Avustralya'da toplumsal cinsiyet ideolojisinin vahim durumu

Toplumsal cinsiyet ideolojisi uğruna reşit olmayan çocukların cinsiyet değişimine yönlendirildiği Avustralya'da trans eleştirel sesler yükselmeye başlıyor.
Avustralya'da toplumsal cinsiyet ideolojisinin vahim durumu


Kaynak: pitt.substack.com
Erişim Tarihi: 03.04.2023

Avustralya'da toplumsal cinsiyet ideolojisi açısından durum vahim. Yakın zamana kadar neredeyse hiç tartışma ya da kamuoyu muhalefeti olmadı. "Trans çocuklar" söylemi medya, okullar, hükümetler ve kuruluşlar tarafından sorgusuz bir şekilde kutlandı. Avustralya'yı (ve Yeni Zelanda'yı) sık sık üzülerek "güney yarımkürenin Kanada'sı" olarak düşünüyorum. Cinsiyet ideolojisinin gençler üzerindeki etkilerine dair trajik ve rahatsız edici hikayeler ortaya çıkmaya başladı. 

Ana akım basındaki tek anlamlı muhalefet, bir cinsiyet klinisyeninin şikayeti üzerine Avustralya'nın ideoloji tarafından ele geçirilmiş basın düzenleme kurumu Avustralya Basın Konseyi'ne yaptığı şikayetle kanatları kırılan cesur gazeteci Bernard Lane'den gelmişti. Lane çoğunlukla blog sitelerine çekildi (diğer iyi gazetecilerin çoğuyla birlikte) ve burada cinsiyet klinikleri konusunda mükemmel gazetecilik yapmaya devam ediyor. 

Bernard Lane'in peşine düşen cinsiyet klinisyeni, Victoria eyaletindeki Melbourne Kraliyet Çocuk Hastanesi'nde (RCH) cinsiyet değişiminit teşvik edici pediatrik cinsiyet servisinin direktörüydü. Bu klinik, Emeritus Psikoloji Profesörü Dr. Di Kenney tarafından alaycı ve doğru bir şekilde "cinsiyet disforisinin (cinsiyet hoşnutsuzluğunun) süper yayıcısı" olarak tanımlanır. Dr. Kenney'in, Victoria ve Batı Avustralya gibi daha "transseksüel dostu" eyaletlerde cinsiyet disforisi vakalarının yoğunlaştığını gösteren (ve sosyal bulaşmanın tipik bir örneği olan) rakamları oldukça düşündürücüdür.

Özellikle bu klinik ve genel olarak reşit olmayanların translığa sosyal, tıbbi ve cerrahi olarak teşvik edilmesi, Avustralya'nın vergi mükellefleri tarafından finanse edilen kamu yayıncısı ABC tarafından düzenli olarak eleştirel düşünceyi barındırmayan bir şekilde sergileniyor. Bu durum, kuruluşun "doğru, tarafsız ve çeşitli bakış açıları sunan habercilik yapmak gibi yasal bir görevi" olmasına rağmen gerçekleşiyor. ABC ayrıca bu konuda ihtiyatlı olunmasını tavsiye eden uluslararası gelişmeleri de görmezden geliyor. Avustralya halkının çok yüksek düzeyde güvendiği ABC, bu özel konuda bu güveni suistimal etmekten hiç çekinmiyor gibi görünüyor.

ABC ayrıca, RCH cinsiyet kliniği direktörünün Bernard Lane'e yönelik şikayetine, hizmetle ilgili belgeselinde eleştirel olmayan bir platform oldu ve Bernard'ın "konuyla ilgili yorulmak bilmeyen kampanyasını" eleştirirken, "trans çocuklar" anlatısını ve onlar üzerinde uygulanan deneysel tıbbi müdahaleleri teşvik etmek için kendi yorulmak bilmeyen kampanyalarından bahsetmeyi ihmal etti.

Ayrıntılı olarak belgelendiği üzere, ideoloji okulların derinliklerine kadar nüfuz etmiş durumda. Queensland'deki bir okulda, bir grup kız kendilerini kedigiller olarak tanımlamaya başladı.

