bir arketip inşa etti - sözde yanlış bedende sıkışıp kalmış, çok savunmasız ve toplum tarafından yanlış anlaşılmış insanlar klişesi gibi. Bu “cesur” bireyler, benliklerine sadık kalarak, sözüm ona “baskıcı” toplumsal normlarımızın acımasızlığını ve insanların “transfobik” tutumlarını ifşa ediyor. Bu kişiler birer kahraman ve bir davaya sahip direnişçiler olarak lanse ediliyor.

Bakılan her yerde trans ideolojisi kültürel bir ideal olarak değer görüyor. Televizyon programları artık trans karakterleri, trans olmayanlardan ahlaki açıdan üstün olarak sunuyor. Netflix'in Sex Education gibi bir yapımını izleyen herhangi bir genç, karizmatik, ilginç ve cinsiyet ideolojisini benimsemiş karakterlerin, ağırbaşlı, 'modası geçmiş' karakterlerle tezat oluşturduğunu görecektir.

Çoğu yetişkin, trans ideolojinin etkisinin gençlerin geleceğini tehlikeye attığını biliyor. Yine de pek çoğu - özellikle de çocuklarla çalışanlar - endişelerini dile getirmekten çekiniyor. Okullarda, öğretmenler genellikle translığın normalleştirilmesi konusunda suç ortağı olarak okul sisteminde bunun kurumsallaşmasına katkı sağlıyor.

Tahmin edilebileceği üzere, çok sayıda okul yöneticisi Braverman'ın sözlerini eleştirdi. Bir öğretmen Braverman'ı 'aptalca' bir kültür savaşını körüklemekle suçladı. Halbuki çocukları korumanın aptalca bir yanı yoktur.

Dahası, aynı şekilde bu düzene itiraz etmeyi düşünenler, seslerini yükselttikleri takdirde transfobiyle suçlanacaklarını biliyorlar. Bu durum genellikle trans ideolojisi hakkında ciddi bir tartışmanın önünü kesmek için yeterli oluyor. Yakın zamanda 18 yaşında bir kız, trans ideolojisine karşı çıktığı için okulundan kovuldu. Sadece biyolojik cinsiyetin gerçekliğini savunan insanların bu şekilde susturulması, toplum olarak ne kadar büyük bir felaketle karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor.

Braverman gibi mantıklı insanların, trans ideolojisinin çocukların iyiliği için bariz bir tehlike oluşturduğunu kabul ettiklerine dair yaptıklarını görüyoruz. Ancak onların da desteğe ihtiyaçları var. Daha fazla yetişkinin ayağa kalkmasının zamanı geldi.