Amerika’da yapılan bir ankete göre çoğu seçmen okullarda başlatılan cinsiyet değiştirme sürecinden ebeveynlerin haberdar edilmesini destekliyor

1.000 kayıtlı seçmen arasında gerçekleştirilen ulusal anketin sonuçlarına göre, seçmenlerin çoğunluğu çocuklarının cinsiyet, isim veya kişisel zamirlerini değiştirmek istemesi durumunda okulların ebeveynleri uyarması gerektiğinini söylüyor.
Amerika’da yapılan bir ankete göre çoğu seçmen okullarda başlatılan cinsiyet değiştirme sürecinden ebeveynlerin haberdar edilmesini destekliyor


Kaynak: dailysignal.com
Erişim tarihi: 21.03.2024

Yeni bir ankete göre, her 10 seçmenden yaklaşık 6'sı, çocuklarının cinsiyet, isim veya kişisel zamirlerini değiştirmek istemesi durumunda okulların ebeveynleri uyarması gerektiğini ve yaklaşık 10 seçmenden 7'si de okul yöneticilerinin, onaylamadıkları takdirde ebeveynlerin isteklerine saygı göstermesi gerektiğini söylüyor. (İngilizcede “o” zamiri cinsiyet belli eder. Cinsiyet değiştirmek isteyen çocuklar kendilerinden söz edilirken karşı cinsiyetin zamirlerinin kullanılmasını talep eder.)

Kamuoyu araştırmacısı Scott Rasmussen'in 1.000 kayıtlı seçmen arasında gerçekleştirdiği ulusal ankete katılan seçmenlerin sırasıyla %64 ve %68'i, okul sistemleri transseksüel politikaları söz konusu olduğunda ebeveyn haklarına bu şekilde baktıklarını ifade etti. Ankete katılanlar, %61'e karşılık %23'lük bir farkla, sigorta şirketlerinin cinsiyet değiştirme sürecindeki deneysel ameliyatları ve hormon tedavilerini karşılamasına da karşı olduklarını belirtmişlerdir.  

Bir çocuk hakları kuruluşu olan Them Before Us'ın kurucusu ve başkanı Katy Faust, The Daily Signal haber sitesine verdiği röportajda: "İstatistiksel olarak ebeveynler çocuklarla en bağlantılı olan, onlara yatırım yapan ve onları koruyan kişilerdir. Çocukların uzun vadeli refahı ve gelişmesiyle en fazla ilgilenen yetişkinler onlardır.” dedi. Faust: “Danışmanlar değil. Öğretmenler değil. Doktorlar değil. İşler ters gittiğinde parçaları toplamak zorunda olanlar ebeveynlerdir.” diye ekledi.

Rasmussen anketinin sonuçları ise demokratların bu konuda ikiye ayrıldığını gösteriyor. Ankete katılanların %39'u sigorta şirketlerinin kimse için sözde cinsiyet onaylayıcı bakım adı altında cinsiyet değiştirme uygulamalarını karşılamak zorunda olmaması gerektiğini söylerken, yüzde 38’i karşılaması gerektiğini söylüyor. 

Buna karşılık, cumhuriyetçi seçmenler %82'ye %11'lik bir farkla sigortacıların bu tür bakım hizmetlerini karşılamasının zorunlu olmaması gerektiğini söylüyor. Anket sonuçlarına göre seçmenlerin toplam %16'sı "emin olmadıklarını" belirtiyor. Sigorta şirketlerinin reşit olmayanlar için cinsiyet değiştirme prosedürlerini karşılaması gerekip gerekmediği sorulduğunda ise ankete katılan seçmenlerin %69'u karşılamaması gerektiğini söylüyor. 

Amerika’da yapılan bir ankete göre çoğu seçmen okullarda başlatılan cinsiyet değiştirme sürecinden ebeveynlerin haberdar edilmesini destekliyor.

Faust, The Daily Signal’e verdiği demeçte: "Elbette Amerikalıların çoğunluğu, sonuçta önemli bir tıbbi risk doğuran, ömür boyu zararları görülen ve çocuklar için geri dönüşü olmayan hasar içerebilecek kararlardan bahsederken, bu kararların ebeveynlerden geçmesi gerektiğini biliyor" dedi. 

Anket katılımcılarının %62'si, işverenlerin, hormon tedavisi, kimyasal hadım etme veya vücut bütünlüğünü bozan diğer ameliyatlar gibi deneysel cinsiyet değiştirme uygulamalarını kapsayan sigorta için ödeme yapmasının, işverenin dini inançlarını ihlal edecekse, zorunlu olmaması gerektiğini söyledi.

Trans kadın olduğunu iddia eden erkeklerin, cinsel saldırı veya aile içi şiddet mağduru kadınlarla aynı alanı paylaşmasına izin verilip verilmemesi gerektiği sorulduğunda ise %63’lük bir kısım hayır cevabını verdi. Seçmenlerin %17'si bu ortak alana izin verilmesi gerektiğini söylerken, %19'u "emin değilim" dedi.

Rasmussen'in anketi ayrıca katılımcıların %56'sının, trans kadın olduğunu iddia eden erkeklerin cinsel saldırı ve aile içi şiddet mağdurları için tasarlanmış kadın sığınma evlerini kullanmalarına izin verildiğinde, bunun kadınlar için daha fazla risk ve travma yarattığını söylediğini ortaya koydu.

Heritage Vakfı'nda kıdemli hukukçu olan Sarah Parshall Perry, The Daily Signal'e verdiği demeçte: "Rasmussen anketinin sonuçları cesaret verici ve hükümetin toplumsal cinsiyet çılgınlığını sınıflara, hastanelere ve aile içi şiddet sığınma evleri gibi devlet yardımlarına sokma girişimine yönelik artan şüpheciliğin bir göstergesi olsa da, daha iyi rakamlara ve daha fazla şüpheciliğe ihtiyacımız var" dedi.

Perry ekledi: “Daha fazla cesarete, daha fazla sağduyuya, biyolojinin her hücremize değişmez bir şekilde bağlı olduğu ve cinsiyetin 'atanmış' değil tanınması gereken bir gerçeklik olduğu konusunda da daha fazla kararlılığa ihtiyacımız var. Gerçek gerçektir, başkasına nasıl hissettirdiği önemli değildir. Amerikalılar ayağa kalkmalı ve cinsiyet söz konusu olduğunda kralın çıplak olduğunu kesin olarak ilan etmelidir.”

Deneyimli bir anketçi olan Rasmussen, RMG Research Inc. adlı kamuoyu araştırma şirketinin başkanıdır. Rasmussen'e göre bu anketin hata payı artı veya eksi yüzde 3,1 puandır.