Bebekler ve küçük çocuklar bile güvende değil. Yakın zamanda Avustralya'nın büyük şehirlerinden birinde radyoda yayınlanan bir haberde, çocuk bakım merkezlerinde "Trans Görünürlük Günü"nün teşvik edildiği ve ebeveynlerin endişelerinin, merkezlerin "kapsayıcı" olduğu güvencesiyle bir kenara itildiği belirtiliyordu.

Bu ideoloji üniversitelere de yerleşmiş halde.  Melbourne Üniversitesi'nde feminist bir akademisyen olan Dr. Holly Lawford-Smith, cinsiyet ideolojisinin bir sonucu olarak kadınların cinsiyete dayalı haklarının erozyona uğradığını söylediği için hem meslektaşları hem de öğrenciler tarafından taciz edildi, kötülendi ve kınandı.

Ve gerçekten de Birleşik Krallık'ta böylesine şiddetli tartışmaların kaynağı olan cinsiyet ideolojisi, kamuoyunda neredeyse hiç sorgulanmadan birçok düzenlemeyle yargı alanında uygulanmaya başlandı. Ayrıca, “2013 yılında, 1984 tarihli cinsiyet ayrımcılığı yasasından "kadın"ın "dişi" olarak biyolojik tanımı çıkarıldı ve "cinsiyet değişiklikleri" için geniş korumalar eklendi. Sonuç olarak, kadınların cinsiyete dayalı haklarını korumak için çıkarılan bu yasa artık "[erkek] kadınlar" ile "[kadın] kadınlar" arasında ayrım yapamıyor ve bu nedenle artık amaçlanan işlevini yerine getiremiyor”.

Bazı yargı bölgeleri (Queensland, Avustralya Başkent Bölgesi ve Victoria) cinsiyet ideolojisini kapsayan yasaları kabul etti ve diğerleri de kabul etmeyi değerlendiriyor. Victoria'daki yasa dünyanın en katı yasalarından biri olarak tanımlanıyor. Bu yasa, ebeveynler ve çocukları arasında ya da arkadaşlar arasında cinsiyet ile ilgili konuşmaları bile suç olarak lanse etmek için kullanılabilir. Yasa 200.000 dolara kadar para cezası ve 10 yıla kadar hapis cezası öngörüyor.  

Doktorlar, avukatlar ve diğerlerinden gelen çok sayıda endişe ifadesine rağmen, yasa kamuoyuna danışılmadan ve herhangi bir değişiklik yapılmadan kabul edildi. Tartışmalar sırasında parlamentoda alaycı sesler yükseldi ve endişelerini dile getirenler bir hükümet bakanı tarafından "pislikler" olarak nitelendirildi.  

Toplumsal cinsiyet ideolojisine karşı çıkanlar alay ve nefretle karşılaşmaya devam ediyor.

Tasarı, aile içi şiddet yasasını amacından saptırarak bir kişinin beyan ettiği "cinsiyetini" kabul etmemeyi aile içi şiddet kapsamına aldı. Yasa reşit olmayanlar için geçerli olduğundan, cinsiyet sorgulaması yapan en küçük çocuğu bile nazikçe cinsiyetine döndüren bir ebeveynin aile içi şiddetle suçlanabileceğini düşündüğünüzde sonuçların ne derece vahim olduğu açıktır. Victoria'daki ebeveynler sıkıntılı, kafası karışık çocuklarıyla cinsiyet meselelerini tartışmaktan bile korktuklarını söylüyorlar. Çocuğun ya da bir arkadaşının veya öğretmeninin İnsan Hakları Komisyonu'na, çocuk koruma hizmetlerine ve hatta polise şikayette bulunabileceğinden korkuyorlar.

Avustralya'daki hükümetler, cinsiyet ideolojisini ve cinsiyet sıkıntısının tıbbileştirilmesini destekleyen kuruluşlara milyonlarca dolar fon sağlıyor. Örneğin ACON, hem 2020 hem de 2021 mali yıllarında New South Wales eyalet hükümetinden 12 milyon doların üzerinde fon aldı. Bu fonla tıbbi müdahaleleri küçük yaştakiler için de teşvik etmeye adanmış bir web sitesi olan Transhub'ı yönetiyorlar. Giderek daha da tartışmalı hale gelen ergenlik engelleyiciler hakkında yanıltıcı bilgilere yer veren site, bunları "genç trans bireyler için hormonal tedavi setinin etkili ve güvenli bir parçası" olarak çarpık bir tanımla duyuruyor.

Adından da anlaşılacağı üzere, trans ideolojisini doğrudan reşit olmayanlara tanıtan Minus18 (18 Altı) hem eyalet hem de yerel yönetimlerden hibe alıyor. Tehlikeli "destekleyici olmayan aile" söylemini öne süren bu kuruluşun sitesinde, reşit olmayanlara siteye girdiklerini ebeveynlerinden nasıl gizleyeceklerini açıklayan bir sayfa var.

Daha da devam edebilirim ama siz meseleyi anladınız.

Elbette, Avustralya'daki ideolojik istilaya rağmen, değişim yaratmaya çalışan pek çok cesur ve ilkeli insan var. Cinsiyet ideolojisinin yol açtığı zararları vurgulamak üzere çeşitli gruplar oluşturuldu.

Bir dizi başarılı ve kıdemli Avustralyalı klinisyen harekete geçerek Kanıta Dayalı Cinsiyet Tıbbı Derneği'ne (SEGM) katıldı, dergi makaleleri ve gazetecilik yorumları yazdı ve reşit olmayanlar için teşvik modelini sorgulayan kaynakları toplayıp dağıttı. Dünyaca ünlü Avustralyalı otizm uzmanı Tony Attwood, otizmli olup da cinsiyet disforisi yaşayan gençlerin oranının çok yüksek olmasıyla ilgili endişelerini dile getirdi ve cinsiyet değiştirmenin bu gençlerin karmaşık sorunlarına çare olmayacağı uyarısında bulundu. Avustralyalı psikolog, otizm uzmanı ve çok satan yazar Tania Marshall, konuyla ilgili bir kitaba hazırlanmak üzere Avustralyalı sağlık çalışanlarından cinsiyet ideolojisinin çocuklarla yaptıkları çalışmalar üzerindeki etkisine dair tanıklıklar topluyor. Marshall konuyla ilgili rahatsız edici okumalar gerçekleştiriyor.

Klinisyenler, avukatlar ve diğerleri, bu hayati konuları tartışmak üzere yayınlar üretmek ve toplantılar düzenlemek için işbirliği yapmaya başladı. 2021 yılında, Avustralya ve Yeni Zelanda Kraliyet Psikiyatristler Koleji, cinsiyet disforisine ilişkin yeni bir pozisyon bildirisi yayınladı ve sorunların karmaşıklığını ve kapsamlı değerlendirmelere duyulan ihtiyacı kabul etti. Trans aktivistlerin bu durumdan hiç memnun olmadığını söylemeye gerek bile yok.

Yine 2021 yılında, Sidney'deki Westmead Hastanesi pediatrik cinsiyet servisindeki klinisyenler, servise başvuran çocuklarda yüksek düzeyde komorbidite (başka hastalıkların eş zamanlı bulunması), travma ve aile işlev bozukluğu ve gençler ile ailelerin acil tıbbi müdahaleler alma konusunda gerçekçi olmayan beklentilere sahip oldukları ve her türlü uygun değerlendirmeye direnç gösterdikleri yönündeki endişelerini açıkça ortaya koydukları bir makale yayınladı. Kendini cinsiyet klinisyenlerinin "zirve organı" olarak tanımlayan Auspath bu durumdan memnun kalmadı ve yanıltıcı bir kamu açıklamasıyla klinisyenlere makaleyi görmezden gelerek eleştirel fikirlere kapılarını kapatmalarını açıkça tavsiye etti (ancak bu tutum için tatmin edici bir gerekçe de sunmadı).

Birkaç cesur kadın siyasetçi seslerini yükseltiyor. Diğer gazeteciler de bu konuyu tartışmaya açmaya başladılar. Sky News bu konuda bazı yayınlar yaptı ancak siyasi kutuplaşmanın ileri seviyede olduğu bir ortamda bu yayınlar kolaylıkla "sağcı yobazlar" olarak etiketleniyor. Bernard Lane dışındaki gazetecilerden de, özellikle son bir yıl içinde olmak üzere, zaman zaman oldukça makul makaleler geldi.

Katherine Deves'in 21 Mayıs 2022'de yapılması planlanan federal seçimlerde Warringah'tan Parlamento'ya adaylığını koymasının bir sonucu olarak son haftalarda trans meselelerine ilişkin kamuoyu tartışmaları gerçekten arttı. Bir avukat olan Deves, kadınların cinsiyete dayalı hakları  için (özellikle spor alanında) kampanya yürütüyor ve ayrıca reşit olmayanlara tıbbi cinsiyet değiştirme müdahaleleri uygulanmasına karşı çıkıyor. Kellie-Jay Keen ile yaptığı bir röportajda Avustralya'da cinsiyetle ilgili pek çok konunun mükemmel bir özetini sunuyor.  

Deves, yaşadığı sıkıntılar nedeniyle ölüm tehditleri almış ve bunun sonucunda küçük çocuklarıyla evlerinden taşımak zorunda kalmış. Konuyla ilgili haberde Deves'in sosyal medyada çocukların tıbbileştirilmesi ile ilgili yaptığı yorumların "transfobik" olarak nitelendirilerek karalanması, ancak çok ciddi bir kadın düşmanlığını kınamaması dikkat çekici. Deves, kadın haklarını savunduğu için ölümle tehdit edilmiş. Aynı doğrultuda, ABC Deves'e karşı 7 dakikalık bir tirad başlatarak, ölüm tehditleri hakkında medyaya şikayette bulunmaya cesaret ettiği için Deves'in "mağdur edebiyatı yaptığını" belirtmiş. Ayrıca otizm ve cinsiyet disforisi arasında bir bağlantı olduğu yönündeki önerisinin "çılgınca bir şey" olduğu yorumunda bulunmuş. Bu bağlantı aslında iyi bir şekilde belgelenmiştir ve söz konusu gazeteciler gerçekten araştırma yapma zahmetine girmiş olsalardı bu belgelerden haberdar olabilirlerdi. Gazeteci olduğunu iddia eden bu kimselerin araştırmak için otuz saniyelik bir Google araması zahmetine girmemelerini açıklamak ise mümkün değil.

Cinsiyet değiştirme
Avukat Katherine Deves, reşit olmayan çocuklara cinsiyet değiştirme müdahaleleri yapılmasını eleştirdiği için transfobil ile suçlanmış, tehditler almıştı.

Neredeyse komik bir absürdlükle, Warringah vekili koltuğunda oturan kişi Olimpiyat madalyalı bir kadın. Bununla birlikte, kadın sporlarında erkeklerin yarışmasıyla ilgili sorunları kavrayamıyor gibi görünüyor ve muhtemelen üstün görünmek ve koltuğunu korumak amacıyla Kath Deves'e karşı başlatılan saldırıya katılmaktan oldukça mutlu.

Kath Deves'in kampanyasıyla ilgili medyada yer alan haberlerin çoğu önyargılı ve yanlıştı, ancak bu konudaki tanıtımın artması bazı heyecan verici gelişmeler doğurdu.

İlk olarak, trans ideolojisinden zarar görmüş bir çocuğun ebeveyni Sydney'in popüler bir radyo kanalında bir röportaja katıldı. Jude'a kızının trajik hikayesini anlatması ve uğradığı tıbbi istismarı ifşa etmesi için 10 dakika süre tanındı. Bu küçük bir şey gibi görünebilir ama Avustralya için çok büyük bir olaydır. Lütfen onun hikayesini dinleyin ve cesaretini, sadakatini ve geleneksel anne sevgisini selamlayın. O, bu duruma karşı mücadele eden tüm ebeveynler, aileler ve arkadaşlar için gerçek bir ilham kaynağıdır. Jude'un radyo röportajında anlatılan hikayesi Daily Mail Avustralya baskısında da yer aldı.

İkinci olarak, Avustralyalı bir çocuk doktoru olan Dr. Dylan Wilson tarafından Substack'te reşit olmayanlara yönelik "cinsiyet değiştirmeyi teşvik eden tıbbi müdahaleler" konusunda sert bir eleştiri yayınlandı. Açıklama, Avustralyalı doktorlara açık bir mektup olarak sunuldu ve çocukların "cinsiyetlerinin kabul edilmesi" konusundaki gerçekleri kesin bir dille ve ayrıntılı olarak açıkladı. Mektup oldukça uzun, ancak birkaç önemli alıntıya burada yer vereceğiz:

"....yerel çocuk hastanemde ve ülke çapındaki diğer hastanelerde asla bir çocuğu sevk etmeyeceğim bir servis var. Bu hizmetin çocuklar için uygun olmadığına ve aktif olarak zarar verdiğine inanıyorum ve bu açık mektup, sizi bu sevk yolundaki rolünüzü düşünmeye teşvik etmek için size ulaşma yolumdur. Yerel çocuk hastanemdeki pediatrik cinsiyet servisinden bahsediyorum.

 

Bayan Deves'in çocukların ameliyatla sakat bırakılması ve kısırlaştırılması hakkında tweet atmasının basit bir nedeni var. Çünkü gerçek. Çocuklar ameliyatla sakat bırakılıyor ve kısırlaştırılıyor. Dünyanın dört bir yanında, vücutlarından duydukları hoşnutsuzluk nedeniyle çift  mastektomi yaptıran 13 yaşında kızlar var.

 

Eğer bir çocuğun vücudu Tanner evre 2'de tutulmuşsa (cinsiyet fiziksel özelliklerinin gelişmeye başladığı evre; erkeklerde kıllanma, sesin kalınlaşması ve kızlarda göğüslerin büyümesi gibi), bu çocuk nasıl doğurganlık geliştirebilir? Basit cevap, hiçbir şekilde. Hepimiz sperm ve yumurtalarımızın tam olarak gelişmesi için ergenliğin ilerleyen aşamalarına ihtiyaç duyarız. Bu çocuklar tıbbi yollarla kısırlaştırıldılar. Çocuk hastanelerimizdeki doktorlar tarafından kısırlaştırıldılar. Çocuk hastanelerindeki doktorlar eliyle tıbbi yollarla cinsel açıdan işlevsiz yetişkinler haline getirildiler.

[Gazeteci Bernard Lane'in belirttiği gibi, Avustralya'daki medya güruhunun bunu reddetmesine rağmen, Avustralya'da reşit olmayanların mastektomi (sağlıklı memelerin alındığı transseksüel ameliyatı) yaptırdığı belgelenmiştir].

Bir çocuk pediatrik endokrinoloğun kliniğine ilk ergenlik engelleyici enjeksiyonu için girdiğinde sıfır endokrin hastalığına sahiptir. Ancak pediatrik cinsiyet endokrinoloğu anormal hormon seviyelerini tetiklemiş halde klinikten ayrılırlar. Hastalığa neden oluyorlar. Bilerek. Yan etki olarak değil, iyatrojenik değil, kasıtlı olarak.

 

Başka hangi durumda bu kabul edilebilir bir şeydir? Endokrinoloji alanında, benzer başka bir durum hayal edebiliyor musunuz? Eğer herhangi bir endokrinolog bir hastanın tiroksin (tiroid) seviyesini normal aralığın dışında kasıtlı olarak yükseltse veya baskılasa, disiplin cezasına çarptırılırdı. Ancak pediatrik cinsiyet endokrinologlarının bunu gonadotropinler (ergenlik engelleyici) ve karşı cinsiyet hormonları ile yapmaları kabul edilebilir görülüyor. Neden?

 

Hiçbir çocuk, üçüncü basamak bir çocuk hastanesi tarafından yönetilen ve ideolojiyi eleştirel düşüncenin ve kanıtların üzerinde tutan bir klinikte “tedavi edilmemelidir”. Hiçbir çocuk, aslında çocukları kısırlaştırdıklarını açıkça kabul etme cesaretini gösteremeyen bir klinikte “tedavi edilmemelidir”. Hiçbir çocuk, tedavilerini, sayılarını ya da istatistiklerini açıklamayan bir klinikte “tedavi edilmemelidir”. Hiçbir çocuk bir sıkıntıya çare üretmek bir yana başka sıkıntılar yaratan sözde “tedavilere” maruz bırakılmamalıdır. Bir çocuğu yerel çocuk hastanesi pediatrik cinsiyet kliniğine sevk ederseniz, o çocuğa ergenlik engelleyicileri verilme olasılığı nedir? Onları durdurmama olasılıkları nedir? Yerel kliniğime sordum ama bana söylemediler.

 

Tıbbi bir skandalın ortasındayız. Bunlar burnumuzun dibinde oluyor.

 

Seçimler nedeniyle "çocukları siyasallaştırdığım" yönünde eleştirilere maruz kalmam muhtemel. Ancak Avustralya'da bu konuşmayı ne zaman yapacağız? Çocuklara yaptıklarımızın gerçekliğiyle ne zaman yüzleşeceğiz ve bunu kabul edeceğiz? Şimdi değilse ne zaman? Bu çocukların önemli bir kısmı kendilerine verilen hayata dönüp baktığında ve bunun neden olduğunu sorduğunda mı? Çok geç olacak. Bazıları için şimdiden çok geç. Şu anda Avustralya'da, aramızda ömür boyu tıbbileşmeye kendini adamış çocuklar, gençler ve yetişkinler var. Daha fazla olmadığından emin olmak istiyorum.

 

Primum non nocere. Önce zarar verme."

Lütfen bu mektubu okuyun ve kendi ülkenizde paylaşın. Bu ideolojiyle mücadele eden bizler, sesimizi duyurmanın risklerini biliyoruz. Bu cesur adamdan daha çok şey duyacağız gibi görünüyor; özellikle de onu destekleyen bir kitle olduğu gösterilebilirse.

Bu mektubu tanıdığınız tüm doktorlara gönderin, gerekirse anonim olarak. Bu hâlâ boşluklu bir alan ve birçok (belki de çoğu) doktorun neler olup bittiği hakkında hiçbir fikri yok. Doktorlar meslektaşlarına güvenirler ve güvenmelidirler, zira tıbbi bilgi ve uygulamalar artık hiçbir doktorun küçük bir kısmından fazlasına aşina olamayacağı kadar geniş bir alana yayılmış durumdadır. Dünyanın dört bir yanındaki doktorların, uygunsuz bir şekilde adlandırılan "cinsiyet değiştirme tıbbı" hakkındaki gerçeği bilmeleri gerekmektedir.

Bunu okuyan doktorlar ve sağlık çalışanları, lütfen harekete geçin. Bu bilgilerin doğru olduğunu biliyorsunuz. Bu cesur adamdan ilham alın. Risk var. Ama lütfen başlayın. Eğer güvenli bir şekilde başka bir şey yapamıyorsanız, bu mektubu güvendiğiniz bir meslektaşınıza sessizce gösterin. Haber yayılacaktır. Bir yerden başlaması gerekiyor ve dünya genelinde gidişat değişiyor. Tüm bunlar sizin için yeniyse ve inanmakta zorlanıyorsanız içerikleri okuyun. Bağlantıları takip edin ve çalışmaları okuyun. Hepsi orada.

Tüm Avustralyalılar, buna bir son vermenin vakti geldi. Örnekleri takip edin ve bu konuda kamuya açık ve sağlam bir tartışma başlatın. ABC'den, politikacılardan ve okullardan işlerini yapmalarını ve Avustralya'daki gençlerin zarar görmesini kolaylaştırmaktan vazgeçmelerini talep edin. Tartışmayı susturmaya çalışan tehditkar zorbaların hesap vermesini talep edin.

Bu zavallı "tıbbi bakım" yalanına bir son verin.